Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra, resullerimizi art arda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk!
Süleyman Ateşen ayrışan
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation its messenger, they denied him, so We made them follow one another [to destruction], and We made them narrations. So away with a people who do not believe
Fransızca
Ensuite, Nous envoyâmes successivement Nos messagers. Chaque fois qu'un messager se présentait à sa communauté, ils le traitaient de menteur. Et Nous les fîmes succéder les unes aux autres [dans la destruction], et Nous en fîmes des thèmes de récits légendaires. Que disparaissent à jamais les gens qui ne croient pas
İspanyolca
Envié a Mis Mensajeros unos tras otros. Cada comunidad a la que le llegaba su Mensajero, lo desmentía. Así que las destruí una tras otra e hice que se convirtieran en ejemplos. ¡Que sean destruidos los pueblos que se niegan a creer
Rusça
Потом Мы отправляли одного за другим Наших посланников. Каждый раз, когда к какому-либо народу приходил посланник, они нарекали его лжецом. Мы отправляли их одних за другими на погибель и сделали их предметом сказаний. Да сгинут люди неверующие
Endonezce
Kemudian, Kami utus rasul-rasul Kami berturut-turut. Setiap kali seorang rasul datang kepada suatu umat, mereka mendustakannya, maka Kami silihgantikan sebagian mereka dengan sebagian yang lain (dalam kebinasaan). Dan Kami jadikan mereka bahan cerita (bagi manusia). Maka binasalah kaum yang tidak beriman
Bengalce
এরপর আমি একাদিক্রমে আমার রসূল প্রেরণ করেছি। যখনই কোন উম্মতের কাছে তাঁর রসূল আগমন করেছেন, তখনই তারা তাঁকে মিথ্যাবাদী বলেছে। অতঃপর আমি তাদের একের পর এক ধ্বংস করেছি এবং তাদেরকে কাহিনীর বিষয়ে পরিণত করেছি। সুতরাং ধ্বংস হোক অবিশ্বাসীরা।
Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ümmete kendilerine gönderilen peygamberi geldikçe onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik de helak edilmiş olan bu ümmetlerden geriye, Rablerinden peygamberlerinin getirdiklerine iman etmeyen bir toplumun helak edildiğine dair insanların konuştuğu (ibretlik) olaylardan başka bir şey kalmadı.
42- Sonra onların ardından başka nesiller var ettik. 43- Hiçbir ümmet ne ecelinin önüne geçebilir, ne de geri kalabilirler. 44- Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberi geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca helak ettik ve hepsini (ibretlik) birer hikaye yaptık. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, iman etmeyen kavim!
42-43. Yani bu inatçı ve yalanlayıcılardan sonra başka nesiller var ettik. Her bir ümmetin belli bir süresi, sınırlandırılmış bir vadesi vardır. Ne ondan öne geçebilir, ne de ondan geriye kalabilirler.
44. Biz, bu ümmetlere iman ederler, doğru yola dönerler diye ardı arkasına peygamberler gönderdik. Fakat isyankâr ümmetlerin tutturageldikleri yol, küfür ve yalanlamak oldu. Azgın ve kâfir ümmetlerden her birisine peygamberleri geldiği her seferinde onu yalanladılar. Oysa her bir peygamber insanların benzeri ile karşılaşmaları halinde iman etmelerine yeterli gelecek türden pek çok âyet ve mucizeleri beraberinde getirmiştir. Hatta sadece peygamberlerin daveti ve şeriati bile onların getirdiklerinin hak olduklarının delilidir. “Biz de onları birbiri ardınca helak ettik.” Geriye onlardan hiçbir şey kalmadı. Onlardan sonra meskenleri ıssız kaldı. “hepsini (ibretlik) birer hikaye yaptık.” Onlardan sonra gelenler, onlardan söz edip durur ve onlar, muttakiler için ibret vesilesi, yalanlayanlar için de uyarı ve ibret olurlar. Bu onlar için de azaplarının üstüne başka bir rüsvaylıktır. “Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun iman etmeyen kavim!” Ne bedbahttır böyle bir kavim! Yazıklar olsun onlara! Onlar ne kadar büyük bir hüsran içindedirler!
zun bir süre önce şu anda ismini hatırlayamadığım bir ilim adamının şu açıklamalarını görmüştüm: Mûsâ’dan ve Tevrat’ın indirilişinden sonra Yüce Allah, ümmetlere azabı, yani toptan helak etme azabını kaldırmış, yalanlayan ve inat edenlere karşı cihad emrini teşrî buyurmuştur. Ben, bu ilim adamının bu görüşü nereden çıkardığını bilmiyordum. Ne zaman ki buradaki âyet-i kerimelerle birlikte Kasas suresindeki âyetleri bir arada düşününce bu görüşün nereden alındığını anlamış oldum. Önce bu âyet-i kerimeleri ele alacak olursak Yüce Allah, önce ardı arkasına helâk edilen ümmetleri söz konusu etmiş sonra Mûsâ’yı gönderdiğini ve ona insanlar için hidâyet içeren Tevrat’ı indirdiğini haber vermiştir. Firavun’un helâk edilmiş olması, bu görüşü reddetmek için yeterli değildir. Çünkü Firavun’un helâki, Tevrat’ın indirilişinden öncedir. Kasas Sûresi’ndeki âyet-i kerimelere gelince onlari bu hususta gerçekten açık ifadeler taşımaktadırlar. Çünkü Firavun’un helâk edilmesinden sonra Allah’ın şöyle buyurduğunu görüyoruz:“Andolsun önceki nesilleri helâk ettikten sonra Mûsâ’ya Kitab’ı insanlara basiretler, hidâyet ve rahmet olmak üzere verdik. Olur ki öğüt alırlar.”(el-Kasas, 28/43) İşte bu buyruk, Allah’ın Mûsâ’ya Kitabı azgın ümmetleri helâk ettikten sonra indirdiğine dair açık ifadeler taşımaktadır. Bu buyrukta Tevrat’ı insanlar için basiretler, hidâyet ve rahmet olmak üzere indirdiğini haber vermektedir. Yunus Sûresi’ndeki şu ayetler de bu kabilden olabilir:“Sonra onun arkasından” yani Nûh’un ardından “kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara apaçık belgelerle geldiler; fakat önceden yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. Biz haddi aşanların kalpleri üzerine işte böyle mühür basarız. Sonra bunların ardından da Mûsâ’yı ve Hârûn’u âyetlerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik.”(Yunus, 10/74-75) Doğrusunu en iyi bilen Allah’dır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Buradaki neslin Lût, Şuayb, Eyyûb ve Yûsuf peygamberlerin kavimleri olabileceği belirtilmiştir (Râzî, XXIII, 100). Esasen bu âyetlerde geçmişteki belirli peygamberlerin inanç mücadelesi hakkında bilgi verilmekten ziyade şu noktalara dikkat çekilmektedir: Yeryüzünde nesiller ve uygarlıklar birbirini izlemiş, her nesil Allah’ın değiştirilemez hükmüyle tayin ettiği ömrünü tamamlayınca ardından yeni bir nesil gelmiştir. Hz. Muhammed’e gelinceye kadar peygamberlik sürekli yenilenen bir kurum olmuştur. Peygamberlerinin davetlerini reddedip inkâr ve günahkârlıklarını sürdüren kavimler, ümmetler, bunun bedelini çeşitli felâketlere uğrayarak yok olup gitmekle ödemişlerdir. Kur’an-ı Kerîm başka âyetlerde bu sonucu ilâhî bir yasa (sünnetullah) olarak gösterir.
Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ümmete kendilerine gönderilen peygamberi geldikçe onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik de helak edilmiş olan bu ümmetlerden geriye, Rablerinden peygamberlerinin getirdiklerine iman etmeyen bir toplumun helak edildiğine dair insanların konuştuğu (ibretlik) olaylardan başka bir şey kalmadı.