Önceki ayet· 21:90Sonraki ayet· 21:92

Enbiyâ Suresi 91. Ayet· 21:91

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
وَٱلَّتِيٓ أَحۡصَنَتۡ فَرۡجَهَا فَنَفَخۡنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلۡنَٰهَا وَٱبۡنَهَآ ءَايَةٗ لِّلۡعَٰلَمِينَ
Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık
Elmalılı Hamdi Yazır
Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bağrına ruhumuzdan üfledik de kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık.
Süleyman Ateş
O ırzını korumuş olan(Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir çocuk üflemiş, kendisini ve oğlunu alemlere bir ibret yapmıştık.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.7%
İngilizce
And [mention] the one who guarded her chastity, so We blew into her [garment] through Our angel [Gabriel], and We made her and her son a sign for the worlds
Fransızca
Et celle [la vierge Marie] qui avait préservé sa chasteté! Nous insufflâmes en elle un souffle (de vie) venant de Nous et fîmes d'elle ainsi que de son fils, un signe [miracle] pour l'univers
İspanyolca
[Recuerda] a aquella que conservó su virginidad, cuando infundí Mi espíritu en ella. Así hice de ella y su hijo un signo [de Mi poder divino] para toda la humanidad
Rusça
Помяни также ту, которая сохранила свое целомудрие (Марьям). Мы вдохнули в нее посредством Нашего духа (Джибрила) и сделали ее и ее сына (Ису) знамением для миров
Endonezce
Dan (ingatlah kisah Maryam) yang memelihara kehormatannya, lalu Kami tiupkan (roh) dari Kami ke dalam (tubuh)nya; Kami jadikan dia dan anaknya sebagai tanda (kebesaran Allah) bagi seluruh alam
Bengalce
এবং সেই নারীর কথা আলোচনা করুন, যে তার কামপ্রবৃত্তিকে বশে রেখেছিল, অতঃপর আমি তার মধ্যে আমার রূহ ফুঁকে দিয়েছিলাম এবং তাকে তার পুত্রকে বিশ্ববাসীর জন্য নিদর্শন করেছিলাম।
Çince
(你应当叙述)那保持贞操的女子,我把我的精神吹入她的体内,我曾以她和她的儿子为世人的一种迹象。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul- Namusunu zinadan koruyan Meryem -aleyhisselam-'ın kıssasını da hatırla. Yüce Allah ona Cebrail -aleyhisselam-'ı gönderdi ve ona ruh üfledi. Ardından Meryem İsâ -aleyhisselam-'a hamile kaldı. Meryem ve oğlu İsa insanlara Allah'ın kudretini gösteren bir delildi. Hiçbir şey Yüce Allah'ı aciz bırakamaz. Zira İsa'yı babasız bir şekilde yaratmıştır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
91- Irzını koruyan o (Meryem’i) de (an). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve hem onu hem de oğlunu âlemlere bir delil/ibret kıldık. 92- İşte bu sizin dininiz/ümmetiniz, tek bir dindir/ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde yalnız Bana ibadet edin.” 93- Buna rağmen onlar, din işlerini parça parça edip aralarında ayrılığa düştüler. Hepsi de bize döneceklerdir. 94- Artık kim mü’min olarak salih ameller işlerse onun gayretleri inkar edilmez. Biz onu muhakkak yazmaktayız. 91. Yani kadr-u kıymetini açıklayarak, şerefini açıkça dile getirerek, övgü ile söz ederek Meryem’i de an. Yüce Allah:“Irzını koruyan” buyurmaktadır. Yani o, namus ve haysiyetini haramdan ve harama yaklaşmaktan korumuştu. Hatta helâlden bile uzak tutmuş, ibadetle meşgul olduğundan ve bütün zamanını Rabbine hizmet ile doldurduğundan dolayı evlenmemişti. Cibril aleyhisselam, ona hilkatı tam, eksiksiz ve güzel bir insan suretinde geldiğinde:“Senden Rahmân’a sığınırım, eğer Allah'tan korkan bir kimse isen (benden uzak dur)”(Meryem, 19/18) demişti. Yüce Allah da onu amelinin türünden mükâfatlandırmış ve ona babasız bir evlat ihsan etmişti. Cebrail aleyhisselam ona üflemiş ve Allah’ın izni ile gebe kalmıştı. Hiçbir kimse kendisine dokunmaksızın hamile kalıp doğurduğu oğlu, bu oğlun beşikte bebekken konuşması, ithamcıların Meryem hakkındaki su-i zanlarından onu temize çıkarması, kendi durumunu haber vermesi, onun ellerinde meşhur pek çok olağanüstü olayların ve mucizeleri gerçekleşmesi suretiyle “onu ve oğlunu âlemlere bir delil/ibret kıldık.” Böylelikle Meryem de oğlu da nesiller boyu sözü edilen, ibret alanların ibret aldığı bir alâmet ve ibret sebebi olmuşlardı. 92. Yüce Allah peygamberleri söz konusu ettikten sonra bütün insanlara hitaben şöyle buyurmaktadır:“İşte bu sizin dininiz/ümmetiniz, tek bir dindir/ümmettir.” Yani sözü edilen bu peygamberler, sizin ümmetiniz, kendilerini rehber tanımanız ve hidâyetlerine uymanız gereken önderlerinizdir. Hepsi de aynı din ve aynı yol üzeredirler. Hepinizin Rabbi de birdir. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Ben de sizin Rabbinizim.” Sizi yaratan, din ve dünyadaki nimetlerimle sizi terbiye eden Benim. Rab bir, peygamber bir, din de bir olduğuna göre -ki bu din, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, bütün şekilleri ile yalnız Allah’a ibadet etmektir- o halde yerine getirmeniz gereken görev, bu ibadeti ifa etmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde bana yalnız bana ibadet edin.” Yüce Allah, ibadeti daha önce sözü edilenlerin bir sonucu olarak dile getirmektedir. Yani onların sonucu O’na ibadet etmeyi gerektirmektedir. 93. Bu ibadet hususunda insanların birlik olmaları, bu konuda tefrikaya düşmemeleri gerekirdi, onlara yaraşan buydu. Fakat kıskançlık ve düşmanlık, insanların parçalanıp dağılmasından başka bir şeye el vermez. İşte bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Buna rağmen onlar din işlerini parça parça edip aralarında ayrılığa düştüler.” Yani peygamberlere tâbi olanlara mensup bazıları, çeşitli fırkalara, gruplara ve bölüklere ayrıldılar da herkes kendisinin haklı olduğunu diğer fırkaların batıl olduğunu iddia etti. “Her fırka, kendi yanlarında olanla sevinmektedir.”(el-Mü’minin, 23/53; er-Rûm, 30/32) Bu fırkalar arasından hakkı isabet ettirenlerin, peygamberlere uyarak dosdoğru dini ve sırat-i müstakimi izleyen kimseler olduğu bilinen bir gerçektir. Örtünün açılıp gizliliklerin açığa çıkacağı ve Allah'ın, aralarında kesin hükmünü vermek üzere insanları haşredeceği zaman kimlerin hak üzere oldukları ortaya çıkacaktır. İşte o vakit kimin doğru, kimin yalancı olduğu da ayan beyan bilinecektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Bu ayrılmış fırkaların ve diğerlerinin “hepsi bize döneceklerdir.” Biz de onlara amellerinin karşılıklarını eksiksiz şekilde vereceğiz. 94. Daha sonra Yüce Allah, onların amellerinin karşılığına dair hem lafzen hem de manen net bir açıklama yaparak şöyle buyurmaktadır:“Kim” Allah’a, peygamberlerine ve peygamberlerinin getirdiklerine inanan bir “mü’min olarak salih ameller” peygamberlerin teşri buyurduğu ve semavi kitapların teşvik ettiği amelleri “işlerse, onun gayretleri inkar edilmez.” Onun yaptıklarını boşa çıkarmayız. Aksine onu kat kat fazlası ile mükâfatlandırırız. “Biz onu muhakkak yazmaktayız.” O işlediğini Levh-i Mahfuzda olsun, Hafaza melekleri ile beraber bulunan amel defterlerinde olsun yazıp tespit ederiz. Bu ayet, mana itibariyle de şunu ifade etmektedir: Salih ameller işlemeyen yahut da mü’min olmaksızın salih ameller işleyen kimseler dünyalarında da dinlerinde de hüsrandadırlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İffetini koruduğu bildirilen kadın Hz. Meryem, oğlu da Hz. Îsâ’dır. Âyet-i kerîme Hz. Meryem’e atılan zina iftirasından onun uzak olduğunu; iffetini, namus ve şerefini korumuş bulunduğunu ifade eder. Allah Teâlâ ihtiyar bir erkek olan Zekeriyyâ ile yaşlı ve kısır olan eşinden mûcize olarak Yahyâ peygamberin doğduğuna işaret ettikten sonra, onların durumuna benzeyen hatta onlardan daha da şaşırtıcı bir mûcize olan Meryem ile oğlunu zikretmiştir (krş. Meryem 19/16-17). Îsâ’nın durumu Yahyâ’nın durumundan daha büyük bir mûcizedir. Bu sebeple Allah Teâlâ Meryem’in oğlunu âlemlere işaret kıldığını ifade buyurmuştur. Şüphe yok ki Yahyâ ve Îsâ, Allah’ın hem kulu hem de peygamberidir. Muhammed Esed, bu âyetin tefsirinde deyimsel olarak, “yasak ve kınanmış olan şeyden kaçınma” anlamına gelen ihsân kelimesinden hareketle şöyle demektedir: “Burada yasak ve kınanmış olan şeyden kasıt, özellikle meşrû olmayan cinsel ilişkidir ve hem kadın hem de erkek için söz konusudur; bu itibarla, söz gelimi ‘muhsan’ ve ‘muhsane’ tabirleri Kur’an’ın başka yerlerinde, sırayla, ‘iffetsizliğe karşı (evlilikle) korunan’ erkek ve kadın anlamında kullanılmaktadır” (II, 663). Ancak Hz. Meryem’in Îsâ’yı dünyaya getirişinin meşrû bir cinsel ilişkinin sonucu olmadığını da belirtmemiz gerekir. Zira Meryem’e çocuğunun olacağı müjdelendiğinde, “Rabbim! Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Ben iffetsiz de değilim” (Âl-i İmrân 3/47; Meryem 19/20) diyerek meşrû veya gayri meşrû herhangi bir insan ile cinsel ilişkide bulunmadığını açıkça ifade etmiştir (Meryem ve Îsâ hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3/37, 42-59; Meryem 19/16-36).
Enbiyâ Suresi 91. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul- Namusunu zinadan koruyan Meryem -aleyhisselam-'ın kıssasını da hatırla. Yüce Allah ona Cebrail -aleyhisselam-'ı gönderdi ve ona ruh üfledi. Ardından Meryem İsâ -aleyhisselam-'a hamile kaldı. Meryem ve oğlu İsa insanlara Allah'ın kudretini gösteren bir delildi. Hiçbir şey Yüce Allah'ı aciz bırakamaz. Zira İsa'yı babasız bir şekilde yaratmıştır.