Önceki ayet· 21:91Sonraki ayet· 21:93

Enbiyâ Suresi 92. Ayet· 21:92

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُونِ
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Rabbinimiz. O halde bana ibadet edin.
Süleyman Ateş
İşte bu sizin ümmetiniz (olan tevhid ve İslam milleti), bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.8%
İngilizce
Indeed this, your religion, is one religion, and I am your Lord, so worship Me
Fransızca
Certes, cette communauté qui est la vôtre est une communauté unique, et Je suis votre Seigneur. Adorez-Moi donc
İspanyolca
La religión de todos los Profetas es una religión única. Yo soy su Señor, ¡adórenme solo a Mí
Rusça
Воистину, эта ваша религия - религия единая. Я же - ваш Господь. Поклоняйтесь же Мне
Endonezce
Sungguh, (agama tauhid) inilah agama kamu, agama yang satu dan Aku adalah Tuhanmu, maka sembahlah Aku
Bengalce
তারা সকলেই তোমাদের ধর্মের; একই ধর্মে তো বিশ্বাসী সবাই এবং আমিই তোমাদের পালনকর্তা, অতএব আমার বন্দেগী কর।
Çince
你们的这个民族,确是一个统一的民族,我是你们的主,故你们应当崇拜我。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey İnsanlar!- Şüphesiz sizin bu dininiz tek bir dindir. O tevhit inancı olan İslam dinidir. Sizin Rabbiniz benim, o halde ibadeti yalnızca bana has kılın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
91- Irzını koruyan o (Meryem’i) de (an). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve hem onu hem de oğlunu âlemlere bir delil/ibret kıldık. 92- İşte bu sizin dininiz/ümmetiniz, tek bir dindir/ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde yalnız Bana ibadet edin.” 93- Buna rağmen onlar, din işlerini parça parça edip aralarında ayrılığa düştüler. Hepsi de bize döneceklerdir. 94- Artık kim mü’min olarak salih ameller işlerse onun gayretleri inkar edilmez. Biz onu muhakkak yazmaktayız. 91. Yani kadr-u kıymetini açıklayarak, şerefini açıkça dile getirerek, övgü ile söz ederek Meryem’i de an. Yüce Allah:“Irzını koruyan” buyurmaktadır. Yani o, namus ve haysiyetini haramdan ve harama yaklaşmaktan korumuştu. Hatta helâlden bile uzak tutmuş, ibadetle meşgul olduğundan ve bütün zamanını Rabbine hizmet ile doldurduğundan dolayı evlenmemişti. Cibril aleyhisselam, ona hilkatı tam, eksiksiz ve güzel bir insan suretinde geldiğinde:“Senden Rahmân’a sığınırım, eğer Allah'tan korkan bir kimse isen (benden uzak dur)”(Meryem, 19/18) demişti. Yüce Allah da onu amelinin türünden mükâfatlandırmış ve ona babasız bir evlat ihsan etmişti. Cebrail aleyhisselam ona üflemiş ve Allah’ın izni ile gebe kalmıştı. Hiçbir kimse kendisine dokunmaksızın hamile kalıp doğurduğu oğlu, bu oğlun beşikte bebekken konuşması, ithamcıların Meryem hakkındaki su-i zanlarından onu temize çıkarması, kendi durumunu haber vermesi, onun ellerinde meşhur pek çok olağanüstü olayların ve mucizeleri gerçekleşmesi suretiyle “onu ve oğlunu âlemlere bir delil/ibret kıldık.” Böylelikle Meryem de oğlu da nesiller boyu sözü edilen, ibret alanların ibret aldığı bir alâmet ve ibret sebebi olmuşlardı. 92. Yüce Allah peygamberleri söz konusu ettikten sonra bütün insanlara hitaben şöyle buyurmaktadır:“İşte bu sizin dininiz/ümmetiniz, tek bir dindir/ümmettir.” Yani sözü edilen bu peygamberler, sizin ümmetiniz, kendilerini rehber tanımanız ve hidâyetlerine uymanız gereken önderlerinizdir. Hepsi de aynı din ve aynı yol üzeredirler. Hepinizin Rabbi de birdir. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Ben de sizin Rabbinizim.” Sizi yaratan, din ve dünyadaki nimetlerimle sizi terbiye eden Benim. Rab bir, peygamber bir, din de bir olduğuna göre -ki bu din, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, bütün şekilleri ile yalnız Allah’a ibadet etmektir- o halde yerine getirmeniz gereken görev, bu ibadeti ifa etmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde bana yalnız bana ibadet edin.” Yüce Allah, ibadeti daha önce sözü edilenlerin bir sonucu olarak dile getirmektedir. Yani onların sonucu O’na ibadet etmeyi gerektirmektedir. 93. Bu ibadet hususunda insanların birlik olmaları, bu konuda tefrikaya düşmemeleri gerekirdi, onlara yaraşan buydu. Fakat kıskançlık ve düşmanlık, insanların parçalanıp dağılmasından başka bir şeye el vermez. İşte bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Buna rağmen onlar din işlerini parça parça edip aralarında ayrılığa düştüler.” Yani peygamberlere tâbi olanlara mensup bazıları, çeşitli fırkalara, gruplara ve bölüklere ayrıldılar da herkes kendisinin haklı olduğunu diğer fırkaların batıl olduğunu iddia etti. “Her fırka, kendi yanlarında olanla sevinmektedir.”(el-Mü’minin, 23/53; er-Rûm, 30/32) Bu fırkalar arasından hakkı isabet ettirenlerin, peygamberlere uyarak dosdoğru dini ve sırat-i müstakimi izleyen kimseler olduğu bilinen bir gerçektir. Örtünün açılıp gizliliklerin açığa çıkacağı ve Allah'ın, aralarında kesin hükmünü vermek üzere insanları haşredeceği zaman kimlerin hak üzere oldukları ortaya çıkacaktır. İşte o vakit kimin doğru, kimin yalancı olduğu da ayan beyan bilinecektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Bu ayrılmış fırkaların ve diğerlerinin “hepsi bize döneceklerdir.” Biz de onlara amellerinin karşılıklarını eksiksiz şekilde vereceğiz. 94. Daha sonra Yüce Allah, onların amellerinin karşılığına dair hem lafzen hem de manen net bir açıklama yaparak şöyle buyurmaktadır:“Kim” Allah’a, peygamberlerine ve peygamberlerinin getirdiklerine inanan bir “mü’min olarak salih ameller” peygamberlerin teşri buyurduğu ve semavi kitapların teşvik ettiği amelleri “işlerse, onun gayretleri inkar edilmez.” Onun yaptıklarını boşa çıkarmayız. Aksine onu kat kat fazlası ile mükâfatlandırırız. “Biz onu muhakkak yazmaktayız.” O işlediğini Levh-i Mahfuzda olsun, Hafaza melekleri ile beraber bulunan amel defterlerinde olsun yazıp tespit ederiz. Bu ayet, mana itibariyle de şunu ifade etmektedir: Salih ameller işlemeyen yahut da mü’min olmaksızın salih ameller işleyen kimseler dünyalarında da dinlerinde de hüsrandadırlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Birçok müfessir ümmet kelimesinin burada “din” anlamında kullanıldığı kanaatindedir (Taberî, XVII, 85; Şevkânî, III, 478-479). Bazı müfessirler ise ilâhî dinlerin tamamının İslâm olduğu inancından hareketle buradaki ümmet kelimesini “tek bir din topluluğu” olarak yorumlamışlardır. Allah Teâlâ Enbiyâ sûresinde farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde dinini tebliğ etmek üzere birçok peygamber gönderdiğini haber verdikten sonra bunların tebliğ ettiği dinin Allah’ın birliği, yüceliği ve eşsizliği ilkesine dayanan tek bir din, ibadete lâyık olan ilâhın da sadece kendisi olduğunu bildirmiştir. Ama insanlar dinleri konusunda ihtilâfa düşmüş, peygamberlere muhalefet etmiş ve Allah’a ortak koşarak tevhid ilkesinden uzaklaşmışlardır. Enbiyâ sûresinde başta Hz. İbrâhim olmak üzere birçok peygamberin kıssasına genişçe veya özet olarak yer verilmiş, özellikle ibret alınacak yönlerine değinilmiştir. Bu değinmelerin ortak yanı, söz konusu peygamberlerin her birinin Allah’ın dinini tebliğ etmek için birçok sıkıntıya katlanmış, sonunda Allah’ın lutfuna mazhar olmuş bulunmalarıdır. Bu âyetlerde ayrıca, Mekke müşriklerinin verdiği sıkıntılardan bunalmış olan Hz. Peygamber ve ona iman eden müminler için bir teselli gayesi de vardır.
Enbiyâ Suresi 92. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey İnsanlar!- Şüphesiz sizin bu dininiz tek bir dindir. O tevhit inancı olan İslam dinidir. Sizin Rabbiniz benim, o halde ibadeti yalnızca bana has kılın.