Önceki ayet· 2:73Sonraki ayet· 2:75

Bakara Suresi 74. Ayet· 2:74

↗ Bakara suresi
Medeni
ثُمَّ قَسَتۡ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ فَهِيَ كَٱلۡحِجَارَةِ أَوۡ أَشَدُّ قَسۡوَةٗۚ وَإِنَّ مِنَ ٱلۡحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنۡهُ ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ وَإِنَّ مِنۡهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخۡرُجُ مِنۡهُ ٱلۡمَآءُۚ وَإِنَّ مِنۡهَا لَمَا يَهۡبِطُ مِنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine kaskatı kesildi. Taş gibidir o. Belki daha da katıdır. Taşların bazıları var ki, ondan ırmaklar fışkırır. Bazıları var ki, çatır çatır yarılır da içinden su çıkar. Öylesi var ki, Allah korkusundan aşağılara düşer. Allah, yapıp durduklarınızdan gafil değildir.
Süleyman Ateş
Sonra bunun ardından yine kalbleriniz katılaştı; şimdi onlar, taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır; öylesi var ki, çatlar da bağrından su kaynar, öylesi de var ki, Allah korkusundan aşağı düşer. Allah, yaptıklarınızı bilmez değildir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
Then your hearts became hardened after that, being like stones or even harder. For indeed, there are stones from which rivers burst forth, and there are some of them that split open and water comes out, and there are some of them that fall down for fear of Allah. And Allah is not unaware of what you do
Fransızca
Puis, et en dépit de tout cela, vos cœurs se sont endurcis; ils sont devenus comme des pierres ou même plus durs encore; car il y a des pierres d'où jaillissent les ruisseaux, d'autres se fendent pour qu'en surgisse l'eau, d'autres s'affaissent par crainte d'Allah. Et Allah n'est certainement jamais inattentif à ce que vous faites
İspanyolca
Luego [a pesar de estos milagros] se endurecieron sus corazones como piedras, o más duros aún, porque de algunas piedras brotan ríos, otras se parten y pasa agua a través de ellas, y otras se derrumban por temor a Dios; pero [sepan que] Dios no está desatento de lo que hacen
Rusça
После этого ваши сердца ожесточились и стали, как камни, или даже еще жестче. Воистину, среди камней есть такие, из которых бьют родники. Среди них есть такие, которые раскалываются и изливают воду. Среди них есть такие, которые падают от страха перед Аллахом. Аллах не находится в неведении о том, что вы совершаете
Endonezce
Kemudian setelah itu hatimu menjadi keras, sehingga (hatimu) seperti batu, bahkan lebih keras. Padahal dari batu-batu itu pasti ada sungai-sungai yang (airnya) memancar darinya. Ada pula yang terbelah lalu keluarlah mata air darinya. Dan ada pula yang meluncur jatuh karena takut kepada Allah. Dan Allah tidaklah lengah terhadap apa yang kamu kerjakan
Bengalce
অতঃপর এ ঘটনার পরে তোমাদের অন্তর কঠিন হয়ে গেছে। তা পাথরের মত অথবা তদপেক্ষাও কঠিন। পাথরের মধ্যে এমন ও আছে; যা থেকে ঝরণা প্রবাহিত হয়, এমনও আছে, যা বিদীর্ণ হয়, অতঃপর তা থেকে পানি নির্গত হয় এবং এমনও আছে, যা আল্লাহর ভয়ে খসেপড়তে থাকে! আল্লাহ তোমাদের কাজকর্ম সম্পর্কে বে-খবর নন।
Çince
此后,你们的心变硬了,变得像石头一样,或比石头还硬。有些石头,河水从其中涌出;有些石头,自己破裂,而水泉从其中流出;有些石头因惧怕安拉而坠落。安拉绝不忽视你们的行为。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu etkileyici öğüt ve apaçık mucizelerden sonra kalpleriniz katılaştı da taş gibi oldu. Bilakis ondan daha da katı oldu. (Kalpleriniz) içinde bulunduğu halden kesinlikle değişmez. Ancak taşlar değişir ve başkalaşım gösterir. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içinden nehirler kaynar, yarılıp içinden yeryüzüne akan pınarlar fışkırır. Bunlardan insanlar, hayvanlar istifade eder. Ve nice taşlar vardır ki, Allah'ın korkusundan dağların tepelerinden yuvarlanır. Ancak kalpleriniz böyle değildir. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir. Bilakis O, yaptıklarınızdan haberdardır. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
67- Bir zaman Mûsâ kavmine; “Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyor” deyince, “bizimle eğleniyor musun?” dediler. O da; “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” dedi. 68- “Bizim için Rabb’ine dua et de onun mahiyetini bize iyice açıklasın” dediler. O da:“Allah: Ne çok yaşlı, ne de çok genç, ikisi ortası bir (inek).” buyuruyor. Artık emrolunduğunuz işi yapın.” dedi. 69- “Bizim için Rabb’ine dua et de rengin ne olduğunu bize iyice açıklasın” dediler. O da:“Allah: O, sapsarı ve rengi bakanların hoşuna giden bir inektir, buyuruyor.” dedi. 70- Dediler ki:“Bizim için Rabb’ine dua et de o ineğin nasıl olduğunu bize iyice açıklasın, çünkü bize göre (bu vasıfta pek çok) inek birbirine benziyor. İnşaallah doğruyu bulanlardan oluruz.” 71- Dedi ki:“O şöyle buyuruyor: O öyle bir inek ki işe koşulmamış, arazi sürmemiş ve ekin sulamamıştır. Kusursuzdur, hiçbir alacası yoktur.” Dediler ki: “İşte şimdi hakkı getirdin.” Nihâyet o ineği boğazladılar. Fakat az kalsın yapmayacaklardı. 72- Hani siz bir kişi öldürmüştünüz de (katili hakkında) her biriniz suçu diğerine atmıştınız. Hâlbuki Allah sizin gizlediğiniz şeyi açığa çıkaracaktı. 73- Bu sebeple “Onun bir parçası ile ona (ölüye) vurun!” dedik. İşte Allah ölüleri böyle diriltir. Akledersiniz diye âyetlerini böyle gösterir. 74- Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı. Şimdi onlar taş gibi veya taştan da katıdır. Çünkü öyle taşlar var ki, içinden ırmaklar kaynar. Yine öyle taşlar var ki, yarılır da ondan su fışkırır ve öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. 67. Yani birisini öldürüp de onu öldürenin kimliği hususunda aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz sırada Mûsâ ile aranızda geçenleri hatırlayın. Aranızdaki tartışma o kadar büyümüştü ki, eğer Allah’ın size durumu açıklaması olmasaydı aranızda çok büyük kötülükler ortaya çıkacaktı. Mûsâ, katilin açıklanması ile ilgili olarak bir inek kesin, demişti. Mûsâ’nın emrini hemen yerine getirmeleri ve ona itiraz etmemeleri gerekirken itirazdan başka bir yol izlemediler ve:“Bizimle eğleniyor musun?” dediler. Allah’ın Peygamberi ise, “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” dedi. Çünkü, faydasız söz söyleyen ve insanlarla alay eden kişi cahildir. Akıllı kişi ise kendisi gibi bir insan ile alay etmeyi aklen ve dinen küçük düşürücü büyük bir ayıp olarak görür. Eğer kişi başkasından daha üstün ise onun bu üstünlüğü dolayısıyla Allah’a şükretmesi ve O’nun kullarına merhamet etmesi gerekir. Mûsâ onlara bu şekilde karşılık verince, onun bu söylediğinin doğru ve gerçek olduğunu bildiler ve bunun üzerine dediler ki: 68. “Bizim için Rabbine dua et de onun mahiyetini” yani yaşının ne olduğunu “bize iyice açıklasın. O da: “Allah: Ne çok yaşlı, ne de çok genç, ikisi ortası bir (inek).” buyuruyor.” Yani bu inek, ne küçük ne büyük değildir, orta yaşlıdır. “Artık emrolunduğunuz işi yapın.” ve işi yokuşa sürmekten ve zora koşmaktan vazgeçin. 69. “Bizim için Rabb’ine dua et de rengin ne olduğunu bize iyice açıklasın” dediler. O da:“Allah: O, sapsarı ve rengi bakanların hoşuna giden bir inektir, buyuruyor.” dedi.” Yani olabildiğince sarı ve güzelliği dolayısıyla bakanların hoşlarına gider. 70. “Dediler ki: “Bizim için Rabb’ine dua et de o ineğin nasıl olduğunu bize iyice açıklasın, çünkü bize göre (bu vasıfta pek çok) inek birbirine benziyor.” Bu nedenle senin hangi ineği istediğini bir türlü tespit edemiyoruz, “İnşaallah doğruyu bulanlardan oluruz.” 71. “Dedi ki: “O şöyle buyuruyor: O öyle bir inek ki işe koşulmamış” yani işe koşularak, çalıştırılarak, boyunduruk altına alınmamış; “arazi sürmemiş ve ekin sulamamıştır.” Bu hayvan, sulamakta da kullanılmamıştır. “Kusursuzdur” her türlü kusurdan ve çalıştırılmış olmaktan uzaktır. “Hiçbir alacası yoktur” yani daha önce belirtilen nitelikteki renginden başka bir renk karışmamıştır. “Dediler ki: İşte şimdi hakkı getirdin” yani açık ve seçik izahı şimdi yaptın. Bu onların cahilliklerinin bir sonucudur. Yoksa tâ baştan beri Mûsâ onlara hakkı getirmişti. Eğer onlar herhangi bir ineği kesmiş olsalardı maksat gerçekleşirdi. Fakat onlar çokça soru sormak sureti ile işi yokuşa sürdüler. Allah da onlara işlerini zorlaştırdı. Ayrıca eğer “inşaallah=Allah dilerse” dememiş olsalardı, buna hidayet olunmayacaklardı. “Nihâyet o ineği boğazladılar.” Nitelikleri belirtilen ineği bulup kestiler; “fakat” işi yokuşa sürmeleri nedeniyle “az kalsın yapmayacaklardı.” 72-73. İsrailoğulları emrolundukları ineği kesince biz onlara; maktule ineğin bir parçası ile, yani onun bir organı ile vurun, dedik. Bu ya belirli bir organdı yahut da herhangi bir organdı. Bunun hangi organ olduğunun bir önemi yoktur. Onlar da ölüye ineğin bir parçası ile vurdular. Allah da onu diriltti ve böylelikle gizlemiş olduklarını açığa çıkarmış oldu. Zira ölü kendisini öldüreni haber verdi. Gözlerinin önünde ölünün diriltilmesi, Allah’ın ölüleri dirilteceğine kesin delildir. Yüce Allah “akledersiniz diye” bunu yaptı, yani akıl erdirirsiniz ve böylelikle size zararlı olacak şeylerden uzak kalırsınız. 74. “Sonra bunun ardından yine kalpleriniz katılaştı” sertleşti, haşinleşti. Öğüt onlara etki etmez oldu. “Bunun ardından” yani “Yüce Allah size bunca büyük nimetleri ihsan ettikten ve bu kadar mucize ve belgeleri gösterdikten sonra” demektir. Oysa kalplerinizin katılaşmaması gerekirdi. Çünkü tanık olduğunuz bu olaylar kalplerin incelmesini ve itaatle boyun eğmesini gerektirirdi. Daha sonra Allah kalplerini “taş gibi” olmakla nitelendirdi. Taş demirden de daha katıdır. Çünkü demir ve kurşun taşın aksine ateşte eritilebilir. “veya daha da katıdır” buyruğu şu demektir: Yani kalplerinizin katılığı taşların katılığından (fazla olur) da eksik olmaz. Daha sonra Yüce Allah taşların, onların kalplerinden de üstün olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:“Çünkü öyle taşlar var ki, içinden ırmaklar kaynar. Yine öyle taşlar var ki, yarılır da ondan su fışkırır ve öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır.” İşte bu özellikleri ile taşlar sizin kalplerinizden daha üstündür. Arkasından Allah onları en ağır şekilde tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:“Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” Aksine O, küçüğü ile büyüğü ile bütün amellerinizi tespit edendir, yaptıklarınızı bilendir. Ve bunların karşılığını tam ve eksiksiz bir şekilde size verecektir. [İsrailiyât İle İlgili Bir Değerlendirme:] Şu bilinmelidir ki, müfessirlerin birçoğu -Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun- tefsirlerini İsrailoğullarının kıssaları ile çokça doldurmuşlar, Kur’ân’ın âyetlerini onlara göre açıklamaya kalkışmışlar ve bu kıssaları Allah’ın Kitabı’nın tefsiri seviyesine çıkartmışlardır. Bunu yaparken de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in; “İsrailoğullarından nakilde bulunabilirsiniz, bunda bir mahzur yoktur.” buyruğunu delil göstermişlerdir. Bana göre onların sözlerini nakletmek caiz olsa bile bu, tek başına olmalı başka bir şeyle birlikte nakletmek şeklinde olmamalı ve onlar, Allah’ın Kitabı’nı açıklama sadedinde verilmemelidir. Çünkü bunların Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den geldikleri sahih olarak sabit olmadıkça, Allah’ın Kitab’ının kesin tefsiri olarak görülmeleri caiz olmaz. Bunların mertebesi Allah Rasûlü’nün de buyurduğu gibi şudur:“Kitap ehlini(n naklettikleri bilgileri) ne doğrulayın ne de yalanlayın!” Bunların mertebeleri şüpheli olduğuna ve “Kur’ân’a, onun lafız ve manaları ile birlikte kesin olarak iman etmek farzdır” hükmü İslâm dininin kat’i hükümlerinden olduğuna göre, tümünün yahut da çoğunun yalan olma ihtimali yüksek olan aslı meçhul rivâyetlerle nakledilen bu kıssaların, Allah’ın Kitab’ının kesin manaları olarak kabul edilmeleri caiz değildir. Bu konuda herhangi bir kimsenin şüphesi olamaz, fakat bu gerçekten gafil olunması sebebi ile olan olmuştur. Başarı Allah’tandır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda anılan mûcizenin gerçekleşip katilin bulunmasıyla sulh ve sükûnun geri gelmesinden sonra İsrâiloğulları’nın kalplerinin yine katılaştığı bildirilmektedir. Onların çölde geçirdikleri kırk yıl boyunca pek çok defa bu şekilde ters tutum ve davranışlar sergiledikleri, Mûsâ’ya karşı gelip onunla çekiştikleri ve bu yüzden türlü şekillerde cezalandırıldıkları hakkında Kur’an-ı Kerîm’de olduğu gibi Kitâb-ı Mukaddes’te de pek çok açıklama ve tenkitler bulunmaktadır: “Ve Rab Mûsâ’ya dedi: Ne vakte kadar bu kavim beni hor görecek!” (Sayılar, 14/11); “Ve Mûsâ ve Hârûn kavmi kayanın önünde topladılar. Ve (Mûsâ) onlara dedi: Ey âsiler! Şimdi dinleyin...” (Sayılar, 20/10, daha genişbilgi için bk. Çıkış, 32/1-17; Levililer, 26/40-45; Sayılar, 11/1-15, 14/1-12; 20/1-13). Kur’an-ı Kerîm’de kalp kelimesi, bilinen anlamı yanında, insanın düşünüp taşınarak bilgi üretme, varlığın hakikatini kavrama, iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı birbirinden ayırma gibi zihinsel faaliyetler gösteren melekesini yani aklı da ifade eder (bk. A‘râf 7/179). Konumuz olan âyette İsrâiloğulları’nın nice ibretli olayların ardından ısrarla yine düşüncesiz, anlayışsız, bencil ve hoyrat kişiler haline geldikleri; taşlar bile genel planda Allah’ın kanunlarına uyup bereketli ve yararlı olabilirken, onların ilâhî buyruklar karşısında duyarsız kalıp isyan ettikleri, böylece hayırsız ve bereketsiz bir hayata saptıkları anlatılmaktadır.
Bakara Suresi 74. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu etkileyici öğüt ve apaçık mucizelerden sonra kalpleriniz katılaştı da taş gibi oldu. Bilakis ondan daha da katı oldu. (Kalpleriniz) içinde bulunduğu halden kesinlikle değişmez. Ancak taşlar değişir ve başkalaşım gösterir. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içinden nehirler kaynar, yarılıp içinden yeryüzüne akan pınarlar fışkırır. Bunlardan insanlar, hayvanlar istifade eder. Ve nice taşlar vardır ki, Allah'ın korkusundan dağların tepelerinden yuvarlanır. Ancak kalpleriniz böyle değildir. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir. Bilakis O, yaptıklarınızdan haberdardır. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.