Önceki ayet· 2:186Sonraki ayet· 2:188

Bakara Suresi 187. Ayet· 2:187

↗ Bakara suresi
Medeni
أُحِلَّ لَكُمۡ لَيۡلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمۡۚ هُنَّ لِبَاسٞ لَّكُمۡ وَأَنتُمۡ لِبَاسٞ لَّهُنَّۗ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَخۡتَانُونَ أَنفُسَكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡ وَعَفَا عَنكُمۡۖ فَٱلۡـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبۡتَغُواْ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡۚ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلۡخَيۡطُ ٱلۡأَبۡيَضُ مِنَ ٱلۡخَيۡطِ ٱلۡأَسۡوَدِ مِنَ ٱلۡفَجۡرِۖ ثُمَّ أَتِمُّواْ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيۡلِۚ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمۡ عَٰكِفُونَ فِي ٱلۡمَسَٰجِدِۗ تِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقۡرَبُوهَاۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah'ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah'ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir
Elmalılı Hamdi Yazır
Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Oruç gecesi kadınlarınıza cinsel yaklaşım size helal kılınmıştır. Onlar sizin için giysidir/eştir, siz de onlar için giysisiniz/eşsiniz. Allah sizin öz benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tövbelerinizi kabul edip sizi affetmiştir. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada zevcelerinizle cinsel temas kurmayın. İşte bunlar Allah'ın yasaklarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklar ki korunabilsinler.
Süleyman Ateş
Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak, size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesisiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi de tevbenizi kabul edip sizi affetti. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yaz(ıp takdir etmiş ol)duğunu arayın; şafağın beyaz ipliği siyah iplikten ayırdelinceye kadar yeyin, için; sonra ta gece oluncaya dek orucu tamamlayın; mescidlerde ibadete çekilmiş iken kadınlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın (yasak) sınırlarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, insanlara ayetlerini böyle açıklar ki korunup sakınsınlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
It has been made permissible for you the night preceding fasting to go to your wives [for sexual relations]. They are clothing for you and you are clothing for them. Allah knows that you used to deceive yourselves, so He accepted your repentance and forgave you. So now, have relations with them and seek that which Allah has decreed for you. And eat and drink until the white thread of dawn becomes distinct to you from the black thread [of night]. Then complete the fast until the sunset. And do not have relations with them as long as you are staying for worship in the mosques. These are the limits [set by] Allah, so do not approach them. Thus does Allah make clear His ordinances to the people that they may become righteous
Fransızca
On vous a permis, la nuit d'as-Siyâm, d'avoir des rapports avec vos femmes; elles sont un vêtement pour vous et vous êtes un vêtement pour elles. Allah sait que vous aviez clandestinement des rapports avec vos femmes. Il vous a pardonné et vous a graciés. Cohabitez donc avec elles, maintenant, et cherchez ce qu'Allah a prescrit en votre faveur; mangez et buvez jusqu'à ce que se distingue, pour vous, le fil blanc de l'aube du fil noir de la nuit. Puis accomplissez le jeûne jusqu'à la nuit. Mais ne cohabitez pas avec elles pendant que vous êtes en retraite rituelle dans les mosquées. Voilà les lois d'Allah: ne vous en approchez donc pas (pour les transgresser). C'est ainsi qu'Allah expose aux hommes Ses enseignements, afin qu'ils deviennent pieux
İspanyolca
Durante las noches del mes de ayuno les es lícito mantener relaciones [maritales] con sus mujeres. Ellas son su vestimenta, y ustedes la vestimenta de ellas. Dios sabe que se engañaban a sí mismos, por eso los perdonó y les hizo esta concesión. Ahora pueden mantener relaciones con ellas y aprovechar lo que Dios les ha prescrito. Coman y beban hasta que se distinga el hilo blanco [la luz del alba] del hilo negro [la oscuridad de la noche], y luego completen el ayuno hasta la noche, y no mantengan relaciones con ellas si están haciendo el retiro espiritual en las mezquitas. Éstos son los límites de Dios, no los transgredan. Así aclara Dios Sus signos a la gente para que alcancen la piedad
Rusça
Вам дозволено вступать в близость с вашими женами в ночь поста. Ваши жены - одеяние для вас, а вы - одеяние для них. Аллах знает, что вы предаете самих себя (ослушаетесь Аллаха и вступаете в половую близость с женами по ночам во время поста в рамадане), и поэтому Он принял ваши покаяния и простил вас. Отныне вступайте с ними в близость и стремитесь к тому, что предписал вам Аллах. Ешьте и пейте, пока вы не сможете отличить белую нитку рассвета от черной, а затем поститесь до ночи. Не вступайте с ними в близость, когда вы пребываете в мечетях. Таковы ограничения Аллаха, не приближайтесь к ним. Так Аллах разъясняет Свои знамения людям, - быть может, они устрашатся
Endonezce
Dihalalkan bagimu pada malam hari puasa bercampur dengan isterimu. Mereka adalah pakaian bagimu, dan kamu adalah pakaian bagi mereka. Allah mengetahui bahwa kamu tidak dapat menahan dirimu sendiri, tetapi Dia menerima tobatmu dan memaafkanmu. Maka sekarang campurilah mereka dan carilah apa yang telah ditetapkan Allah bagimu. Makan dan minumlah hingga jelas bagimu (perbedaan) antara benang putih dan benang hitam, yaitu fajar. Kemudian sempurnakanlah puasa sampai (datang) malam. Tetapi jangan kamu campuri mereka, ketika kamu beriktikaf64) dalam masjid. Itulah ketentuan Allah, maka janganlah kamu mendekatinya. Demikianlah Allah menerangkan ayat-ayat-Nya kepada manusia, agar mereka bertakwa
Bengalce
রোযার রাতে তোমাদের স্ত্রীদের সাথে সহবাস করা তোমাদের জন্য হালাল করা হয়েছে। তারা তোমাদের পরিচ্ছদ এবং তোমরা তাদের পরিচ্ছদ। আল্লাহ অবগত রয়েছেন যে, তোমরা আত্নপ্রতারণা করছিলে, সুতরাং তিনি তোমাদেরকে ক্ষমা করেছেন এবং তোমাদের অব্যাহতি দিয়েছেন। অতঃপর তোমরা নিজেদের স্ত্রীদের সাথে সহবাস কর এবং যা কিছু তোমাদের জন্য আল্লাহ দান করেছেন, তা আহরন কর। আর পানাহার কর যতক্ষণ না কাল রেখা থেকে ভোরের শুভ্র রেখা পরিষ্কার দেখা যায়। অতঃপর রোযা পূর্ণ কর রাত পর্যন্ত। আর যতক্ষণ তোমরা এতেকাফ অবস্থায় মসজিদে অবস্থান কর, ততক্ষণ পর্যন্ত স্ত্রীদের সাথে মিশো না। এই হলো আল্লাহ কর্তৃক বেঁধে দেয়া সীমানা। অতএব, এর কাছেও যেও না। এমনিভাবে বর্ণনা করেন আল্লাহ নিজের আয়াত সমূহ মানুষের জন্য, যাতে তারা বাঁচতে পারে।
Çince
(斋戒的夜间,准你们和妻室交接。她们是你们的衣服,你们是她们的衣服。安拉已知道你们自欺,而恕饶你们,赦免你们;现在,你们可以和她们交接,可以求安拉为你们注定的(子女),你们可以吃,可以饮,至黎明时天边的黑线和白线对你们截然划分。然后整日斋戒,至于夜间。你们在清真寺里幽居的时候,不要和她们交接。这是安拉的法度,你们不要临近它。安拉这样为世人阐明他的迹象,以便他们敬畏。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Orucun farz kılındığı ilk zamanda bir kişi oruç gecesi uyur sonra sabah namazı vaktinden önce uyanırsa ona yemek yemesi veya ailesiyle ilişkiye girmesi haram olurdu. Ey müminler! Allah bu hükmü kaldırdı ve sizlere oruç gecelerinde kadınlarınızla ilişkiye girmeyi mübah kıldı. Kadınlarınız sizin için bir örtü ve iffet, sizler de onlar için bir örtü ve iffetsiniz. Sizler birbirinizden müstağni değilsiniz. Allah, yasakladığı şeyleri yaparak kendi nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu biliyordu. Sizlere merhamet etti, tövbenizi kabul etti ve sizlere bunu hafifletti. Şimdi artık hanımlarınızla ilişkiye girin ve Allah'ın sizin için takdir ettiği zürriyeti isteyin. Gecenin tümünde, ta ki sabahın beyazı olan fecr-i sadığın doğuşu size görünene ve gecenin siyahından ayrılana kadar yiyin, için! Ardından fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar orucu bozan şeylerden uzak durarak orucu tamamlayın. Sizler mescitte itikâfta olduğunuz halde hanımlarınızla da ilişkiye girmeyin. Çünkü bu durum itikâfı bozar. İşte helal ve haram arasında zikredilen bu hükümler Allah'ın sınırlarıdır. Bunlara asla yaklaşmayın. Şüphesiz Allah'ın sınırlarına yaklaşanlar her an harama düşebilir. Allah o hükümlere dair bu aşikâr apaçık beyan ile ayetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki emrettiklerini yaparak ve yasakladıklarını terk ederek ondan korkarlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
187- Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah nefislerinize karşı hainlik ettiğinizi bildiği için tevbenizi kabul etti ve sizi affetti. Artık kadınlarınıza yaklaşın ve Allah’ın size takdir ettiğini isteyin. Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden tarafınızdan seçilinceye kadar yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâfta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. İşte Allah insanlara takvaya erişsinler diye âyetlerini böylece açıklar. 187. Orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlara uyuduktan sonra gece boyunca yemek, içmek ve cima haram idi. Bu, onların bazılarına zor geldi. Yüce Allah da bu hükmü hafifletti ve orucun bütün geceleri boyunca ister uyusun, ister uyumasılar yemeyi, içmeyi ve cimayı mubah kıldı. Çünkü onlar emrolundukları bazı şeyleri terk etmek sureti ile kendilerine hainlik ediyorlardı. Bunun üzerine Allah bu emri genişleterek “tevbenizi kabul etti.” Eğer onun bu genişletmesi olmasaydı sizin günaha girmeniz kaçınılmaz olurdu. “ve sizi affetti” geçmişteki hainliklerinizi bağışladı. “Artık” Allah tarafından gelen bu ruhsat ve genişlikten sonra “onlara” onlarla ilişki kurmak, öpmek, dokunmak vb. hallerle “yaklaşın ve Allah’ın size takdir ettiğini isteyin.” Eşlerinize yaklaşma halinde Yüce Allah’a da yakınlaşmayı niyet edin. Onlara yaklaşmaktaki en büyük maksat ise zürriyetin hâsıl olması, kendisinin ve eşinin iffetini koruması ve nikâhın maksatlarının husule gelmesidir. Allah’ın size takdir ettiklerinden birisi de Ramazan orucu gecelerine tesadüf eden Kadir Gecesidir. Öyleyse bu lezzetle meşgul olup bu Kadir gecesini kaçırmamalısınız. Çünkü kaçırılan bir lezzet bilâhare ele geçirilebilir, fakat Kadir Gecesi kaçırılacak olursa bir daha ele geçirilemez. “Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden tarafınızdan seçilinceye kadar yiyin için” Bu; yeme, içme ve cimanın son vaktidir. Bu buyruktan anlaşıldığına göre fecrin (tan yerinin) ağardığından yana şüphe içerisinde iken yemek yenecek olursa bunun bir mahzuru yoktur. Yine bu buyrukta -emir ifadesi dolayısıyla- sahur yemeği yemenin de sahurun ertelenmesinin de müstehap olduğuna delil vardır. Bu da Yüce Allah’ın kullarına ruhsat vermesi ve kolaylık sağlamasından anlaşılmaktadır. Yine bu buyrukta kişinin cima dolayısıyla cünüp olduğunda tan yerinin ağarmasına rağmen gusletmemesinde bir sakınca olmadığın ve orucunun da geçerli olduğuna delil vardır. Çünkü cimanın tan yerinin ağarmasına kadar mubah olması, tan yerinin ağardığında kişinin cünüp olması sonucunu doğurur. Doğru olan bir şeyin doğurduğu sonuç da doğrudur. “Sonra” tan yeri ağardığı vakit “orucu” yani oruç bozan şeylerden uzak durmayı “geceye kadar tamamlayın.” Bu da güneşin batış vaktidir. Oruç gecelerinde ilişki mubah olmakla beraber herkes için mubah değildir. İtikâfta bulunan kimseye bu, helâl olmadığından Yüce Allah şu buyruğu ile bunu istisna etmektedir:“Mescidlerde itikâfta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın.” Sizlerin itikâf vasfınız devam ettiği sürece onlara yaklaşmayın. İtikâf Allah’a itaat olmak üzere ve yalnızca ona yönelmek kastı ile mescitlerden ayrılmamak demektir ki bu ayet-i kerime onun meşru olduğuna ayrıca itikâfın yalnızca mescidde geçerli olduğuna delildir. Mescidlerin tarifinden de anlaşıldığı üzere bu mescidler, örfte “mescid” diye bilinen ve beş vakit namazın cemaatle kılındığı yerdir. Yine bu buyrukta eşlerin ilişkisinin itikafı bozan hususlardan biri olduğu da anlaşılmaktadır. “Bunlar” yani bu sayılanlar -ki onlar da oruçta yeme, içme, cima ve benzeri orucu bozan şeylerin haram olması, mazereti olmayan kimselere oruç açmanın haram kılınması ve itikafta bulunan kimse için ilişkinin haram olmasıdır- “Allah’ın” kulları için belirlediği ve işlemelerini yasak kıldığı “sınırlarıdır. Sakın onlara yaklaşmayın.” Yaklaşmama emri “sakın bunları işlemeyin” emrinden daha beliğdir. Çünkü yaklaşma yasağı bizatihi haram olan şeyi işleme yasağını da kapsar. Aynı zamanda o harama ulaştıran yolların yasaklanmasını da kapsar. Kul haramları terk etmekle emrolunduğu gibi onlardan mümkün olduğunca uzak durmak ve haramlara davet eden her türlü sebebi terk etmekle de emrolunmuştur. Emirlere gelince Allah bu konuda:“Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, onları aşmayın.”(el-Bakara, 2/229) buyurarak onları çiğnemeyi yasaklamaktadır. “İşte Allah insanlara takvaya erişsinler diye âyetlerini böylece açıklar.” Sözü geçen hükümleri kullarına en mükemmel ve en açık şekilde tam anlamı ile izah eder, açıklar. Hak onlar için apaçık ortaya çıktığı takdirde onlar da ona tâbî olurlar. Batıl da açıkça ortaya çıktığında ondan uzak dururlar. Çünkü insan haram olduğunu bilmediği haram bir işi yapabilir. Eğer haram olduğunu bilirse de yapmaz. İşte Yüce Allah insanlara âyetlerini genişçe açıkladığına göre artık onların ileri süreceği herhangi bir mazeret ve delilleri kalmamaktadır. Bu da onların takvâlı olmalarına bir vesiledir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Muhtemelen yahudilerin ve hıristiyanların âdetlerinden etkilenen bazı sahâbîler ramazan gecelerinde cinsel ilişkinin câiz olmadığını zannediyorlardı. Ayrıca sahurun da uykudan önce yeneceğini, yatsı kılınıp uykuya yattıktan sonra uyanıp sahurluk diye bir şey yenilemeyeceğini sananlar vardı. Bu yüzden bazıları sıkıntıya düşüyor, sahura kalkmadıkları için gündüz açlıktan bayılıyorlar; gece cinsel ilişkiyi yasak sananlar dayanamayıp eşleriyle birleşiyorlar ve bunu gizliyorlardı (Kur’an’ın ifadesiyle böylece “kendilerine hıyanet ediyorlar”, yani başkalarına da ifade ettikleri zanlarına ve kanaatlerine gizlice aykırı davranıyorlardı). Hadis kitaplarında ve tefsirlerde bu olaylarla ilgili birçok örnek vardır (meselâ bk. Buhârî, “Tefsîr”, 2/27; Taberî, II, 163-167; Kurtubî, II, 314-315). İslâm’a mahsus oruç ibadetinin farz kılınmasını takip eden günlerde bu gibi olaylar ve yanlış anlamalar ortaya çıkınca sınırları belirleme ihtiyacı doğdu ve bu âyet gönderildi. Âyete göre oruç gece bitince başlayacak ve ertesi gecenin başlamasına kadar sürecektir; yani oruç ibadeti gündüze mahsustur, gece bu ibadetin vakti değildir. Güneşin batmasıyla başlayan gece boyunca yemek, içmek, cinsi temas vb. bütün mubah (günah olmayan) şeyler serbesttir. “Allah tövbenizi kabul etti, sizi bağışladı” cümlesi daha önce böyle bir yasağın bulunduğuna işaret ederse de bu konuda âyet ve hadis olarak bir delil yoktur. “Hıyanet”, tövbenin kabulü ve bağışlama, kendi zanlarına ve anlayışlarına göre yaptıklarını günah sayanların bu kabulleri ve kanaatleriyle ilgilidir. “Siz kendiliğinizden sınırlar koydunuz, sonra bunları çiğnediniz, günah işlediğinizi düşünerek tövbe de ettiniz. Allah tövbenizi kabul etti, sizi bağışladı, zaten böyle bir yasak da yoktur” denilmek istenmiş, durum böylece açıklığa kavuşturulmuştur. İsteyenin ramazan gecesinde eşiyle cinsî temasta bulunabileceği bildirildikten sonra “Allah’ın sizin için yazdığını isteyin” buyurulmaktadır. İstenecek şeyin ne olduğu konusunda çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Bize göre en uygun olanı bu serbestlikten yararlanmaktır, temasın tabii meyvesi olan çocuktur; Allah’ın hayırlı evlât vermesini istemektir. Oruç ibadetinin güneşin batmasıyla sona ereceği konusunda ihtilâf yoktur. Ne zaman başlayacağı ve güneşin normal sürelerde doğup batmadığı yerlerde nasıl oruç tutulacağı konusunda ise farklı anlayışlar ve yorumlar vardır: a) Orucun başlama zamanını da belirlemek üzere gönderilmiş bulunan bu âyette mesele –bize göre– açıklığa kavuşmuştur. Şöyle ki âyette gece (leyl) kelimesi iki defa geçmektedir. Baştaki gece –daha sonra gelen açıklamalarla birlikte– orucun başlangıcını göstermekte, sondaki yani “Sonra orucu geceye kadar tamamlayın” cümlesinde geçen gece ise ibadetin bitiş vaktini işaretlemektedir. Başta “Oruç gecesinde kadınlarınızla cinsel ilişkide bulunmak size helâl kılındı” denirken bu iznin geceye mahsus olduğu, gündüze sarkmayacağı açıkça bildirilmiş olmaktadır. Arapça’da gece tanımlanırken başlangıcının güneşin batması olduğunda ihtilâf edilmemiştir. Sonu ise iki türlü belirlenmiştir: 1. Tan yerinin ağarması (fecr-i sâdık). 2. Güneşin doğması, yani Arapça’da güneşin batımından tan yerinin ağarmaya başlamasına kadar geçen süreye de, güneşin doğmasına kadar devam eden süreye de gece denilmektedir. Buradaki gece yani oruç gecesi ile hangisi kastedilmiştir? Şüphesiz birincisi. Çünkü âyette oruç yasaklarının başlamasıyla ilgili sınır belirlenirken “fecir” kavramı esas alınmıştır. “Fecirden siyah ip beyaz ipten sizin için ayırt edilir hale gelinceye kadar” ifadesi, “tan yerinin beyazlığı gecenin siyahlığından ayrılıncaya kadar” yani “fecir söküp tan yeri ağarmaya başlayıncaya kadar” anlamına gelmektedir. Bu konuda rivayet edilen hadisler içinde (Buhârî, “Savm”,16, 17; Müslim, “Sıyâm”, 33, 39 vd.; Ebû Dâvûd, “Sıyâm”, 17) geceyi güneşin doğmasına kadar götüreni yoktur. Hadislere göre gecenin sonu tan yerinin ağarmaya başlamasıdır. Bu sebeplerden dolayı imsakin (orucun başlangıcı) güneşin doğmasıyla başlayacağını söyleyen hiçbir müctehid ve müfessir yoktur. Bazı zaman, mekân ve durumlarda ağarmanın tesbiti güç olduğundan, emin oluncaya kadar yeme içme serbestliğinden faydalanılmasına izin verilmiştir. Günümüzde olduğu gibi tan yerinin ağarmaya başladığı –birçok araçla ve kolaylıkla– tesbit edilince oruç başlar ve artık orucu bozan fiiller yasak hale gelir. b) Ekvatordan kuzeye ve güneye doğru ilerledikçe güneşin doğma ve batma vakitleri değişir, uzar ve kısalır, nihayet günlerce ve aylarca doğmadığı veya batmadığı enlem derecelerine ulaşılır. Bu bölgelerde yaşayan müslümanlar namaz ve oruç vakitlerini nasıl ayarlayacaklardır? Bazı fıkıhçıların ileri sürdüğü “Normal vaktin olmadığı yerlerde, normal mıntıkalara mahsus oruç ve namaz ibadeti de olmaz” düşüncesi isabetli değildir. Allah Teâlâ Mekke ve Medine gibi yerlerde yaşayan müslümanlara hitap ederek yirmi dört saatlik bir zaman dilimi içinde beş kere namaz kılmalarını ve yılda bir ay da oruç tutmalarını istemiştir. İbadetin sebep ve hikmeti bir yandan insanın ibadetle eğitilmesi, Allah’a yakınlık elde etmesi, diğer yandan âhirette geçer akçe olan ecir ve sevabın elde edilmesidir. Güneşin aylarca doğmadığı veya batmadığı yerlerde yaşayan müminler de –çalışma, dinlenme, yeme ve içme gibi hususlarda– hayatlarını yirmi dört saate göre düzenlemekte yani normal mıntıkalarda yaşayan insanlar gibi yaşamaktadırlar. Bu müminlerin de dinî eğitime ve sevaba ihtiyaçları vardır. Bu sebeple ibadetlerini de aya ve güneşe göre değil, farazî ve itibarî (sanal) olarak ayarladıkları günlerine göre yapacaklardır. Bu şartlarda yaşayan müminlerin uygulayacakları vakit cetveli bakımından âlimlerce iki yol gösterilmiştir: 1. Mekke takvimini uygulamak. 2. Kendilerine en yakın normal bölgenin takvimini uygulamak. Kıyamet yaklaştığında ve deccâl çıktığında günün çok uzun olacağını bildirmesi üzerine Hz. Peygamber’e, bu “bir yıl kadar uzun günde” namazları nasıl kılacaklarını soran sahâbîler, “Daha önceki normal günlere göre kılarsınız” cevabını almışlardı. Bu hadis de yukarıdaki çözüme ışık tutmaktadır (Müslim, “Fiten”, 110; genişbilgi için bk. Hayreddin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Meseleleri, I, 113 vd.). “Mescidlerde ibadete çekilmişken kadınlarla cinsî ilişkide bulunmayın” cümlesinde geçen ibadetin İslâm geleneğinde adı itikâftır. İtikâf “cemaat, köy, mahalle vb. halkından en az bir müminin, mescide çekilerek bir müddet kendini ibadete vermesi, evinden, işinden ayrı kalması, halkla günlük ilişkilerini askıya alması” şeklinde yapılır. İbadet niyetiyle kısa bir müddet bile mescidde kalmak itikâf sayılmıştır. Hz. Peygamber ramazanın son on gününde mescidde itikâf ibadeti yapmış, son yılında bunu iki katına çıkarmıştır (Buharî, “İtikâf”, 1-6; Müslim, “İtikâf”, 1-6). Bazı eşleri ve sahâbîler de bu konuda ona uyup aynı ibadeti ifa etmişlerdir. İtikâf ibadeti yapan kimseye yasak olan şey, tabii ve zaruri ihtiyaçları dışında mescidden çıkmak ve eşiyle cinsel ilişkide bulunmaktır.
Bakara Suresi 187. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Orucun farz kılındığı ilk zamanda bir kişi oruç gecesi uyur sonra sabah namazı vaktinden önce uyanırsa ona yemek yemesi veya ailesiyle ilişkiye girmesi haram olurdu. Ey müminler! Allah bu hükmü kaldırdı ve sizlere oruç gecelerinde kadınlarınızla ilişkiye girmeyi mübah kıldı. Kadınlarınız sizin için bir örtü ve iffet, sizler de onlar için bir örtü ve iffetsiniz. Sizler birbirinizden müstağni değilsiniz. Allah, yasakladığı şeyleri yaparak kendi nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu biliyordu. Sizlere merhamet etti, tövbenizi kabul etti ve sizlere bunu hafifletti. Şimdi artık hanımlarınızla ilişkiye girin ve Allah'ın sizin için takdir ettiği zürriyeti isteyin. Gecenin tümünde, ta ki sabahın beyazı olan fecr-i sadığın doğuşu size görünene ve gecenin siyahından ayrılana kadar yiyin, için! Ardından fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar orucu bozan şeylerden uzak durarak orucu tamamlayın. Sizler mescitte itikâfta olduğunuz halde hanımlarınızla da ilişkiye girmeyin. Çünkü bu durum itikâfı bozar. İşte helal ve haram arasında zikredilen bu hükümler Allah'ın sınırlarıdır. Bunlara asla yaklaşmayın. Şüphesiz Allah'ın sınırlarına yaklaşanlar her an harama düşebilir. Allah o hükümlere dair bu aşikâr apaçık beyan ile ayetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki emrettiklerini yaparak ve yasakladıklarını terk ederek ondan korkarlar.