Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar çıkmazdadırlar. Onlara karşı sana Allah yetecektir. O, işitir ve bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar çıkmazdadırlar. Onlara karşı sana Allah yetecektir. O, işitir ve bilir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. Ve O, işitendir, bilendir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa, hiç kuşkusuz, iyiyi ve güzeli bulmuş olurlar; eğer sırt dönerlerse artık onlar parçalanmış olurlar. Onlara karşı sana Allah yeter. En iyi işiten, en güzel bilendir O.
Süleyman Ateş
Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; ama dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşerler. Onlara karşı Allah sana yeter. O, işitendir, bilendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.5%
İngilizce
So if they believe in the same as you believe in, then they have been [rightly] guided; but if they turn away, they are only in dissension, and Allah will be sufficient for you against them. And He is the Hearing, the Knowing
Fransızca
Alors, s'ils croient à cela même à quoi vous croyez, ils seront certainement sur la bonne voie. Et s'ils s'en détournent, ils seront certes dans le schisme! Alors Allah te suffira contre eux. Il est l'Audient, l'Omniscient
İspanyolca
Si creen en lo mismo que ustedes creen habrán seguido la guía correcta; pero si lo rechazan, estarán en el error. Dios te protegerá de ellos. Él es el que todo lo oye, todo lo sabe
Rusça
Если они уверуют в то, во что уверовали вы, то последуют прямым путем. Если же они отвернутся, то окажутся в разладе с истиной. Аллах избавит тебя от них, ибо Он - Слышащий, Знающий
Endonezce
Maka jika mereka telah beriman sebagaimana yang kamu imani, sungguh, mereka telah mendapat petunjuk. Tetapi jika mereka berpaling, sesungguhnya mereka berada dalam permusuhan (denganmu), maka Allah mencukupkan engkau (Muhammad) terhadap mereka (dengan pertolongan-Nya). Dan Dia Maha Mendengar, Maha Mengetahui
Bengalce
অতএব তারা যদি ঈমান আনে, তোমাদের ঈমান আনার মত, তবে তারা সুপথ পাবে। আর যদি মুখ ফিরিয়ে নেয়, তবে তারাই হঠকারিতায় রয়েছে। সুতরাং এখন তাদের জন্যে আপনার পক্ষ থেকে আল্লাহই যথেষ্ট। তিনিই শ্রবণকারী, মহাজ্ঞানী।
Şayet Yahudi, Hristiyan ve diğer kâfirler sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, Allah'ın razı olduğu doğru yol üzere ilerlemiş olurlar. Eğer peygamberlerin tamamını ya da bazısını yalanlayarak iman etmekten yüz çevirirlerse onlar ihtilaf ve düşmanlık içindedirler. -Ey Peygamber!- Üzülme, Allah onların eziyetlerine karşı sana yeter. Onların şerrinden seni koruyacak ve onlara karşı sana yardım edecektir. Allah onların sözlerini hakkıyla işiten, niyetlerini ve amellerini hakkıyla bilendir.
137- Artık eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, muhakkak hidâyet bulurlar. Şâyet yüz çevirirlerse, mutlaka apaçık bir ayrılığa düşerler. Onlara karşı sana Allah yeter. O her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
137. Yani ey mü’minler topluluğu! Eğer kitap ehli de sizin iman ettiğiniz gibi bütün peygamberlere, bütün kitaplara ve bunların kapsamına ilk ve öncelikli olarak giren peygamberlerin sonuncusu ve en faziletlisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ve Kur’ân-ı Kerîm’e iman edip de yalnızca Allah’a teslim olur ve peygamberlerden hiçbirisi arasında ayrım gözetmeyecek olurlarsa, işte o vakit “muhakkak” Naim Cennetlerine ulaştıran Sırat-ı Müstakim’e doğru “hidâyet bulurlar.” Yani bu şekilde iman etmedikleri sürece onların hidâyete giden yolu bulmalarına imkân yoktur. Hiçbir şekilde durum onların:“Yahudi veya hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dedikleri gibi veya hidâyet ve doğru yolun yalnızca izledikleri yola münhasır olduğu şeklindeki iddiaları gibi değildir. “Hidâyet” hakkı bilmek ve onunla amel etmektir. Bunun zıddı ise ilimden ve ilmin akabinde amelden sapmaktır. İşte bu onların haktan yan çizip hidayetten yüz çevirmelerinin ardından üzerinde oldukları “ayrılık”tır. Ayrılık içerisinde bulunan, Allah ve Rasûlü bir tarafta, kendisi ise ayrı bir tarafta olan kimse demektir. Ayrılık içerisinde olmak Allah ve Rasûlü ile sınır mücadelesine girmeyi, Allah ve Rasulüne ileri derecede düşmanlığı gerektirir. Bu da Allah Rasûlü’ne eziyet etmek için çalışma sonucunu doğurur. Bundan dolayı Allah, Rasûlü’ne onlara karşı yeterli geleceği vaadinde bulunmuştur. Çünkü O, değişik dillerde olan ve türlü türlü ihtiyaçları dile getiren bütün sesleri “işitendir”. Onların önlerindekini de arkalarındakini de, gizliyi de açığı da zahiri de batını da “bilendir”. Durum bu olduğuna göre, Allah onların kötülüklerine karşı sana yeter. Nitekim Allah, Rasûlü’ne vaat ettiğini gerçekleştirmiş ve O’nu onlara üstün ve galip kılmıştır. O kadar ki, onların kimilerini öldürmüş, kimilerini esir almış, kimilerini sürgüne göndermiş ve alabildiğine darmadağın etmiştir. İşte bu buyrukta Kur’ân’ın mucizelerinden bir mucize vardır. Zira o, bir şeyi vukûundan önce haber vermiş ve o, tıpkı haber verdiği şekilde vukûa gelmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Ayrılıkçılık” şeklinde çevrilen “şikak” kelimesi için tefsirlerde “düşmanlık duygularıyla ayrılıkçılık yapmak, doğru yolda olanlarla ihtilâfa düşmek, inatlaşmak, tartışma ve çekişmeye girişmek, haktan sapmak” gibi anlamlar verilmiştir (bk. Râzî, IV, 84-85). Bir önceki âyette müslümanlara, Allah’a inandıklarını; Kur’an’a, diğer peygamberlere ve onlara indirilenlere ayırım gözetmeksizin iman ettiklerini dile getirmeleri emredilmişti. Bu âyette ise yahudilerle hıristiyanlardan da aynı şekilde davranmaları, bu cümleden olmak üzere, İslâm’ın peygamberine ve kutsal kitabına da iman etmeleri istenmekte; böyle yaptıkları takdirde doğru yolu bulmuş sayılacakları, aksi halde hak yoldan uzaklaşarak sapıklığa düşmüş, ayrılıkçılığa ve düşmanlık duygularına kapılmış olacakları bildirilmektedir. Âyette daha sonra, yahudilerle hıristiyanların olumsuz düşünce ve davranışları karşısında Hz. Peygamber’in kaygılanmasına gerek olmadığı, zira yüce Allah’ın yardım ve desteğinin onun için yeterli olduğu ifade buyurularak Hz. Peygamber teselli edilmektedir.
Şayet Yahudi, Hristiyan ve diğer kâfirler sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, Allah'ın razı olduğu doğru yol üzere ilerlemiş olurlar. Eğer peygamberlerin tamamını ya da bazısını yalanlayarak iman etmekten yüz çevirirlerse onlar ihtilaf ve düşmanlık içindedirler. -Ey Peygamber!- Üzülme, Allah onların eziyetlerine karşı sana yeter. Onların şerrinden seni koruyacak ve onlara karşı sana yardım edecektir. Allah onların sözlerini hakkıyla işiten, niyetlerini ve amellerini hakkıyla bilendir.