Önceki ayet· 19:37Sonraki ayet· 19:39

Meryem Suresi 38. Ayet· 19:38

↗ Meryem suresi
Mekki
أَسۡمِعۡ بِهِمۡ وَأَبۡصِرۡ يَوۡمَ يَأۡتُونَنَا لَٰكِنِ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٱلۡيَوۡمَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Bize geldikleri gün neler görüp neler işitecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bize geldikleri gün neler görüp neler işitecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler
Elmalılı Hamdi Yazır
Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün, açık bir sapıklık içindedirler.
Süleyman Ateş
Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
How [clearly] they will hear and see the Day they come to Us, but the wrongdoers today are in clear error
Fransızca
Comme ils entendront et verront bien le jour où ils viendront à Nous! Mais aujourd'hui, les injustes sont dans un égarement évident
İspanyolca
Oirán y verán muy bien [su error] el día que comparezcan ante Mí. Pero los que cometen injusticias [atribuyendo un hijo a Dios] en esta vida están evidentemente extraviados
Rusça
Как же ясно они будут слышать и видеть в тот день, когда они явятся к Нам! Но сегодня беззаконники пребывают в очевидном заблуждении
Endonezce
Alangkah tajam pendengaran mereka dan alangkah terang penglihatan mereka pada hari mereka datang kepada Kami. Tetapi orang-orang yang zalim pada hari ini (di dunia) berada dalam kesesatan yang nyata
Bengalce
সেদিন তারা কি চমৎকার শুনবে এবং দেখবে, যেদিন তারা আমার কাছে আগমন করবে। কিন্তু আজ জালেমরা প্রকাশ্য বিভ্রান্তিতে রয়েছে।
Çince
他们来见我的那日,他们的耳真聪,他们的眼真明,但不义者,今天确在明显的迷误中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O gün (gerçekleri) ne iyi işitip, ne iyi görecekler. Duydukları zaman duymaları onlara fayda sağlamayacağı zaman duyacaklar, gördükleri zaman görmeleri onlara fayda sağlamayacağı zaman görecekler. Fakat zalimler dünya hayatında dosdoğru yoldan sapmış kimselerdir. Onlar zulüm etmeye devam ederken kıyamet ansızın gelir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
37- (Ehl-i kitaptan) birtakım gruplar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. O büyük günde hazır olacaklarından dolayı vay o kâfirlerin haline! 38- Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitir, ne iyi görürler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedir. 37. Yüce Allah hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı Meryem oğlu İsa’nın durumunu açıkladıktan sonra yahudi, hristiyan ve diğerlerinden oluşan çeşitli sapık fırkaların, aralarındaki farklılıklar çerçevesinde İsa aleyhisselam hakkında da ihtilâfa düştüklerini haber vermektedir. Bu konuda kimisi aşırıya kaçmıştır, kimisi de oldukça kusurludur. Aralarından kimisi, “O Allah’tır” derken, kimisi “Allah’ın oğludur”, kimisi “Üçün üçüncüsüdür”, demiştir. Kimileri de -yahudiler gibi- İsa’yı peygamber bile kabul etmemiş aksine onun -haşa- bir veled-i zina olduğu iftirasında dahi bulunmuştur. Bütün bunların sözleri batıldır, görüşleri tutarsızdır, şüphe ve inada dayalıdır. Çürük bahaneler ile anlamsız şüphelerdir ve bütün bu iddia sahipleri oldukça ağır bir tehdidi hak eden kimselerdir. Onun için Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O” öncekilerin de sonrakilerin de göktekilerin de yerdekilerin de yaratanın da yaratılanın da tanık olacağı “büyük günde” kıyamet gününde “hazır olacaklarından dolayı vay o kâfirlerine haline!” Allah’ı, peygamberlerini ve kitaplarını inkar edenlerin vay haline! Bunların kapsamına İsa hakkında küfrü gerektiren sözler söyleyen yahudiler ve hristiyanlar da girmektedir. İşte o gün büyük sarsıntılarla ve dehşetlerle dolup taşacaktır. O günde amellerin karşılığı verilecektir. İşte o vakit neyi gizlemiş, neyi açıklamış idilerse, neyi örtüp saklamaya çalıştılarsa hepsi ortaya çıkacaktır. 38. “Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitir, ne iyi görürler!” Küfürlerini, şirklerini ve söyledikleri sözleri bizzat kendileri ikrar ve itiraf edecekler ve:“Rabbimiz, gördük ve işittik artık bizi dünyaya geri döndür de salih amel işleyelim, gerçekten biz kesin olarak inandık.”(es-Secde, 32/12) diyeceklerdir. İşte kıyamet gününde dünyada iken tuttukları yolun gerçek mahiyetinin ne olduğunu kesin olarak bilmiş olacaklardır. “Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedir.” Ve bu konuda onların herhangi bir mazeretleri olmayacaktır. Çünkü onlar, ya hakkı bilen ama inat edip haktan bile bile sapan ve ondan yan çizen kimselerdirler yahut da hakkı ve doğruyu bilme imkânına sahip olmakla birlikte hak yoldan sapan, sapıklığına ve kötü amellerine razı olan, hakkı batıldan ayırt etmek için de hiçbir çaba göstermeyen kimselerdir. urada Yüce Allah’ın:“(Ehl-i kitaptan) birtakım gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler” buyruğundan sonra: “Vay o kâfirlerin haline!” buyurularak “vay onların haline” buyrulmadığı üzerinde dikkatle düşünelim. Çünkü “onlar” denilecek olsa zamir “gruplar”a ait olur. Oysa anlaşmazlığa düşen bu gruplar arasında doğruyu isabet ettiren bir kesim de vardır. Bunlar hakka uygun kanaata sahiptirler ve İsa’nın Allah’ın kulu ve rasûlü olduğunu söyleyip ona iman etmiş ve ona uymuşlardır. Bunlar mü’mindirler ve bu tehdidin kapsamına girmezler. Bundan dolayı Yüce Allah da tehdidi sadece kâfirlere tahsis etmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bugün yani dünya hayatında tevhidi kabullenmeyip sapkınlığa dalmış oldukları için gerçeği görmeyen zalimler Allah’ın huzuruna çıkacakları gün onu bütün açıklığı ile işitecek ve göreceklerdir. 39. âyetteki “pişmanlık günü” iki türlü yorumlanmıştır: a) Maksat kıyamet günüdür. İnsanlar gaflet içinde, Allah’ın dinine inanmaz ve dünya tutkusuyla âhireti düşünmezlerken birden bire kıyamet kopar, dünya yok olur, yükümlülük kalkar ve iş bitirilmiş olur. İşte yüce Allah insanların yaptıkları kötülüklerden veya yapmadıkları iyiliklerden dolayı pişmanlık duyacakları o gün gelmeden önce, onları uyarmasını Hz. Peygamber’e emretmektedir. b) Pişmanlık gününden maksat hesap günüdür. O gün herkesin hesabı görülmüş, sevap ve cezaları açıklanmak suretiyle iş bitirilmiş olacaktır; bu hesap sonunda cennete gideceklerle cehenneme gidecek olanlar birbirinden ayrılacaklardır. Bu dünyada gaflet içerisinde yaşayıp iman etmeyenler, ebedî hayatlarını yitirmiş olacakları için o anda hasret ve pişmanlık duyacaklardır. Kıyametin gerçekleşmesiyle yeryüzünün ve onun üzerindekilerin yal­nız Allah’a kalacağını bildiren 40. âyeti de iki şekilde yorumlamak mümkündür: a) Dünya ve üzerinde bulunan her şey geçicidir, hiçbir gücün desteğine muhtaç olmaksızın kalıcı olan yalnız Allah’tır. b) Sûra üflendiğinde bütün canlılar ölecek hem mülkiyet ilişkisi hem de mâliklik son bulacak her şey asıl sahibine dönecektir.
Meryem Suresi 38. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O gün (gerçekleri) ne iyi işitip, ne iyi görecekler. Duydukları zaman duymaları onlara fayda sağlamayacağı zaman duyacaklar, gördükleri zaman görmeleri onlara fayda sağlamayacağı zaman görecekler. Fakat zalimler dünya hayatında dosdoğru yoldan sapmış kimselerdir. Onlar zulüm etmeye devam ederken kıyamet ansızın gelir.