Önceki ayet· 19:36Sonraki ayet· 19:38

Meryem Suresi 37. Ayet· 19:37

↗ Meryem suresi
Mekki
فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن مَّشۡهَدِ يَوۡمٍ عَظِيمٍ
Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!
Yaşar Nuri Öztürk
Kendi aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Büyük bir günün tanıklığından ötürü vay o inkârcıların haline!
Süleyman Ateş
Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.7%
İngilizce
Then the factions differed [concerning Jesus] from among them, so woe to those who disbelieved - from the scene of a tremendous Day
Fransızca
[par la suite,] les sectes divergèrent entre elles. Alors, malheur aux mécréants lors de la vue d'un jour terrible
İspanyolca
Pero discreparon las sectas sobre él. ¡Cuán desdichados serán ese día los que negaron la verdad cuando comparezcan [ante Dios] en un día terrible
Rusça
Но секты разошлись во мнениях между собой. Горе же неверующим, которые встретят Великий день
Endonezce
Maka berselisihlah golongan-golongan (yang ada) di antara mereka (Yahudi dan Nasrani). Maka celakalah orang-orang kafir pada waktu menyaksikan hari yang agung
Bengalce
অতঃপর তাদের মধ্যে দলগুলো পৃথক পৃথক পথ অবলম্বন করল। সুতরাং মহাদিবস আগমনকালে কাফেরদের জন্যে ধবংস।
Çince
但各派之间意见分歧。重大日来临的时候,悲哀归于不信道者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar İsa -aleyhisselam- hakkında ihtilaf ettiler ve kavimleri içinde farklı gruplara ayrıldılar. Bazısı ona iman edip: "O resuldür." dedi. Yahudiler'den oluşan diğer grup da onu inkâr etti. Bazı gruplar da onun hakkında aşırılığa giderek bazısı: "O Allah'tır." dediler. Kimileri ise: "O, Allah'ın oğludur." dediler. Allah Teâlâ bu söylediklerinden uzak ve yücedir. Kıyamet sahnesini, hesabı ve cezayı görecek olmalarına rağmen onun hakkında ihtilafa düşenlerin vay haline.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
37- (Ehl-i kitaptan) birtakım gruplar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. O büyük günde hazır olacaklarından dolayı vay o kâfirlerin haline! 38- Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitir, ne iyi görürler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedir. 37. Yüce Allah hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı Meryem oğlu İsa’nın durumunu açıkladıktan sonra yahudi, hristiyan ve diğerlerinden oluşan çeşitli sapık fırkaların, aralarındaki farklılıklar çerçevesinde İsa aleyhisselam hakkında da ihtilâfa düştüklerini haber vermektedir. Bu konuda kimisi aşırıya kaçmıştır, kimisi de oldukça kusurludur. Aralarından kimisi, “O Allah’tır” derken, kimisi “Allah’ın oğludur”, kimisi “Üçün üçüncüsüdür”, demiştir. Kimileri de -yahudiler gibi- İsa’yı peygamber bile kabul etmemiş aksine onun -haşa- bir veled-i zina olduğu iftirasında dahi bulunmuştur. Bütün bunların sözleri batıldır, görüşleri tutarsızdır, şüphe ve inada dayalıdır. Çürük bahaneler ile anlamsız şüphelerdir ve bütün bu iddia sahipleri oldukça ağır bir tehdidi hak eden kimselerdir. Onun için Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O” öncekilerin de sonrakilerin de göktekilerin de yerdekilerin de yaratanın da yaratılanın da tanık olacağı “büyük günde” kıyamet gününde “hazır olacaklarından dolayı vay o kâfirlerine haline!” Allah’ı, peygamberlerini ve kitaplarını inkar edenlerin vay haline! Bunların kapsamına İsa hakkında küfrü gerektiren sözler söyleyen yahudiler ve hristiyanlar da girmektedir. İşte o gün büyük sarsıntılarla ve dehşetlerle dolup taşacaktır. O günde amellerin karşılığı verilecektir. İşte o vakit neyi gizlemiş, neyi açıklamış idilerse, neyi örtüp saklamaya çalıştılarsa hepsi ortaya çıkacaktır. 38. “Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitir, ne iyi görürler!” Küfürlerini, şirklerini ve söyledikleri sözleri bizzat kendileri ikrar ve itiraf edecekler ve:“Rabbimiz, gördük ve işittik artık bizi dünyaya geri döndür de salih amel işleyelim, gerçekten biz kesin olarak inandık.”(es-Secde, 32/12) diyeceklerdir. İşte kıyamet gününde dünyada iken tuttukları yolun gerçek mahiyetinin ne olduğunu kesin olarak bilmiş olacaklardır. “Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedir.” Ve bu konuda onların herhangi bir mazeretleri olmayacaktır. Çünkü onlar, ya hakkı bilen ama inat edip haktan bile bile sapan ve ondan yan çizen kimselerdirler yahut da hakkı ve doğruyu bilme imkânına sahip olmakla birlikte hak yoldan sapan, sapıklığına ve kötü amellerine razı olan, hakkı batıldan ayırt etmek için de hiçbir çaba göstermeyen kimselerdir. urada Yüce Allah’ın:“(Ehl-i kitaptan) birtakım gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler” buyruğundan sonra: “Vay o kâfirlerin haline!” buyurularak “vay onların haline” buyrulmadığı üzerinde dikkatle düşünelim. Çünkü “onlar” denilecek olsa zamir “gruplar”a ait olur. Oysa anlaşmazlığa düşen bu gruplar arasında doğruyu isabet ettiren bir kesim de vardır. Bunlar hakka uygun kanaata sahiptirler ve İsa’nın Allah’ın kulu ve rasûlü olduğunu söyleyip ona iman etmiş ve ona uymuşlardır. Bunlar mü’mindirler ve bu tehdidin kapsamına girmezler. Bundan dolayı Yüce Allah da tehdidi sadece kâfirlere tahsis etmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetlere şu mânalar verilmiştir: a) “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu Îsâ ile ilgili olarak bu anlatılanlar doğrudur. Gerçek söz budur” (Râzî, XXI, 217). b) Hz. Îsâ hakkında yahudilerin “O, gayri meşrû ilişkiden dünyaya gelmiştir” şeklindeki sözleri doğru olmadığı gibi, Hıristiyanların “O, Allah’ın oğludur” şeklindeki iddiaları da doğru değildir. “Meryem oğlu Îsâ Mesîh Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur” (Nisâ 4/171). c) Gelecek olan Hz. Îsâ’nın, daha sabi iken bir mûcize eseri olarak dile gelip ilân ettiği gerçek sözdür. Allah’a –Îsâ olsun başka biri olsun– bir çocuk isnat etmek gerçek dışıdır, Allah’a iftiradır. Allah, Îsâ’nın da diğer bütün insanların da gerçek ve yegâne tanrısı olup yalnız O’na ibadet etmek gerekir. Oysa onlar bu gerçekleri, özellikle Hz Îsâ’nın Allah’ın oğlu değil, kulu ve elçisi olduğunu tartışmasız kabul edecekleri yerde aralarında ayrılığa düşmüşlerdir. Müfessirler, 37. âyette Hz. Îsâ hakkında ayrılığa düştükleri belirtilen grupların, yahudilerle hıristiyanlar veya Hıristiyanlık’taki farklı mezhep mensupları olduğunu söylemişlerdir. Yahudiler onun peygamber olduğunu bütünüyle reddederken, hıristiyanların büyük çoğunluğu onu “Allah’ın oğlu” dolayısıyla tanrı olarak kabul etmiş; az bir kısmı ise “Allah’ın kulu ve resulü” olduğuna inanmıştır (bu ihtilâflar sonunda ortaya çıkan mezhepler hakkında bilgi için bk. İbn Âşûr, XVI, 106; Mehmet Aydın “Hristiyanlık”, DİA, XVII, 340-358). Meâlinde “ulaşıldığında” diye tercüme ettiğimiz meşhed kelimesi sözlükte “görmek veya şahitlik etmek” demektir. Yer veya zaman ismi olarak, “görülecek yer veya görülecek zaman; şahitlik edilecek yer veya şahitlik edilecek zaman” anlamına gelir. Buna göre âyete verilen meâlin dışında şu anlamlar da verilebilir: a) Büyük güne ulaşıldığı yerde vay o inkârcıların haline! b) Melekler, peygamberler, hatta kişinin kendi organları tarafından aleyhinde şahitlik edileceği büyük günden dolayı veya büyük günde şahitlik edileceği zaman yahut şahitlik edilecek yerde vay o inkârcıların haline!
Meryem Suresi 37. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar İsa -aleyhisselam- hakkında ihtilaf ettiler ve kavimleri içinde farklı gruplara ayrıldılar. Bazısı ona iman edip: "O resuldür." dedi. Yahudiler'den oluşan diğer grup da onu inkâr etti. Bazı gruplar da onun hakkında aşırılığa giderek bazısı: "O Allah'tır." dediler. Kimileri ise: "O, Allah'ın oğludur." dediler. Allah Teâlâ bu söylediklerinden uzak ve yücedir. Kıyamet sahnesini, hesabı ve cezayı görecek olmalarına rağmen onun hakkında ihtilafa düşenlerin vay haline.