Diyanet İşleri
Şüphesiz Biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak haline getirebiliriz
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Şüphesiz biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak yapacağız.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ve şu da bir gerçek ki biz, yeryüzündeki her şeyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve ölüme yol açan kupkuru bir toprak haline elbette getireceğiz.
Süleyman Ateş
Biz elbette (bir gün) yerin üzerindekileri kupkuru bir toprak yaparız.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz yeryüzünde olan bütün mahlukatın hayatı sona erdikten sonra; onları üzerinde hiçbir ot bitmeyen çorak bir toprak haline getireceğiz. Bundan ibret alın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
7- Yeryüzü üzerinde bulunanları biz, insanlardan hangisi daha güzel amelde bulunacak diye onları imtihan etmek için yeryüzüne has bir süs yaptık. 8- Bununla beraber biz, onun üzerinde olanları elbet kupkuru bir toprak yapacağız.
7. Yüce Allah, yeryüzünde bulunan her türlü lezzetli yiyecek ve içecekleri, hoş giyecekleri, ağaçları, ırmakları, ekinleri, meyveleri, göz alıcı manzaraları, zarif bahçeleri, neşelendirici sesleri, güzel manzaraları, altını, gümüşü, atı, deveyi vb. her şeyi bir deneme ve sınama aracı olmak üzere bu dünya yurdu için bir süs olarak yaratmış olduğunu haber vermektedir. “hangisi daha güzel” daha ihlâslı ve daha doğru “amelde bulunacak diye onları imtihan etmek için...”
8. Bununla birlikte Allah, bütün bu sözü edilenleri fani, yok olup gidici ve zeval bulup nihâyete eren varlıklar kılmıştır. Sonunda yeryüzü bitkisiz, bütün lezzet verici şeyleri yok olmuş, dümdüz bir arazi haline gelecek, ırmakları kuruyup bitmiş, üzerindeki eserler yok olup gitmiş, nimetleri zeval bulmuş olacaktır. İşte dünyanın gerçek yüzü budur. Yüce Allah, bu gerçeği gözümüzle görüyormuşuz gibi açıkça bize göstermiş ve ona aldanmaktan bizi sakındırmış, nimetleri sürekli olan ve orada bulunanların mutlu olacağı ebedî bir yurda rağbet etmemizi istemiştir. Bütün bunlar, Allah’ın bize olan rahmetindendir. Dünyanın iç yüzüne bakmaksızın sadece dış görünüşüne bakanlar, onun süs ve gösterişine kanıp aldanırlar. Böylece onlar, dünyaya hayvanlar gibi bağlanır, otlaklarda gezinen dört ayaklılar gibi ondan yararlanmaya çalışırlar. Rablerinin hakkı nedir diye bakmazlar, onu tanımaya en ufak bir gayret harcamazlar. Aksine onların bütün gayretleri, her türlü arzularını ne şekilde gerçekleşirse ve nasıl denk gelirse öylece gerçekleştirmeye yöneliktir. O nedenle bunlardan herhangi birisine ölüm gelip çattığı zaman işlemiş olduğu günahlar ve kusurlardan dolayı değil de kendisi yok olduğu ve lezzetleri elinden kaçıp gittiği için üzülür. Dünyanın iç yüzüne bakıp hem dünyanın hem kendisinin yaratılışından maksadın ne olduğunu bilene gelince böyle bir kimse, yaratılış gayesini gerçekleştirmek hususunda dünyadan kendisine yardımcı olacak kadarını alır ve şerefli ömründe fırsatları değerlendirmeye gayret eder. Dünyayı kalınıp eğlenilecek bir yer değil gelip geçilecek bir mekan kabul eder. Dünyayı bir yolculuk olarak değerlendirir, ebedî kalınacak bir yer olarak değil. Bu kimse, bütün gayretini Rabbini tanımaya, emirlerini yerine getirmeye ve amellerini güzelleştirmeye harcar. İşte böyle bir kimse, Allah nezdinde en güzel bir mevkidedir. Böyle bir kimse, Allah’ın, bütün lütuf ve nimetlerini ihsan etmesine, onu sevinç ve ikramlara gark etmesine layıktır. İşte aldanış içerisinde olan kişi, dünyanın dış görünüşüne bakarken; böyle bir kişi dünyanın gerçek yüzüne bakar; diğeri dünyası için çalışır dururken o, âhireti için amel eder. Bu iki kesim arasında elbette ki fark vardır ve bu iki grup arasındaki fark gerçekten çok büyüktür!
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yüce Allah, müşriklerin Kur’an’a inanmamaları halinde helâk olacakları korkusuyla üzülen Hz. Peygamber’i teselli etmekte ve bu kadar üzülmesine gerek olmadığını bildirmektedir. Çünkü Peygamber’in görevi onları zorla imana getirmek değil, Kur’an’ı tebliğ edip doğru yolu göstermektir (Nahl 16/82).Allah Teâlâ, kimlerin daha iyi davranışlarda bulunacağını denemek için bunca güzel nimetleri; malı, mülkü, evlât ve serveti, dünyanın bir süsü olarak yaratıp çekici kılmıştır. Bunun yanında insanları da irade sahibi, iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edip ve yaptıklarından sorumlu olacak özellikte yaratmıştır. Böyle olmasaydı denemenin bir anlamı kalmazdı. Fakat Allah bu nimetlerin geçici olduğunu, yeryüzündeki güzellikleri bir gün çerçöp haline getirip yok edeceğini, dünyayı insansız, hayvansız, ağaçsız, bitkisiz ve kupkuru bir çöl haline getireceğini bildirmekte ve dünya nimetlerine bağlanmanın doğru olmadığına dikkat çekerek insanları uyarmaktadır.
Dünyada sürekli olan hiçbir şey yoktur; kıyamet gününde dünya da değişecektir; kalıcı olan yalnız Allah’tır. Bir âyette şöyle buyurulmuştur: “Bir gün gelecek, yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülecek, insanlar gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah’ın huzuruna çıkacaklardır” (İbrâhim 14/48; ayrıca bk. Rahmân 55/26-27).