Önceki ayet· 17:48Sonraki ayet· 17:50

İsrâ Suresi 49. Ayet· 17:49

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَقَالُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمٗا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقٗا جَدِيدٗا
Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler ki: "Biz, bir yığın kemik olduğumuz, un-ufak hale geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz o zaman mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz."
Süleyman Ateş
Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra mı sahiden biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.4%
İngilizce
And they say, "When we are bones and crumbled particles, will we [truly] be resurrected as a new creation
Fransızca
Et ils disent: «Quand nous serons ossements et poussière, serons-nous ressuscités en une nouvelle création?»
İspanyolca
Dicen: "¿Acaso cuando seamos huesos y polvo seremos resucitados y creados nuevamente
Rusça
Они скажут: «Неужели после того, как от нас останутся кости и частички, мы будем воскрешены в новом творении?»
Endonezce
Dan mereka berkata, "Apabila kami telah menjadi tulang-belulang dan benda-benda yang hancur, apakah kami benar-benar akan dibangkitkan kembali sebagai makhluk yang baru
Bengalce
তারা বলেঃ যখন আমরা অস্থিতে পরিণত ও চূর্ণ বিচূর্ণ হয়ে যাব, তখনও কি নতুন করে সৃজিত হয়ে উত্থিত হব
Çince
他们说:“我们变成枯骨和尘土后,难道我们还一定被复活成为新人吗?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müşrikler ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr ederek şöyle dediler: Biz kemik olup cesetlerimiz çürüdükten sonra, yeni bir yaratılışla tekrar diriltilecek miyiz? Kesinlikle bu imkansız ve olacak gibi de değildir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
49- Dediler ki:“Biz bir yığın kemik ve çürüyüp toprak olduğumuz zaman mı, evet biz (bu haldeyken) mi yeniden yaratılıp diriltileceğiz!?” 50- De ki:“Evet, ister taş ister demir olun; 51- “İsterse de gözünüzde büyük (diriltilmesi daha imkansız) kabul ettiğiniz başka bir varlık (olun yine de diriltileceksiniz).” Bu sefer: “Bizi kim diriltecek?” diyecekler. De ki:“İlk defa sizi yoktan yaratmış olan!” Sana (alaylı bir tavırla) başlarını sallayacaklar ve “O ne zamanmış?” diyecekler. De ki:“Belki de çok yakındır.” 52- (Zira) sizi çağıracağı gün O’na hamdederek çağrısına uyup (mahşerde toplanacaksınız) ve (dünyada) ancak çok az bir süre kaldığınızı zannedeceksiniz. 49. Allah öldükten sonra dirilişi inkâr edenlerin sözlerini, onların dirilişi inkâr edip bunu uzak bir ihtimal gördüklerini ve şöyle dediklerini şöyle haber vermektedir:“Biz bir yığın kemik ve çürüyüp toprak” çürümüş cesetler “olduğumuz zaman mı, evet biz (bu haldeyken) mi yeniden yaratılıp diriltileceğiz!?” Yani böyle bir şey olmayacaktır. Onların kanaatlarına göre bu imkânsız bir şeydir. Böylece Allah Rasûlünü yalanladıkları ve Allah’ın âyetlerini inkâr ettikleri, gökleri ve yeri yaratanın kudretini kendilerinin zayıf ve aciz güçleriyle kıyas ettikleri için en ileri derecede bilgisizlik içerisinde olduklarını ortaya koydular. Kendilerinin böyle bir şeyi yapmalarının imkânsız olduğunu ve buna güç yetiremediklerini görünce Allah’ın kudretinin de böyle olduğunu zannettiler. Yarattıkları içinden kendilerinin üstün akıllara sahip olduklarını iddia eden bir topluluğu, cehalette örnek kılan Allah ne yücedir! Zira onlar olabilecek en açık, en kolay anlaşılır, delilleri en üstün ve en belirgin bir konuda hakkında cahil kalmışlardı. Böylece Allah, kulları için ya tevfikinin ve yardımının olduğunu ya da helak ve sapıklığın olduğunu göstermektedir. “Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma! Bize katından bir rahmet bağışla! Muhakkak sen, bol bol bağışlayansın.”(Âl-i İmran, 3/8) 50-51. Devamla Yüce Allah, Rasûlüne öldükten sonra dirilişi uzak görerek inkâr eden bu kimselere şunları söylemesini emretmektedir:“De ki: “Evet, ister taş ister demir olun, isterse de gözünüzde büyük (diriltilmesi daha imkansız) kabul ettiğiniz başka bir varlık olun.” Belki bu sayede o batıl zannınıza göre Allah’ın kudretini kendinizden uzak tutmuş yahut Allah’ın iradesinin üzerinizde geçerli olmasını önlemiş ve dirilmekten kurtulmuş olursunuz!? Hayır, hiç şüphesiz sizler hangi durumda olursanız olun, hangi niteliğe sahip bir varlığa dönüşürseniz dönüşün, Allah’ı âciz bırakamazsınız. Ne hayatta, ne de ölümden sonra kendi idareniz üzerinde hiçbir yetkiniz yoktur. Öyleyse tedbir ve tasarrufu, her şeye yeten ve her şeyi kuşatana bırakın! Öldükten sonra dirilişe dair onlara karşı delil ortaya konduğu vakit de “Bizi kim diriltecek? diyecekler. De ki: İlk defa sizi yoktan yaratan!” Siz kendisinden söz edilmeye değer bir şey değilken, nasıl sizi yoktan var ettiyse yeni bir hilkat ile tekrar yaratacaktır:“İlk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar iade ederiz.”(el-Enbiyâ, 21/104)“Sana (alaylı bir tavırla) başlarını sallayacaklar.” Söylediklerinden dolayı hayrete düşmüş olarak ve inkâr ederek başlarını sallayacaklar: “O ne zamanmış? diyecekler.” Senin iddiana göre öldükten sonra diriliş ne zaman olacak? Onlar bu sözü öldükten sonra dirilişi kabul ettikleri için söylemiyorlardı. Aksine onlar, bu sözü Peygamber’i âciz bırakmak için söylüyorlardı. “De ki: Belki de çok yakındır.” Onun vaktini tayin etmenin bir faydası yoktur. Faydası olan şey ve esas amaç, onu kabul etmek, kabul ettiğini ifade etmek ve gerçekleşeceğine inanmaktır. Yoksa ilerde kesin olarak gelecek olan her şey, pek yakın sayılır. 52. “Sizi” öldükten sonra diriliş ve amel defterlerinizin verilmesi için “çağıracağı” ve sûra üfürüleceği “gün O’na hamdederek çağrısına uyup (mahşerde toplanacaksınız).” O’nun emrine uyacak, O’na karşı gelemeyeceksiniz. “O’na hamdederek” buyruğunun anlamı şudur: Yüce Allah, yaptıkları dolayısıyla hamde, övgüye layık olandır. O, çağrışma ve seslenme günü olan kıyamet gününde onları bir araya getirmesinde ve kullarına buna uygun olarak amellerinin karşılığını vermesinde övülmeye layıktır. “Ve” o günün süratle gerçekleşmesinden ve karşı karşıya kalmış olduğunuz nimetlerle hiç karşılaşmamış gibi olacağınızdan dolayı “(dünyada) ancak çok az bir süre kaldığınızı zannedeceksiniz.” İşte inkârcıların kendisi hakkında: “O ne zamanmış?” dedikleri gün, bu gündür. O günde bunu görecekleri vakit son derece pişman olacaklar ve kendilerine:“İşte kendisini yalanlamakta olduğunuz gün, bugündür?”(el-Mutaffifin, 83/17) denilecektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Geneli içinde Kur’an, inkârcıları Allah’ın birliğini tanımaya; adalet, dürüstlük, insaf ve merhamet gibi ahlâk ilkelerine uygun davranmaya; bencillikten kurtularak başkalarının haklarını da kendi menfaatleri kadar önemli görmeye davet ediyor; aksi halde en büyük yargılama günü olan âhirette günah ve haksızlıklarının hesabını mutlaka vereceklerini bildiriyordu. Oysa putperestlerin ileri gelenlerinin bilhassa öldükten sonra yeniden dirilmeyi ve âhiret hayatını inkâr etmelerinin temelinde kötülük ve haksızlıklarında ısrar etme ihtirasları vardı. Onlar, bu ihtiraslarının önüne geçerek kötülüklerden kendilerini uzak tutacakları yerde yaptıklarının hesabını verecekleri âhireti inkâr etme yolunu seçiyor; akıllarınca öldükten sonra artık yeni bir var oluşun imkânsızlığını kanıtlamaya çalışıyorlardı.
İsrâ Suresi 49. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müşrikler ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr ederek şöyle dediler: Biz kemik olup cesetlerimiz çürüdükten sonra, yeni bir yaratılışla tekrar diriltilecek miyiz? Kesinlikle bu imkansız ve olacak gibi de değildir.