Önceki ayet· 17:85Sonraki ayet· 17:87

İsrâ Suresi 86. Ayet· 17:86

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَلَئِن شِئۡنَا لَنَذۡهَبَنَّ بِٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيۡنَا وَكِيلًا
Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın
Elmalılı Hamdi Yazır
Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsın.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Yemin olsun, biz dilesek sana vahyetmiş olduğumuzu tamamen gideriveririz, sonra onu elde etmek için bizim katımızda kendine bir vekil de bulamazsın.
Süleyman Ateş
Andolsun, biz dilesek, sana vahyettiğimiz(ayetler)i tamamen gideririz; sonra onun (geri alınması) için bize karşı sana bir yardımcı bulamazsın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.9%
İngilizce
And if We willed, We could surely do away with that which We revealed to you. Then you would not find for yourself concerning it an advocate against Us
Fransızca
Si Nous voulons, Nous pouvons certes faire disparaître ce que Nous t'avons révélé; et tu n'y trouverais par la suite aucun défenseur contre Nous
İspanyolca
Si quisiera, borraría todo lo que te he revelado, y entonces no encontrarías quién abogara por ti ante Mí [para que lo pudieras recordar]
Rusça
Если бы Мы захотели, то лишили бы тебя того, что дали тебе в откровении. И никто не защитил бы тебя от Нас
Endonezce
Dan sesungguhnya jika Kami menghendaki, niscaya Kami lenyapkan apa yang telah Kami wahyukan kepadamu (Muhammad), dan engkau tidak akan mendapatkan seorang pembela pun terhadap Kami
Bengalce
আমি ইচ্ছা করলে আপনার কাছে ওহীর মাধমে যা প্রেরণ করেছি তা অবশ্যই প্রত্যাহার করতে পারতাম। অতঃপর আপনি নিজের জন্যে তা আনয়নের ব্যাপারে আমার মোকাবিলায় কোন দায়িত্ব বহনকারী পাবেন না।
Çince
如果我意欲,我誓必把我启示你的《古兰经》消灭净尽,然后,你对我不能发现任何监护者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Allah'a yemin olsun ki, sana indirdiğimiz vahyi göğüslerden ve yazılı olduğu kitaplardan silip yok etmeyi dileseydik onu ortadan kaldırırdık. Sonra da bu durumda sana yardımcı olacak ve onu tekrar geri döndürecek birini de bulamazdın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
86- Andolsun ki eğer dilersek sana vahyettiğimizi (kalbinden) silip alırız. Sonra bize karşı bir yardımca da bulamazsın. 87- Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (böyle yapmadık). Gerçekten O’nun, senin üzerindeki lütfu pek büyüktür. 86-87. Allah, Kur’an’ın ve Rasûlüne vahyettiği vahyin hem ona hem de kullarına bir rahmet olduğunu, Rasulünün üzerindeki kayıtsız şartsız en büyük nimetin de bu vahiy olduğunu haber vermektedir. Hiç şüphesiz Allah’ın ona olan bu lütfu, takdir edilemeyecek kadar büyüktür. O halde sana bu Kur’an-ı Kerim’i lütfeden O Yüce Zat, onu senden almaya da kadirdir. Sonra sen, onu sana geri çevirecek bir kimse de bulamazsın, bu hususta Allah nezdinde iltimas edecek birini de bulamazsın. O halde sen, bu Kur’an dolayısıyla sevin. O Kur’an sayesinde gözün aydın olsun. Yalanlayıcıların yalanmaları ve sapıkların alayları da seni üzmesin. Çünkü onlara nimetlerin en üstününü arz ettiğin halde Allah nezdindeki değersizlikleri ve Allah’ın onları yardımından mahrum bırakması dolayısıyla onlar bu nimeti reddettiler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“... sen bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın” şeklinde çevirdiğimiz 86. âyetin ilgili ifadesi, “... onu sana geri verebilecek bir destekçi, yardımcı bulamazsın” şeklinde de açıklanmıştır (İbn Âşûr, XV, 201). Bütün bilgilerin kaynağı ilâhîdir, her şeyi veren Allah’tır. Peygamber’e vahiy bilgisini veren de O’dur. Dilerse gönderdiği vahyi Peygamber’e ve sonra gelen nesillere unutturmak suretiyle onların bu bilgiden mahrum kalmalarını sağlamaya muktedirdir. Nitekim Kur’an’dan önceki kutsal kitapların büyük bir kısmı tamamen, bazısı da kısmen unutulmuş ve insanlar eliyle değiştirilmiştir. Öyle bir durum karşısında insanların dayanıp güvenecekleri, yardım alacakları, ellerindekini kaybetmelerini önleyecek veya yerine yenisini verecek başka bir güç de yoktur. Allah, Hz. Muhammed’e gönderdiği vahyi unutturmaya da nazarî olarak kadir olmakla birlikte –87. âyetten anlaşıldığına göre– rahmeti uyarınca bunu fiilen gerçekleştirmez. Kuşkusuz insanların vahyi unutmaları, başka yollara sapmaları mümkündür; fakat bu, onların kendi istek ve tercihlerinin sonucu olup sorumluluğu da onlara aittir. 87. âyette Allah’ın Hz. Peygamber’e geniş lutfunun neticesi olarak İslâm vahyinin değişme ve bozulmaya uğramadan nesilden nesile aktarılacağı yönünde bir müjde de vardır.
İsrâ Suresi 86. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Allah'a yemin olsun ki, sana indirdiğimiz vahyi göğüslerden ve yazılı olduğu kitaplardan silip yok etmeyi dileseydik onu ortadan kaldırırdık. Sonra da bu durumda sana yardımcı olacak ve onu tekrar geri döndürecek birini de bulamazdın.