Önceki ayet· 17:28Sonraki ayet· 17:30

İsrâ Suresi 29. Ayet· 17:29

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَلَا تَجۡعَلۡ يَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومٗا مَّحۡسُورًا
Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açıp saçma (israf etme); aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.
Yaşar Nuri Öztürk
Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.
Süleyman Ateş
El(ler)ini boynuna bağlanmış yapma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
And do not make your hand [as] chained to your neck or extend it completely and [thereby] become blamed and insolvent
Fransızca
Ne porte pas ta main enchaînée à ton cou [par avarice], et ne l'étend pas non plus trop largement, sinon tu te trouveras blâmé et chagriné
İspanyolca
No seas avaro ni tampoco derrochador, porque te verás censurado [en el primer caso] y arruinado [en el segundo]
Rusça
Не позволяй своей руке быть прикованной к шее, и не раскрывай ее во всю длину (не будь скуп и расточителен), а не то сядешь порицаемым и опечаленным
Endonezce
Dan janganlah engkau jadikan tanganmu terbelenggu pada lehermu dan jangan (pula) engkau terlalu mengulurkannya (sangat pemurah) nanti kamu menjadi tercela dan menyesal
Bengalce
তুমি একেবারে ব্যয়-কুষ্ঠ হয়োনা এবং একেবারে মুক্ত হস্তও হয়ো না। তাহলে তুমি তিরস্কৃতি, নিঃস্ব হয়ে বসে থাকবে।
Çince
你不要把自己的手束在脖子上,也不要把手完全伸开,以免你变成悔恨的受责备者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Elini infak etmemesi için tutup,alı koyma. Elini büsbütün açıp infakta israf etme, yoksa kınananlardan olursun. İsraf ettiğinden dolayı infak edemez duruma gelirsin. Harcayacak bir şey bulamadığında elini infak etmemesi için tutarsan cimriliğinden dolayı insanlar seni kınarlar/ayıplarlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- Yakınlara hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. Ama saçıp savurma! 27- Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytansa Rabbine karşı çok nankördür. 28- Eğer Rabbinden gelmesini umduğun bir rahmeti beklerken bu (sayılanlardan) yüz çevirir (de bir şey veremez)sen o halde (hiç olmazsa) onlara gönül alıcı bir söz söyle. 29- Elini boynuna bağlama! Onu büsbütün de açma! Yoksa kınanmış ve pişman bir halde kalakalırsın. 30- Şüphesiz ki Rabbin, dilediğinin rızkını genişletir ve daraltır. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görendir. 26. “Yakınlara” iyilik ve ikramın farz ve sünnet türünden hak ettiği “hakkını ver.” Bu hak durumların ve yakınlıkların farklılığına, ihtiyaç duyup duymamaya ve zamana göre değişiklik arz eder. “yoksula” yoksulluğunun ortadan kalkması için zekât ve onun dışındaki haklarını ver; “ve yolda kalmışa da.” memleketinden uzaklarda ve kendisini oraya ulaştıracak kadar imkanı bulunmayan yabancı kimselere de hakkını ver. “Ama saçıp savurma!” Bunların hepsine maldan, verene zarar vermeyecek şekilde verilir ve verilecek miktar, uygun olandan fazla olmamalıdır. Çünkü bunu aksi, savurganlıktır. Yüce Allah da bunu yasaklamış ve ardından şöyle buyurmuştur: 27. “Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir.” Zira şeytan, yerilmeyi gerektirmeyen hiçbir şeye çağırmaz. O, insanı cimriliğe ve eli sıkılığa çağırır. Bu konuda kişi şeytana itaat etmezse bu sefer de onu saçıp savurmaya ve israfa çağırır. Yüce Allah ise en adaletli ve en dengeli olan işi emreder ve bundan dolayı da kişiyi över. Nitekim Yüce Allah, Rahman’ın has kullarından söz ederken şöyle buyurmaktadır:“Onlar ki infak ettiklerinde israf da etmezler, cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar.”(el-Furkân, 25/67) Burada da Allah şöyle buyurmaktadır: 29. “Elini boynuna bağlama!” Bu, aşırı cimrilikten ve pintilikten kinayedir. (Eli sıkı olma, demektir). “Onu büsbütün de açma!” Uygun olmayan yerlere ve gerekenden fazla harcamada bulunma! Çünkü böyle yapacak olursan, yaptıklarından dolayı “kınanmış ve pişman bir halde kalakalırsın.” Yani malın elden gider de elin bomboş kalır. Böylece elinde ne mal namına bir şey kalmadığı gibi övgüye de nail olamazsın. 28. Bu emir, güç yetirebilme ve varlık halinde yakınlara bir şeyler vermeyi içermektedir. Eğer verecek bir yoksa yahut da mevcut şartlarda infak etmekte zorluk söz konusu ise Yüce Allah, onlara güzel bir şekilde karşılık verilmesini emrederek şöyle buyurmaktadır:“Eğer Rabbinden gelmesini umduğun bir rahmeti beklerken bu (sayılanlardan) yüz çevirir (de bir şey veremez)sen” yani Allah’tan kolaylık sağlayacağını umduğun bir başka zaman onlara vermek üzere onlardan yüz çevirecek olursan “o halde (hiç olmazsa) onlara” yumuşak bir söz söylemek, ilk fırsatta bir şeyler verme vaadinde bulunmak ve mevcut durumda da imkânın olmadığını belirterek özür dilemek suretiyle “gönül alıcı bir söz söyle!” Böylelikle yanından gönülleri hoş bir şekilde ayrılıp gitsinler. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır.”(el-Bakara, 2/263) Bu da Yüce Allah’ın kullarına lütfunun bir tecellisidir ki kullarına nezdinden gelecek rahmet ve rızkı beklemelerini emretmektedir. Çünkü bunu beklemek de bir ibadettir. Aynı şekilde insanlara imkân olması halinde sadaka vereceğine ve iyilikte bulunacağına dair vaatte bulunmak da bir ibadettir. Çünkü bir iyiliği yapmayı kararlaştırmak da bir iyiliktir. Bundan dolayı insanın elinden gelen, güç yetirebildiği hayrı yapması, güç yetiremediklerini de yapmaya niyet etmesi gerekir ki ondan da sevap alsın ve hatta Yüce Allah, onun umudunu gerçekleştirmeyi kolaylaştıracak bir sebebi var etsin. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: 30. “Şüphesiz ki Rabbin” kullarından “dilediğinin rızkını genişletir ve” hikmetinin bir gereği olarak da dilediği kimsenin rızkını “daraltır. Şüphesiz O, kullarından gerçekten haberdardır, onları hakkıyla görendir.” Onlara onlar için elverişli ve uygun bildiği şekilde karşılık verir, işlerini de lütuf ve keremiyle çekip çevirir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Dördüncü ödev hem cimrilikten hem israftan sakınmaktır. Cimrilik de savurganlık da aşırılıktır, bu sebeple haramdır. İkisinin ortası cömertliktir. Ahlâk kitaplarında savurganlık ifrat, cimrilik tefrit olarak nitelenir. İfrat, aklın ve dinin uygun gördüğü ölçünün ilerisinde veya uygun bulmadığı yollarda harcamayı; tefrit de gerekli yerlere gerektiği ölçüde harcamaktan kaçınmayı ifade eder. İsraf da cimrilik de erdemsizlikler arasında sayılır. İkisinin ortası (itidal, vasat) ise cömertliktir.
İsrâ Suresi 29. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Elini infak etmemesi için tutup,alı koyma. Elini büsbütün açıp infakta israf etme, yoksa kınananlardan olursun. İsraf ettiğinden dolayı infak edemez duruma gelirsin. Harcayacak bir şey bulamadığında elini infak etmemesi için tutarsan cimriliğinden dolayı insanlar seni kınarlar/ayıplarlar.