Önceki ayet· 17:108Sonraki ayet· 17:110

İsrâ Suresi 109. Ayet· 17:109

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَيَخِرُّونَ لِلۡأَذۡقَانِ يَبۡكُونَ وَيَزِيدُهُمۡ خُشُوعٗا۩
Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar; bu, onların gönüllerindeki saygıyı artırır
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar; bu, onların gönüllerindeki saygıyı artırır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur'ân'ı işitmek onların Allah'a teslimiyetlerini daha da artırır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar; o onların huşûunu artırıyor.
Süleyman Ateş
Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve Kur'an onların derin saygısını artırır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.1%
İngilizce
And they fall upon their faces weeping, and the Qur'an increases them in humble submission
Fransızca
Et ils tombent sur leur menton, pleurant, et cela augmente leur humilité
İspanyolca
Se prosternan ante Dios con los ojos llenos de lágrimas, y [el Corán] les acrecienta su humildad y sumisión
Rusça
Они падают ниц, касаясь земли подбородками и рыдая. И это приумножает их смирение»
Endonezce
Dan mereka menyungkurkan wajah sambil menangis dan mereka bertambah khusyuk
Bengalce
তারা ক্রন্দন করতে করতে নতমস্তকে ভুমিতে লুটিয়ে পড়ে এবং তাদের বিনয়ভাব আরো বৃদ্ধি পায়।
Çince
他们痛哭着俯伏下去,《古兰经》使他们更恭敬。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah korkusundan ağlayarak yüzüstü yere kapanıp Allah için secde ederler. Kurân'ı dinlemeleri ve onun ayetlerinin manalarını düşünmeleri Onların Yüce Allah için boyun eğmelerini ve O'ndan haşyet duymalarını artırır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
106- Biz onu kısım kısım indirdiğimiz bir Kur’an kıldık ki insanlara ara ara okuyasın ve biz onu (ihtiyaç hasıl oldukça) peyderpey indirdik. 107- De ki:“Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Şüphesiz o, bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca onlar, çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar.” 108- Ve derler ki:“Rabbimizi tenzih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” 109- Ağlayarak çeneleri üstü (secdeye) kapanırlar ve bu (Kur'ân), onların huşusunu artırır. 106. Yani biz, bu Kur’an’ı, doğru yolu sapıklıktan, hakkı batıldan ayırdedici olmak üzere parça parça indirdik. “ki insanlara ara ara okuyasın” onlar da üzerinde gereği gibi düşünüp anlamları üzerinde tefekkür ederek, ondan gerekli ilimleri çıkartsınlar. “Biz onu (ihtiyaç hasıl oldukça) azar azar” yirmi üç yıllık süre zarfında kısımlara ayrılmış bir halde, azar azar “indirdik.” “Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getirmişizdir.”(el-Furkan, 25/33) 107. Kur’an hakkında şüphe ve tereddüdün hiçbir şekilde söz konusu olmayacağı, onun yegane gerçek olduğu açıkça ortaya çıktığına göre bu Kur’an’ı yalanlayarak ondan yüz çeviren kimselere “de ki: Ona ister iman edin, ister iman etmeyin.” Allah’ın size bir ihtiyacı yoktur ve siz, O’na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. İman etmeyişinizin zararı sizedir. Çünkü Yüce Allah’ın sizden başka kulları da vardır. Onlar Allah’ın, kendilerine faydalı bilgiyi ihsan ettiği kimselerdir ki o Kur'ân onlara:“okununca çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar.” Bu Kitaptan alabildiğine etkilenir ve önünde itaatle boyun eğerler. 108. “Ve derler ki: Rabbimizi” müşriklerin O’na nispet etmiş olduğu ve celâline yakışmayan şeylerden “tenzih ederiz. Rabbimizin” öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılıklarının verileceğine dair “vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” onda şaşma olmaz, şüphe de yoktur. 109. “Ve ağlayarak çeneleri üstü” yüzleri üzere “(secdeye) kapanırlar ve bu” yani Kur’an “onların huşusunu artırır.” Abdullah b. Selâm vb. gibi Yüce Allah’ın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem döneminde ve ondan sonra kendilerine lütufta bulunup da İslâm’a girmiş olan kitap ehlinin mü’minleri bunlara örnektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Zemahşerî’ye göre 107. âyetin başında putperestlikte inat eden Araplar’a hitap edilmekte; onlara, Peygamber’in görevinin ilâhî kelâmı tebliğ etmekten ibaret olduğu, artık inanıp inanmamanın kendilerine bırakıldığı; iman ederlerse bundan kendilerinin yarar göreceği bildirilmektedir. “Bundan önce kendilerine ilim verilen kimseler”den maksat ise Kur’an’dan önceki kitaplar hakkında az-çok bilgisi olan, vahiy ve din konularında mâlûmat sahibi Araplar’dır (II, 378). Bunların, Ehl-i kitap’tan iken ihtidâ etmiş bazı müminler olduğu söylenmişse de (Kurtubî, X, 347) bu sûrenin indiği Mekke’de kayda değer bir Ehl-i kitap topluluğu bulunmadığına göre bu görüş isabetli görünmemektedir. Taberî ise bunların Kur’an inmeden önce karşılaşılan az sayıdaki Ehl-i kitap müminleri olduğu kanaatinde olup, onların Kur’an’ı duyduklarında onun Allah’tan geldiğini anlayarak saygıyla yere kapanmışlardır (XV, 180, 181). İslâmî kaynaklarda bu müminlere “Hanîfler” denmektedir.
İsrâ Suresi 109. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah korkusundan ağlayarak yüzüstü yere kapanıp Allah için secde ederler. Kurân'ı dinlemeleri ve onun ayetlerinin manalarını düşünmeleri Onların Yüce Allah için boyun eğmelerini ve O'ndan haşyet duymalarını artırır.