Önceki ayet· 17:107Sonraki ayet· 17:109

İsrâ Suresi 108. Ayet· 17:108

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَيَقُولُونَ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعۡدُ رَبِّنَا لَمَفۡعُولٗا
Rabbimizin şanı yücedir, gerçekten Rabbimizin sözü mutlaka yerine getirilir! derler.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Rabbimizin şanı yücedir, gerçekten Rabbimizin sözü mutlaka yerine getirilir! derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve diyorlar: "Rabbimizin şanı yücedir, Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir!"
Süleyman Ateş
Rabbimizin şanı yücedir, gerçekten Rabbimizin sözü mutlaka yerine getirilir! derler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
And they say, "Exalted is our Lord! Indeed, the promise of our Lord has been fulfilled
Fransızca
et disent: «Gloire à notre Seigneur! La promesse de notre Seigneur est assurément accomplie»
İspanyolca
Y dicen: "¡Glorificado sea nuestro Señor! La promesa de nuestro Señor se ha cumplido
Rusça
Они говорят: «Хвала нашему Господу! Воистину, обещание нашего Господа непременно исполнится»
Endonezce
dan mereka berkata, "Mahasuci Tuhan kami; sungguh, janji Tuhan kami pasti dipenuhi
Bengalce
এবং বলেঃ আমাদের পালনকর্তা পবিত্র, মহান। নিঃসন্দেহে আমাদের পালকর্তার ওয়াদা অবশ্যই পূর্ণ হবে।
Çince
他们说:“赞颂我们的主超绝万物!我们的主的诺言必定要被履行。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar secde halinde şöyle derler: Rabbimiz vaadinden dönmekten münezzehtir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i peygamber olarak göndermeyi vadetmesi gerçekleşecektir. Rabbimizin bu konuda ve diğer konularda verdiği sözü şüphesiz gerçekleşir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
106- Biz onu kısım kısım indirdiğimiz bir Kur’an kıldık ki insanlara ara ara okuyasın ve biz onu (ihtiyaç hasıl oldukça) peyderpey indirdik. 107- De ki:“Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Şüphesiz o, bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca onlar, çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar.” 108- Ve derler ki:“Rabbimizi tenzih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” 109- Ağlayarak çeneleri üstü (secdeye) kapanırlar ve bu (Kur'ân), onların huşusunu artırır. 106. Yani biz, bu Kur’an’ı, doğru yolu sapıklıktan, hakkı batıldan ayırdedici olmak üzere parça parça indirdik. “ki insanlara ara ara okuyasın” onlar da üzerinde gereği gibi düşünüp anlamları üzerinde tefekkür ederek, ondan gerekli ilimleri çıkartsınlar. “Biz onu (ihtiyaç hasıl oldukça) azar azar” yirmi üç yıllık süre zarfında kısımlara ayrılmış bir halde, azar azar “indirdik.” “Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getirmişizdir.”(el-Furkan, 25/33) 107. Kur’an hakkında şüphe ve tereddüdün hiçbir şekilde söz konusu olmayacağı, onun yegane gerçek olduğu açıkça ortaya çıktığına göre bu Kur’an’ı yalanlayarak ondan yüz çeviren kimselere “de ki: Ona ister iman edin, ister iman etmeyin.” Allah’ın size bir ihtiyacı yoktur ve siz, O’na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. İman etmeyişinizin zararı sizedir. Çünkü Yüce Allah’ın sizden başka kulları da vardır. Onlar Allah’ın, kendilerine faydalı bilgiyi ihsan ettiği kimselerdir ki o Kur'ân onlara:“okununca çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar.” Bu Kitaptan alabildiğine etkilenir ve önünde itaatle boyun eğerler. 108. “Ve derler ki: Rabbimizi” müşriklerin O’na nispet etmiş olduğu ve celâline yakışmayan şeylerden “tenzih ederiz. Rabbimizin” öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılıklarının verileceğine dair “vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” onda şaşma olmaz, şüphe de yoktur. 109. “Ve ağlayarak çeneleri üstü” yüzleri üzere “(secdeye) kapanırlar ve bu” yani Kur’an “onların huşusunu artırır.” Abdullah b. Selâm vb. gibi Yüce Allah’ın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem döneminde ve ondan sonra kendilerine lütufta bulunup da İslâm’a girmiş olan kitap ehlinin mü’minleri bunlara örnektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Zemahşerî’ye göre 107. âyetin başında putperestlikte inat eden Araplar’a hitap edilmekte; onlara, Peygamber’in görevinin ilâhî kelâmı tebliğ etmekten ibaret olduğu, artık inanıp inanmamanın kendilerine bırakıldığı; iman ederlerse bundan kendilerinin yarar göreceği bildirilmektedir. “Bundan önce kendilerine ilim verilen kimseler”den maksat ise Kur’an’dan önceki kitaplar hakkında az-çok bilgisi olan, vahiy ve din konularında mâlûmat sahibi Araplar’dır (II, 378). Bunların, Ehl-i kitap’tan iken ihtidâ etmiş bazı müminler olduğu söylenmişse de (Kurtubî, X, 347) bu sûrenin indiği Mekke’de kayda değer bir Ehl-i kitap topluluğu bulunmadığına göre bu görüş isabetli görünmemektedir. Taberî ise bunların Kur’an inmeden önce karşılaşılan az sayıdaki Ehl-i kitap müminleri olduğu kanaatinde olup, onların Kur’an’ı duyduklarında onun Allah’tan geldiğini anlayarak saygıyla yere kapanmışlardır (XV, 180, 181). İslâmî kaynaklarda bu müminlere “Hanîfler” denmektedir.
İsrâ Suresi 108. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar secde halinde şöyle derler: Rabbimiz vaadinden dönmekten münezzehtir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i peygamber olarak göndermeyi vadetmesi gerçekleşecektir. Rabbimizin bu konuda ve diğer konularda verdiği sözü şüphesiz gerçekleşir.