Önceki ayet· 16:81Sonraki ayet· 16:83

Nahl Suresi 82. Ayet· 16:82

↗ Nahl suresi
Mekki
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşenin sadece açıkça tebliğ olduğunu bil
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşenin sadece açıkça tebliğ olduğunu bil
Elmalılı Hamdi Yazır
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.
Süleyman Ateş
Eğer yine yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.6%
İngilizce
But if they turn away, [O Muhammad] - then only upon you is [responsibility for] clear notification
Fransızca
S'ils se détournent... il ne t'incombe que la communication claire
İspanyolca
Pero si se niegan a creer, sabe que a ti solo te incumbe transmitir [el Mensaje] con claridad
Rusça
Если же они отвернутся, то ведь на тебя возложена только ясная передача откровения
Endonezce
Jika mereka berpaling, maka ketahuilah kewajiban yang dibebankan atasmu (Muhammad) hanyalah menyampaikan (amanat Allah) dengan terang
Bengalce
অতঃপর যদি তারা পৃষ্ঠ প্রদর্শন করে, তবে আপনার কাজ হল সুস্পষ্ট ভাবে পৌছে দেয়া মাত্র।
Çince
如果他们违背正道,那么,你只负明白传达的责任。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Eğer iman etmekten ve senin getirdiğini doğrulamaktan yüz çevirirlerse, senin sorumluluğun tebliğ etmekle emrolunduğun şeyi apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka bir şey değildir. Onlara hidayeti benimsetmek/inandırmak senin görevin değildir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
80- Allah size evlerinizi bir mesken kılmıştır. Ehlî hayvan derilerinden de sizin için gerek göçtüğünüz günde gerek konakladığınız günde hafifçe taşıyacağınız evler, yine yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından bir süreye kadar faydalanacağınız giyim, döşeme ve kullanım amaçlı eşyalar var etmiştir. 81- Allah yarattığı şeylerden sizin için gölgeler var etmiş ve dağlarda sığınıp saklanacağınız yerler yaratmıştır. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaştığınızda (darbelerden) koruyacak elbiseler/zırhlar var etmiştir. İşte O, teslim/müslüman olasınız diye üzerinizdeki nimetini böyle tamamlar. 82- Eğer yüz çevirirlerse sana düşen, ancak açıkça bir tebliğden ibarettir. 83- Onlar, Allah’ın nimetini tanıyıp bilir, sonra da onu inkâr ederler. Zaten bir çoğu kâfirdir. 80. Yüce Allah, kullarına olan nimetlerini hatırlatarak onları bu nimetlere şükredip onları itiraf etmeye çağırarak şöyle buyurmaktadır:“Allah size” çeşitli türlerdeki “evlerinizi bir mesken kılmıştır.” Evler, köşkler vb. meskenler sıcak ve soğuğa karşı sizi himaye eder, sizleri, çocuklarınızı ve eşyalarınızı koruyup saklar. Sizler, o meskenlerinizde çeşitli menfaat ve faydalarınız için odalar ve bölmeler yaparsınız. Orada mallarınız ve korunması gereken şeyleriniz muhafaza edilir. Buna benzer daha bilinen pek çok faydalar elde edersiniz. “Ehlî hayvan derilerinden de” ya bizzat derilerin kendinden yahut da derilerin üzerinde bulunan yün, kıl ve tüyden “gerek göçtüğünüz günde ve gerek konakladığınız günde” yani ister yolculuğunuz halinde, isterse de yurt edinmek maksadı gütmeksizin konaklayacağınız yerlerde “hafifçe taşıyacağınız” taşınması size hafif gelecek “evler” var etmiştir. Bu evler sizleri sıcağa, soğuğa ve yağmura karşı koruduğu gibi, eşyanızı da yağmura karşı muhafaza eder. Yine Yüce Allah, sizlere bu hayvanların kimisinin “yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından bir süreye kadar” bu dünya hayatında faydalanacağınız ve yararlanacağınız “giyim, döşeme ve kullanım amaçlı eşyalar var etmiştir.” Buna bu sayılanlardan yapılan her türlü kap kacak, yatak, döşek, elbise vb. şeyler dahildir. İşte bütün bunlar, Yüce Allah’ın insanlara işlemeleri ve imal etmeleri için kolaylaştırılmış nimetlerdendir. 81. “Allah” sizin sanatınızın eseri olmayan “yarattığı şeylerden sizin için gölgeler var etmiş” Ağaçların, dağların, tepelerin vb. gölgeleri gibi. “ve dağlarda sığınıp saklanacağınız yerler” sıcağa, soğuğa, yağmurlara ve düşmanlara karşı barınacağınız mağaralar “yaratmıştır. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler” Yüce Allah burada soğuktan korunmayı söz konusu etmemiştir. Çünkü daha önce açıkladığımız gibi bu sûrenin ilk bölümleri temel nimetler hakkında, son bölümleri ise onları tamamlayıcı nitelikteki nimetler hakkındadır. Soğuktan korunma da temel nimetlerdendir. Çünkü bu, zaruri ihtiyaçlar arasındadır. O nedenle Yüce Allah, ondan surenin baş tarafında:“...Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve bir çok menfaatler vardır.”(5. ayet) buyurarak söz etmişti. “ve savaştığınızda (darbelerden) koruyacak elbiseler/zırhlar” yani savaş esnasında sizleri silâha karşı koruyacak elbiseler “var etmiştir” ki uzun zırhlar, bele kadar varan zırhlar vb. bunlar arasındadır. “İşte O, teslim/müslüman olasınız diye üzerinizdeki nimetini böyle tamamlar.” O, size sayılamayacak kadar çok nimetler ihsan etmiştir. Siz, Allah’ın bu nimetlerini hatırlayıp her yönüyle sizleri baştan başa kuşattığını gördüğünüze göre O’nun azametine teslim olmalı, O’nun emrine bağlanmalı, bu nimetleri size ihsan edip bağışlayana itaat uğrunda kullanmalısınız. Nimetlerin çokluğu, kulların Allah’a daha çok şükretmelerini O’na daha çok hamd-u senâda bulunmalarını gerektirir. Ancak zalimler, Allah’a karşı inat etmekten ve O’nun buyruklarına karşı direnmekten başkasını kabul etmediklerinden Yüce Allah, onlar hakkında şöyle buyurmaktadır: 82-83. “Eğer” kendilerine Allah’ın nimetleri ve âyetleri hatırlatıldıktan sonra Allah’tan ve O’na itaatten “yüz çevirirlerse sana düşen, ancak açıkça bir tebliğden ibarettir.” Onların hidâyet bulmaları yahut hidâyete muvaffak kılınmaları konusunda senin hiçbir sorumluluğun yoktur. Senden istenen, öğüt vermek, hatırlatmak, uyarmak ve sakındırmaktır. Sen görevini yerine getirdiğin takdirde onların hesabını görmek Allah’a aittir. Çünkü onlar, Allah’ın lütuf ve ihsanlarını görmekte, Allah’ın nimetlerini bilmektedirler. Fakat buna rağmen bunları bile bile inkâr ediyorlar. “Zaten bir çoğu kâfirdir.” Onlarda bir hayır yoktur. Kavrayışlarının bozukluğu, maksatlarının kötülüğü dolayısıyla ardı arkasına gelen âyetlerin ve delillerin onlara bir faydası olmaz. Onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük eden, Allah’a ve peygamberlerine karşı başkaldıran, inatçı her bir zorbayı Allah’ın nasıl cezalandırdığını ilerde görecekler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah resulünün insanlığa açıkladığı bütün bu uyarılara, ortaya konan açık seçik delillere rağmen gerek onun muhatapları arasından, gerekse tarihin akışı içinde ilâhî vahyin ulaştığı diğer insanlar arasından bu gerçeklere ve onu tebliğ edene sırt çevirenler olmuştur ve olacaktır. Âyete göre böylelerine karşı din adına yapılacak olan şey sadece muhatabın tam olarak kavrayabileceği açıklıkta dini tebliğ etmektir. Buna rağmen inkârda ısrar ediliyorsa sorumluluk ısrar edene aittir (Taberî, XIV, 157).
Nahl Suresi 82. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Eğer iman etmekten ve senin getirdiğini doğrulamaktan yüz çevirirlerse, senin sorumluluğun tebliğ etmekle emrolunduğun şeyi apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka bir şey değildir. Onlara hidayeti benimsetmek/inandırmak senin görevin değildir.