Önceki ayet· 16:21Sonraki ayet· 16:23

Nahl Suresi 22. Ayet· 16:22

↗ Nahl suresi
Mekki
إِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞۚ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٞ وَهُم مُّسۡتَكۡبِرُونَ
Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar
Elmalılı Hamdi Yazır
İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Tanrınız bir tek tanrıdır. Böyle iken, âhirete inanmayanlar, kibre saplandıkları için kalpleri inkârcı olmuştur.
Süleyman Ateş
Tanrınız bir tek Tanrıdır. Ama ahirete inanmayanların kalbleri inkarcıdır, onlar büyüklük taslarlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
Your god is one God. But those who do not believe in the Hereafter - their hearts are disapproving, and they are arrogant
Fransızca
Votre Dieu est un Dieu unique. Ceux qui ne croient pas en l'au-delà leurs cœurs nient (l'unicité d'Allah) et ils sont remplis d'orgueil
İspanyolca
Su divinidad es una sola, pero los corazones de quienes no creen en la otra vida no admiten [la fe] porque son soberbios
Rusça
Ваш Бог - Бог Единственный. Но сердца тех, которые не верует в Последнюю жизнь, отрицают истину, а сами они - высокомерные гордецы
Endonezce
Tuhan kamu adalah Tuhan Yang Maha Esa. Maka orang yang tidak beriman kepada akhirat, hati mereka mengingkari (keesaan Allah), dan mereka adalah orang yang sombong
Bengalce
আমাদের ইলাহ একক ইলাহ। অনন্তর যারা পরজীবনে বিশ্বাস করে না, তাদের অন্তর সত্যবিমুখ এবং তারা অহংকার প্রদর্শন করেছে।
Çince
你们所应当崇拜的是唯一的受崇拜者。不信后世的人,他们的心是否认的,他们是自大的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sizlerin gerçek mabudu hiçbir ortağı olmayan, tek hak mabut olan Allah’tır. Yaptıklarının karşılığını görmek için tekrardan diriltileceklerine iman etmeyenlerin kalpleri Allah’ın birliğini inkâr ederler. Bunun sebebi kalplerinde bir korku olmamasıdır. O kalpler, hesaba çekileceklerine ve ceza göreceklerine iman etmezler. Onlar kibirlidirler, hakkı kabul etmezler ve ona boyun eğmezler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
17- Hiç yaratanla yaratamayan bir olur mu? Hala düşünmeyecek misiniz? 18- Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 19- Allah gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. 20- Allah’tan başka yalvardıkları, hiçbir şey yaratamazlar. Aksine kendileri yaratılmışlardır. 21- Hem diri değil, ölüdürler. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. 22- Sizin ilâhınız, tek bir ilâhtır. Öyle iken ahirete inanmayanların kalpleri inkarcıdır ve onlar büyüklenmektedirler. 23- Hiç kuşkusuz Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Şüphesiz O, kibirlenenleri sevmez. 17. Yüce Allah, çok muazzam varlıkları yaratmış olduğunu ve ihsan etmiş olduğu genel kapsamlı nimetlerini söz konusu ettikten sonra, hiç kimsenin kendisine benzemediğini, kendisinin eşi ve dengi olmadığını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Hiç” bütün yaratılmışları var eden ve dilediğini mutlaka yapan “yaratanla” az olsun, çok olsun hiçbir şey “yaratamayana bir olur mu? Hala düşünmeyecek misiniz?” ki ibadeti tümü ile hak edenin yalnızca yaratmada tek olan zat olduğunu anlayasınız. Yaratmasında, yaratıkların işlerini idare etmesinde, bir ve tek olduğu gibi O, ulûhiyetinde, tevhidinde ve ibadette de bir ve tektir. Nasıl ki O, sizi de başkalarını da yaratmakta ortaksız ise siz de ibadetinizde O’na ortak koşmayın, aksine dininizi yalnız ve yalnız O’na halis kılın. 18. “Allah’ın nimetlerini” şükür için değil sadece adet olarak “saymaya kalkışsanız” şükretmek şöyle dursun, mümkün değil “onları sayamazsınız.” Çünkü Yüce Allah’ın kulları üzerindeki açık ve gizli nimetleri nefesler ve anlar sayısıncadır. Kulların bildiği ve bilmediği nimetlerle musibetleri onlardan defetmesi şeklindeki her türlü nimet sayılamayacak kadar çoktur. “Şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.” Nimetleri pek çok olmakla birlikte sizin azıcık şükrünüze dahi rıza ile karşılık verir. 19. O’nun rahmeti geniş, ihsanı kapsamlı, mağfireti bütün kulları kuşatıcı olmasının yanı sıra O, ilmi ile de onları kuşatmıştır:“Allah” O’ndan başka kendilerine ibadet edilenlerden farklı olarak “gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir.” 20. “Allah’tan başka yalvardıklarınız ise” az olsun, çok olsun “hiçbir şey yaratamazlar. Aksine kendileri yaratılmışlardır.” Var olabilmek için Allah’a muhtaç oldukları halde nasıl bir şey yaratabilirler ki!? 21. Diğer taraftan bunlarda ne ilim, ne onun dışındaki kemâl sıfatlarından hiçbirisi yoktur. “Hem diri değil, ölüdürler.” Ne işitirler, ne görürler, ne de bir şeye akıl erdirebilirler. Nasıl olur da siz bunları âlemlerin Rabbinin yanısıra ilâh edinebilirsiniz? Müşriklerin akılları ne kadar da kıttır! Ne kadar sapık, ne kadar bozuktur! Çünkü yanlış olduğu her şeyden daha açık bir gerçek olarak ortada bulunan bir hususu bile görememişlerdir. Onlar bütün yönleri ile eksik, kemal sıfatlarının ve fiillerinin hiçbirisine sahip olamayan varlıklarla, bütün yönleri ile kemâl sıfatlarına sahip ve bu kemâl sıfatlarının da en mükemmel ve en azametli olanına sahip mutlak kemâl sahibi Yüce Allah’ı eşit tutmuşlardır. Halbuki Yüce Allah, her şeyi kuşatan bir bilgiye, her şeyi kapsayan kudrete, bütün kainatı dolduran geniş bir rahmete sahiptir. Hiçbir yaratılmışın, sıfatlarının bir kısmını dahi kuşatma gücüne sahip olamayacağı şekilde hamd, üstünlük, büyüklük ve azamet yalnız O’nundur. Bu nedenle de şöyle buyurmaktadır: 22. “Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır.” O da bir ve tek, eşsiz, doğmamış, çocuk edinmemiş ve hiçbir dengi bulunmayan, Samed olan Allah’tır. İman ve ilim sahibi kimselerin akıl ve kalpleri, O’nun celal ve azametini idrak etmiş, büyük bir sevgi ile O’na bağlanmış, bedenî ve malî olarak yakınlaştırıcı bütün amelleri yalnızca O’na halis kılmış, kalbi amellerini de azalarının amellerini de yalnızca O’na yöneltmiş, güzel isimleri, sıfatları ve mukaddes filleri ile O’na hamd-u senada bulunmuşlardır. “Öyle iken ahirete inanmayanların kalpleri” bu büyük gerçeğe karşı “inkarcıdır” Halbuki cehalet ve inat itibari ile yaratılmışların en aşırıları dışında hiç kimsenin inkâra yeltenmediği şeyi yani Allah’ın tevhidini inkâr ederler. “ve onlar” Allah’a ibadete karşı “büyüklenmektedirler.” 23. “Hiç kuşkusuz” bir gerçek ki “Allah, onların” çirkin amellerinden “gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Şüphesiz O, kibirlenenleri sevmez.” Aksine onlara en ileri derecede buğzeder ve amellerine uygun şekilde onları cezalandıracaktır: “Şüphesiz kibirlenip de bana ibadetten yüz çevirenler, yakında hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir.”(el-Mümin, 40/60)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Sizin tanrınız bir tek tanrıdır” cümlesi İslâm tevhid akîdesinin en kısa ifadesidir ve bu ilkeyi benimsemek müslüman olmanın birinci şartıdır. Oysa müşrikler putları aracı tanrılar saymak ve onlara tapmakla bu ilkeyi ihlâl etmişlerdi. Kur’an’da birçok yerde bu ilkenin hemen ardından âhirete inanma yükümlülüğü gelmektedir. İşte burada müşriklerin âhirete de inanmadıkları bildirilmekte, ayrıca şu hususlara da işaret edilmektedir: Müslüman olmak için öncelikle kalpten inanmak gerekir; oysa bilhassa putperestlerin kibir ve böbürlenme gibi kaba duyguları onların, Peygamber’in kendilerine bildirdiği konuları tarafsız ve samimi olarak düşünüp gerçeği bulmalarını ve bu suretle kalplerinin imana ulaşmasını engellemektedir. Âyette onların, gerek saklı tuttukları gerekse açığa vurdukları her türlü inanç, düşünce ve davranışlarının Allah’ın bilgisi dahilinde olduğu belirtilmekte, böylece dolaylı olarak bunların hesabını verecekleri bir yargılama zamanının geleceği uyarısında bulunulmaktadır.
Nahl Suresi 22. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sizlerin gerçek mabudu hiçbir ortağı olmayan, tek hak mabut olan Allah’tır. Yaptıklarının karşılığını görmek için tekrardan diriltileceklerine iman etmeyenlerin kalpleri Allah’ın birliğini inkâr ederler. Bunun sebebi kalplerinde bir korku olmamasıdır. O kalpler, hesaba çekileceklerine ve ceza göreceklerine iman etmezler. Onlar kibirlidirler, hakkı kabul etmezler ve ona boyun eğmezler.