Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: "İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: "İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendi emrinden ruh (vahiy) ile melekleri, kullarından dilediği peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor: Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak benden korkun.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: "Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden sakının!"
Süleyman Ateş
Melekleri, kullarından dilediğine, emrinden olan ruh (vahy) ile indirir: "(İnsanları) Benden başka tanrı yoktur, benden korkun! diye uyarın!" (der).
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.5%
İngilizce
He sends down the angels, with the inspiration of His command, upon whom He wills of His servants, [telling them], "Warn that there is no deity except Me; so fear Me
Fransızca
Il fait descendre, par Son ordre, les Anges, avec la révélation sur qui Il veut parmi Ses serviteurs: «Avertissez qu'il n'est d'autre divinité que Moi. Craignez-Moi donc»
İspanyolca
Él envía a los ángeles con la revelación de Sus órdenes a quien Le place de Sus siervos para que advierta: "No hay otra divinidad más que Yo, tengan temor de Mí
Rusça
Он ниспосылает ангелов с духом (откровением) по Своему велению тому из Своих рабов, кому пожелает: «Предостерегайте тем, что нет божества, кроме Меня. Бойтесь же Меня»
Endonezce
Dia menurunkan para malaikat membawa wahyu dengan perintah-Nya kepada siapa yang Dia kehendaki di antara hamba-hamba-Nya, (dengan berfirman) yaitu, "Peringatkanlah (hamba-hamba-Ku), bahwa tidak ada tuhan selain Aku, maka hendaklah kamu bertakwa kepada-Ku
Bengalce
তিনি স্বীয় নির্দেশে বান্দাদের মধ্যে যার কাছে ইচ্ছা, নির্দেশসহ ফেরেশতাদেরকে এই মর্মে নাযিল করেন যে, হুশিয়ার করে দাও, আমি ছাড়া কোন উপাস্য নেই। অতএব আমাকে ভয় কর।
Allah, dilediği peygambere: “Ey elçiler! İnsanları Allah’a ortaklar koşmaktan sakındırın! Ey İnsanlar! Benden başka hak mabut (ibadet edilecek hak ilah) yoktur. Öyleyse emirlerimi yerine getirerek ve yasaklarımdan sakınarak benden korkun!” Diye takdir ettiği vahyi, melekleriyle birlikte indirir.
1- Allah’ın emri geldi (gelecek). Artık onu istemekte acele etmeyin. O, onların ortak koştukları şeylerden yüce ve münezzehtir. 2- O, kendi emri ile kullarından dilediği kimseler üzerine melekleri rûh/vahiy ile:“(İnsanları) uyarın: Benden başka hiçbir (hak) ilâh yok! Öyleyse benden korkup sakının.” diye indirir.
(Mekke’de inmiştir, 128 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Yüce Allah, vaadinin yakınlaştığını ve gerçekleşeceğinin muhakkak olduğunu belirtmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın emri geldi (gelecek). Artık onu istemekte acele etmeyin.” Çünkü o, kesinlikle gelecektir, gelecek olan şey ise pek yakın demektir. “O, onların ortak koştukları” Allah’a ortak koştukları, evlat, eş, denk ve bunun dışında müşriklerin, O’nun celaline yakışmayan yahut kemâline aykırı olarak nispet ettikleri bütün “şeylerden yüce ve münezzehtir.”
2. Allah Teala, kendi zatını düşmanlarının kendisini nitelediği sıfatlardan tenzih ettikten sonra Allah’a nispet edilen kemâl sıfatları hususunda uyulması gereken hususlara dair peygamberlerine indirdiği vahyi söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O, kendi emri ile kullarından dilediği” risâlet görevini yüklenmeye uygun olduğunu bildiği “kimseler üzerine melekleri rûh/vahiy” yani ruhların hayat kaynağı olan vahiy “ile” bütün peygamberlerin çağrısının özü ve ekseni olan: “(İnsanları) uyarın: Benden başka hiçbir (hak) ilah yok! Öyleyse benden korkup sakının.” daveti ile gönderdi. Yani ulûhiyet sıfatları olan azamet sıfatlarında Yüce Allah’ı bilip tanımak ve tevhid etmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etme daveti ile ki Yüce Allah’ın kitaplarında indirdiği, peygamberleri ile gönderdiği, bütün şeriatlerin kendisine çağırdığı ayrıca, buna karşı savaş açan ve aksini yerine getirenlere karşı da cihada teşvik ettiği davet de budur.
Daha sonra Allah teâlâ buna dair delil ve belgeleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
Bu sûre aynı zamanda “Nimetler Sûresi” diye de adlandırılır. Çünkü Allah, bu sûrenin baş taraflarında nimetlerin temellerini ve belli başlıcalarını söz konusu etmekte, sonlarında da bunların tamamlayıcı olanlarını zikretmektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Âyet metnindeki ruh kelimesi terim olarak “İnsan varlığının hayat ve hareket kaynağı olan, yararlı ve zararlı ayırımı yapan unsuru” şeklinde tanımlanmaktadır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “rvh” md.; ruh hakkında bilgi için bk. İsrâ 17/85). Bu âyette ise müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından “vahiy” diye açıklanmıştır. Beden ruhla hayat bulduğu gibi fert ve toplumların cehalet karanlığından sıyrılıp gaflet uykusundan uyanarak nihaî kurtuluşa ermeleri de vahiy nuruyla gerçekleşeceği için âyette vahiy, ruh kelimesiyle ifade edilmiştir (Râzî, XIX, 219-220). Taberî âyetteki ruhu, “Allah’ın, hakkı kendisiyle canlandırdığı ve bâtılı onunla yere serdiği şey” diye açıklamış, bundan maksadın da vahiy olduğuna dair rivayetler aktarmıştır (XIV, 77). Elmalılı Muhammed Hamdi’nin de belirttiği gibi (V, 3085) âyette vahyin mükemmel bir tanımı verilmiştir. Buna göre vahyin kaynağı ilâhîdir; Allah kullarından dilediğini peygamber olarak seçmekte ve ona melekleri aracılığıyla insanlığın ruhu, hayat kaynağı değerinde bilgiler, ilkeler göndermektedir. Allah’tan başka tanrı olmadığına inanılması ve O’na saygıda kusur edilmemesi gerektiği yönündeki uyarı bu bilgilerin özünü oluşturmaktadır.
Allah, dilediği peygambere: “Ey elçiler! İnsanları Allah’a ortaklar koşmaktan sakındırın! Ey İnsanlar! Benden başka hak mabut (ibadet edilecek hak ilah) yoktur. Öyleyse emirlerimi yerine getirerek ve yasaklarımdan sakınarak benden korkun!” Diye takdir ettiği vahyi, melekleriyle birlikte indirir.