Sonra doğrusu Rabbin, bilmeyerek kötülük işleyip ardından tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Rabbin bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra doğrusu Rabbin, bilmeyerek kötülük işleyip ardından tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Rabbin bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.)
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Şu da var: Rabbin, bilgisizlik yüzünden kötülük işleyip de bunun ardından tövbe edip hallerini düzeltenler lehindedir. Sonra senin Rabbin gerçekten Gafûr ve Rahîm'dir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Sonra Rabbin şunlardan yanadır ki, cehaletle kötülük işlediler, sonra onun ardından tevbe ettiler, uslandılar. Bütün bunlardan sonra Rabbin, elbette bağışlayandır, esirgeyendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
Then, indeed your Lord, to those who have done wrong out of ignorance and then repent after that and correct themselves - indeed, your Lord, thereafter, is Forgiving and Merciful
Fransızca
Puis ton Seigneur envers ceux qui ont commis le mal par ignorance, et se sont par la suite repentis et ont amélioré leur conduite, ton Seigneur, après cela est certes Pardonneur et Miséricordieux
İspanyolca
Con quienes hayan cometido un mal por ignorancia y luego se arrepientan y enmienden, tu Señor será Absolvedor, Misericordioso
Rusça
Воистину, твой Господь прощает и милует тех, кто совершил злодеяние по незнанию, но после этого раскаялся и исправил содеянное
Endonezce
Kemudian, sesungguhnya Tuhanmu (mengampuni) orang yang mengerjakan kesalahan karena kebodohannya, kemudian mereka bertobat setelah itu dan memperbaiki (dirinya), sungguh, Tuhanmu setelah itu benar-benar Maha Pengampun, Maha Penyayang
Bengalce
অনন্তর যারা অজ্ঞতাবশতঃ মন্দ কাজ করে, অতঃপর তওবা করে এবং নিজেকে সংশোধন করে নেয়, আপনার পালনকর্তা এসবের পরে তাদের জন্যে অবশ্যই ক্ষমাশীল, দয়ালু।
Sonra -Ey Peygamber!- muhakkak ki Rabbin, bir kimse akıbetini bilmeden kötülük işleyip bunu kasıtlı olarak yapmış olsa bile, bu kötülükleri işledikten sonra Yüce Allah’a tövbe edip içinde bozukluk olan amellerini ıslah edenleri, tövbe etmelerinin ardından onların günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.
119- Sonra şüphesiz ki Rabbin cehaletle bir kötülük işleyen, sonra da arkasından tevbe edip hallerini düzelten kimseler hakkında, evet Rabbin bunun arkasından elbette Ğafûrdur, Rahîmdir.
119. Bununla Yüce Allah, kullarını tevbe etmeye teşvik etmekte, onları kendisine dönmeye davet etmektedir. Bu buyruğunda Allah, yaptığı kötülüğün akıbetinden yana cehalet içinde olduğu bir halde kötülük işleyen kimsenin -bu günahı kasten işlese dahi- kalbindeki ilimden bir kısmının -günahı işlediği esnada- azalmasının kaçınılmaz olduğunu haber vermektedir. Şâyet o günahı terk etmek, ondan dolayı pişman olmak ve amellerini ıslah etmek suretiyle tevbe edip halini düzeltirse şüphesiz Allah, ona mağfiret buyurur ve merhamet eyler. Tevbesini kabul eder ve onu ya önceki haline veya ondan daha üstün bir hale ulaştırır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Cahillikle” ifadesi, “yapılanın kötülük veya günah olduğunu bilmeden” mânasında olmayıp, “bildiği halde iradesine hâkim olamamak, bilgisini uygulamamak, nefsine uyup kötülük yapmak yüzünden” anlamında kullanılmıştır. Bununla birlikte âyette cahillik kavramının kullanılması, bir başka açıdan, bütün kötülüklerin temelinde bilgisizlik bulunduğuna işaret eder. Çünkü iyilik ve kötülüğün sebepleri, mahiyeti ve sonuçları hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olanlar, ayrıca kötülük eğilimlerini dizginlemenin yol ve yöntemlerini bilenler, kararlarını doğru verip iradelerini doğru yönde kullanma imkânına da sahip olurlar. Her şeye rağmen, bir önceki âyette de işaret edildiği gibi Allah’ın muradı insanlara kötülük etmek değildir; O, insanları cezalarla tehdit etmekle onların kendilerini düzeltmelerini istemiştir. Kötülükler cezasız kalırsa hayatın anlamı kalmaz. Ama eğer insanlar kötülüklerden dönüp hallerini düzeltirlerse Allah’ın onlardan bekledikleri gibi hareket etmiş olacaklarından, önceki kötülükleri hususunda O’nun af ve merhametine de mazhar olurlar. Bu dönüşü gerçekleştirmeleri halinde Allah onları, kendisine karşı nankörlükleri yüzünden tattırdığı açlık, korku vb. dünyevî musibetlerden (âyet 112) kurtaracağı gibi âhirette azaba uğramaktan da koruyacaktır. Allah’ın, burada görüldüğü gibi insanlara her vesileyle rahmet ve mağfiretinin genişliğini hatırlatması, onlara kötülüklerinden vazgeçmeleri noktasında bir arzu, ümit ve irade aşılamayı hedeflemektedir.
Sonra -Ey Peygamber!- muhakkak ki Rabbin, bir kimse akıbetini bilmeden kötülük işleyip bunu kasıtlı olarak yapmış olsa bile, bu kötülükleri işledikten sonra Yüce Allah’a tövbe edip içinde bozukluk olan amellerini ıslah edenleri, tövbe etmelerinin ardından onların günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.