Önceki ayet· 15:47Sonraki ayet· 15:49

Hicr Suresi 48. Ayet· 15:48

↗ Hicr suresi
Mekki
لَا يَمَسُّهُمۡ فِيهَا نَصَبٞ وَمَا هُم مِّنۡهَا بِمُخۡرَجِينَ
Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Orada kendilerine hiçbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan çıkarılacak da değillerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da.
Süleyman Ateş
Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
No fatigue will touch them therein, nor from it will they [ever] be removed
Fransızca
Nulle fatigue ne les y touchera. Et on ne les en fera pas sortir
İspanyolca
Allí no volverán a sufrir, y vivirán por toda la eternidad
Rusça
Там их не коснется усталость, и их не изгонят оттуда
Endonezce
Mereka tidak merasa lelah di dalamnya dan mereka tidak akan dikeluarkan darinya
Bengalce
সেখানে তাদের মোটেই কষ্ট হবে না এবং তারা সেখান থেকে বহিস্কৃত হবে না।
Çince
他们在那里不感觉疲乏,他们绝不被逐出。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Orada onlara bir yorgunluk isabet etmeyeceği gibi, oradan çıkartılacak da değildirler. Tam aksine orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
45- Şüphesiz takva sahipleri, cennetlerde ve pınar başlarındadır. 46- “Girin oraya selametle, güven içinde…” 47- Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık. Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar. 48- Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılmayacaklardır da. 49- Kullarıma haber ver ki: Ben, gerçekten Ğafûr ve Rahîm’im.” 50- “Ama azabım da hiç şüphesiz can yakıcı bir azaptır.” 45. “Şüphesiz” şeytana itaatten ve onun davet ettiği bütün günah ve masiyetlerden sakınan “takva sahipleri elbette cennetlerde ve pınar başlarındadır.” Oralarda her çeşitten ağaç bulunur ve hepsi de her vakit meyvelerini verirler. 46. Cennete girecekleri vakit onlara:“Girin oraya” denilecektir, “selametle, güven içinde” yani ölümden, uykudan, yorgunluktan, boş şeylerden, içinde bulundukları nimetlerden herhangi birisinin sonunun gelmesinden yahut eksilmesinden, hastalıktan, üzüntüden, kederden ve rahatsızlık verici sair şeylerden yana selamette ve güvende olarak. 47. “Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık.” Böylece kalpleri her türlü kinden ve kıskançlıktan arınıp tertemiz olmuş, karşılıklı sevgi ile dolmuştur. “Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.” Bu, onların ziyaretleşeceklerine ve bir araya gelip toplanacaklarına delildir. Yine aralarında güzel bir şekilde adaba riâyet edeceklerine de delildir. Zira her birisinin yüzü diğerine dönük olcak, birbirlerine arka dönmeyeceklerdir. Sergiler, inciler ve çeşitli mücevharat ile süslenmiş tahtlara yaslanacaklardır. 48. “Orada, onlara” ne maddi ne manevi “hiçbir yorgunluk dokunmaz.” Çünkü Allah, onları herhangi bir kusuru olmayan tam ve eksiksiz bir hayat ile yeniden yaratacaktır. “Onlar oradan” hiçbir zaman “çıkarılmayacaklardır da.” 49. Allah, yaratmış olduğu cennet ve cehennemin etkisi ile korkmayı ve umutlanmayı gerektiren şeyleri söz konusu ettikten sonra kendi sıfatlarından da bunları gerektiren şeyleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kullarıma haber ver ki” delillerle pekiştirilmiş olarak ve kesin bir şekilde onlara bildir ki: “Ben, gerçekten Ğafûr ve Rahîm’im.” Allah’ın rahmet ve mağfiretinin kemalini bilirlerse rahmetin kendilerine ulaşmasını sağlayacak yolları izlemeye gayret ederler. Günahlardan da uzak kalırlar ve yaptıklarından da tevbe ederler ki mağfiretine nail olsunlar. 50. Bununla birlikte Allah’ın rahmetini ummaları, onların azabından emin olmalarına ve ağırdan almalarına sebeb teşkil etmemelidir. Bu yüzden onlara haber ver ki:“azabım da hiç şüphesiz can yakıcı bir azaptır.” Hakikatte Allah’ın azabından başka azap yoktur ve o, öyle bir azaptır ki miktarı tespit edilemez ve özü asla idrak edilemez. O’nun azabından yine O’na sığınırız. İşte Allah’ın kulları, “O’nun azabı gibi kimse azab edemez, O’nun bağladığı gibi kimse bağlayamaz.”(el-Fecr, 89/25-26) gerçeğini bilecek olurlarsa, cezalandırılmalarını gerektirecek her bir sebepten sakınır ve uzak kalırlar. Kulun kalbi, her zaman için korku ile ümit ve arzu ile çekince arasında bulunmalıdır. Rabbinin rahmet ve mağfiretine, cömertlik ve ihsanına bakınca bu, onun umut ve arzusunu harekete geçirmelidir. Kendi günahlarına, Rabbinin haklarını yerine getirmekteki kusurlarına bakınca da bu, onda korku ve çekince halini harekete geöirmeli ve o günahlardan vazgeçmesini sağlamalıdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bundan önceki üç âyette şeytanın kışkırtma ve saptırmasına kapılarak azgınlaşanların, günahlarının derecesine göre yedi grup halinde cehennemin yedi kapısından içeri atılacakları bildirilmişti. Bu âyetlerde ise Allah’a karşı saygısızlıktan sakınan samimi müminlerin, esenlik ve güvenlik içinde cennete girmelerinin müjdeleneceği, cennet bahçelerinde, pınar başlarında her türlü korku, kaygı, yorgunluk gibi fiziksel ve psikolojik problemlerden korunmuş, kezâ kin ve düşmanlık gibi ahlâkî kusurlardan kalpleri arındırılmış olarak dostluk ve kardeşlik içinde bulunacakları bildirilmekte ve böylece bir bakıma, insanların, şeytanın aldatmalarına kapılmaları halinde ebedî hayatlarında neleri kaybedecekleri de hatırlatılmış bulunmaktadır.
Hicr Suresi 48. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Orada onlara bir yorgunluk isabet etmeyeceği gibi, oradan çıkartılacak da değildirler. Tam aksine orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.