Diyanet İşleri
O gün yer başka yere, gökler de (başka göklere) değiştirilir. (Bütün) insanlar tek ve kahredici Allah'ın huzurunda görünürler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah'ın huzuruna toplanacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
O gün yerküre başka bir yerküreye dönüştürülür. Gökler de öyle. Hepsi o Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda dikilir.
Süleyman Ateş
O gün yer başka yere, gökler de (başka göklere) değiştirilir. (Bütün) insanlar tek ve kahredici Allah'ın huzurunda görünürler.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu intikam kıyamet günü kâfirlerden alınacaktır. Yeryüzü pak beyaz bir yere dönüştürülecek ve gökler de başka göklere dönüştürülecektir. Öyle ki, insanlar Kahhâr, mutlak hâkim, hiç kimsenin kendisine hükmedemediği, mutlak galip, hiç kimsenin kendisine galip gelemediği, azametinde ve mülkünde tek olan Allah'ın huzurunda durmak için bedenleri ve amelleri ile kabirlerinden çıkacaklardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
47- Öyleyse sakın Allah’ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını zannetme! Şüphesiz ki Allah Azîzdir, intikam sahibidir. 48- O gün yer başka bir yere dönüştürülür, gökler de (öyle). (Herkes) Vahid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda toplanır. 49- O gün günahkarları zincire vurulmuş bir halde görürsün. 50- Gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş kaplar. 51- (Bu,) Allah herkese kazandığının karşılığını versin diyedir. Şüphe yok ki Allah hesabı çabucak görendir. 52- İşte bu (Kur'ân), insanlara bir bildiridir ki onun uyarısını dikkate alsınlar, O’nun ancak tek bir ilâh olduğunu bilsinler ve olgun akıl sahipleri de öğüt alsınlar.
47. “Öyleyse sakın Allah’ın peygamberlerine olan” onları ve tabilerini kurtarıp mutluluğa kavuşturacağına, düşmanlarını dünyada helâk edip yardımsız bırakacağına ve âhirette de cezalandıracağına dair “vaadinden cayacağını zannetme!” O’nun verdiği sözün gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Çünkü O’nun sözü, insanların en doğru sözlüleri olanlar vasıtası ile verilmiş en doğru sözdür. Bu en doğru sözlüler de peygamberlerdir. Bu ise verilen haberin ulaşabileceği en üstün derecedir. Özellikle de bu haber, ilâhi hikmete, Rabbani kanunlara ve sağlıklı düşünen akıllara uygundur. “Şüphesiz ki Allah”, O’nu hiçbir şey âciz bırakamaz. Çünkü O, “Azîzdir, intikam sahibidir.” Yani herhangi bir kimseden intikam almak isterse o kimse ondan kurtulamaz ve Allah’ı âciz bırakamaz. Bu ise Kıyamet gününde gerçekleşecek bir şeydir.
48. “O gün yer başka bir yere dönüştürülür, gökler de (öyle)” başka göklerle değiştirilir. Bu değişiklik nitelikleri itibari ile bir değişikliktir, zatta/özde bir değişiklik değildir. Kıyamet gününde bu yeryüzü dümdüz edilecek ve bir postun yayılması gibi uzatılıp yayılacaktır. Üzerinde bulunan her bir dağ ve yükseklik kaldırılacak ve dümdüz bir alan haline getirilecek, böylece orada herhangi bir çukur ya da tümsek olmayacaktır. Gök ise o günün aşırı şiddetinden dolayı erimiş maden tortusu gibi olacaktır. Daha sonra Yüce Allah’ın sağ elinde dürülüp katlanacaktır. Bütün insanlar, kabirlerinden dirilecek ve Allah’tan hiçbir şeylerinin gizli kalmayacağı mahşer meydanına vararak “Vahid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda toplanır.” Vâhid ve Kahhâr azameti ile isim ve sıfatları ile yüce fiilleri ile bütün varlıkları egemenliği altına alması ile eşsiz ve tek olan Allah’tır. Hepsi O’nun tasarruf ve idaresi altındadır. O’nun izni olmaksızın hiçbir varlık harekete geçmez, hareket halinde olan da duramaz.
49. “O gün günahkarları” yani günah, ayrılmaz vasıfları olan, çok fazla ve devamlı günah işleyen kimseleri o günde “zincire vurulmuş bir halde görürsün.” Bu günahkârlardan her biri, ateşten zincirlere vurulacak ve zelil, çirkin ve korkunç bir halde azaba sürüklenecekler.
50. “Gömlekleri” yani elbiseleri “katrandandır.” Bu ateş, onlar üzerinde aşırı bir şekilde yansın, son derece sıcak olsun ve kokuları pis koksun diyedir. Bedenlerinin en şerefli yeri olan “yüzlerini de ateş kaplar.” Her yandan ateş onların yüzlerini sarar. Yüzün dışında kalan yerlerin yanması öncelikle söz konusudur. Bu, Allah’ın onlara bir zulmü değildir, ancak onların dünyada iken önlerinden gönderdiklerinin ve işlediklerinin bir karşılığıdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
51. “(Bu,) Allah herkese kazandığının karşılığını” hayır ya da şer amelinin karşılığını hiçbir şekilde haksızlık ve zulmün söz konusu olmadığı tam bir adaletle “versin diye” böyle olacaktır. “Şüphe yok ki Allah hesabı çabucak görendir.” Bu buyruk Yüce Allah’ın: “İnsanların hesaba çekilecekleri vakit yaklaştı. Onlar ise gaflet içerisinde yüz çeviricidirler”(el-Enbiya, 21/1) buyruğunu andırmaktadır. Bu buyruğun, insanları çabucak hesaba çekeceği anlamına gelme ihtimali de vardır. Yani bütün insanlar bir anda hesaba çekileceklerdir. Nitekim Yüce Allah, bir anda değişik şekillerle onları rızıklandırmakta ve işlerini çekip çevirmektedir. Herhangi bir durum başka bir durumu gerçekleştirmesine engel değildir. Bu, O’na zor gelmez.
52. Yüce Allah, bu Kur’an’da bu kadar apaçık beyanlarda bulunduğundan dolayı Kur’an’ı övme sadedinde şöyle buyurmaktadır:“İşte bu (Kur'ân), insanlara bir bildiridir.” Bununla onlar en üstün makamlara ve en değerli mevkilere ulaşmak için gerekli azıkları edinebilirler ve onlara ulaşabilirler. Çünkü bu Kur’an, bunun için gerekli bütün aslî ve fer’î hükümleri, kulların gerek duyacağı bütün ilimleri kapsamaktadır. “ki onun uyarısını dikkate alsınlar,” Çünkü bu Kur’an-ı Kerim’de kötü amellerden sakındırılmakta ve Allah, bu kötü amelleri işleyenlere hazırlamış olduğu cezaları bildirmektedir. “O’nun ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler.” Çünkü bu Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın uluhiyet ve tevhidine dair kesin ve tartışılmaz bir gerçek olduğunu ortaya koyan gerekli deliller ve belgeler türlü şekillerde ortaya konulmuştur. “ve olgun akıl sahipleri de öğüt alsınlar.” Olgun akıl sahipleri kendilerine nelerin fayda vereceğini öğüt alıp hatırlasınlar ve onu işlesinler, zarar verecek şeyleri de terk etsinler diyedir. İşte bununla onlar, olgun akıl ve basiret sahibi olurlar. Çünkü Kur’an sayesinde onların bilgileri artmış, görüşleri isabetli bir hale gelmiş, fikirleri de aydınlanmıştır. Buna sebep de Kur’an-ı Kerim’i taptaze ve ona başka hiçbir şey karışmamış olarak almış olmalarıdır. Kur’an-ı Kerim, ancak en üstün, en faziletli ahlâk ve amellere davet etmektedir. Bütün bunlara dair de en güçlü ve en açık delilleri göstermektedir. İşte anlayışlı bir kul, bu temel kaide ışığında kendisini eğitecek olursa sürekli olarak güzel olan bütün hasletlerde devamlı bir yükseliş kaydeder. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
İbrahim -el-Halil aleyhisselam- Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kıyamet gününde meydana gelecek ve bilinen evreni içine alacak olan toplu ve kökten değişime işaret edilmektedir (krş. Tâhâ 20/105-107). Meâlinde “dönüştürülecek” diye tercüme ettiğimiz tebdîl kavramı Kur’an’da bir şeyin ya özünü (Nisâ 4/56) veya niteliğini değiştirme anlamında kullanılmaktadır (Furkan 25/70; ayrıca bk. Râzî, XIX, 146). Burada her iki anlama da ihtimali bulunduğu için gerek müfessirler gerekse kelâm âlimleri âyeti iki farklı anlamda yorumlamışlardır. Birinci anlama göre kıyamet gününde gökler ve yer de dahil olmak üzere tamamıyla evren yok olacak, daha sonra yeniden yaratılacaktır (özün değiştirilmesi); bu anlamı destekleyen başka âyetler de vardır (Kasas 28/88). İkinci anlama göre ise evrenin maddesi kalacak, nitelikleri değiştirilecektir; meselâ yer küresinin dağları savrulacak, denizleri yarılacak, dümdüz olacak, eğrilik büğrülük görülmeyecek fakat asıl maddesi kalacaktır (vasfın değiştirilmesi; Râzî, XIX, 146). Yerlerin başka bir yere, göklerin de başka göklere çevrilmesi konusunda yapılan yorumlar arasında şunlar da vardır: Yer ateşe (cehenneme), gökler de cennete dönüşecektir. Yer gümüş gibi beyaz, üzerinde kan dökülmedik, günah işlenmedik bambaşka bir yer olacaktır. Bu konuda daha başka yorumlar da vardır (Taberî, XIII, 294). Bu değişimin meydana geldiği kıyamet gününde insanlar, bu arada “kendilerine kötülük etmiş olanlar” dünyada yaptıklarının hesabını vermek üzere kabirlerinden kalkıp hâkimler hâkimi olan Allah’ın huzurunda toplanacaklardır.
Muhammed Esed’in de işaret ettiği gibi bu değişim, mahiyeti itibariyle insanın tanıyıp bildiği ya da tasavvur edebildiği şeylerin ötesinde olduğu için, kıyamet gününde neler olacağına dair Kur’anî tasvirlerin hepsi, kaçınılmaz olarak, temsilî terimlerle ifade edilmiştir; aynı şey, âhirette insanın başına gelecek olan iyi ya da kötü hallerin tasviri için de geçerlidir (II, 512).