Önceki ayet· 14:46Sonraki ayet· 14:48

İbrâhim Suresi 47. Ayet· 14:47

↗ İbrâhim suresi
Mekki
فَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخۡلِفَ وَعۡدِهِۦ رُسُلَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٞ ذُو ٱنتِقَامٖ
Sakın, Allah'ı, elçilerine verdiği sözden cayar, sanma! Çünkü Allah daima üstündür, öc alandır!
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sakın, Allah'ı, elçilerine verdiği sözden cayar, sanma! Çünkü Allah daima üstündür, öc alandır!
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah her şeye galiptir, intikam sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sakın Allah'ı, resullerine verdiği söze ters düşer sanma. Allah Azîz'dir, intikam da alır.
Süleyman Ateş
Sakın, Allah'ı, elçilerine verdiği sözden cayar, sanma! Çünkü Allah daima üstündür, öc alandır!
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
So never think that Allah will fail in His promise to His messengers. Indeed, Allah is Exalted in Might and Owner of Retribution
Fransızca
Ne pense point qu'Allah manque à Sa promesse envers Ses messagers. Certes Allah est Tout Puissant et Détenteur du pouvoir de punir
İspanyolca
No pienses [¡oh, Mujámmad!] que Dios no cumplirá con la promesa que les hizo a Sus Mensajeros; Dios es Poderoso, Dueño de la retribución
Rusça
Не думай, что Аллах нарушает обещания, данные Своим посланникам. Воистину, Аллах - Могущественный, Способный на возмездие
Endonezce
Maka karena itu, jangan sekali-kali kamu mengira bahwa Allah mengingkari janji-Nya kepada rasul-rasul-Nya! Sungguh, Allah Mahaperkasa dan mempunyai pembalasan
Bengalce
অতএব আল্লাহর প্রতি ধারণা করো না যে, তিনি রসূলগণের সাথে কৃত ওয়াদা ভঙ্গ করবেন নিশ্চয় আল্লাহ পরাক্রমশালী, প্রতিশোধ গ্রহণকারী।
Çince
你绝不要以为安拉对他的使者爽约。安拉确是强大的,确是惩恶的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Resullerine galibiyeti ve dini aşikâr kılacağını vadetmiş olan Yüce Allah'ın resullerine vadettiği şeyden döneceğini zannetme! Şüphesiz ki Yüce Allah Azîz'dir, kimse O'na galip gelemez. Dostlarını da kuvvetli kılacaktır. Kendisine ve resullerine düşmanlık edenlerden şiddetli bir şekilde intikam alır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
47- Öyleyse sakın Allah’ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını zannetme! Şüphesiz ki Allah Azîzdir, intikam sahibidir. 48- O gün yer başka bir yere dönüştürülür, gökler de (öyle). (Herkes) Vahid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda toplanır. 49- O gün günahkarları zincire vurulmuş bir halde görürsün. 50- Gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş kaplar. 51- (Bu,) Allah herkese kazandığının karşılığını versin diyedir. Şüphe yok ki Allah hesabı çabucak görendir. 52- İşte bu (Kur'ân), insanlara bir bildiridir ki onun uyarısını dikkate alsınlar, O’nun ancak tek bir ilâh olduğunu bilsinler ve olgun akıl sahipleri de öğüt alsınlar. 47. “Öyleyse sakın Allah’ın peygamberlerine olan” onları ve tabilerini kurtarıp mutluluğa kavuşturacağına, düşmanlarını dünyada helâk edip yardımsız bırakacağına ve âhirette de cezalandıracağına dair “vaadinden cayacağını zannetme!” O’nun verdiği sözün gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Çünkü O’nun sözü, insanların en doğru sözlüleri olanlar vasıtası ile verilmiş en doğru sözdür. Bu en doğru sözlüler de peygamberlerdir. Bu ise verilen haberin ulaşabileceği en üstün derecedir. Özellikle de bu haber, ilâhi hikmete, Rabbani kanunlara ve sağlıklı düşünen akıllara uygundur. “Şüphesiz ki Allah”, O’nu hiçbir şey âciz bırakamaz. Çünkü O, “Azîzdir, intikam sahibidir.” Yani herhangi bir kimseden intikam almak isterse o kimse ondan kurtulamaz ve Allah’ı âciz bırakamaz. Bu ise Kıyamet gününde gerçekleşecek bir şeydir. 48. “O gün yer başka bir yere dönüştürülür, gökler de (öyle)” başka göklerle değiştirilir. Bu değişiklik nitelikleri itibari ile bir değişikliktir, zatta/özde bir değişiklik değildir. Kıyamet gününde bu yeryüzü dümdüz edilecek ve bir postun yayılması gibi uzatılıp yayılacaktır. Üzerinde bulunan her bir dağ ve yükseklik kaldırılacak ve dümdüz bir alan haline getirilecek, böylece orada herhangi bir çukur ya da tümsek olmayacaktır. Gök ise o günün aşırı şiddetinden dolayı erimiş maden tortusu gibi olacaktır. Daha sonra Yüce Allah’ın sağ elinde dürülüp katlanacaktır. Bütün insanlar, kabirlerinden dirilecek ve Allah’tan hiçbir şeylerinin gizli kalmayacağı mahşer meydanına vararak “Vahid ve Kahhâr olan Allah'ın huzurunda toplanır.” Vâhid ve Kahhâr azameti ile isim ve sıfatları ile yüce fiilleri ile bütün varlıkları egemenliği altına alması ile eşsiz ve tek olan Allah’tır. Hepsi O’nun tasarruf ve idaresi altındadır. O’nun izni olmaksızın hiçbir varlık harekete geçmez, hareket halinde olan da duramaz. 49. “O gün günahkarları” yani günah, ayrılmaz vasıfları olan, çok fazla ve devamlı günah işleyen kimseleri o günde “zincire vurulmuş bir halde görürsün.” Bu günahkârlardan her biri, ateşten zincirlere vurulacak ve zelil, çirkin ve korkunç bir halde azaba sürüklenecekler. 50. “Gömlekleri” yani elbiseleri “katrandandır.” Bu ateş, onlar üzerinde aşırı bir şekilde yansın, son derece sıcak olsun ve kokuları pis koksun diyedir. Bedenlerinin en şerefli yeri olan “yüzlerini de ateş kaplar.” Her yandan ateş onların yüzlerini sarar. Yüzün dışında kalan yerlerin yanması öncelikle söz konusudur. Bu, Allah’ın onlara bir zulmü değildir, ancak onların dünyada iken önlerinden gönderdiklerinin ve işlediklerinin bir karşılığıdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 51. “(Bu,) Allah herkese kazandığının karşılığını” hayır ya da şer amelinin karşılığını hiçbir şekilde haksızlık ve zulmün söz konusu olmadığı tam bir adaletle “versin diye” böyle olacaktır. “Şüphe yok ki Allah hesabı çabucak görendir.” Bu buyruk Yüce Allah’ın: “İnsanların hesaba çekilecekleri vakit yaklaştı. Onlar ise gaflet içerisinde yüz çeviricidirler”(el-Enbiya, 21/1) buyruğunu andırmaktadır. Bu buyruğun, insanları çabucak hesaba çekeceği anlamına gelme ihtimali de vardır. Yani bütün insanlar bir anda hesaba çekileceklerdir. Nitekim Yüce Allah, bir anda değişik şekillerle onları rızıklandırmakta ve işlerini çekip çevirmektedir. Herhangi bir durum başka bir durumu gerçekleştirmesine engel değildir. Bu, O’na zor gelmez. 52. Yüce Allah, bu Kur’an’da bu kadar apaçık beyanlarda bulunduğundan dolayı Kur’an’ı övme sadedinde şöyle buyurmaktadır:“İşte bu (Kur'ân), insanlara bir bildiridir.” Bununla onlar en üstün makamlara ve en değerli mevkilere ulaşmak için gerekli azıkları edinebilirler ve onlara ulaşabilirler. Çünkü bu Kur’an, bunun için gerekli bütün aslî ve fer’î hükümleri, kulların gerek duyacağı bütün ilimleri kapsamaktadır. “ki onun uyarısını dikkate alsınlar,” Çünkü bu Kur’an-ı Kerim’de kötü amellerden sakındırılmakta ve Allah, bu kötü amelleri işleyenlere hazırlamış olduğu cezaları bildirmektedir. “O’nun ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler.” Çünkü bu Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın uluhiyet ve tevhidine dair kesin ve tartışılmaz bir gerçek olduğunu ortaya koyan gerekli deliller ve belgeler türlü şekillerde ortaya konulmuştur. “ve olgun akıl sahipleri de öğüt alsınlar.” Olgun akıl sahipleri kendilerine nelerin fayda vereceğini öğüt alıp hatırlasınlar ve onu işlesinler, zarar verecek şeyleri de terk etsinler diyedir. İşte bununla onlar, olgun akıl ve basiret sahibi olurlar. Çünkü Kur’an sayesinde onların bilgileri artmış, görüşleri isabetli bir hale gelmiş, fikirleri de aydınlanmıştır. Buna sebep de Kur’an-ı Kerim’i taptaze ve ona başka hiçbir şey karışmamış olarak almış olmalarıdır. Kur’an-ı Kerim, ancak en üstün, en faziletli ahlâk ve amellere davet etmektedir. Bütün bunlara dair de en güçlü ve en açık delilleri göstermektedir. İşte anlayışlı bir kul, bu temel kaide ışığında kendisini eğitecek olursa sürekli olarak güzel olan bütün hasletlerde devamlı bir yükseliş kaydeder. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. İbrahim -el-Halil aleyhisselam- Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tuzak kuranların kimler olduğu ve nasıl bir tuzak kurdukları konusunda tefsirlerde farklı yorumlar yer almıştır (Râzî, XIX, 144). Taberî’ye göre bunlar âyette zalim oldukları bildirilen önceki kavimlerdir; uyarılara rağmen Allah’a ortak koşmaya ve O’na karşı saygısızlığa devam etmişlerdir (XIII, 247). Bu yorum âyetin bağlamına ve bütünlüğüne de uygundur. Bununla birlikte âyet, zalimlerin peygamberleri ve onlara inanan müminleri etkisiz hale getirmeye veya ortadan kaldırmaya, sonuç itibariyle Allah’ın dinini yok etmeye çalıştıklarına da işaret eder. Kur’an-ı Kerîm bize Hz. Peygamber zamanındaki inkârcı­ların bu tür tuzaklar kurmaya çalıştıklarını haber vermiştir (Enfâl 8/30). “Oysa onların tuzaklarıyla dağlar yıkılıp yok olacak değildi!” meâlindeki cümle mecaz olarak inkârcıların kurmuş olduğu tuzaklarla Allah’ın dininin yıkılmayacağını ifade eder. Zira Allah Teâlâ gönderdiği kitabı koruyacağını (Hicr 15/9) ve peygamberlerine yardım edip onları zafere kavuşturacağını vaad etmiştir (Gāfir 40/51; Mücâdele 58/21). 47. âyet Allah’ın peygamberlere verdiği sözden dönmesinin söz konusu olmadığını ve zalimlere dünyada mühlet verse bile onları hem dünyada hem de âhirette cezalandırma gücüne sahip bulunduğunu haber vermektedir.
İbrâhim Suresi 47. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Resullerine galibiyeti ve dini aşikâr kılacağını vadetmiş olan Yüce Allah'ın resullerine vadettiği şeyden döneceğini zannetme! Şüphesiz ki Yüce Allah Azîz'dir, kimse O'na galip gelemez. Dostlarını da kuvvetli kılacaktır. Kendisine ve resullerine düşmanlık edenlerden şiddetli bir şekilde intikam alır.