Diyanet İşleri
Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulundu; doğrusu kim kötülükten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi davrananların ecrini katiyen zayi etmez" dedi
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler ki: "Sen, yoksa sen Yûsuf musun?" "Evet, dedi, ben Yûsuf'um. İşte şu da kardeşim. Allah bize lütufta bulundu. Kim Allah'tan korkar, sabrederse Allah güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez."
Süleyman Ateşen ayrışan
A, yoksa sen, Yusuf musun? dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir, dedi. Allah bize lutfetti (bizi korudu, yüceltti), doğrusu kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, Allah iyilik edenlerin ecrini zayi etmez."
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şaşırarak, yoksa sen Yusuf musun? dediler. Yusuf onlara: "Evet ben Yusuf'um" dedi. Bu benim yanımda gördüğünüz ise öz kardeşimdir. Yüce Allah bize içinde bulunduğumuz durumdan kurtulma ve kadrimizi/değerimizi yükseltme lütfunda bulundu. Şüphesiz ki kim emirlerine itaat edip yasaklarından sakınır ve musibetlere sabrederse, yaptığı iş ihsan işlerindendir. Allah Teâlâ ihsan sahibi kullarının ecrini zayi etmez. Bilakis onlar için onu saklar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
87- “Oğullarım gidin de Yusuf’u ve kardeşini sorup soruşturun. Allah’ın rahmetinden de ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” 88- Bunun üzerine (Mısır’a gidip Yusuf’un) huzuruna vardıklarında dediler ki: “Ey Aziz! Bizi de ailemizi de darlık sardı. Pek değerli olmayan bir bedel ile geldik. Bize (yine) tam ölçek(le erzak) ver ve bize tasaddukta bulun. Çünkü Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır.” 89- Dedi ki:“Siz, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?” 90- “Yoksa sen! Evet, sen Yusuf’sun, değil mi?” dediler. O da:“Ben Yusuf’um, bu da kardeşimdir. Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki kim korkup sakınır ve sabrederse elbette Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez” dedi. 91- “Allah’a yemin ederiz ki, gerçekten Allah seni bizden üstün kılmıştır. Doğrusu biz kesinlikle günahkar olduk” dediler. 92- Dedi ki:“Bugün size kınama yok! Allah size mağfiret buyursun. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.”
87. Yakub aleyhisselam oğullarına dedi ki:“Oğullarım gidin de Yusuf’u ve kardeşini sorup soruşturun.” Onları aramak hususunda bütün gayretinizi ortaya koyun. “Allah’ın rahmetinden de ümit kesmeyin.” Çünkü ümitli olmak, kulun umduğu şey doğrultusunda çalışıp gayret göstermesini gerektirir. Ümitsizlik ise tembelliği ve ağırdan almaya yol açar. Kulların öncelikle ummaları gereken şey ise Yüce Allah’ın lütfu, ihsanı, rahmeti ve bereketi olmalıdır. “Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” Zira onlar küfürleri sebebi ile Allah’ın rahmetini uzak görürler. Esasen onun rahmeti de kâfirlerden uzaktır. O bakımdan siz de kâfirlere benzemeyin. Bu buyruk, kulun imanı oranında Yüce Allah’ın rahmet ve lütfunu ümit edeceğine delildir.
88. “Bunun üzerine” kalkıp gittiler. Yusuf’un “huzuruna vardıklarında” yalvarırcasına “dediler ki: Ey Aziz, bizi de ailemizi de darlık sardı.” Biz de aile halkımız da oldukça sıkıntı içerisinde bulunuyoruz. “Pek değerli olmayan” yani azlığı ve pek bir işe yaramadığı için beğenilmeyen, istenilmeyen “bir bedel ile geldik. Bize (yine) tam ölçek(le erzak) ver” Bu bedel maksada kafi gelmiyor ise de ölçeğin bize tam olsun “ve bize” gerekenden fazlasını vermek sureti ile “tasadduk bulun. Çünkü Allah, sadaka verenleri” dünya ve âhiret mükâfaatı ile “mükâfatlandırır.”
89. Durum bu dereceye varıp artık gelebileceği en ileri noktaya gelince Yusuf, onlara karşı oldukça yumuşadı ve kendisini onlara tanıtıp sitem ederek şöyle dedi:“Siz, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?” Yusuf’a yaptıkları açıkça ortadadır. Kardeşine gelince -doğrusunu en iyi Allah bilir ama- bununla:“Eğer o çalmış ise gerçek şu ki daha önce onun kardeşi de çalmıştı” sözlerini yahut da kardeşini ve babasını ayırmaya sebep olan bu olayın asıl müsebbiblerinin kendileri olduğunu kastetmiş olabilir. “Siz cahiller iken” ifadesi de bir bakıma cahilliklerini onlara mazeret olarak göstermek anlamındadır. Yahut da böyle bir şeyi yapmamaları gerektiği ve bu iş onlara yakışmadığı halde cahillerin işini yaptıkları için onlara bir azardır.
90. Kendilerine hitap edenin Yusuf olduğunu anlayınca:“Yoksa sen! Evet sen Yusuf’sun, değil mi? dediler. O da: “Ben Yusuf’um, bu da kardeşimdir. Allah bize” iman, takva, dünyada güç ve iktidar vermek sureti ile “lütufta bulundu.” bu da sabır ve takva sayesindedir. Zira “gerçek şu ki kim korkup sakınır ve sabrederse” Allah’ın haram kıldıklarını işlemekten korunup sakınır, acılara ve musibetlere tahammül eder, emirleri yerine getirmeye sabırla devam ederse “elbette Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez, dedi.” Çünkü bu şekilde davranmak, bir iyilik (ihsan)dır. Allah ise güzel ve iyi amellerde bulunanların mükâfatını boşa çıkarmaz.
91. “Allah’a yemin ederiz ki, gerçekten Allah seni bizden üstün kılmıştır.” Güzel ahlâk ve güzel özellikler dolayısı ile Allah, seni bizden daha üstün kılmıştır. Biz sana son derece kötülük ettik. Sana eziyet etmek, seni babandan ayırmak için elimizden ne geldiyse yaptık. Yüce Allah ise seni bize üstün kıldı ve dilediği imkânları sana bahşetti. “Doğrusu biz kesinlikle günahkar olduk, dediler.” Böylece onlar, Yusuf’a karşı işledikleri suçu tamamen itiraf etmiş oldular.
92. Yusuf aleyhisselam ise onlara alicenap bir üslupla “dedi ki: Bugün size kınama yok!” Yani sizi ayıplamayacağım ve kınamayacağım. “Allah size mağfiret buyursun. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.” Böylelikle Yusuf, onların geçmişteki günahlarını söz konusu etmeyerek ve onları ayıplamayarak onlara tam bir müsamaha gösterdi. Onlara mağfiret ve rahmet ile dua etti. Bu ise ancak has ve seçkin kullardan beklenebilecek bir davranış olup iyilğin en ileri derecesidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Yûsuf, artık kendisini tanıtmanın zamanı geldiğini düşünerek, cahillikleri yüzünden kardeşlerinin kendisine ve kardeşi Bünyâmin’e yaptıklarını onlara hatırlatıp kendini tanıttı. Böylece Yûsuf kuyuya atıldığı zaman, kendisine vahyedilmiş olan, “Kardeşlerinin yaptıklarını bir gün onlara kendileri (senin kim olduğunun) farkına varmadan mutlaka haber vereceksin!” meâlindeki 15. âyetin verdiği haber, gerçekleşmiş oldu. Kardeşleri kusurlarını itiraf edip özür dilediler. O da onları bağışladığını bildirdi. İnsanların kıskanması, Allah’ın bir kimse için takdir etmiş olduğu nimeti engelleyemez. Nitekim, Resûlullah duasında şöyle demiştir: “Allahım! Senin verdiğine engel olacak yoktur. Senin engel olduğunu da verecek yoktur” (Buhârî, “Ezân”, 155). Kardeşlerinin kıskanması da Yûsuf’un yükselmesine engel olamamıştır. Sonunda kendileri mahcup olmuş ve Allah’ın Yûsuf’u kendilerinden üstün kılmış olduğunu yemin ederek itiraf etmişlerdir. Ziyâ Paşa’nın dediği gibi:
Zalimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ:
Tallahi lekad âserekellahu aleynâ!