Önceki ayet· 12:36Sonraki ayet· 12:38

Yûsuf Suresi 37. Ayet· 12:37

↗ Yûsuf suresi
Mekki
قَالَ لَا يَأۡتِيكُمَا طَعَامٞ تُرۡزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأۡتُكُمَا بِتَأۡوِيلِهِۦ قَبۡلَ أَن يَأۡتِيَكُمَاۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِي رَبِّيٓۚ إِنِّي تَرَكۡتُ مِلَّةَ قَوۡمٖ لَّا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ
Yusuf: "Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Yusuf: "Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır
Elmalılı Hamdi Yazır
Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim."
Yaşar Nuri Öztürk
Yûsuf dedi ki: "Rızıklanacağınız herhangi bir yemek size gelmeden önce onun yorumunu ikinize mutlaka bildiririm." Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, Allah'a inanmayan ve âhireti de tamamen inkâr eden bir toplumun milletini terk ettim."
Süleyman Ateş
(Yusuf) şöyle dedi: "Size rızık olarak verilen yemek henüz size gelmezden önce bunun yorumunu size haber vermiş olurum. Bu (yorum) Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir (bu bilgileri Rabbim bana lutfetti). Ben, Allah'a inanmayan, ahireti de inkar eden bir kavmin dinini terk ettim:
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
He said, "You will not receive food that is provided to you except that I will inform you of its interpretation before it comes to you. That is from what my Lord has taught me. Indeed, I have left the religion of a people who do not believe in Allah, and they, in the Hereafter, are disbelievers
Fransızca
«La nourriture qui vous est attribuée ne vous parviendra point, dit-il, que je ne vous aie avisés de son interprétation [de votre nourriture] avant qu'elle ne vous arrive. Cela fait partie de ce que mon Seigneur m'a enseigné. Certes, j'ai abandonné la religion d'un peuple qui ne croit pas en Allah et qui nie la vie future»
İspanyolca
[Dijo José:] "Antes de que traigan la comida ya les habré dado su interpretación. La interpretación de los sueños es algo que mi Señor me enseñó; sepan primero que rechazo las costumbres de un pueblo que no cree en Dios y niega la existencia de la otra vida
Rusça
Он сказал: «Не успеют принести еду, которой вас кормят, как еще раньше я растолкую ваши сновидения. Это - часть того, чему научил меня мой Господь. Воистину, я отрекся от религии людей, которые не веруют в Аллаха и не признают Последнюю жизнь
Endonezce
Dia (Yusuf) berkata, "Makanan apa pun yang akan diberikan kepadamu berdua aku telah dapat menerangkan takwilnya, sebelum (makanan) itu sampai kepadamu. Itu sebagian dari yang diajarkan Tuhan kepadaku. Sesungguhnya aku telah meninggalkan agama orang-orang yang tidak beriman kepada Allah, bahkan mereka tidak percaya kepada hari akhirat
Bengalce
তিনি বললেনঃ তোমাদেরকে প্রত্যহ যে খাদ্য দেয়া হয়, তা তোমাদের কাছে আসার আগেই আমি তার ব্যাখ্যা বলে দেব। এ জ্ঞান আমার পালনকর্তা আমাকে শিক্ষা দিয়েছেন। আমি ঐসব লোকের ধর্ম পরিত্যাগ করেছি যারা আল্লাহর প্রতি বিশ্বাস স্থাপন করে না এবং পরকালে অবিশ্বাসী।
Çince
他说:“无论谁送什么食物给你俩之前,我能告诉给你们送的是什么。这是我的主教给我的。有一个民族不信仰安拉,不信仰后世,我确已抛弃他们的宗教。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yusuf -aleyhisselam- şöyle dedi: Size, hükümdardan yahut başkasından gelecek olan yemek gelmeden önce size onun ne olduğunu ve nasıl olacağını açıklayacağım. İşte benim bildiğim bu tevil (yorum); Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Kâhinlikten ve yıldızlara bakılarak verilen yalan haberlerden değildir. Muhakkak ki ben, Allah'a iman etmeyen bir kavmin dinini terk ettim. Onlar, ahireti de inkâr etmektedirler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
36- Onunla birlikte zindana iki de delikanlı girdi. Bunlardan biri:“Ben rüyamda kendimi şarap (yapmak için üzüm) sıkarken gördüm” dedi. Diğeri de:“Ben de başımda ekmek taşıdığımı ve kuşların da ondan yediğini gördüm” dedi. “Bize bunun yorumunu bildir, çünkü biz senin iyi kimselerden olduğunu görüyoruz.” 37- Dedi ki:“Size rızıklanmanız için bir yemek gelecek ki o gelmezden evvel ben rüyanızın tabirini mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Gerçek şu ki ben Allah’a iman etmeyen ve âhireti de inkâr eden bir kavmin dinini terk ettim. 38- “Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bizim için olacak şey değildir. Bu (tevhid), hem bize hem de insanlara Allah’ın bir lütfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler.” 39- “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı bir sürü rab mi hayırlıdır yoksa tek ve Kahhâr olan Allah mı? 40- “Sizin onun dışında taptıklarınız, kendinizin ve babalarınızın adlandırdığı birtakım isimlerden öte bir şey değildir. Allah bunlara dair hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’ındır. O, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. 41- “Ey zindan arkadaşlarım! Biriniz (kurtularak) efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar onun başından yiyecektir. Hakkında bilgi istediğiniz iş (bu şekilde) hükme bağlanmıştır.” 36. Yusuf aleyhisselam hapishaneye girince “onunla birlikte zindana iki de delikanlı girdi.” Bu delikanlılardan her birisi bir rüya gördü ve rüyasını yorumlasın diye Yusuf’a anlattı: “Ben rüyamda kendimi şarap (yapmak için üzüm) sıkarken gördüm, dedi. Diğeri de: Ben Ben de başımda ekmek taşıdığımı ve kuşların da ondan” o ekmekten “yediğini gördüm, dedi. Bize bunun yorumunu bildir.” Bu rüyanın ne anlama geldiğini ve bunun sonunda nereye varacağını bize söyle. “Çünkü biz senin iyi kimselerden olduğunu görüyoruz.” Yani biz, seni insanlara iyilik yapan bir kimse olarak görüyoruz. O halde bizden başkasına iyilik yaptığın gibi bizim de rüyamızı yorumlayarak bize de iyilikte bulun, diyerek Yusuf’un iyilik yapan bir kimse olmasını, bu isteklerine bir gerekçe olarak gösterdiler. Yusuf da onların bu isteklerine cevap olmak üzere şöyle dedi: 37. “Dedi ki: Size rızıklanmanız için bir yemek gelecek ki o gelmezden evvel ben rüyanızın tabirini mutlaka size haber vereceğim.” O halde kalpleriniz mutmain olsun. Ben sizin rüyanızı yorumlayacağım. Sizin öğlen yahut akşam yemeğiniz size gelmeden önce ben size onun yorumunu bildireceğim. Herhalde Yusuf aleyhisselam onları böyle bir durumda imana davet etmek istemişti. Çünkü onların bu halde ona muhtaç oldukları ortada idi. Bu yolla da davetinin daha başarılı ve onlar tarafından daha da kabul edilebilir olmasını istediğinden şöyle dedi:“Bu” benim size yapacağım yorum “Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir.” Bu, Allah’ın bana öğretmiş ve bana lütfedip ihsan ettiği bir bilgidir. Zira “ben Allah’a iman etmeyen ve âhireti inkâr eden bir kavmin dinini terk ettim.” Terk, bir şeye girip de sonradan ondan ayrılan kimse hakkında söz konusu olabildiği gibi o şeye hiç girmeyen kimse hakkında da söz konusudur. Bu sebeple Yusuf aleyhisselam daha önceden İbrahim’in dini üzerinde değildi, denilemez. 38. “Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum.” Daha sonra bu dinin mahiyetini şu sözleri ile açıklamaktadır: “Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bizim için olacak şey değildir.” Bu bize yakışmaz, aksine biz Yüce Allah’ı tevhid ederiz. Din ve ibadeti yalnızca O’na halis kılarız. Yalnızca O’na ihlasla yöneliriz. “Bu (tevhid) hem bize hem de insanlara Allah’ın bir lütfudur.” Bu, Yüce Allah’ın hem bizlere hem de bizi hidâyete ilettiği gibi Allah’ın hidâyete iletmiş olduğu diğer kimselere de O’nun en üstün lütuf ve ihsanlarındandır. Çünkü gerçekten de Allah’ın, kulları üzerinde İslâm’dan ve dosdoğru dinden daha büyük hiçbir lütfu yoktur. Kim onu kabul ederse ve ona boyun eğerse ne şanslıdır! Zira o, en büyük nimeti ve en üstün fazileti elde etmiş olur. “Fakat insanların çoğu şükretmezler.” Bundan dolayı onlara ilâhi lütuf ve ihsan geldiği taktirde onu kabul etmezler ve Allah’ın herhangi bir hakkını yerine getirmezler. Bu ifadelerinde görüldüğü gibi Yusuf, açıkça izlemekte olduğu yolu izlemeye teşvik etmektedir. Bu iki delikanlının kendisine saygı ve tazim ile baktıklarını, onun iyilik yapan ve öğreten birisi olduğunu gördüklerini anlayınca o da onlara izlemekte olduğu bu yolun, bütünü ile Allah’ın lütuf ve ihsanından olduğunu söyledi ve adeta şöyle dedi:“Çünkü Yüce Allah, bana şirki terk edip atalarımın dinine uymayı lütfetmiş bulunuyor. Böylelikle ben sizin gördüğünüz bu hale ulaşabildim. O bakımdan sizlerin de izlediğim bu yolu izlemeniz gerekir.” Daha sonra Yusuf, onlara şu sözleri ile açıkça davette bulundu: 39. “Ayrı ayrı bir sürü rab mi hayırlıdır yoksa tek ve Kahhâr olan Allah mı?” Yani faydası da olmayan, zararı olmayan, bir şey veremeyen, hiçbir şeyi engelleyemeyen, kimisi ağaç, kimisi taş, kimisi melek, kimisi ölü vb. gibi müşriklerin ilah diye edindikleri, çeşit çeşit mabudlar olarak kabul edilen bu tür aciz varlıklar mı hayırlıdır “yoksa tek ve Kahhâr olan Allah mı?” kemal sıfatlarına sahip olup zatı, sıfatları ve filleri ile hiçbir hususta ortağı bulunmayan, bütün her şeyin hüküm ve iradesine boyun eğdiği Allah mı? Ki O’nun dilediği olur, dilemediği de olmaz. “Hareket eden ne kadar canlı varsa hepsinin iradesi O’nun elindedir.”(Hud, 11/56) Bilindiği gibi bu kemale ve vasıflara sahip olan Allah, kemal sıfatlarına sahip bulunmayan, hiçbir şey de yapamayan aksine sadece isimlerden ibaret olan ayrı ayrı ilahlardan elbette ki daha hayırlıdır. Bu yüzden de Yusuf aleyhisselam sözlerine şöylece devam etmiştir: 40. “Sizin onun dışında taptıklarınız, kendinizin ve babalarınızın adlandırdığı birtakım isimlerden öte bir şey değildir.” Sizler bunlara birtakım isimler taktınız ve bunlara ilah diye ad verdiniz. Oysa onlar hiçbir şeydir. Bunlarda uluhiyet sıfatı namına hiçbir şey yoktur. “Allah bunlara dair hiçbir delil indirmemiştir.” Aksine Yüce Allah, onlara ibadet etmeyi yasaklayan ve onların batıl olduğunu bildiren hükümler indirmiştir. Yüce Allah bunlara dair hiçbir delil indirmediğine göre bu uydurma ilahlara ibadet etmeye ne bir yol ne de bir delil yok demektir. Çünkü:“Hüküm ancak Allah’ındır.” Yalnız O’nundur. Emreden, yasak koyan, şeriat belirleyen, hükümleri koyan yalnızca O’dur. Ki “O kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir.”“Dosdoğru” ve her türlü hayra ulaştıran “din işte budur.” Onun dışındaki hiçbir din ise dosdoğru değildir. Aksine her türlü kötülüğe götüren eğri büğrü yollardır. “Fakat insanların çoğu” eşyanın gerçek yüzlerini “bilmezler.” Aksi taktirde, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmek ile O’na ortak koşmak arasındaki fark en açık ve en belirgin hususlardandır. Ama insanların çoğu, bunu bilmeyişleri dolayısı ile şirke saptılar. Yusuf aleyhisselam zindan arkadaşlarını yalnızca Allah’a ibadet etmeye ve dinlerini O’na halis kılmaya çağırdı. Onların bu çağrıyı kabul edip uymuş olmaları ve böylelikle Allah’ın nimetinin üzerlerine tamamlanmış olma ihtimali vardır. Şirkleri üzere devam etmiş olmaları ihtimali de vardır. Yusuf’un daveti ile onlara karşı delil de ortaya konulmuş oldu. 41. Yusuf aleyhisselam önceden onlara vaad etmiş olduğu üzere rüyalarını tabir etmeye koyularak şöyle dedi:“Ey zindan arkadaşlarım, biriniz” yani rüyada üzüm sıktığını gören kişi hapisten çıkacak ve daha önce hizmetinde bulunduğu “efendisine şarap sunacak.” Bu ise hapisten çıkmasını gerektirir. “Diğeri” yani başının üstünde ekmek taşıdığını ve kuşların da ondan yediğini gören kimse “ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir.” Yusuf, kuşların yediği ekmeği delikanlının başındaki et ve beyni diye yorumlamıştır. Bunun kabre konulmayacağı ve kuşlara karşı korunmayacağı aksine asıldıktan sonra kuşların onu yiyebilecekleri bir yere konulacağı şeklinde yorumladı. Daha sonra da onlara yaptığı bu yorumun gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek:“Hakkında bilgi istediğiniz” yorumunu ve açıklamasını istediğiniz “iş (bu şekilde) hükme bağlanmıştır.” dedi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu olay, Hz. Yûsuf’un risâletini tebliğe başladığı ilk olay olma­lıdır. Zira bundan önce tebliğde bulunduğunu gösteren herhangi bir işaret yoktur. Ona güvenen ve ondan rüyalarının yorumunu isteyen iki arkadaşına o, gayet nazik bir şekilde hitap ederek rüya yorumlama ilminin kehânet ve falcılık değil, Allah’ın, kendisine vahyettiği ilimlerden olduğunu bildirmiştir. Kendisinin Allah’a ve âhiret gününe inanmayan putperest Mısırlılar’ın dinine asla iltifat etmediğini, hak peygamber olan atalarının dinine mensup olduğunu ve bunların Allah’a ortak koşmalarının doğru olmadığını ifade etmiştir. Mısırlılar o zaman putperest olup çeşitli tanrılara tapıyorlardı (İbn Âşûr, XII, 271); nitekim 39 ve 40. âyetler bunu ifade etmektedir. Burada dikkat çeken bir husus da Hz. Yûsuf’un, “Size rızık olarak verilen yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim” diyerek yorum için bir vakit belirlemiş olmasıdır. Bu ifadeden, zindandakilerin dış dünya ile ilişkilerinin kesildiği, güneşin hareketini dahi izleme imkânlarının bulunmadığı, dolayısıyla, vakti ancak yemek, uyku ve havalandırma gibi olaylarla bildikleri anlaşılmaktadır. “Size rızık olarak verilen yemek gelmeden önce” ifadesini, mecaz olarak “olaylar başınıza gelmeden, rüyanız gerçekleşmeden önce” şeklinde anlamak da mümkündür. Hz. Yûsuf’un, “Bu (rüya yorumlama ilmi) rabbimin bana öğrettiklerindendir” meâlindeki ifadesi yüce Allah’ın ona rüya yorumlamanın dışında da şer‘î ilimler, hikmet, iktisat vb. birçok ilmi öğretmiş olduğuna işaret eder. Nitekim 55. âyette krala hitaben söyledikleri de bu yorumu destekler mahiyettedir. Hz. Yûsuf, aynı zamanda İbrâhim, İshak ve Ya‘kūb aleyhisselâmın kendisinin ataları olduğunu söyleyerek kimliğini de ilk defa açıklamış bulunmaktadır. Ayrıca o, kendisinin Allah tarafından peygamber atalarına vahyedilen dini tebliğ etmek için seçilmiş olduğunu, dolayısıyla bir eğitim ve imtihan sürecinden geçtiğini biliyordu.
Yûsuf Suresi 37. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yusuf -aleyhisselam- şöyle dedi: Size, hükümdardan yahut başkasından gelecek olan yemek gelmeden önce size onun ne olduğunu ve nasıl olacağını açıklayacağım. İşte benim bildiğim bu tevil (yorum); Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Kâhinlikten ve yıldızlara bakılarak verilen yalan haberlerden değildir. Muhakkak ki ben, Allah'a iman etmeyen bir kavmin dinini terk ettim. Onlar, ahireti de inkâr etmektedirler.