1- De ki:“Allah, birdir.” 2- “Allah, Sameddir.” 3- “Çocuğu da yoktur, ana-babası da.” 4- “O’na denk hiç kimse de yoktur.”
(Mekke’de inmiştir. 4 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Kat’i bir kararlılıkla, inanarak ve manasını bilerek “de ki: Allah birdir.” Yani bir ve tek olmak, O’na hastır. Tek başına kemal sıfatlarına sahip olan O’dur. En güzel isimler en yüce ve üstün sıfatlar, mukaddes fiiller O’na aittir, O’nun benzeri, dengi yoktur.
2. “Allah Sameddir.” Bütün ihtiyaçlar O’ndan istenir. Ulvî ve süflî âlemde bulunanların hepsi en ileri derecede O’na muhtaçtırlar. İhtiyaçlarını O’ndan ister ve ihtiyaçlarını görmek üzere O’na yalvarırlar. Çünkü sıfatları kâmil olan O’dur. O, ilmi kemal derecesinde olan el-Alîm, hilmi kemâl derecesinde olan el-Halîm, rahmeti her şeyi kuşatmış olan er-Rahîm’dir. Diğer bütün vasıfları da bu şekildedir.
3. O’nun kemalinin bir tecellisi olarak, mutlak kemali ve hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı için “çocuğu da yoktur, ana-babası da.”
4. İsimlerinde, sıfatlarında ve fiillerinde de “O’na denk hiç kimse de yoktur.” O’nun şanı çok mübarek, çok yücedir! Bu sûre isim ve sıfat tevhîdini ihtivâ etmekte, Yüce Allah’ın bunlarda tek olduğunu ifade etmektedir. İhlas Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Samed kelimesi “sonu gelmeyecek biçimde devamlı ve bâki olan (Şevkânî, V, 612), “herkesin kendisine ihtiyacını arzettiği, fakat kendisi kimseye muhtaç olmayan” (Râgıb el-İsfahânî, Müfredâtü’l-Kur’ân, “smd” md.) gibi anlamlarda açıklanmıştır. Sûredeki bağlamına göre samed, “var oluş bakımından kimseye muhtaç olmayıp her şeyin varlık ve devamını kendisine borçlu olduğu vâcibü’l-vucûd” demektir. Buna göre samed kelimesi doğrudan doğruya ahad ismini açıklar; daha sonra gelen “doğurmamış ve doğmamıştır” meâlindeki âyet de samed isminin açıklamasıdır. Taberî, “samed”i, “kendisinden başka ibadet edilmeye lâyık hiçbir varlık bulunmayan tek mâbud” şeklinde tanımlamıştır (XXX, 222). Kur’an-ı Kerîm’de sadece burada geçen samed ismi başta “esmâ-i hüsnâ” hadisi olmak üzere (bk. Tirmizî, “Da‘avât”, 83) bazı hadislerde de yer almıştır (meselâ bk. Buhârî, “Tefsîr”, 112; Tirmizî, “Da‘avât”, 64).