Önceki ayet· 16:127Sonraki ayet· 17:1

Nahl Suresi 128. Ayet· 16:128

↗ Nahl suresi
Mekki
إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحۡسِنُونَ
Allah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Hiç kuşkusuz, Allah, sakınanlar ve güzel düşünüp güzel iş yapanlarla beraberdir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Çünkü Allah, korunanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
Indeed, Allah is with those who fear Him and those who are doers of good
Fransızca
Certes, Allah est avec ceux qui [L'] ont craint avec piété et ceux qui sont bienfaisants
İspanyolca
Dios está con los piadosos y con los que hacen el bien
Rusça
Воистину, Аллах - с теми, кто богобоязнен и кто творит добро
Endonezce
Sungguh, Allah beserta orang-orang yang bertakwa dan orang-orang yang berbuat kebaikan
Bengalce
নিশ্চয় আল্লাহ তাদের সঙ্গে আছেন, যারা পরহেযগার এবং যারা সৎকর্ম করে।
Çince
安拉确是同敬畏者和行善者在一起的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Muhakkak Yüce Allah, günahları terk ederek kendisinden korkan, ibadetlerini ve kendilerine emredilenleri yerine getirerek ihsan sahibi olan kullarıyla beraberdir. O, yardımı ve desteğiyle onlarla beraberdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
126- Eğer bir ceza verecek olursanız size yapılanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. 127- Sen sabret, ki senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır, onlar için üzülme ve kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da endişe etme. 128- Çünkü Allah, korkup sakınanlarla ve ihsan sahipleriyle beraberdir. 126. Yüce Allah, adaletle cezalandırmayı mubah kılmak, ama fazilet ve ihsanı da teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Eğer” söz ve davranışıyla size karşı kötü davranan kimselere “bir ceza verecek olursanız” size yapılanların daha fazlasını yapmaksızın “size yapılanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz” ceza vermeyerek onların suçlarını bağışlayacak olursanız “elbette bu, sabredenler için” haksızlığa karşılık vermekten “daha hayırlıdır.” Allah’ın nezdindeki senin için daha hayırlıdır, âkıbeti de daha güzeldir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim affeder ve ıslah edip düzeltirse onun ecrini vermek Allah’a aittir”(eş-Şûrâ, 42/40) 127. Yüce Allah, Peygamberine insanları Allah’ın yoluna davet etmek yolunda sabırlı davranmasını ve bu uğurda Allah’tan yardım dileyerek kendi gücüne güven duymamasını emredip şöyle buyurmaktadır:“Sen sabret, ki senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır.” Sabır üzere sana yardımcı olan ve sebat veren O’dur. Onları davet edip de davetini kabul etmediklerini görecek olursan da “onlar için üzülme” Çünkü üzülmenin sana bir faydası yoktur. “Kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da endişe etme!” Bundan dolayı darlanma, sıkılma! Çünkü onların bu tuzakları kendi başlarına geçecektir. Ayrıca sen korkup sakınanlardan (muttakilerden) ve ihsan sahibi kimselerdensin. Allah da yardımıyla, tevfikiyle ve doğruya ulaştırmasıyla “korkup sakınanlarla ve ihsan sahipleriyle beraberdir.” Ki onlar, küfür ve günahlardan korunup sakınan, Yüce Allah’a O’nu görüyormuşcasına, O’nu görmüyorsa dahi O’nun kendisini gördüğünün bilinci içinde ihsan üzere ibadet eden, bunun yanı sıra her yönüyle insanlara karşılık gözetmeksizin faydalı olmaya çalışan kimselerdirler. Yüce Allah’tan bizleri muttakî ve ihsan sahibi kullarından eylemesini niyaz ederiz. ahl Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, lütuf ve ihsanı dolayısıyla yalnız Allah’adır. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sabrın, kulun Allah ile kurduğu şuur, tefekkür, duygu ve eylem ilişkisine bağlanması hem bu erdemin dinamiğine hem de yüksekliğine ince bir işarettir. Hz. Peygamber’in, davetini hikmetle ve güzel öğütlerle sürdürmesine, gerektiğinde tartışmalarını da en güzel üslûpla yapmasına, baskı ve eziyetlere karşı sabırlı ve hoşgörülü bir tavır izlemesine ve bunu bir erdem saymasına rağmen düşmanları yine de onu derinden üzecek davranışta bulunuyor; aleyhinde tuzaklar kuruyorlardı. Sûrenin son âyetinde yüce Allah’ın, takvâ sahiplerinin, yani rabbine derinden saygı duyup her türlü tutum ve davranışlarında O’na karşı sorumlu olduğu bilincini daima canlı tutanların ve güzel işler yapanların, yaptıklarını da güzel yapanların yanında olduğu müjdesini vermektedir (ihsan hakkında bk. âyet 90). Düşmanlarından maddî ve mânevî zarar gören, eziyet çeken Hz. Peygamber ve müslümanlar için aynı zamanda bir teselli amacı taşıyan bu son âyet metnindeki takvâ kavramıyla ihsan kavramı aslında insanın bütün dinî ve ahlâkî tutum ve davranışlarını kapsamaktadır; bununla birlikte, takvâ öncelikle müslümanın Allah’a karşı saygısını ve sorumluluğunu, ihsan ise ana babasından başlamak üzere yakın ve uzak çevresine, diğer insanlara, hatta canlı ve cansız tabiata karşı tavırlarını aynı sorumluluk duygusuyla en güzel, en doğru ve yararlı bir şekilde sergilemesini ifade eden kavramlardır. Bu sebeple İslâm dünyasının bazı bölgelerinde, sûrenin bu son âyetinin cuma hutbelerinde okunarak dinî ve ahlâkî mesajının müslümanlara hatırlatılması gelenek halini almıştır.
Nahl Suresi 128. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Muhakkak Yüce Allah, günahları terk ederek kendisinden korkan, ibadetlerini ve kendilerine emredilenleri yerine getirerek ihsan sahibi olan kullarıyla beraberdir. O, yardımı ve desteğiyle onlarla beraberdir.