Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir kasaba olsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dünya hayatında o rezillik azabını üzerlerinden kaldırmış ve bir süre onları rahata kavuşturmuştuk.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yûnus'un kavmi müstesna. Onlar inanınca, dünya hayatında rezillik azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerini belirli bir süreye kadar nimetlendirmiştik.
Süleyman Ateş
Keşke bir kasaba olsaydı da inansaydı ve inanması kendisine fayda verseydi! Yalnız Yunus'un kavmi, inanınca, dünya hayatnda onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
Then has there not been a [single] city that believed so its faith benefited it except the people of Jonah? When they believed, We removed from them the punishment of disgrace in worldly life and gave them enjoyment for a time
Fransızca
Si seulement il y avait, à part le peuple de Yûnus (Jonas), une cité qui ait cru et à qui sa croyance eut ensuite profité! Lorsqu'ils eurent cru, Nous leur enlevâmes le châtiment d'ignominie dans la vie présente et leur donnâmes jouissance pour un certain temps
İspanyolca
No hubo pueblo que al momento de azotarles el castigo, les haya beneficiado creer en ese instante, excepto el pueblo de Jonás. Cuando creyeron los salvé del castigo humillante en esta vida y los dejé disfrutar algún tiempo más
Rusça
Разве были селения, жители которых уверовали после того, как они узрели наказание, и им помогла вера, кроме народа Йунуса (Ионы)? Когда они уверовали, Мы избавили их от позорных мучений в мирской жизни и дозволили им пользоваться мирскими благами до определенного времени
Endonezce
Maka mengapa tidak ada (penduduk) suatu negeri pun yang beriman, lalu imannya itu bermanfaat baginya selain kaum Yunus. Ketika mereka (kaum Yunus itu) beriman, Kami hilangkan dari mereka azab yang menghinakan dalam kehidupan dunia, dan Kami beri kesenangan kepada mereka sampai waktu tertentu
Bengalce
সুতরাং কোন জনপদ কেন এমন হল না যা ঈমান এনেছে অতঃপর তার সে ঈমান গ্রহণ হয়েছে কল্যাণকর? অবশ্য ইউনুসের সম্প্রদায়ের কথা আলাদা। তারা যখন ঈমান আনে তখন আমি তুলে নেই তাদের উপর থেকে অপমানজনক আযাব-পার্থিব জীবনে এবং তাদের কে কল্যাণ পৌছাই এক নিধারিত সময় পর্যন্ত।
Yunus -aleyhisselam-'ın kavmi hariç kendilerine elçilerimizi göndermiş olduğumuz ülkelerden herhangi bir ülke azabı görmeden önce kabul olunacak iman ile iman etmedi. Oysa ki onlara azabı görmeden önce iman etmeleri fayda verir. Yunus -aleyhisselam-'ın kavmi doğru bir iman ile iman edince onlardan dünya hayatında zillet ve alçaklık azabını kaldırdık ve onları, ecelleri gelinceye kadar faydalandırdık.
98- (Azabı gördüğünde) iman edip de imanı kendisine fayda sağlamış bir ülke olaydı ya! Ancak (böyle bir şey olmamıştır) Yunus’un kavmi müstesna. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvay edici azabı kaldırdık ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.
98. Yalanlayan ülke halkları arasında azabı gördüğü vakit “iman edip de imanı kendisine fayda sağlamış bir ülke olaydı ya!” Yani azabı gördüğü vakit iman edip de imanından fayda sağlayan hiçbir kimse olmamıştır. Tıpkı Yüce Allah'ın az önce (90 ve 91. ayette) Firavun hakkında belirttiği gibi. Zira Firavun azabı gördüğünde:“İsrailoğullarının iman ettiklerinden başka bir ilahın olmadığına iman ettim. Ben de müslümanlardanım” demişti, ancak ona şöyle karşılık verilmişti:“Şimdi mi? Halbuki sen bundan önce isyan etmiş ve fesatçılardan olmuştun.” Bir başka yerde de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: Yalnızca Allah’a iman ettik ve O’na eş tutmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik, dediler. Ama bizim azabımızı gördüklerinde imanları onlara fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünnetidir/kanunudur.”(el-Mü’min, 40/84-85); “Onların her birine ölüm geldiğinde: Rabbim beni döndürün, umulur ki geride bırak(ıp zayi ettiğim ömrüme) karşılık salih amel işlerim, der. Asla! Bu, onun söylemiş olduğu bir sözden ibarettir.”(el-Mü’mimûn, 23/99-100) Buradaki hikmet açıktır. Çünkü zorunlu hallerdeki iman, gerçek bir iman değildir. Eğer bu azap uzaklaştırılacak ve kişiyi imana mecbur eden bu durum kaldırılacak olsa o kimse, yine küfre döner. “Yunus’un kavmi müstesna. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvay edici azabı kaldırdık ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.” İşte onlar, sözü geçen bu genel durumdan istisna edilmişlerdir. Elbette bunun gizliyi de açığı da bilen Allah'ın bize ulaşmamış ve zihnimizin idrak edemediği bir hikmeti vardır. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak Yunus da gönderilen (peygamber)lerdendi... Biz onu yüz bin hatta daha fazlasına gönderdik. Onlar imana geldiler, biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.”(es-Sâffât, 37/139-148) Buradaki hikmet şu olabilir: Onların dışında helak edilenler, eğer azap kaldırılıp geri döndürülecek olsalardı yine onlara yasak kılınan şeylere dönerlerdi. Yûnus kavminin ise Yüce Allah, imanlarının devam edeceğini bilmiştir. Hatta fiilen de imanları devam etmiş ve onlar imanları üzerinde sebat göstermişlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Nûh, Mûsâ ve Hârun’un mücadelelerine işaret edilip insanlığın genellikle hakikatlere karşı direnen yüzünden bir kesit verilmiş; fakat bunun insanlık için değişmez bir kader olmadığını, iradesini doğru yönde kullananlar için de kurtuluşun mukadder olduğunu göstermek üzere Yûnus kavmi örnek gösterilmiştir. Böylece Hz. Peygamber’e ve onu izleyecek tebliğci ve eğitimcilere her iki yolun yolcuları bulunduğu hatırlatılarak, inkârcılıkta ve kötülükte direnenler karşısında teselli, tevhid mücadelesine devamdan yılmamak gerektiği açısından da moral ve ümit verilmiştir (Hz. Yûnus ve başından geçenler hakkında bk. es-Sâffât 37/139-148).
Yunus -aleyhisselam-'ın kavmi hariç kendilerine elçilerimizi göndermiş olduğumuz ülkelerden herhangi bir ülke azabı görmeden önce kabul olunacak iman ile iman etmedi. Oysa ki onlara azabı görmeden önce iman etmeleri fayda verir. Yunus -aleyhisselam-'ın kavmi doğru bir iman ile iman edince onlardan dünya hayatında zillet ve alçaklık azabını kaldırdık ve onları, ecelleri gelinceye kadar faydalandırdık.