Önceki ayet· 10:72Sonraki ayet· 10:74

Yûnus Suresi 73. Ayet· 10:73

↗ Yûnus suresi
Mekki
فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَجَعَلۡنَٰهُمۡ خَلَـٰٓئِفَ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları yöneticiler yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları da batırıp boğduk. Bak da gör, önceden uyarılanların sonu nice oluyor!
Süleyman Ateş
Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları egemen yaptık ve ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak işte uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin sonu nice oldu!
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
And they denied him, so We saved him and those with him in the ship and made them successors, and We drowned those who denied Our signs. Then see how was the end of those who were warned
Fransızca
Ils le traitèrent de menteur. Nous le sauvâmes, lui et ceux qui étaient avec lui dans l'arche, desquels Nous fîmes les successeurs (sur la terre). Nous noyâmes ceux qui traitaient de mensonge Nos preuves. Regarde comment a été la fin de ceux qui avaient été avertis
İspanyolca
Pero lo desmintieron, entonces lo salvé junto a sus seguidores que abordaron el arca, e hice que fueran los sucesores. Ahogué a quienes desmintieron Mi mensaje. Observa el resultado de quienes fueron advertidos
Rusça
Они сочли его лжецом, и Мы спасли его и тех, кто был с ним, в ковчеге. Мы сделали их преемниками и потопили тех, кто отвергал Наши знамения. Посмотри же, каким был конец увещеваемых
Endonezce
Kemudian mereka mendustakannya (Nuh), lalu Kami selamatkan dia dan orang yang bersamanya di dalam kapal, dan Kami jadikan mereka itu khalifah dan Kami tenggelamkan orang yang mendustakan ayat-ayat Kami. Maka perhatikanlah bagaimana kesudahan orang-orang yang diberi peringatan itu
Bengalce
তারপরও এরা মিথ্যা প্রতিপন্ন করল। সুতরাং তাকে এবং তার সাথে নৌকায় যারা ছিল তাদের কে বাঁচিয়ে নিয়েছি এবং যথাস্থানে আবাদ করেছি। আর তাদেরকে ডুবিয়ে দিয়েছি যারা আমার কথাকে মিথ্যা প্রতিপন্ন করেছে। সুতরাং লক্ষ্য কর, কেমন পরিণতি ঘটেছে তাদের যাদেরকে ভীতি প্রদর্শন করা হয়েছিল।
Çince
但他们称他为说谎者,故我拯救了他和与他同船的人,并使他们为代治者,而淹死了否认我的迹象的人。你看看曾被警告者的结局是怎样的!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kavmi onu (Nuh -aleyhisselam-'ı) yalanladılar, onu tasdik etmediler. Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunan Müminleri kurtardık. Onları kendilerinden öncekilere halifeler kıldık ve onun getirmiş olduğu ayetleri ve delilleri yalanlayanları ise tufan ile boğduk. -Ey Peygamber!- Nuh -aleyhisselam-'ın kendilerini uyardığı, iman etmeyen o kavmin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
71- Onlara Nûh’un haberini oku! Hani o, kavmine şöyle demişti:“Ey kavmim, eğer aranızda kalmam ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa (bilin ki) ben ancak Allah’a tevekkül ettim. Haydi siz de ortaklarınızla birlikte işinizi karara bağlayın. Hem işiniz gizli kapaklı da olmasın. Sonra da hakkımdaki kararınızı uygulayın ve bana mühlet tanımayın.” 72- “Eğer yüz çevirirseniz zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrimi ancak Allah verecektir. Ve bana müslümanlardan olmam emrolundu.” 73- Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık ve onları (diğerlerinin ardında yeryüzünde) halifeler kıldık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak! 71. Yüce Allah, Peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır:“Onlara” kavmine “Nûh’un” kavmine olan daveti hakkındaki “haberini oku!” Çünkü o, kavmini uzun süre Allah yoluna davet etmiştir. Zira aralarında dokuz yüz elli yıl kalmıştı. Ancak onun, kavmini davet etmesi, onların azgınlıklarını artırmaktan başka bir işe yaramadı. Ondan alabildiğine bezdiler, usandılar. O ise -salât ve selâm ona olsun- hiç tembellik etmiyor ve onları davete ara vermiyordu. O nedenle onlara şöyle demişti:“Ey kavmim, eğer aranızda kalmam ve Allah’ın âyetleri ile öğüt vermem size ağır geliyorsa” yani benim aranızda duruşum ve sizlere faydanıza olacak şeyleri, açık-seçik delillerden ibaret olan Allah’ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geliyor ve gözünüzde büyüyor ise ve siz bana bir kötülük yapmak yahut da hakkı reddetmekte kararlıysanız “(bilin ki) ben ancak Allah’a tevekkül ettim.” Bana ve benim kendisine davet ettiğim şeylere yapılmak istenen her türlü kötülüğü önlemekte yalnız Allah’a güvenip dayanmışımdır. Benim askerlerim ve silahım budur. Sizler de gücünüzün yettiği kadarı ile türlü asker ve araç-gereç getirin. “Haydi siz de ortaklarınızla birlikte” hep beraber “işinizi karara bağlayın.” Öyle ki sizden kimse geri kalmasın ve elinizden gelen hiçbir şeyi de ardınıza koymayın. Âlemlerin Rabbi olan Allah dışında kendilerine ibadet ettiğiniz ve dost edindiğiniz ortaklarınızı da çağırın. “Hem işiniz gizli kapaklı da olmasın.” Aksine gâyet açık ve aleni olsun. “Sonra da hakkımdaki kararınızı uygulayın.” Gücünüzün yettiği kötülüğü ve cezayı yapın “ve bana mühlet tanımayın” kısa bir süre dahi olsa bana süre tanımayın. İşte bu, Nûh’un risaletinin doğruluğuna, getirdiğinin gerçekliğine dair kesin bir belge ve büyük bir delildir. Çünkü o, kendisini koruyacak aşireti, himaye edecek askeri bulunmayan, tek başına bir kimse idi. Önce kavminin görüşlerinin mantıksız, dinlerinin bozuk olduğunu söylemiş ve ilahlarını yermişti. Onlar da ona karşı kin ve düşmanlık beslemeye koyulmuşlardı. Bu kin ve düşmanlıkları ise sapasağlam dağlardan daha büyüktü. Diğer taraftan kavmi, kudret sahibi ve güçlü kimselerdi. Buna rağmen Nuh onlara: Siz de ortaklarınız da gücünüz yeten kimselerle birlikte bir araya gelip toplanın, gücünüzün yettiği tuzakları kurun ve eğer gücünüz yeterse bana zarar verin. Sizler bana hiçbir şey yapamayacaksınız, diyerek meydan okuyordu. Ancak onlar ona hiçbir şey yapamadılar. Böylelikle Nûh’un gerçekten doğru sözlü olduğu, onların ise iddialarında yalancı oldukları ortaya çıkmış oldu. Bu nedenle Nûh onlara şöyle demişti: 72. “Eğer” benim size davetimden “yüz çevirirseniz” şunu bilin ki yüz çevirmenizi gerektirecek bir sebep yoktur. Çünkü sizin batıldan hakka dönmeyeceğiniz açıkça ortaya çıkmıştır. Sizler ancak doğruluğuna dair delillerin ortaya konduğu haktan yüz çevirip, tutarsızlığına ve bozukluğuna dair delillerin ortada olduğu bir batıla yöneliyorsunuz. Bununla birlikte “zaten ben sizden bir ücret de istemedim.” Sizi davet etmem ve bu davetimi kabul etmeniz karşılığında sizden hiçbir ücret istemedim ki siz benim hakkımda: Bu, bize mallarımızı almak üzere gelmiştir, diyesiniz ve bu sebepten çağrımı kabul etmekten yüz çeviresiniz. “Benim ecrimi ancak Allah verecektir.” Ben mükâfat ve amelimin karşılığını yalnız O’ndan beklerim. Aynı zamanda size vermiş olduğum emre ben aksini yaparak muhalefet etmem. Bilakis:“Bana müslümanlardan olmam emrolundu.” İşte ben size emretmiş olduğum şeye ilk giren ve onu ilk uygulayan kişiyim. 73. Nûh aleyhisselam onları gece gündüz, gizli ve açık davet etmekle birlike onun bu daveti, onların kaçışlarından başka bir şeylerini artırmadı ve “onu yalanladılar, biz de onu ve onunla birlikte” gözümüzün önünde yapmasını emrettiğimiz “gemide bulunanları kurtardık” Ve ona tandırın kaynayacağı zaman: “Her birinden çifter çifter ve -aleyhinde söz geçmiş olanlar hariç- aile efradını ve iman edenleri içine yükle.”(Hud, 11/40) diye emir verdik. O da verilen bu emri yerine getirdi. Yüce Allah da semaya sağnak sağnak yağmur yağdırmasını emretti, yeryüzünden de pınarlar fışkırttı. Su, takdir edilmiş bir seviyeye geldi ve “onu levhaları ve çivileri olan (gemi) üzerinde taşıdık. O gemi gözümüzün önünde, korumamız altında akıyordu.”(el-Kamer, 54/13-14)“Ve onları halifeler kıldık.” Yalanlayanların helâk edilmesinden sonra yeryüzünde onları halife yaptık. Daha sonra Yüce Allah, onun zürriyetini mübarek kıldı ve geriye kalanlar onun zürriyeti oldu. Böylece Allah onları yeryüzünün dört bir yanında yaydı. “Âyetlerimizi” bunca açıklamadan ve delillerin ortaya konulmasından sonra “yalanlayanları da boğduk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Bu son, rüsvay edici bir helâk ve onlardan sonra gelen bütün nesiller arasında ardı arkası kesilmeyen bir lanettir. Sonradan gelen nesiller arasında onlar hakkında kınamadan başka bir şey işitilmez, onların tenkit ve yerilmelerinden başka bir şeye rastlanmaz. İşte bu yalanlayanlar da bundan önce yalanlayan kavimlerin başına gelen helâk, rezillik ve ibretlik cezaların kendilerini gelip bulmasından sakınsınlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sûrenin ana konuları olan Allah’ın birliği, peygamberlerin O’nun elçileri olduğu ve âhiret hayatında dünyadaki davranışların karşılığının görüleceği inançlarıyla ilgili kanıtlara yer verildikten sonra, bu âyetlerden itibaren bazı peygamberlerin tevhid mücadelelerinden ve buna karşı inatla direnenlerin âkıbetlerinden örnekler getirilmekte, somut olaylardan yola çıkılarak daha önce üzerinde durulan konular hakkında düşünme fırsatı sağlanmaktadır. Kur’an’ın birçok sûresinde Hz. Nûh’tan söz edildiği gibi, 71. sûresi de onun adını almıştır. Ayrıca Nûh aleyhisselâmın sabırlı ve kararlı çağrıla-rına inatla karşı çıkanların helâk edildiği tufan olayı da onun adıyla anılır. Hz. Nûh’un çok uzun bir süre devam eden öğüt ve çağrılarına kulak vermemekte direnen toplumuna karşı ortaya koyduğu tavır, kullandığı üslûp ve ifade, her şeyden önce onun Allah’a olan bağlılığını ve güvenini anlatmakta, oldukça yalnız sayılmasına rağmen yılmadan sürdürdüğü bu tevhid mücadelesinde gösterdiği cesareti simgelemektedir. Hz. Muhammed’in muhatabı olan Mekkeliler, Nûh kavminin başından geçenleri yaygın rivayetlerden biliyorlardı; dolayısıyla bu meydan okuma örneği onları etkilemeliydi. Öte yandan, Hz. Nûh’un kendisine karşı çıkanları toplu bir müzakere sonunda hatta mümkünse ittifakla karar almaya çağırması, artık daha sonra içlerinden kimsenin diğerlerinin üstüne suç atamayacak duruma gelmelerini isteme anlamı taşıyordu. Bu sözleriyle o, âdeta son tercihlerini şirkte ısrar yönünde kullanmaları halinde hiçbirinin kurtulamayacağı çok kapsamlı ilâhî bir cezaya çarptırılacaklarının işaretini veriyordu. Bu ifadede, toplumun varlığını ve geleceğini ilgilendiren konularda görüş ortaya koyabilecek yeterliğe sahip kimselerin âzami katılımını sağlayan müzakere ortamı oluşturmanın önemine dolaylı bir temasın bulunduğu da söylenebilir. Bu arada, Hz. Nûh’un onlardan, hicivli bir üslûpla “ortakları” olarak nitelediği, aslı esası olmayan tanrılarını da bu kararı alırken yanlarında bulun­durmalarını istemesi, bir taraftan tapındıkları o varlıkların sorumluluk üstlenip üstlenemediğini ve yardım vaadinde bulunup bulunamadığını test etmeye çağırdığı, diğer taraftan kendisinin onlara da meydan okuduğu şeklinde yorumlanabilir. Hz. Nûh’un bütün bu uyarılarına ve söylediklerinden emin tavırlarına rağmen, kavmi onu yalancılıkla itham etmeyi sürdürmüş, sonunda büyük bir tûfana yakalanmışlar ve inkârcıların hepsi boğularak tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir (Nûh tûfanı hakkında bilgi için bk. Hûd 11/36-49). Bununla birlikte, daha sonra gelenlerden birçoğu da peygamberlerini yalancı saymaya devam etmiş, ya inatları veya çıkarları uğruna hakikati kabullenmeye bir türlü yanaşmamışlar, bu taşkınlıkları yüzünden kalpleri artık gerçekleri idrak yeteneğini yitirir hale gelmiştir; bu durum Kur’an’ın birçok yerinde –kısmen farklı lafızlarla olmak üzere– “Allah’ın kalplere mühür vurması” şeklinde ifade edilmiştir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2/7). 71. âyetteki “benim aranızda bulunmam” diye çevirdiğimiz makamî ke­li­me­sine, “benim konumum; aranızda çok uzun bir süre yaşamam; top­lan­dı­ğınız yerlerde kalkıp konuşma yapmam, öğüt vermem” gibi mânalar da verilmiştir (Zemahşerî, II, 197). Muhammed Esed, 73. âyetin “bunları onların yerine geçirdik” şeklinde çevirdiğimiz kısmını Zemah­şerî’nin “Onları (diğerlerinden) fazla yaşattık” şeklinde açıkladığını ifade ediyorsa da (I, 410), belirtilen tefsirde sadece “boğularak helâk olanların yerine geçmelerini (sağladık)” açıklaması yer almaktadır (Zemahşerî, II, 198)
Yûnus Suresi 73. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kavmi onu (Nuh -aleyhisselam-'ı) yalanladılar, onu tasdik etmediler. Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunan Müminleri kurtardık. Onları kendilerinden öncekilere halifeler kıldık ve onun getirmiş olduğu ayetleri ve delilleri yalanlayanları ise tufan ile boğduk. -Ey Peygamber!- Nuh -aleyhisselam-'ın kendilerini uyardığı, iman etmeyen o kavmin sonunun nasıl olduğuna bir bak!