Önceki ayet· 10:57Sonraki ayet· 10:59

Yûnus Suresi 58. Ayet· 10:58

↗ Yûnus suresi
Mekki
قُلۡ بِفَضۡلِ ٱللَّهِ وَبِرَحۡمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلۡيَفۡرَحُواْ هُوَ خَيۡرٞ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ
De ki: "Bunlar, Allah'ın bol nimeti ve rahmetiyledir." Buna sevinsinler. O, onların topladıklarından daha hayırlıdır
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Bunlar, Allah'ın bol nimeti ve rahmetiyledir." Buna sevinsinler. O, onların topladıklarından daha hayırlıdır
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki, "Allah'ın ihsanıyla ve rahmetiyle, yalnızca bunlarla sevinç duysunlar. Bu, onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır."
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Allah'ın lütfuyla, O'nun rahmetiyle, sadece onunla sevinip ferahlasınlar! O, onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır."
Süleyman Ateşen ayrışan
De ki: "Allah'ın lutfiyle, rahmetiyle (evet) ancak onunla ferahlansınlar. O onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır."
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
Say, "In the bounty of Allah and in His mercy - in that let them rejoice; it is better than what they accumulate
Fransızca
Dis: «[Ceci provient] de la grâce d'Allah et de Sa miséricorde; Voilà de quoi ils devraient se réjouir. C'est bien mieux que tout ce qu'ils amassent»
İspanyolca
Diles: "Que se alegren por esta gracia y misericordia de Dios. Eso es superior a todas las riquezas que pudieran acumular
Rusça
Скажи: «Это - милость и милосердие Аллаха». Пусть они возрадуются этому, ибо это лучше того, что они накапливают
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Dengan karunia Allah dan rahmat-Nya, hendaknya dengan itu mereka bergembira. Itu lebih baik daripada apa yang mereka kumpulkan
Bengalce
বল, আল্লাহর দয়া ও মেহেরবাণীতে। সুতরাং এরই প্রতি তাদের সন্তুষ্ট থাকা উচিৎ। এটিই উত্তম সে সমুদয় থেকে যা সঞ্চয় করছ।
Çince
你说:“这是由于安拉的恩惠和慈恩,叫他们因此而高兴吧!这比他们聚积的还要好。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- İnsanlara de ki; size Kur'an ile getirdiklerim Allah'tan bir lütuf ve rahmettir. O halde sizler, Allah'ın size karşı lütfu ve O'ndan bir rahmet olan bu Kur'an'ın inişi ile sevinin, bu ikisi dışında başka bir şey ile değil. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden size getirmiş olduğu, sizin toplamış olduğunuz fani dünya metasından/malından daha hayırlıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
57- Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, kalplerde olanlara bir şifa, mü’minler için de bir hidâyet ve rahmet gelmiştir. 58- De ki:“Allah’ın lütfu ve rahmeti ile işte yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından daha hayırlıdır.” 57. Yüce Allah, insanları bu Kitab’a yönelmeye teşvik etmek üzere bu Kitab-ı Kerim’in güzel ve kullar için gerçekten zorunlu olan niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Ey insanlar! Size Rabbinizden”, size öğüt veren, Allah’ın gazabını ve cezasını gerektiren amellere karşı sizi uyaran ve bu gibi amellerin de doğuracağı sonuçları ve kötülükleri açıklayarak sizi sakındıran “bir öğüt, kalplerde olanlara bir şifa...” Bu Kur’an-ı Kerim kalplerde bulunan ve hem şeriata uymaktan alıkoyan arzulara ve şehevî hastalıklara hem de kesin bilgiye zarar veren şüphe hastalıklarına karşı bir şifadır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’deki öğütler, teşvikler, korkutmalar, vaatler ve tehditler kulun hem ümide hem de korkuya sahip olmasına vesile olur. Kulun kalbinde hayra karşı bir arzu, kötülüklere karşı da bir korku meydana gelir, Kur’ân-ı Kerim’in bu konudaki buyrukları da tekrarlanarak bunlar gelişecek olursa bu, Yüce Allah’ın muradını nefsin isteklerinden önde tutmayı gerektirir. Böylece kul, Allah’ı razı ve hoşnut kılacak şeyleri kendi nefsinin arzularından daha çok sever. Aynı şekilde Kur’an-ı Kerim’de bulunan ve Yüce Allah’ın en mükemmel şekilde tekrarladığı ve açıkladığı kat’i deliller ve belgeler de hakka yöneltilebilecek tüm şüpheleri ortadan kaldırır. Kalbi yakînin en yüksek dereceye ulaştırır. Kalp, hastalığından kurtulup sağlığına kavuşur ve esenlik elbiselerine bürünecek olursa bütün azalar da ona uyar. Çünkü azalar, kalbin düzelişi ile düzelir, bozulması ile bozulurlar. “Mü’minler için de bir hidâyet ve bir rahmet gelmiştir.” Hidâyet, hakkı bilmek ve hakkın gereğince amel etmektir. Rahmet ise Kur’ân ile hidâyet bulan kimselerin nail oldukları hayır, ihsan, dünyevî ve uhrevî mükâfattır. Hidâyet, yolların en üstün ve değerlisidir. Rahmet de maksat ve arzuların en mükemmelidir. Ancak Kur’ân ile hidâyet bulmak, yalnızca mü’minler için söz konusudur ve yalnızca mü’minler hakkında Kur’ân-ı Kerim bir rahmettir. Hidâyet gerçekleşip de bundan doğan rahmet, kişiye eriştiği takdirde artık mutluluk, kurtuluş, kâr, başarı, sevinç ve neşe de tahakkuk eder. Bundan dolayı Yüce Allah bunlarla sevinmeyi emrederek şöyle buyurmaktadır: 58. “De ki: Allah’ın lütfu” yani Allah’ın kullarına lütfedip ihsan buyurduğu nimetlerinin ve lütuflarının en büyüğü olan Kur’an-ı Kerim “ve” din, iman, Allah’a ibadet, O’nu sevmek ve O’nu tanımak olan “rahmeti ile işte yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından” dünya mallarından ve zevklerinden “daha hayırlıdır.” Çünkü hem dünya hem âhiret mutluluğunu içeren din nimeti, gelip geçici ve kısa bir süre sonra zeval bulacak olan tüm dünya mülkü kıyas bile kabul etmez. Şanı Yüce Allah’ın, kendi lütuf ve rahmeti ile sevinmeyi emretmesi, sevincin ruhun rahatlamasını, gayrete gelmesini, Yüce Allah’a şükredip güçlenmesini ve bunların daha da artmasını sağlayan ilim ve imana rağbeti artırmasına vesile olmasındandır. Bu, övülen bir sevinmedir ve dünyanın arzu ve lezzetleri dolayısı ile yahut da batıl ile sevinmekten farklıdır. Zira bu sonuncusu (şımarıklıktır ve) yerilen bir şeydir. Nitekim Yüce Allah, Kârûn’un kavminin ona:“Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez.”(el-Kasas, 28/76) dediklerini nakletmektedir. Yine Yüce Allah, peygamberlerin getirdikleri hakka zıt olan batılla sevinip şımaranlarla ilgili olarak da şöyle buyurmaktadır:“Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiklerinde onlar sahip oldukları ilim dolayısı ile şımardılar.”(el-Mü’min, 40/83)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bazı tefsirlerde (meselâ bk. Taberî, XI, 124) âyetteki “Allah’ın lutfu” ile İslâm dininin, “Allah’ın rahmeti” ile Kur’an-ı Kerîm’in kastedildiği belirtilmekle birlikte, her iki ifadeyi, İslâm ve Kur’an da dahil olmak üzere bütün nimetleri içine alan bir kapsamda yorumlamak daha isabetli görünmektedir (Şevkânî, II, 515). Bu genel yaklaşım çerçevesinde âyetin, bir önceki âyette sıralanan öğüt, şifâ, rehber (hüdâ) ve rahmet olma özellikleri dolayısıyla Kur’an’ın müminler için Allah’ın bir lutfu, rahmetinin bir tezahürü ve dolayısıyla bir huzur ve mutluluk kaynağı olduğuna işaret ettiği de düşünülebilir. İnsanoğlunun mutluluğu yanlış yerlerde aramaması konusunda veciz bir uyarı ve aydınlatma değeri taşıyan bu âyete göre, ne olursa olsun bir şeylere sahip olmamız değil, sahip olduğumuz şeylerin Allah’ın lutfu sayılmaya değer olup olmadığı önemlidir; maddî ve mânevî imkânları Allah’ın bize ihsanı, O’nun bize olan sevgi ve rahmetinin bir tecellisi olarak görmeli, işte asıl Allah bizi böyle bir mazhariyete lâyık gördüğü, bize böyle bir iltifatta bulunduğu için tutum ve davranışlarımızla mutluluğumuzu sergilemeliyiz. Esasen ancak böyle bir anlayış ve yaklaşım sayesindedir ki insan, hem nimetlerin önemini ve değerini doğru olarak kavrar hem de onların kendisine yüklediği sorumluluğun bilincine varır ve yerine getirir. Nimet ve imkânlardan duyulan sevincin şımarıklık ve azgınlığa dönüşmemesi için bunları verenin yüce Allah olduğunu bilmek gerekir. Nitekim burada “sevinç” kelimesiyle karşıladığımız ferah kavramı, Kur’an’da Allah ile ilişkisinin bulunmadığı bağlamda “şımarıklık, azgınlık” anlamında da kullanılmış (meselâ bk. Neml 27/36; Kasas 27/76; Gâfir 40/75); böylece Allah şuuruyla bütünleşmeyen sevinçlerin insanları baştan çıkarma tehlikesine dikkat çekilmiştir.
Yûnus Suresi 58. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- İnsanlara de ki; size Kur'an ile getirdiklerim Allah'tan bir lütuf ve rahmettir. O halde sizler, Allah'ın size karşı lütfu ve O'ndan bir rahmet olan bu Kur'an'ın inişi ile sevinin, bu ikisi dışında başka bir şey ile değil. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden size getirmiş olduğu, sizin toplamış olduğunuz fani dünya metasından/malından daha hayırlıdır.