De ki: "Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dır" diyecekler. De ki, "O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?"
Süleyman Ateş
De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)ın ve gözlerin sahibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Kim buyruğu(nu) yürütüyor (kainatı yönetiyor)?" "Allah." diyecekler. "O halde, korunmuyor musunuz?" de.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
Say, "Who provides for you from the heaven and the earth? Or who controls hearing and sight and who brings the living out of the dead and brings the dead out of the living and who arranges [every] matter?" They will say, "Allah," so say, "Then will you not fear Him
Fransızca
Dis: «Qui vous attribue de la nourriture du ciel et de la terre? Qui détient l'ouïe et la vue, et qui fait sortir le vivant du mort et fait sortir le mort du vivant, et qui administre tout?» Ils diront: «Allah». Dis alors: «Ne Le craignez-vous donc pas?»
İspanyolca
Pregúntales: "¿Quién los sustenta con las gracias del cielo y de la Tierra? ¿Quién los agració con el oído y la vista? ¿Quién hace surgir lo vivo de lo muerto y lo muerto de lo vivo? ¿Quién tiene bajo Su poder todas las cosas?" Responderán: "¡Dios!" Diles: "¿Acaso no van a tener temor de Él [y abandonar la idolatría]
Rusça
Скажи: «Кто одаряет вас уделом с неба и земли? Кто властен над слухом и зрением? Кто мертвое превращает в живое, а живое превращает в мертвое? Кто управляет делами?». Они скажут: «Аллах». Скажи: «Неужели вы не устрашитесь?»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Siapakah yang memberi rezeki kepadamu dari langit dan bumi, atau siapakah yang kuasa (menciptakan) pendengaran dan penglihatan, dan siapakah yang mengeluarkan yang hidup dari yang mati, dan mengeluarkan yang mati dari yang hidup, dan siapakah yang mengatur segala urusan?" Maka mereka akan menjawab, "Allah." Maka katakanlah, "Mengapa kamu tidak bertakwa (kepada-Nya)
Bengalce
তুমি জিজ্ঞেস কর, কে রুযী দান করে তোমাদেরকে আসমান থেকে ও যমীন থেকে, কিংবা কে তোমাদের কান ও চোখের মালিক? তাছাড়া কে জীবিতকে মৃতের ভেতর থেকে বের করেন এবং কেইবা মৃতকে জীবিতের মধ্য থেকে বের করেন? কে করেন কর্ম সম্পাদনের ব্যবস্থাপনা? তখন তারা বলে উঠবে, আল্লাহ! তখন তুমি বলো তারপরেও ভয় করছ না
-Ey Peygamber!- Allah'a ortak koşan o müşriklere de ki: Üzerinize gökten yağmuru indirmek suretiyle sizi rızıklandıran kimdir? Yeryüzünde her türlü bitkiyi bitirmek suretiyle ve içerisinde barındırdığı madenler ile yerden sizi rızıklandıran kimdir? Nutfeden insanı, yumurtadan kuşları çıkarmasında olduğu gibi ölüden diriyi çıkaran kimdir? Aynı şekilde insandan nutfeyi ve kuşlardan da yumurtayı çıkarmasında olduğu gibi diriden ölüyü çıkaran kimdir? Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan mahlukatın işlerini çekip çeviren kimdir? Onlar, bunların hepsini yapan Allah'tır, diye cevap vereceklerdir. Onlara de ki: Bunu bilmez misiniz ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınmaz mısınız?
31- De ki:“Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Ya o gözlere ve kulaklara mâlik olan kimdir? Ölüden diriyi çıkartan ve diriden de ölüyü çıkartan kimdir? İşleri yerli yerince kim yönetiyor?” Hemen: “Allah” diyeceklerdir. De ki: “O halde korkmaz mısınız?” 32- İşte gerçek rabbiniz olan Allah budur. Artık haktan sonra sapıklıktan başka ne vardır ki? O halde nasıl oluyor da döndürülüyorsunuz? 33- İşte böylece Rabbinin, fâsık olanlar hakkındaki “Onlar iman etmezler” sözü gerçekleşmiş olmaktadır.
31. Yani Allah’a hakkında herhangi bir delil indirmediği şeyleri ortak koşan şu kimselere, ulûhiyetin tevhidini inkâr etmelerine rağmen rubûbiyetin tevhidini kabul etmelerini karşı bir delil getirmek sureti ile “De ki: Size gökten” rızıkları indirmek sureti ile “ve yerden” türlü rızıkları çıkarmak sureti ile ve rızık sebeplerini kolaylaştırmak yoluyla “rızık veren kimdir?”“Ya o gözlere ve kulaklara malik olan kimdir?” Bunları yaratan ve bunlara mutlak sahip olan kimdir? Özellikle bunların söz konusu edilmesi, daha değerli ve üstün olanları zikredip daha aşağıdakilere dikkat çekmek kabilindendir. Bir de bunların değer ve faydalarına işaret etmek içindir. “Ölüden diriyi çıkartan” tane ve tohumlardan çeşitli ağaç ve bitkileri, kâfirden mü’mini, yumurtadan kuşu vb. çıkaran “ve diriden de ölüyü” sözü geçenlerin aksini “çıkaran kimdir?”“İşleri” gerek ulvi âlemde gerek süfli âlemde “yerli yerince kim yönetiyor?” Bu ise bütün ilâhî tedbir ve idare çeşitlerinin hepsini kapsamaktadır. İşte sen onlara bütün bunları soracak olursan:“Hemen: Allah, diyeceklerdir.” Çünkü onlar, bütün bunları itiraf etmekte, Yüce Allah’ın sözü geçen bu hususların hiç birisinde ortağı bulunmadığını kabul etmektedirler. O halde sen de onlara susturucu delili getirerek:“De ki: O halde” Allah’tan “korkmaz mısınız?” O’ndan korup da ibadetinizi hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ihlasla yapmayacak ve O’nun dışında tapındığınız her türlü ortak ve putları bir kenara itmeyecek misiniz?!
32. “İşte” kendi zatını nitelendirdiği bu vasıflara sahip “gerçek rabbiniz olan” kendisine ibadet olunan, hamd olunan, bütün yaratıkları nimetleri ile besleyip büyüten “Allah budur.” O hakkın, gerçeğin ta kendisidir. “Artık haktan sonra sapıklıktan başka ne vardır ki?” Çünkü tek başına yaratan, her şeyi çekip çeviren, idare eden, kulların sahip olduğu bütün nimetleri yalnız kendisi veren O’dur. İyilikleri O’ndan başka veren olmadığı gibi, kötülükleri de O’ndan başka kimse bertaraf edemez. En güzel isimlere, en kâmil ve yüce vasıflara sahip olan, celal ve ikram sahibi olan O’dur. “O halde nasıl oluyor da” bu sıfatlara sahip olana ibadet etmekten “döndürülüyorsunuz” da, gerçek bir varlığa sahip olmayan, kendisine dahi fayda ve zararı olmayan, hiçbir şekilde ölüme, hayata ve öldükten sonra diriltme imkânına sahip bulunmayan varlıklara ibadete yöneliyorsunuz? Bu gibi batıl varlıkların zerre ağırlığı kadar bir şeye mülkiyetleri söz konusu değildir. Hiçbir şekilde bunların Allah’a ortaklıkları da yoktur. Allah nezdinde ise O’nun izni ile olmadıkça hiçbir kimse şefaatçi olamayacaktır. Yazıklar olsun O’na ortak koşanlara, vay haline O’nu inkâr edenlerin! Çünkü bunlar önce dinlerini kaybettiler, sonra akıllarını, hatta dünyalarını da âhiretlerini de kaybettiler. Bu bakımdan Yüce Allah haklarında şöyle buyurmaktadır:
33. “İşte böylece Rabbinin, fâsık olanlar hakkındaki “Onlar iman etmezler” sözü gerçekleşmiş olmaktadır.” Yüce Allah, onlara özlü akıl sahipleri için ibret, gerçek takvâlılara dair bir öğüt ve bütün alemlere bir hidâyet ihtiva eden onca açık âyetleri, belgeleri, parıl parıl parıldayan delilleri kendilerine göstermesine rağmen onlar iman etmezler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Cenâb-ı Hakk’ın insanlara pek çok lutfu bulunmakla birlikte, bunlar içinde onların hayatiyetini devam ettirmesini sağlayan nimetlerin yani –31. âyetteki deyimiyle– rızıkların özel bir önemi olduğu muhakkaktır. Çünkü diğer bütün imkânlar hayatın devam etmesiyle bir anlam taşır. Hayatı devam ettiren rızıkların hem semavî hem de yere (arz) ait şartlarla ilişkisi vardır. Semavî şartların ilk akla geleni yağmur, güneş ışığı ve ısısıdır; bunlar olmadan hiçbir canlı varlığını sürdüremez. Yere ait olanlar ise kısaca canlı ve cansız tabiat varlıklarıyla orada yaşamaya, beslenmeye ve barınmaya imkân veren nimetler, ortam ve şartlardır. Bütün bunları veren ve elverişli kılan da lutuf ve merhamet sahibi Allah’tır. Ama eğer Allah insan oğluna gerek semavî gerekse yere ait imkânlardan yararlanmak için lüzumlu olan donanımı sağlamasaydı bu nimetlerin hiçbir anlamı olmazdı. Âyetin devamında bu donanıma işaret edilmiştir. Allah’ın “işitme ve görme yeteneklerini hükmü altında tutması”ndan maksat, insanın bütün duyuları gibi bunların en önemlileri olan işitme ve görme duyularının, Allah’ın yasaları altında, O’nun gökten ve yerden verdiği rızıklardan istifade edecek şekilde işlemesidir. Hz. Ali’nin, “Bir sıvı”yla (göz bebeği) görmemizi, bir kemikle (kulak kemiği) işitmemizi, bir et parçasıyla (dil) konuşmamızı sağlayan kudret ne yücedir!” dediği rivayet edilir (Râzî, XVII, 86). Cansız nesnelerden canlıları yaratan da canlıları cansız haline getiren de O’dur. Kısaca semaya, arza, insana ve hayata hâkim olan O’dur; “her türlü iş”i idare eden, yani bütün olup bitenleri yapıp yöneten O’dur. Aslında putperest Araplar da bütün bunları yaratan ve idare edenin kim olduğu sorulduğunda, “Allah” diye cevap veriyorlar, onlar bile bir ulu kudretin varlığını tanıyorlardı. Fakat bazı sıradan varlıkların tanrısal özellikler taşıdığına inandıkları için inançlarını şirkle bozmuş ve kirletmişler, dinî hayatta putları öne çıkararak kalplerinde, ahlâk ve yaşayışlarında sadece Allah’a ait olması gereken yere putları koymuşlardı. İşte bu sebeple âyette peygamberin diliyle “Öyleyse (O’na ortak koşmaktan) sakınmıyor musunuz!” buyurularak müşrikler bu hususta uyarılmışlar; gerçek rab olarak yalnız O’nu tanımaları istendikten sonra, bunun dışındaki inançların sapkınlıktan ibaret olduğu bildirilmiş ve bu suretle yalnız müşrik Araplar’ın inançları değil, âyette özetlenen tevhid akîdesine aykırı her türlü inancın sapkınlık olduğuna işaret edilmiştir.
-Ey Peygamber!- Allah'a ortak koşan o müşriklere de ki: Üzerinize gökten yağmuru indirmek suretiyle sizi rızıklandıran kimdir? Yeryüzünde her türlü bitkiyi bitirmek suretiyle ve içerisinde barındırdığı madenler ile yerden sizi rızıklandıran kimdir? Nutfeden insanı, yumurtadan kuşları çıkarmasında olduğu gibi ölüden diriyi çıkaran kimdir? Aynı şekilde insandan nutfeyi ve kuşlardan da yumurtayı çıkarmasında olduğu gibi diriden ölüyü çıkaran kimdir? Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan mahlukatın işlerini çekip çeviren kimdir? Onlar, bunların hepsini yapan Allah'tır, diye cevap vereceklerdir. Onlara de ki: Bunu bilmez misiniz ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınmaz mısınız?