Önceki ayet· 10:1Sonraki ayet· 10:3

Yûnus Suresi 2. Ayet· 10:2

↗ Yûnus suresi
Mekki
أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ رَجُلٖ مِّنۡهُمۡ أَنۡ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنَّ لَهُمۡ قَدَمَ صِدۡقٍ عِندَ رَبِّهِمۡۗ قَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٞ مُّبِينٌ
İçlerinden birine, "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İçlerinden birine, "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
"İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele" diye içlerinden bir er kişiye vahiy göndermemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre batanlar: "Bu adam açık bir büyücüdür." dediler.
Süleyman Ateş
İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele!" diye vahyettiğimiz, insanlara tuhaf mı geldi? kafirler: "Bu, apaçık bir büyücüdür." dediler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
Have the people been amazed that We revealed [revelation] to a man from among them, [saying], "Warn mankind and give good tidings to those who believe that they will have a [firm] precedence of honor with their Lord"? [But] the disbelievers say, "Indeed, this is an obvious magician
Fransızca
Est-il étonnant pour les gens, que Nous ayons révélé à un homme d'entre eux: «Avertis les gens, et annonce la bonne nouvelle aux croyants qu'ils ont auprès de leur Seigneur une présence méritée [pour leur loyauté antérieure]? Les mécréants dirent alors: «Celui-ci est certainement un magicien évident»
İspanyolca
¿Acaso se sorprende la gente de que [Dios] le haya concedido la revelación a uno de ellos: "Advierte a la gente y albricia a los creyentes que por sus buenas obras obtendrán una hermosa recompensa ante su Señor?" Los que se niegan a creer dicen: "Éste es evidentemente un hechicero
Rusça
Неужели люди удивлены тем, что Мы внушили человеку из их среды предостеречь людей и обрадовать уверовавших вестью о том, что они получат от их Господа воздаяние за свои благодеяния? Неверующие сказали: «Безусловно, это - явный колдун»
Endonezce
Pantaskah manusia menjadi heran bahwa Kami memberi wahyu kepada seorang laki-laki di antara mereka, "Berilah peringatan kepada manusia dan gembirakanlah orang-orang beriman bahwa mereka mempunyai kedudukan yang tinggi di sisi Tuhan mereka." Orang-orang kafir berkata, "Orang ini (Muhammad) benar-benar pesihir
Bengalce
মানুষের কাছে কি আশ্চর্য লাগছে যে, আমি ওহী পাঠিয়েছি তাদেরই মধ্য থেকে একজনের কাছে যেন তিনি মানুষকে সতর্ক করেন এবং সুসংবাদ শুনিয়ে দেন ঈমনাদারগণকে যে, তাঁদের জন্য সত্য মর্যাদা রয়েছে তাঁদের পালনকর্তার কাছে। কাফেররা বলতে লাগল, নিঃসন্দেহে এ লোক প্রকাশ্য যাদুকর।
Çince
难道人们认为这是怪事吗?我曾启示他们中的一个男子:你要警告众人,你要向信士们报喜,(告诉他们)在他们的主那里,他们有崇高的品位。不信道者曾说:“这确是明显的术士。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kendi soylarından bir adama: İnsanları Allah'ın azabı ile uyar diye ona emretmemiz insanları şaşırmaya mı itti ? -Ey Peygamber!- Allah'a iman edenleri kendilerini sevindirecek olan şey ile müjdele! Yaptıkları salih amellere karşılık olarak onlar için Rableri katında yüce makamlar vardır. Kâfirler: "Şüphesiz bu ayetleri getiren adam sihri apaçık olan bir sihirbazdır." dediler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar, hikmet dolu Kitabın âyetleridir. 2- İçlerinden bir adama:“İnsanları uyar ve iman edenlere de Rableri katında onlar için kadem-i sıdk olduğunu müjdele!” diye vahiy göndermemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi? Ki o kâfirler:“Şüphesiz bu, apaçık bir büyücüdür” dediler. (Mekke’de inmiştir, 109 âyettir) 1. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar hikmet dolu Kitabın âyetleridir.” Bu Kitap, bütün ümmetin gönül hoşluğu ile kabul ve itaat etmek ve bağlanmakla yükümlü olduğu, ayetleri imanî hakikatlere, şer’î emir ve yasaklara delâlet eden, hükümleri ve hikmeti içeren Kur’ân’dır. 2. Bununla birlikte onların çoğu yüz çevirmektedir. Zira onlar, bilmeyen kimselerdir. Bu yüzden “İçlerinden bir adama: İnsanları” Allah’ın azabı ile “uyar” Allah’ın intikamından korkut, Allah’ın âyetlerini kendilerine hatırlat! Samimi olarak “iman edenlere de Rableri katında onlar için kadem-i sıdk” yani Rableri nezdinde önceden işlemiş oldukları samimi, doğru ve salih amelleri sebebi ile bol mükâfatlar “olduğunu müjdele! diye vahiy göndermemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi?” Kâfirler, bu büyük insandan ve getirdiklerinden hayrete düştüler ve bu hayretleri onları, onu inkar etmeye itti. Bu yüzden de onlar onun hakkında:“Şüphesiz bu, apaçık bir büyücüdür, dediler.” Yani -güya- onun büyücülüğü besbellidir, hiçbir kimseye saklı değildir. Herkes bunu anlayabilir. Bu, onların akılsızlıklarından ve inatlarından kaynaklanan bir iddiadan başka bir şey değildir. Çünkü onlar, hiçbir şekilde hayret edilmemesi ve garip karşılanmaması gereken bir işe hayret edip şaşırdılar. Asıl hayret edilecek olan, onların bilgisizlikleri ve kendi faydalarını bilmeyişleridir. Zira onlar, Allah’ın kendi içlerinden gönderdiği ve gayet iyi tanıdıkları bu şerefli Rasûle iman etmediler, onun davetini reddettiler ve onun dinini çürütmeye gayret gösterdiler. Nasıl olur da böyle yaparlar?! Ne var ki Allah, kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlayacektır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Dinin temelini Allah-kul ilişkisi oluşturur, bu ilişki önce inanmak, sonra da Allah’a ibadet ve itaat etmek suretiyle kurulur; dünyada dine uygun yaşamanın, Allah katında biriken ve korunan meyveleri de âhirette devşirilir. Âyet dinin bu temel ilkesini zikrederek “Allah’ın, insanlar içinden seçtiği bir kimseye, vahiy yoluyla, bu ilkeleri içeren bir din göndermesinde, bu dini, peygamberi aracılığıyla kullarına öğretmesinde niçin şaşılacak bir taraf bulunduğunu” soruyor, daha doğrusu buna şaşılmasını yadırgıyor. Vahiy tecrübesinden habersiz olan Arap müşriklerinin, kendisine vahiy gelene kadar aklına ve ahlâkına güvendikleri bir zatı büyücülükle suçlamalarını da şaşkınlıklarının bir örneği olarak gösteriyor. “Allah katındaki değerli yer”den maksat, itaatkâr kulların dünyadaki amellerine uygun derecedir, Allah’a mânevî yakınlıktır, çeşitli ödüllerdir. Bir başka âyette bu ödül “doğruluğun hâkim olduğu bir ortamda, hoşnut olunacak güzel bir yerde, dost meclisinde, boş sözler konuşulmayan, günah işlenmeyen, hak ve hakikat meclisinde” bulunma mânasında olmak üzere “mak‘ad-i sıdk” şeklinde ifade edilmiştir (Kamer 54/55).
Yûnus Suresi 2. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kendi soylarından bir adama: İnsanları Allah'ın azabı ile uyar diye ona emretmemiz insanları şaşırmaya mı itti ? -Ey Peygamber!- Allah'a iman edenleri kendilerini sevindirecek olan şey ile müjdele! Yaptıkları salih amellere karşılık olarak onlar için Rableri katında yüce makamlar vardır. Kâfirler: "Şüphesiz bu ayetleri getiren adam sihri apaçık olan bir sihirbazdır." dediler.