Önceki ayet· 93:3Sonraki ayet· 93:5

Duhâ Suresi 4. Ayet· 93:4

↗ Duhâ suresi
Mekki
وَلَلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ
Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır
Meal ihtilafı: 9% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır
Elmalılı Hamdi Yazır
Ahiret senin için dünyadan iyi olacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonrası/âhiret/gelecek senin için öncesinden/dünyadan/geçmişten elbette ki daha mutlu-kutlu olacaktır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Senin sonun, ilkinden iyi olacaktır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.2%
İngilizce
And the Hereafter is better for you than the first [life]
Fransızca
La vie dernière t'est, certes, meilleure que la vie présente
İspanyolca
La vida del más allá será mejor para ti que esta
Rusça
Воистину, будущее для тебя лучше, чем настоящее
Endonezce
dan sungguh, yang kemudian itu lebih baik bagimu daripada yang permulaan
Bengalce
আপনার জন্যে পরকাল ইহকাল অপেক্ষা শ্রেয়।
Çince
后世于你,确比今世更好;
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ahiret yurdu, içinde bulunan kesintisiz kalıcı nimetlerden ötürü senin için dünya hayatından daha hayırlıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Andolsun kuşluk vaktine, 2- Karanlığı çöktüğünde geceye ki; 3- Rabbin seni terk etmedi, sana kızmadı da. 4- Ahiret/sonrası senin için kesinlikle dünyadan/öncesinden daha hayırlıdır. 5- Rabbin sana elbette ihsanda bulunacak ve sen de hoşnut olacaksın. 6- O, seni yetimken barındırmadı mı? 7- Şaşkınken sana doğru yolu göstermedi mi? 8- Fakirken seni zengin kılmadı mı? 9- O halde yetimi sakın ezme; 10- İsteyeni sakın azarlama; 11- Rabbinin nimetini de anlat. (Mekke’de inmiştir. 11 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-3. Yüce Allah, Rasûlüne gösterdiği itina hakkında kuşluk vaktinde aydınlığı etrafa yayılan gündüze ve etrafı örtüp karanlığı koyulaştığı vakit geceye yemin ederek şöyle buyurmaktadır:“Rabbin seni terk etmedi” sana inâyetini ihsan ettiğinden beri seni terk etmedi, seni terbiye ve riâyetiyle gözettiğinden beri ihmal etmedi; aksine en mükemmel şekli ile seni terbiye etmeyi sürdürdü, derece derece seni yükseltip durdu. “Sana kızmadı da.” Allah, seni sevdiğinden bu yana sana asla kızmadı. Şüphesiz ki bir şeyin reddedilmesi, onun zıddının sabit olduğuna delildir. Katıksız bir ret ise zıddının kemal derece sabit oluşunu ihtiva etmediği sürece övgü olmaz. İşte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in geçmişteki durumu ve halihazırdaki durumu... Bu, en mükemmel ve en eksiksiz bir haldir. Allah, onu sevmiş ve bu sevgisini sürekli kılmıştır. Kemâl derecelerinde onu yükseltip durmuş ve onun üzerindeki itinası devamlı olmuştur. 4. Gelecekteki durumuna gelince bu konuda da Allah şöyle buyurmaktadır:“Ahiret/sonrası senin için kesinlikle dünyadan/öncesinden daha hayırlıdır.” Yani sonraki her bir halin, şimdiki halinden daha iyi, sonraki halin de mutlaka bir önceki halinden üstün olacaktır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem derece derece sürekli yüceliğe doğru yükselip durmuştur. Allah onun dininin iktidarını pekiştirmiş, düşmanlarına karşı onu muzaffer kılmış, ölünceye kadar bütün hallerinde ona doğruyu göstermiştir. O, öncekilerin de ulaşamadığı, sonrakilerin de ulaşamayacağı faziletlere ulaşmış, pek çok nimetlere, göz aydınlığına ve kalp sürûruna nâil olmuştur. Bundan sonra artık onun âhirette mazhar olacağı ilâhî lütufların teferruatını ve nimetlerin çeşitlerini sorma gitsin! 5. İşte bundan dolayı:“Rabbin sana elbette ihsanda bulunacak ve sen de hoşnut olacaksın” buyurmaktadır. Bu öyle bir konumdur ki bu konumu ancak bu özlü ve kapsamlı ifade ile dile getirmek mümkündür. 6. Daha sonra Yüce Allah, kendisinin de bilmiş olduğu ona yönelik özel birtakım lütuflarını hatırlatarak şöyle buyurmaktadır:“O, seni yetimken barındırmadı mı?” Yani senin annen de baban da yoktu. Anne-babası vefat ettiğinde kendi işini kendi göremeyecek bir halde idi. Ama Allah onu barındırdı ve dedesi Abdulmuttalib’in himayesine verdi. Dedesi öldükten sonra da amcası Ebu Talib onu himayesine aldı ve bu, Allah ona yardım edip de mü’minlerle destek verinceye kadar devam etti. 7. “Şaşkınken sana doğru yolu göstermedi mi?” Daha önce sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Ama bilmediklerini sana öğretti. En güzel amellere muvaffak ve en üstün ahlâka sahip kıldı. 8. “Fakirken seni” sana fethetmeyi müyesser kıldığı, malları ve vergileri toplanıp sana getirilen ülkelerle “zengin kılmadı mı?” İşte bu gibi eksiklikleri senden uzaklaştıran, hiç şüphesiz her türlü eksikliği de senden uzaklaştıracaktır. O halde seni zengin kılan, barındıran, hidâyete erdiren ve sana yardım edenin nimetlerine şükür ile karşılık ver! Bundan dolayı devamla şöyle buyrulmaktadır: 9. “O halde yetimi sakın ezme” yetime kötü davranma, ona kızma, onu azarlama, bilakis ona ikramda bulun, elinden geldiğince ona bir şeyler ver. Senden sonra yetim bırakacağın evladına nasıl muamele edilmesini istiyorsan, ona öylece davran. 10. “İsteyeni sakın azarlama.” İsteyene karşı azarlama ve kaba bir şekilde davranma suretiyle onu istediğini vermeksizin geri çevirme anlamına gelecek türden bir söz, senden duyulmasın. Aksine yanında bulunandan, kolayına geleni ver yahut da güzel ve iyi sözlerle onu geri çevir. Bunun kapsamına mal isteyene de ilim öğrenmek isteyene de karşılık vermek girmektedir. Bundan dolayı öğretmene düşen, öğrettiği kimseye karşı güzel ahlâklı olması, ona öncelikle kendisinin ikramda bulunması ve ona şefkatle davranmasıdır. Çünkü bu şekilde bir davranış, öğrencinin maksadını elde etmesine yönelik bir destek, kullara ve ülkeye faydalı olmak için çalışan bu kimseye bir ikramdır. 11. “Rabbinin nimetini de anlat.” Bu da hem din, hem dünya nimetlerini kapsar. Yani bu nimetler dolayısı ile Allah’ı öv, yücelt. Eğer bir maslahat söz konusu ise bu nimeti özellikle zikret. Değilse mutlak olarak Allah’ın nimetlerinden söz et. Çünkü Allah’ın nimetini dile getirmek, o nimetlere şükretmeyi ve kalplerin bu nimetleri ihsan edeni sevmesini sağlar. Çünkü ihsan sahibini, iyilikte bulunanı sevmek, kalbin mayasında olan bir özelliktir. Duha Sûresi’nin tefsiri -Yüce Allah’ın yardımı ile- burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“İşin sonu” diye çevirdiğimiz âhiret ile “öncesi” diye çevirdiğimiz ûlâ kelimelerinin buradaki anlamları konusunda iki yorum yapılmıştır: a) Senin bundan sonraki hayatın bundan önceki hayatından daha güzel ve başarılı olacak, özellikle peygamberlik görevinin sonu başlangıcından daha verimli olacak, b) Ebedî olan âhirette cennetteki hayatın geçici olan dünya hayatından daha güzel olacak. Bize göre, –bu âyetlerin inmesine sebep olan putperestlerin, “Artık Muhammed’e vahiy gelmiyor; Allah onu unuttu” gibi sözler söyleyerek (Buhârî, “Tefsîr”, 93) Peygamber’in sonunun geldiğini, davasının fiyasko ile biteceğini ummaları karşısında– Allah Teâlâ, resulünün sonunun gelmesi şöyle dursun, bundan sonraki hayatının, peygamberlik faaliyetlerinin ruhanî tekâmülünün öncekinden daha verimli, daha başarılı olacağını müjdelemiştir.
Duhâ Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ahiret yurdu, içinde bulunan kesintisiz kalıcı nimetlerden ötürü senin için dünya hayatından daha hayırlıdır.