Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları açıkça belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek ne peygambere yakışır ne de iman edenlere.
Süleyman Ateş
Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
It is not for the Prophet and those who have believed to ask forgiveness for the polytheists, even if they were relatives, after it has become clear to them that they are companions of Hellfire
Fransızca
Il n'appartient pas au Prophète et aux croyants d'implorer le pardon en faveur des associateurs, fussent-ils des parents alors qu'il leur est apparu clairement que ce sont les gens de l'Enfer
İspanyolca
No corresponde que el Profeta ni los creyentes pidan perdón por los idólatras aunque se trate de sus parientes, una vez que se haga evidente que serán de la gente del Infierno
Rusça
Пророку и верующим не подобает просить прощения для многобожников, даже если они являются родственниками, после того, как им стало ясно, что они будут обитателями Ада
Endonezce
Tidak pantas bagi Nabi dan orang-orang yang beriman memohonkan ampunan (kepada Allah) bagi orang-orang musyrik, sekalipun orang-orang itu kaum kerabat-(nya), setelah jelas bagi mereka, bahwa orang-orang musyrik itu penghuni neraka Jahanam
Bengalce
নবী ও মুমিনের উচিত নয় মুশরেকদের মাগফেরাত কামনা করে, যদিও তারা আত্নীয় হোক একথা সুস্পষ্ট হওয়ার পর যে তারা দোযখী।
Şirk üzere ölüp, cehennem ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra yakın akraba olsalar bile, peygamber ve müminlerin Allah'tan müşrikler için bağışlanma dilemesi yakışmaz.
113- Ne peygamberin ne de iman edenlerin, akrabaları bile olsa cehennemlik oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra müşrikler için mağfiret dilemeleri olacak şey değildir. 114- İbrahim’in babasına mağfiret dilemesi, ancak ona verdiği bir sözden dolayı idi. Ancak onun Allah’ın düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, (Allah’a) için için yalvaran ve yumuşak huylu biri idi.
113. “Ne peygamberin ne de iman edenlerin, akrabaları bile olsa cehennemlik oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra” Yüce Allah’ı inkar edip O’nunla birlikte başka varlıklara ibadet eden “müşrikler için mağfiret dilemeleri olacak şey değildir” onlara hiçbir şekilde yakışmaz, yaraşmaz, uygun olmaz. Çünkü böyle bir durumda olanlar için mağfiret dilemek, büyük bir yanlıştır ve faydasızdır. O nedenle Peygambere de mü’minlere de yaraşmaz. Çünkü böyleleri, şirk üzere öldükleri yahut da şirk üzere ölecekleri kesin olarak bilinen kimselerdir ki bu durumda onlar için azap sözü hak olmuş, ebediyyen cehennemde kalmaları kesinlik kazanmıştır. Artık ne şefaatçilerin şefaatinin, ne mağfiret dileyenlerin mağfiretlerinin onlara hiçbir faydası yoktur. Diğer taraftan Peygamber de onunla birlikte bulunan mü’minler de Rab’lerine hem rızasında hem de gazabında uygun hareket etmeli, Allah’ın dost edindiğini dost, düşman ilan ettiğini de düşman edinmelidirler. Cehennemliklerden olduklarını açıkça bildikleri kimselere mağfiret dilemeleri ise bu duruma aykırıdır ve onunla çelişir.
114. Halilurrahman İbrahim aleyhisselam’ın babasına mağfiret dilemesine gelince bu, onun babasına “verdiği bir sözden dolayı idi.” Bu söz, şu ayette ifade edilmektedir:“İbrahim:… Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkârdır, dedi.”(Meryem, 19/47) Ancak bu, İbrahim’in, babasının âkıbetini bilmesinden önce olmuştu. “Ancak onun” babasının “Allah’ın düşmanı olduğu” ve küfür üzere öleceği, öğüt ve hatırlatmanın ona hiçbir fayda sağlamayacağı “kendisine açıkça belli olunca ondan uzaklaştı.” Bu konuda Rabbine uygun hareket etmek için ve Rabbine karşı edebi dolayısı ile böyle bir tutum takındı. “Şüphesiz İbrahim (Allah’a) için için yalvaran” yani bütün işlerinde Allah’a çokça dönen, Allah’ı çokça anan, çokça dua eden, çokça mağfiret dileyen, Rabbine çokça yönelen “ve yumuşak huylu biri idi” kullara karşı merhametliydi, onların kendisine karşı yaptıkarı kusurları affederdi, cahillerin bilgisizce tutumları onu kızdırmazdı, kendisine karşı suç işleyenlerin suçlarını da cezalandırmazdı. Çünkü babası ona:“Seni kesinlikle taşlarım” dediği halde o, babasına:“Selam olsun sana! Ben, Rabbimden senin için mağfiret isteyeceğim.”(Meryem, 19/46-47) demişti. O halde sizin de İbrahim’e uymanız ve her hususta İbrahim’in dinine tabi olmanız gerekir. Ancak bundan onun, babasına söylediği “Mutlaka senin için mağfiret dileyeceğim”(el-Mümtehine, 60/64) şeklindeki sözü müstesnâdır. Nitekim Yüce Allah, bu hususa ve diğerlerine dikkatlerimizi çekmiş bulunmaktadır. Bundan dolayı O da şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Âyetlerin, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’in veya annesinin bağışlanması için dua etmesi yahut bazı müminlerin müşrik olarak ölen yakınlarının bağışlanmaları için dua etmeleri sebebiyle indiğine dair değişik rivayetler bulunmaktadır (bk. Taberî, XI, 40-43). Sûrenin iniş zamanı ile ilgili bilgiler, 113. âyette hem Hz. Peygamber hem de müminlerden söz edildiği ve ardından gelen âyette de Hz. İbrâhim örneğine değinildiği göz önüne alınırsa, asıl amacın belirli bir olayla ilgili bir hüküm veya açıklama getirmek değil, bu konuda bir ilkeye dikkat çekmek olduğu anlaşılır ki bu da, hayatındaki bütün fırsatları bir kenara itip Allah’a şirk koşmakta ısrar ettiği ve o hal üzere öldüğü bilinen kişilerin bağışlanması için duada bulunmanın Allah katında tasvip edilen bir davranış olmadığıdır. Bazı müfessirlerce belirtildiği üzere, burada müşrikler için istiğfarda bulunma yasağı, onların şirk üzere öldüklerinin bilinmesi haliyle sınırlıdır. Bir kimse hayatta iken onun kâfir olarak öleceği bilinemeyeceğine göre, müminlerin henüz sağ olan inançsız bir kişinin hidayete ermesi ve bağışlanması için dua etmelerine bir engel yoktur (Taberî, XI, 43-44). Bu bağlamda Resûl-i Ekrem’in Hz. İbrâhim’in soyundan olduğu, hayatta olduğu sürece hiç kimseyi imansız öleceğini varsayarak Allah düşmanı ilân etmediği, hatta münafıkların reisi Abdulah b. Übey öldüğünde iyi bir mümin olan oğlunun onun cenaze namazını kıldırması yönündeki ricasını dahi reddetmemeye çalıştığı da hatırlanmalıdır.
Hz. İbrâhim’in babası için duadan vazgeçmesi, birçok müfessir tarafından, babasının müşrik olarak öldüğünden emin olması üzerine istiğfarı bırakması şeklinde açıklanmıştır. Bazı müfessirler ise bir rivayetten yola çıkarak, âhirette babasının sırattan geçebilmek için kendisinden yardım isteyeceği, fakat müşrik olarak öldüğünü açıkça görmesi üzerine yardımda bulunmayı reddedeceği yorumunu yapmışlardır; fakat bunu teyit eden sağlam bir delil bulunmamaktadır. İbn Atıyye bu yorumun zayıf olduğunu belirtmekte (III, 91), Taberî de birinci yorumu daha isabetli bulmaktadır (XI, 45-47; Hz. İbrâhim hakkında bilgi için bk. Bakara 2/124; Âl-i İmrân 3/65-68).
“Çok duyarlı” diye tercüme ettiğimiz evvâh kelimesine, bazı hadislerdeki kullanımlar da dikkate alınarak, “çok dua eden, merhameti bol, derin anlayış sahibi, yürekten inanmış, Allah’ı çok tesbih eden, Allah kelâmını çok okuyan, mânevî ıstıraplardan ötürü derin teessürleri olan, kalbi yanık, âh edip inleyen, kavrama gücü yüksek, huşû içinde Allah’a yalvaran” gibi mânalar da verilmiştir (Taberî, XI, 47-53).
Şirk üzere ölüp, cehennem ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra yakın akraba olsalar bile, peygamber ve müminlerin Allah'tan müşrikler için bağışlanma dilemesi yakışmaz.