Önceki ayet· 9:110Sonraki ayet· 9:112

Tevbe Suresi 111. Ayet· 9:111

↗ Tevbe suresi
Medeni
۞إِنَّ ٱللَّهَ ٱشۡتَرَىٰ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَنفُسَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلۡجَنَّةَۚ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقۡتُلُونَ وَيُقۡتَلُونَۖ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقّٗا فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ وَٱلۡقُرۡءَانِۚ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِۚ فَٱسۡتَبۡشِرُواْ بِبَيۡعِكُمُ ٱلَّذِي بَايَعۡتُم بِهِۦۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın; Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Süleyman Ateş
Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da üstlendiği gerçek bir sözdür! Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
Indeed, Allah has purchased from the believers their lives and their properties [in exchange] for that they will have Paradise. They fight in the cause of Allah, so they kill and are killed. [It is] a true promise [binding] upon Him in the Torah and the Gospel and the Qur'an. And who is truer to his covenant than Allah? So rejoice in your transaction which you have contracted. And it is that which is the great attainment
Fransızca
Certes, Allah a acheté des croyants, leurs personnes et leurs biens en échange du Paradis. Ils combattent dans le sentier d'Allah: ils tuent, et ils se font tuer. C'est une promesse authentique qu'Il a prise sur Lui-même dans la Thora, l'Evangile et le Coran. Et qui est plus fidèle qu'Allah à son engagement? Réjouissez-vous donc de l'échange que vous avez fait: Et c'est là le très grand succès
İspanyolca
Dios ha comprado a los creyentes, a cambio del Paraíso, sus vidas y sus bienes materiales que ofrecen por la causa de Dios hasta vencer o morir. Esta es una promesa verdadera que está mencionada en la Tora, el Evangelio y el Corán. ¿Quién es más fiel a su promesa que Dios? Bienaventurados sean por ofrecer [sus placeres mundanos] para comprar [los placeres de la otra vida]. Ese es el triunfo grandioso
Rusça
Воистину, Аллах купил у верующих их души и имущество в обмен на Рай. Они сражаются на пути Аллаха, убивая и погибая. Таково Его обещание и обязательство в Таурате (Торе), Инджиле (Евангелии) и Коране. Кто выполняет свои обещания лучше Аллаха? Возрадуйтесь же сделке, которую вы заключили. Это и есть великое преуспеяние
Endonezce
Sesungguhnya Allah membeli dari orang-orang mukmin, baik diri maupun harta mereka dengan memberikan surga untuk mereka. Mereka berperang di jalan Allah; sehingga mereka membunuh atau terbunuh, (sebagai) janji yang benar dari Allah di dalam Taurat, Injil dan Alquran. Dan siapakah yang lebih menepati janjinya selain Allah? Maka bergembiralah dengan jual beli yang telah kamu lakukan itu, dan demikian itulah kemenangan yang agung
Bengalce
আল্লাহ ক্রয় করে নিয়েছেন মুসলমানদের থেকে তাদের জান ও মাল এই মূল্যে যে, তাদের জন্য রয়েছে জান্নাত। তারা যুদ্ধ করে আল্লাহর রাহেঃ অতঃপর মারে ও মরে। তওরাত, ইঞ্জিল ও কোরআনে তিনি এ সত্য প্রতিশ্রুতিতে অবিচল। আর আল্লাহর চেয়ে প্রতিশ্রুতি রক্ষায় কে অধিক? সুতরাং তোমরা আনন্দিত হও সে লেন-দেনের উপর, যা তোমরা করছ তাঁর সাথে। আর এ হল মহান সাফল্য।
Çince
安拉确已用乐园换取信士们的生命和财产。他们为安拉而战斗;他们或杀敌致果,或杀身成仁。那是真实的应许,记录在《讨拉特》、《引支勒》和《古兰经》中。谁比安拉更能践约呢?你们要为自己所缔结的契约而高兴。那正是伟大的成功。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah -Subhânehu ve Teâlâ- bol ihsanı ile çok kıymetli olan cennete karşılık kendi mülkü olmasına rağmen Müminlerden canlarını satın aldı. Öyle ki o Müminler, Allah'ın kelimesinin yüce olması için kâfirlerle savaşırlar, kâfirleri öldürürler ve kâfirler tarafından öldürülürler. Allah'ın bu husustaki vaadi doğrudur ve haktır. Bu; Musa -aleyhisselam-'a gönderilen Tevrat'ta, İsa -aleyhisselam-'a gönderilen İncil'de ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verilen Kur'an'da böyledir. Sözünü Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan daha çok tutan kim vardır. -Ey Müminler!- Allah ile yaptığınız bu alışveriş ile sevinin. Muhakkak ki sizler büyük bir kazanç elde ettiniz. İşte bu kazanç büyük bir kurtuluştur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
111- Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, cennet onların olması karşılığında satın almıştır. Onlar, Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah'ın yerine getirmeyi Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da taahhüt ettiği hak bir vaadidir. Kim vaadine Allah’tan daha sadık olabilir ki? O halde yapmış olduğunuz bu alışverişe sevinin. En büyük kazanç işte budur. 111. Yüce Allah, büyük bir alışveriş ve muazzam bir değiş tokuş ile ilgili olarak doğru bir haber vermekte ve gerçek bir vaadde bulunmaktadır. Bu vaat şudur: Şanı yüce Allah, bizzat kendisi “mü’minlerden canlarını ve mallarını” bunlar, satılan mala biçilen değer ve ücrettir; satılan mal ise şudur:“cennet onların olması karşılığında” yani içinde canların çektiği, gözlerin zevk aldığı türlü lezzetler, sevinçler, ferahlatıcı hususlar, güzel huriler, son derece zarif ve mükemmel köşkler bulunan cennet karşılığında “satın almıştır.” Bu alışveriş ve akdin niteliği ise şudur: Mü’minler, Allah’ın düşmanlarına karşı cihad uğrunda, O’nun adını yüceltmek ve dinini üstün kılmak için canlarını ve mallarını feda ederler. Bu maksatla da “Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler.” İşte böyle bir akit ve alışveriş, Allah tarafından kabul edilmiş ve bu kabul, çeşitli şekillerde tekid edilip pekiştirilmiştir. “Bu, Allah'ın yerine getirmeyi Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da taahhüt ettiği hak bir vaadidir” bu kitaplar, dünyada görülmüş kitapların en şereflisi, en üstünü, en mükemmelidir, en üstün ve azim sahibi peygamberler tarafından getirilmişlerdir ve hepsi de o hak vaadi ittifakla dile getirmişmiştir ki “Kim vaadine Allah’tan daha sadık olabilir ki? O halde” Ey Allah’ın size verdiği vaadin gereğini yerine getiren mü’minler! “Yapmış olduğunuz bu alışverişe sevinin!” Birbirinizi bununla müjdeleyin ve bu uğurda birbirinizi teşvik edin. “En büyük kazanç işte budur.” Ondan daha büyük kazanç ve başarı olamaz. Bundan daha üstünü olamaz; çünkü böyle bir kazanç, ebedi bir mutluluğu, sonu gelmez nimetleri ve cennet nimetlerinden çok daha büyük olan Allah’ın rızasını içermektedir. Bu alışverişin büyüklüğünü anlamak isteyen kimse, satın alanın kim olduğuna bir baksın. Zira O, aziz ve celil olan Allah’tır. Bu alışverişte verilen bedele de bir baksın ki o da verilen bedellerin en büyüğü, en değerlisi olan nimetler dolu cennetlerdir. Bu uğurda harcanan değere de bir baksın. Bu ise insanın en sevdiği şeyler olan canı ve malıdır. Bu alışveriş akdinin kimin vasıtası ile gerçekleştiğine de bir baksın ki bunlar, peygamberlerin en şereflisidir. Bu alışverişe vaadinin hangi kitaplarda yazılı olduğuna da bir baksın. Onlar, insanların en üstünleri üzerine indirilen Yüce Allah’ın kitaplarındadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bazı tefsirlerde bu âyetin Hicret’ten az önce İkinci Akabe Biatı sırasında Resûlullah ile ona destek sözü veren Medineli müslümanlar arasında geçen bir konuşma üzerine nâzil olduğuna dair bir rivayet yer almaktadır (İbn Atıyye, III, 87; Taberî iniş zamanını belirtmeksizin bu rivayetin ortak unsuru olan Abdullah b. Revâha’nın sözüne yer verir, bk. XVI, 35-36). Nakledilen bu konuşmanın anılan görüşmeler sırasında cereyan etmiş olması muhtemel olmakla beraber, âyetin içeriği ve bağlamı Tebük Seferi’ne yakın bir tarihte indiği kanaatini güçlendirici niteliktedir ve daha Mekke dönemindeyken indiğini kabul etmeye elverişli görünmemektedir (Derveze, XII, 222-223). Âyetin Medine’de Mescid-i Nebevî’de indiğini, müslümanlar tarafından büyük bir sevinçle karşılandığını ve ensardan bir kişinin yukarıda işaret edilen konuşmada geçen, “Doğrusu bu kârlı bir alışveriş! Artık ne vazgeçer ne vazgeçilmesine razı oluruz” ifadesini kullandığını belirten rivayet de bu kanaati desteklemektedir (İbn Ebû Hâtim, VI, 1886). Esasen evrendeki bütün varlıklar, bu arada insanların can ve malları Allah’ın hükümranlığı altında olmakla beraber, insanın yine ilâhî iradeyle tâbi tutulduğu sınavın bir uzantısı olarak yüce Allah “canlar”ı ve “mallar”ı müminlere izâfe etmiş, onların bu sınavdaki seçme özgürlüğüne dikkat çekmiştir. Âyette müminler için kâr, kazanç, başarı kavramlarının dünya ile sınırlı olamayacağı, mutluluk anlayışının dünyevî hazlar içine hapsedilemeyeceği fikri, satım sözleşmesi benzetmesinden yola çıkan edebî bir üslûp kullanılarak işlenmektedir. Müslümanların kritik bir durumda bulundukları sırada onları düşmana karşı savaşmaya özendiren bu âyette dahi ölümü ve öldürmeyi göze almanın ancak Allah’ın rızâsını kazanma amacını taşıdığı ve Allah’ın huzurunda yapılan bir antlaşma çerçevesinde, yani O’nun koyduğu ilkelere uygun biçimde cereyan ettiği takdirde bir değer ifade edeceğinin belirtilmesi, beşerî ihtiraslar ve dünyevî çıkarlar uğrunda canını ortaya koymanın budalaca bir cengâverlik veya sonuçları dünya hayatıyla sınırlı bir kumarbazlık, bu amaçla başkalarının canına kıymanın da altından kalkılamaz bir vebal olduğunu gösterir (Kur’an’ın öldürme konusundaki ifadeleriyle ilgili bir açıklama için bu sûrenin 5. âyetinin tefsirine bk.).
Tevbe Suresi 111. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah -Subhânehu ve Teâlâ- bol ihsanı ile çok kıymetli olan cennete karşılık kendi mülkü olmasına rağmen Müminlerden canlarını satın aldı. Öyle ki o Müminler, Allah'ın kelimesinin yüce olması için kâfirlerle savaşırlar, kâfirleri öldürürler ve kâfirler tarafından öldürülürler. Allah'ın bu husustaki vaadi doğrudur ve haktır. Bu; Musa -aleyhisselam-'a gönderilen Tevrat'ta, İsa -aleyhisselam-'a gönderilen İncil'de ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verilen Kur'an'da böyledir. Sözünü Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan daha çok tutan kim vardır. -Ey Müminler!- Allah ile yaptığınız bu alışveriş ile sevinin. Muhakkak ki sizler büyük bir kazanç elde ettiniz. İşte bu kazanç büyük bir kurtuluştur.