Diyanet İşleri
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın; Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Süleyman Ateş
Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da üstlendiği gerçek bir sözdür! Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah -Subhânehu ve Teâlâ- bol ihsanı ile çok kıymetli olan cennete karşılık kendi mülkü olmasına rağmen Müminlerden canlarını satın aldı. Öyle ki o Müminler, Allah'ın kelimesinin yüce olması için kâfirlerle savaşırlar, kâfirleri öldürürler ve kâfirler tarafından öldürülürler. Allah'ın bu husustaki vaadi doğrudur ve haktır. Bu; Musa -aleyhisselam-'a gönderilen Tevrat'ta, İsa -aleyhisselam-'a gönderilen İncil'de ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verilen Kur'an'da böyledir. Sözünü Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan daha çok tutan kim vardır. -Ey Müminler!- Allah ile yaptığınız bu alışveriş ile sevinin. Muhakkak ki sizler büyük bir kazanç elde ettiniz. İşte bu kazanç büyük bir kurtuluştur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
111- Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, cennet onların olması karşılığında satın almıştır. Onlar, Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah'ın yerine getirmeyi Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da taahhüt ettiği hak bir vaadidir. Kim vaadine Allah’tan daha sadık olabilir ki? O halde yapmış olduğunuz bu alışverişe sevinin. En büyük kazanç işte budur.
111. Yüce Allah, büyük bir alışveriş ve muazzam bir değiş tokuş ile ilgili olarak doğru bir haber vermekte ve gerçek bir vaadde bulunmaktadır. Bu vaat şudur: Şanı yüce Allah, bizzat kendisi “mü’minlerden canlarını ve mallarını” bunlar, satılan mala biçilen değer ve ücrettir; satılan mal ise şudur:“cennet onların olması karşılığında” yani içinde canların çektiği, gözlerin zevk aldığı türlü lezzetler, sevinçler, ferahlatıcı hususlar, güzel huriler, son derece zarif ve mükemmel köşkler bulunan cennet karşılığında “satın almıştır.” Bu alışveriş ve akdin niteliği ise şudur: Mü’minler, Allah’ın düşmanlarına karşı cihad uğrunda, O’nun adını yüceltmek ve dinini üstün kılmak için canlarını ve mallarını feda ederler. Bu maksatla da “Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler.” İşte böyle bir akit ve alışveriş, Allah tarafından kabul edilmiş ve bu kabul, çeşitli şekillerde tekid edilip pekiştirilmiştir. “Bu, Allah'ın yerine getirmeyi Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da taahhüt ettiği hak bir vaadidir” bu kitaplar, dünyada görülmüş kitapların en şereflisi, en üstünü, en mükemmelidir, en üstün ve azim sahibi peygamberler tarafından getirilmişlerdir ve hepsi de o hak vaadi ittifakla dile getirmişmiştir ki “Kim vaadine Allah’tan daha sadık olabilir ki? O halde” Ey Allah’ın size verdiği vaadin gereğini yerine getiren mü’minler! “Yapmış olduğunuz bu alışverişe sevinin!” Birbirinizi bununla müjdeleyin ve bu uğurda birbirinizi teşvik edin. “En büyük kazanç işte budur.” Ondan daha büyük kazanç ve başarı olamaz. Bundan daha üstünü olamaz; çünkü böyle bir kazanç, ebedi bir mutluluğu, sonu gelmez nimetleri ve cennet nimetlerinden çok daha büyük olan Allah’ın rızasını içermektedir. Bu alışverişin büyüklüğünü anlamak isteyen kimse, satın alanın kim olduğuna bir baksın. Zira O, aziz ve celil olan Allah’tır. Bu alışverişte verilen bedele de bir baksın ki o da verilen bedellerin en büyüğü, en değerlisi olan nimetler dolu cennetlerdir. Bu uğurda harcanan değere de bir baksın. Bu ise insanın en sevdiği şeyler olan canı ve malıdır. Bu alışveriş akdinin kimin vasıtası ile gerçekleştiğine de bir baksın ki bunlar, peygamberlerin en şereflisidir. Bu alışverişe vaadinin hangi kitaplarda yazılı olduğuna da bir baksın. Onlar, insanların en üstünleri üzerine indirilen Yüce Allah’ın kitaplarındadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bazı tefsirlerde bu âyetin Hicret’ten az önce İkinci Akabe Biatı sırasında Resûlullah ile ona destek sözü veren Medineli müslümanlar arasında geçen bir konuşma üzerine nâzil olduğuna dair bir rivayet yer almaktadır (İbn Atıyye, III, 87; Taberî iniş zamanını belirtmeksizin bu rivayetin ortak unsuru olan Abdullah b. Revâha’nın sözüne yer verir, bk. XVI, 35-36). Nakledilen bu konuşmanın anılan görüşmeler sırasında cereyan etmiş olması muhtemel olmakla beraber, âyetin içeriği ve bağlamı Tebük Seferi’ne yakın bir tarihte indiği kanaatini güçlendirici niteliktedir ve daha Mekke dönemindeyken indiğini kabul etmeye elverişli görünmemektedir (Derveze, XII, 222-223). Âyetin Medine’de Mescid-i Nebevî’de indiğini, müslümanlar tarafından büyük bir sevinçle karşılandığını ve ensardan bir kişinin yukarıda işaret edilen konuşmada geçen, “Doğrusu bu kârlı bir alışveriş! Artık ne vazgeçer ne vazgeçilmesine razı oluruz” ifadesini kullandığını belirten rivayet de bu kanaati desteklemektedir (İbn Ebû Hâtim, VI, 1886).
Esasen evrendeki bütün varlıklar, bu arada insanların can ve malları Allah’ın hükümranlığı altında olmakla beraber, insanın yine ilâhî iradeyle tâbi tutulduğu sınavın bir uzantısı olarak yüce Allah “canlar”ı ve “mallar”ı müminlere izâfe etmiş, onların bu sınavdaki seçme özgürlüğüne dikkat çekmiştir. Âyette müminler için kâr, kazanç, başarı kavramlarının dünya ile sınırlı olamayacağı, mutluluk anlayışının dünyevî hazlar içine hapsedilemeyeceği fikri, satım sözleşmesi benzetmesinden yola çıkan edebî bir üslûp kullanılarak işlenmektedir. Müslümanların kritik bir durumda bulundukları sırada onları düşmana karşı savaşmaya özendiren bu âyette dahi ölümü ve öldürmeyi göze almanın ancak Allah’ın rızâsını kazanma amacını taşıdığı ve Allah’ın huzurunda yapılan bir antlaşma çerçevesinde, yani O’nun koyduğu ilkelere uygun biçimde cereyan ettiği takdirde bir değer ifade edeceğinin belirtilmesi, beşerî ihtiraslar ve dünyevî çıkarlar uğrunda canını ortaya koymanın budalaca bir cengâverlik veya sonuçları dünya hayatıyla sınırlı bir kumarbazlık, bu amaçla başkalarının canına kıymanın da altından kalkılamaz bir vebal olduğunu gösterir (Kur’an’ın öldürme konusundaki ifadeleriyle ilgili bir açıklama için bu sûrenin 5. âyetinin tefsirine bk.).