TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah -Subhanehu ve Teâlâ- fecir vaktine yemin etmiştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Yemin olsun fecre, 2- On geceye, 3- Çifte ve teke, 4- Ve gelip geçtiği zaman geceye… 5- Bunlarda akıl sahibi kimseler için bir yemin değeri yok mu?
(Mekke’de inmiştir. 30 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
Görüldüğü kadarı ile kendisine yemin edilen şeyler ile hakkında yemin olunan şeyler aynıdır. Eğer yemin açıkça bilinen ve önemli bir konudaysa bu, kullanılagelen bir üsluptur. Burada da aynı durum söz konusudur. 1. Yüce Allah, gecenin sonu ve gündüzün başı durumunda olan fecr’e (tan vaktine) yemin etmektedir. Çünkü gecenin gidişi ile gündüzün gelişinde Allah azze ve celle’nin kudretinin kemaline delalet eden pek çok belgeler vardır. Ayrıca bu, Allah’ın bütün işleri bizzat kendisinin çekip çevirdiğini, O’ndan başka hiçbir kimseye ibadet etmemek gerektiğini de ortaya koymaktadır. Ayrıca fecr vaktinde oldukça faziletli, tazime layık ve Allah’ın yemin etmesine gâyet münasip düşen bir namaz (sabah namazı) da vardır. 2. Sonrasında Allah Teâlâ, on geceye yemin etmektedir. Doğru görüşe göre bu on gece, Ramazan’ın son on gecesi yahut Zilhicce ayının ilk on gecesidir. Çünkü bunlar, faziletli günleri kapsayan gecelerdir. Bunlarda başka vakitlerde olmayan türden ibadetler ve Allah’a yakınlaştırıcı ameller yapılır. Ramazan’ın son on gecesinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Bu gecelerin gündüzünde de İslâm’ın büyük rükünlerinden birisi olan Ramazan orucunun son günleri bulunmaktadır. Zilhicce’nin ilk on gününde ise Arefe günü Arafat’ta hac vakfesi yapılır. Bu vakit, Allah kullarına öyle bir mağfirette bulunur ki, bundan dolayı şeytan oldukça kederlenir. O nedenle şeytan, başka hiçbir vakitte Arefe gününde olduğu kadar hakir ve zelil görülmemiştir. Buna sebep ise onun indiklerini gördüğü melekler ve Allah’ın kullarına ihsan ettiğini gördüğü büyük rahmetidir. Hac ve umre amellerinin pek çoğu da bu günlerde gerçekleştirilir. İşte bunlar muazzam şeylerdir, Allah’ın kendilerine yemin edeceği kadar değerlidirler. 4. “Ve gelip geçtiği zaman geceye” yani geldiği, kullarının üzerine karanlığını gerdiği, kulların hareketten kesilerek Allah’ın rahmet ve hikmeti gereği huzur ile dinlenmeye çekildikleri vakit olan geceye… 5. “Bunlarda” sözü edilen bu hususlarda “akıl sahibi kimseler için bir yemin değeri yok mu?” Evet; kalbi bulunan yahut hazır bulunup candan kulak veren kimseler için bunların birisi dahi yeterlidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Şafak vakti” diye çevirdiğimiz fecr kelimesi masdar olarak “tan yerinin ağarması”, isim olarak belirttiğimiz anlamı yanında, “sabah aydınlığı, şafak vakti, tan yerinin ağarma zamanı” gibi anlamlara gelmektedir. Tan yerinin ağarma zamanı ortalığın aydınlanmaya, canlıların da uyanmaya başlaması, bir çeşit yeniden dirilmeye benzediği için yüce Allah sabah aydınlığına yemin ederek aşağıda anlatılacak konulara dikkat çekmiştir (Râzî, XXXI, 161; ayrıca krş. Tekvîr 81/18). 2. âyette geçen on gecenin, hac ayı olan zilhiccenin ilk on gecesi, hicrî yılın birinci ayı olan muharremin ilk on gecesi, ramazanın ilk veya son on gecesi olduğu yönünde değişik rivayetler vardır. Ancak birinci mâna tercihe daha uygundur. Çünkü bu sûre Mekke’de indiğine, ramazan orucu ise Medine’de farz kılındığına göre ikinci ve üçüncü şıklardaki günler sûrenin indiği dönemde özel bir önem taşımıyordu. Zilhiccenin ilk on günü ise sûrenin inmesinden önce de Araplar’da kutsal sayılıyordu.
3. âyette geçen “çift ve tek”ten neyin kastedildiği konusunda da farklı yorumlar bulunmakla birlikte, çift olanıyla tek olanıyla bütün varlıklar üzerine yemin edildiğini söylemek en uygun olanıdır. Çünkü varlık yokluğa göre bizâtihî bir değerdir. Nitekim İslâm düşünce tarihinde varlık hayır, yokluk şer kabul edilmiştir. Ayrıca burada belli varlıklardan ziyade bu kavramlara (tek ve çift) dikkat çekildiği; mutlak tek olan Allah’ın dışında “tek”in bulunmadığı, tek gözüken yaratılmış varlıkların ortak özelliklerinin bulunması itibariyle çift ve benzer olduklarına işaret edildiği de söylenebilir (bilgi için bk. Şevkânî, V, 506; Ateş, X, 457). 4. âyette zikredilen “geçip gitmekte olan gece”nin, “Müzdelife gecesi” veya “bayram gecesi” olduğu söylenmiştir (bk. Elmalılı, VIII, 5797). Ancak ifadenin mutlaklığını ve başka pek çok âyette birçok kozmik varlık ve olaylara, belirleme yapılmaksızın yemin edildiğini dikkate alarak bunu da bütün geceler olarak anlamak daha uygun olur.
5. âyetteki “Aklı olan kimse için bunlar yemine konu olacak kadar önemli değil midir?” cümlesinin başında aslında soru edatı bulunmakla birlikte bunun, kesinlik edatı olan “kad” anlamıyla kullanıldığı konusunda görüş birliği vardır. Bu ifade tarzı, yukarıda kendilerine yemin edilen varlıkların çok önemli varlıklar olduğunu gösterir. Uygun olan her türlü takdire açık olsun diye yeminlerin cevabı yani ne maksatla yemin edildiği belirtilmemiştir. Müfessirlere göre Allah Teâlâ bu dört âyette kendi katında önemli olan varlıklara yemin ederek öldükten sonra dirilme, kıyamet, hesap, ceza ve mükâfatın gerçekleşeceğini vurgulamıştır; yahut yeminin cevabı “Çünkü rabbin her şeyi yakından izlemektedir” meâlindeki 14. âyettir. Bu da şöyle yorumlanmıştır: Yukarıda sayılanlara yemin olsun ki rabbin her şeyi yakından izlemektedir; hiçbir şey O’nun bilgisi dışında değildir; O, bütün yapıp ettiklerinizi bilmektedir ve karşılığını ceza veya ödül olarak verecektir” (Şevkânî, V, 507).
“Akıl” mânasında kullanılan hıcr kelimesinin kök anlamı “engellemek”tir, akıl kavramının sözlük anlamı da aynıdır. Akıl, insanı yanlış bilgi ve düşünceden, kötü davranışlardan alıkoyma yeteneğine sahip olduğu için ona bu isim verilmiştir. Buna göre âyet, genel olarak ilâhî bildirimlerin, özellikle de bu âyetlerde üzerlerine yemin edilen doğal varlık ve olayların anlam ve değerini, Allah’ın neden bu varlıklar üzerine yemin ettiğini, insanın ancak aklını doğru kullanarak anlayabileceğini ifade etmektedir.