Önceki ayet· 88:16Sonraki ayet· 88:18

Gâşiye Suresi 17. Ayet· 88:17

↗ Gâşiye suresi
Mekki
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلۡإِبِلِ كَيۡفَ خُلِقَتۡ
Bakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmış?
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmış?
Elmalılı Hamdi Yazır
Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı!
Süleyman Ateş
Bakmıyorlar mı develere, nasıl yaratılmış?
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
Then do they not look at the camels - how they are created
Fransızca
Ne considèrent-ils donc pas les chameaux, comment ils ont été créés
İspanyolca
¿Acaso no reflexionan [los que niegan la verdad] en la maravillosa creación del camello
Rusça
Неужели они не видят, как созданы верблюды
Endonezce
Maka tidakkah mereka memperhatikan unta, bagaimana diciptakan
Bengalce
তারা কি উষ্ট্রের প্রতি লক্ষ্য করে না যে, তা কিভাবে সৃষ্টি করা হয়েছে
Çince
难道他们不观察吗?骆驼是怎样造成的,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah’ın deveyi nasıl yarattığına ve âdemoğlunun hizmetine sunduğuna düşünerek bakmazlar mı?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
17- Onlar hiç bakmıyorlar mı devenin nasıl yaratıldığına; 18- Göğün nasıl yükseltildiğine; 19- Dağların nasıl dikildiğine; 20- Ve yerin nasıl yayılıp döşendiğine? 21- O halde sen öğüt ver! Zaten sen ancak bir öğüt vericisin. 22- Onları (imana zorlayacak) bir zorba değilsin. 23- Ancak kim yüz çevirip inkâr ederse; 24- Allah ona en büyük azap ile azap eder. 25- Şüphesiz onların dönüşleri, yalnız Bizedir. 26- Sonra hesaplarını görmek de şüphesiz Bize aittir. 17. Yüce Allah, Rasûlünü sallallahu aleyhi ve sellem tasdik etmeyenleri ve onların dışındaki diğer insanları, Allah’ın vahdaniyetine delil teşkil eden varlıklar üzerinde düşünmeye teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır: "Onlar hiç bakmıyorlar mı devenin nasıl yaratıldığına?” Yani devenin bu harikulade yaratılışına, Allah’ın onu kulların emrine nasıl verdiğine, zorunlu olarak ihtiyaç duydukları pek çok faydaları için bu hayvanları onlara nasıl amade kıldığına ibret gözüyle bakmazlar mı? 18-19. “Göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine?” Dağlar, göz kamaştırıcı bir şekildedirler. Onlar vasıtası ile yeryüzünün dengesi ve istikrarı sağlanmış, bu sayede o, çalkalanmaktan korunarak sağlam ve dengeli kılınmıştır. Allah, onlara pek çok faydalı vazifeler yüklemiş bulunmaktadır. 20. “Ve yerin nasıl yayılıp döşendiğine?” Yer alabildiğine geniş bir şekilde yayılıp döşenmiştir. Kulların, sırtında yerleşebilmeleri, orayı son derece kolaylıkla ekip biçmeleri, orada ağaç dikmeleri, üzerinde bina yapmaları, yollarında gitmeleri vb. gibi imkânlara sahip bir şekilde yaratıldığını görmezler mi? Şunu bilelim ki yerin yayılıp döşenmiş olması, onun yuvarlak ve küresel olmasına aykırı değildir. Zaten nakil, akıl, duyu ve gözlem de buna delildir. Nitekim bu pek çok kimse tarafından özellikle de bu dönemlerde bilinen bir husustur. Çünkü günümüzde insanlar, Allah’ın onlara bağışladığı uzağı yakınlaştıran pek çok araç sayesinde yeryüzünün dört bir yanını bilmektedirler. Yayıp döşeme, ancak oldukça küçük cisimlerin yuvarlak olmasına aykırıdır. Zira bu küçük cisimler eğer yayılacak olursa söz edilmeye değer bir yuvarlıklıkları kalmaz. Ama oldukça büyük ve geniş olan yeryüzüne gelince o, hem yuvarlak hem de yayılmış bir cisimdir ve uzman kimselerin de bildikleri gibi bu iki husus, birbirine aykırı değildir. 21-22. “O halde sen öğüt ver! Zaten sen ancak bir öğüt vericisin.” İnsanlara öğüt ver, onları korkutup uyar ve müjdele! Çünkü sen, insanları Allah’ın yoluna davet etmek, onlara öğüt vermek üzere gönderildin. Onların üzerine musallat edilmiş bir zorba olarak gönderilmedin. Amellerinin bekçisi de değilsin. Sen üzerine düşeni yerine getirdikten sonra artık gerisine aldırma; zira bundan sonra senin kınanman söz konusu değildir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Sen onları (imana zorlayacak) bir zorba değilsin. O halde sen Benim tehdidimden korkanlara Kur’ân ile öğüt ver.”(Kâf, 50/45) 23-24. “Ancak kim” Allah’a itaatten “yüz çevirip” Allah’ı “inkâr ederse Allah ona en büyük” çetin, ağır ve sürekli “azap ile azap eder.” 25. “Şüphesiz” bütün yaratılmışların hepsinin Kıyamet gününde “dönüşleri yalnız Bizedir.” 26. “Sonra” hayır olsun, şer olsun bütün yaptıklarının “hesaplarını görmek de şüphesiz Bize aittir.” Ğâşiye Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Allah’a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Öldükten sonra dirilmenin mümkün olmadığını iddia eden inkârcılara cevap veren bu ve bundan sonraki sorulu ifadelerde, çevrelerini kuşatan doğal varlık ve olaylardaki ilâhî kudretin tecellilerine muhatapların dikkati çekilerek öldükten sonra dirilmenin mümkün olduğu anlatılmaktadır. Evrendeki her şey Allah’ın kudretini göstermekle birlikte Kur’an’ın ilk muhataplarının en çok sevdikleri ve sahip olmak istedikleri mal deve olduğu için önce onun yaratılışına dikkatleri çekilerek ibret almaları istenmektedir. Dayanıklılığı, binme kolaylığı, taşıma gücü; etinden, sütünden ve yününden istifade edilmesi gibi özellikleri deveyi çöl ortasında yaşayan insanlar için vazgeçilmez bir değer haline getirmiştir. Kuşkusuz burada Kur’an’ın ilk muhatapları olan Araplar için taşıdığı büyük önemden dolayı deveden söz edilmiş olup bu yalnızca bir örnektir. Asıl maksat ise insanlar için benzer şekilde değer ifade eden canlısıyla cansızıyla çeşitli nimetleri yaratmış olan Allah’ın üstün gücünü ve lütufkârlığını hatırlatmaktır. “Deve” diye çevirdiğimiz ibil kelimesinin “yağmur yüklü bulut” anlamına geldiği, âyette bu anlamın kastedilmiş olabileceği de belirtilmiştir (bk. Zemahşerî, IV, 247; Kurtubî, XX, 35).
Gâşiye Suresi 17. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah’ın deveyi nasıl yarattığına ve âdemoğlunun hizmetine sunduğuna düşünerek bakmazlar mı?