Diyanet İşleri
Ve kendisine yaraştığı üzere Rabbini(n buyruğunu) dinlediği zaman!
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirişine araç kılındığı zaman!
Süleyman Ateş
Ve kendisine yaraştığı üzere Rabbini(n buyruğunu) dinlediği zaman!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ve Rabbini boyun eğip, dinlediği zaman. Zira kendisine yaraşan budur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Gök yarıldığı; 2- Ve Rabbini dinleyip boyun eğdiği zaman ki zaten ona lâyık olan da budur. 3- Yeryüzü de serilip dümdüz edildiği; 4- İçinde ne varsa dışarıya atıp boşaldığı; 5- Ve Rabbine boyun eğdiği zaman ki zaten ona layık olan da budur. 6- Ey insan! Gerçekten sen Rabbine doğru durmadan. Sonunda O’na kavuşacaksın. 7- Amel defteri sağ tarafından verilecek kimseye gelince; 8- O, kolay bir hesap ile hesaba çekilecek, 9- Ve ailesine sevinç içinde dönecektir. 10- Kitabı arka tarafından verilecek kimseye gelince; 11- O, ölümü çağıracaktır. 12- Ve alevli bir ateşi boylayacaktır. 13- Çünkü o, ailesi arasında neşeliydi. 14- Çünkü o, asla (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı. 15- Hayır! Şüphe yok ki Rabbi onu çok iyi görüyordu.
(Mekke’de inmiştir. 25 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Yüce Allah, Kıyamet gününde pek büyük cisimlerde meydana gelecek değişiklikleri açıklayarak şöyle buyurmaktadır: "Gök yarıldığı” çatlayıp birbirinden ayrıldığı, yıldızların etrafa saçıldığı, güneş ve ayın ışığının söndürüldüğü; 2. “Ve Rabbini dinleyip boyun eğdiği zaman” O’nun emrini dinlediği, hitabına pür dikkat dikkatle kulak verdiği zaman; “ki zaten ona layık olan da budur.” Ona bu yakışır. Çünkü o, pek büyük ve yüce, emrine karşı gelinmeyen, hükmüne aykırı hareket edilemeyen mutlak egemenin emri altındadır ve O’nun tarafından idare olunmaktadır.
3. “Yeryüzü de serilip dümdüz edildiği” yani sarsıldığı, çalkalandığı, üzerindeki dağları savrulup üzerinde bulunan bina ve yükseklikler dümdüz edildiği, Allah’ın onu alabildiğine geniş bir hale gelinceye kadar ve insanların çokluğuna rağmen hesap için durduklarında hepsini içine alacak kadar genişlettiği, üzerinde herhangi bir çukur ve tümsek görülmeyecek şekilde dümdüz bir hale getirildiği zaman; 4-5. “İçinde” ölüler ve hazineler türünden “ne varsa dışarıya atıp” onlardan sıyrılarak “boşaldığı” zaman; çünkü Sûra üfürülecek, ölüler kabirlerinden yerin üzerine çıkacaklar. Yeryüzü, hazinelerini dışarı atacak ve bu hazineler, herkes tarafından görülecek şekilde pek büyük bir dağ gibi ortaya çıkacak, onlar da dünyada iken uğrunda yarışıp durdukları bu şeyler için pişmanlık duyacaklardır.
6. “Ey insan! Gerçekten sen çalışıp çabalamakta, sonu Rabbine varan bir yolda ilerlemektesin. Sonunda da (çalışmanın karşılığını almak üzere) O’na kavuşacaksın.” Yani sen, Allah’a doğru gitmektesin. Ya O’nun emirlerini ya da yasaklarını işlemektesin. Ya hayır işleyerek yahut şer yaparak O’na doğru yaklaşmaktasın. Sonra da Kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkacaksın. O da ya lütfu ile yahut da adaleti ile sana muamele edip amellerinin karşılığını verecektir. Eğer mutlu ve bahtiyar (cennetlik) bir kimse isen lütfuna kavuşaca, yok eğer bedbaht (cehennemlik) bir kimse isen adaleti gereği ceza göreceksin. İşte bundan dolayı devamla amellerin karşılıkları ile ilgili geniş açıklamaların söz konusu edildiğini görüyoruz:
7-8. “Amel defteri sağ tarafından verilecek kimseye gelince” bunlar, bahtiyar/cennetlik kimselerdir “o, kolay bir hesap ile hesaba çekilecek.” Bu da amelleri Yüce Allah’a kolay bir şekilde sunulmakla gerçekleşecektir. Yüce Allah, ona günahlarını tek tek söyletecek. Nihâyet kul, artık helâk olacağına kanaat getirdiği anda Yüce Allah, ona şöyle diyecek:“Dünyada iken ben bunları örtmüştüm. İşte bugün de senin için onları yine örtüyorum.” 9. “Ve” cennette “ailesine sevinç içinde dönecektir.” Çünkü azaptan kurtulmuş ve mükâfatı elde etmiş olacaktır.
10-12. “Kitabı arka tarafından” yani arkasından sol eline “verilecek kimseye gelince; o” rezillik ve rüsvaylıktan, Kitabında göreceği dünyada iken işlemiş olup da kendilerinden tevbe etmemiş olduğu amellerinden ötürü “ölümü çağıracaktır ve alevli bir ateşi boylayacaktır.” Alevli ateş, her bir yandan onu çepeçevre kuşatacak ve ateş azabında evirilip çevirilecektir. Bunun sebebine gelince: 13. “Çünkü o ailesi arasında neşeliydi.” Öldükten sonra diriliş hatırına bile gelmezdi. Fakat bu, onun bir yanılgısı idi. Rabbinin huzuruna döndürülmeyeceğini ve O’nun huzurunda hesap için durdurulmayacağını sanırdı. 15. “Hayır, şüphe yok ki Rabbi onu çok iyi görüyordu.” Rabbinin onu başıboş bırakması, ona emir ve yasaklar buyurmaması, iyiliklerine mükâfat, kötülüklerine de ceza vermemesi hiçbir şekilde uygun düşmezdi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an, muhtelif âyetlerde kıyametin kopma zamanıyla ilgili bilginin Allah’a mahsus gayb bilgilerinden olduğunu, O’nun dışında, melekler dahil hiç kimsenin bu konuda bilgi sahibi olmadığını ifade ederken (meselâ bk. A‘râf 7/187; Lokmân 31/34; Fussılet 41/47); burada olduğu gibi birçok sûrede kıyametin nasıl kopacağına dair tasvirlerde bulunmakta, bir taraftan evrenin yok oluşuyla diğer taraftan da insanların bilinen bir hayattan başka bir hayata intikalleri esnasında karşılaşacakları dehşet dolu manzaralarla ilgili etkileyici anlatımlara yer vermektedir. Bu âyetlerde de kıyametin kopması esnasında göklerde ve yerde meydana gelecek değişiklikler tasvir edilerek kıyamet günü hakkında Tekvîr ve İnfitâr sûrelerinde anlatılanlar pekiştirilmektedir. Asıl maksat ise insanları uyarma ve onları şimdiden o gün için hazırlık yapmaya teşvik etmektir.
1-2. âyetlerden kıyametin kopma zamanı geldiğinde gökteki yıldızların Allah’ın emrine boyun eğerek yörüngelerinden çıkıp birbirine çarpmak suretiyle parçalanacakları anlaşılmaktadır. 3. âyette zikredilen “yerin dümdüz edilmesi” olayını İbn Âşûr (XXX, 219-220) üç şekilde açıklamıştır: 1. Derinin gerilip düzeltildiği gibi yeryüzündeki dağ ve tepelerin yok edilmesi sonucu dümdüz hale getirilmesi (krş. Tâhâ 20/105-107); 2. Şiddetli deprem sebebiyle yeryüzünde meydana gelecek olan yarılma ve lav püskürmesi gibi jeolojik değişimler neticesinde yeryüzü alanının genişlemesi; 3. Yerin küresel şeklinin bozularak uzun bir şekil alması. Bu ve benzeri değişikliklerin evrendeki genel düzenin bozulmasının doğal bir sonucu olarak meydana geleceği düşünülebilir. 4-5. âyetlerde yeryüzünde meydana gelecek bu değişiklikler sonunda yerin, içindeki ölüleri, maden ve diğer şeylerden ne varsa hepsini dışarı fırlatacağı bildirilmektedir (krş. Tekvîr 81/1-6; İnfitâr 82/1-5). 1-5. âyetlerde kıyamet tasvir edilirken “izâ” edatıyla “şöyle olduğunda” şeklinde şart cümleleri sıralanmışsa da bunların cevabı muhatabın anlayışına bırakılmıştır; tefsirlerde bu noktanın izahı için “herkes yaptığının karşılığını görecektir” veya “artık olan olmuş, işi işten geçmiştir, ondan sonra neler olacağını düşünün!” gibi mânaların takdir edildiği görülmektedir.