Diyanet İşlerien ayrışan
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
O, ailesi içinde sevinçli idi.
Süleyman Ateş
Çünkü o, (dünyada) ailesi arasında (şımarık ve) sevinçli idi.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz o, içinde bulunduğu küfür ve günahlar sebebiyle dünyada ailesinin yanında sevinç içindeydi.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Gök yarıldığı; 2- Ve Rabbini dinleyip boyun eğdiği zaman ki zaten ona lâyık olan da budur. 3- Yeryüzü de serilip dümdüz edildiği; 4- İçinde ne varsa dışarıya atıp boşaldığı; 5- Ve Rabbine boyun eğdiği zaman ki zaten ona layık olan da budur. 6- Ey insan! Gerçekten sen Rabbine doğru durmadan. Sonunda O’na kavuşacaksın. 7- Amel defteri sağ tarafından verilecek kimseye gelince; 8- O, kolay bir hesap ile hesaba çekilecek, 9- Ve ailesine sevinç içinde dönecektir. 10- Kitabı arka tarafından verilecek kimseye gelince; 11- O, ölümü çağıracaktır. 12- Ve alevli bir ateşi boylayacaktır. 13- Çünkü o, ailesi arasında neşeliydi. 14- Çünkü o, asla (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı. 15- Hayır! Şüphe yok ki Rabbi onu çok iyi görüyordu.
(Mekke’de inmiştir. 25 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Yüce Allah, Kıyamet gününde pek büyük cisimlerde meydana gelecek değişiklikleri açıklayarak şöyle buyurmaktadır: "Gök yarıldığı” çatlayıp birbirinden ayrıldığı, yıldızların etrafa saçıldığı, güneş ve ayın ışığının söndürüldüğü; 2. “Ve Rabbini dinleyip boyun eğdiği zaman” O’nun emrini dinlediği, hitabına pür dikkat dikkatle kulak verdiği zaman; “ki zaten ona layık olan da budur.” Ona bu yakışır. Çünkü o, pek büyük ve yüce, emrine karşı gelinmeyen, hükmüne aykırı hareket edilemeyen mutlak egemenin emri altındadır ve O’nun tarafından idare olunmaktadır.
3. “Yeryüzü de serilip dümdüz edildiği” yani sarsıldığı, çalkalandığı, üzerindeki dağları savrulup üzerinde bulunan bina ve yükseklikler dümdüz edildiği, Allah’ın onu alabildiğine geniş bir hale gelinceye kadar ve insanların çokluğuna rağmen hesap için durduklarında hepsini içine alacak kadar genişlettiği, üzerinde herhangi bir çukur ve tümsek görülmeyecek şekilde dümdüz bir hale getirildiği zaman; 4-5. “İçinde” ölüler ve hazineler türünden “ne varsa dışarıya atıp” onlardan sıyrılarak “boşaldığı” zaman; çünkü Sûra üfürülecek, ölüler kabirlerinden yerin üzerine çıkacaklar. Yeryüzü, hazinelerini dışarı atacak ve bu hazineler, herkes tarafından görülecek şekilde pek büyük bir dağ gibi ortaya çıkacak, onlar da dünyada iken uğrunda yarışıp durdukları bu şeyler için pişmanlık duyacaklardır.
6. “Ey insan! Gerçekten sen çalışıp çabalamakta, sonu Rabbine varan bir yolda ilerlemektesin. Sonunda da (çalışmanın karşılığını almak üzere) O’na kavuşacaksın.” Yani sen, Allah’a doğru gitmektesin. Ya O’nun emirlerini ya da yasaklarını işlemektesin. Ya hayır işleyerek yahut şer yaparak O’na doğru yaklaşmaktasın. Sonra da Kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkacaksın. O da ya lütfu ile yahut da adaleti ile sana muamele edip amellerinin karşılığını verecektir. Eğer mutlu ve bahtiyar (cennetlik) bir kimse isen lütfuna kavuşaca, yok eğer bedbaht (cehennemlik) bir kimse isen adaleti gereği ceza göreceksin. İşte bundan dolayı devamla amellerin karşılıkları ile ilgili geniş açıklamaların söz konusu edildiğini görüyoruz:
7-8. “Amel defteri sağ tarafından verilecek kimseye gelince” bunlar, bahtiyar/cennetlik kimselerdir “o, kolay bir hesap ile hesaba çekilecek.” Bu da amelleri Yüce Allah’a kolay bir şekilde sunulmakla gerçekleşecektir. Yüce Allah, ona günahlarını tek tek söyletecek. Nihâyet kul, artık helâk olacağına kanaat getirdiği anda Yüce Allah, ona şöyle diyecek:“Dünyada iken ben bunları örtmüştüm. İşte bugün de senin için onları yine örtüyorum.” 9. “Ve” cennette “ailesine sevinç içinde dönecektir.” Çünkü azaptan kurtulmuş ve mükâfatı elde etmiş olacaktır.
10-12. “Kitabı arka tarafından” yani arkasından sol eline “verilecek kimseye gelince; o” rezillik ve rüsvaylıktan, Kitabında göreceği dünyada iken işlemiş olup da kendilerinden tevbe etmemiş olduğu amellerinden ötürü “ölümü çağıracaktır ve alevli bir ateşi boylayacaktır.” Alevli ateş, her bir yandan onu çepeçevre kuşatacak ve ateş azabında evirilip çevirilecektir. Bunun sebebine gelince: 13. “Çünkü o ailesi arasında neşeliydi.” Öldükten sonra diriliş hatırına bile gelmezdi. Fakat bu, onun bir yanılgısı idi. Rabbinin huzuruna döndürülmeyeceğini ve O’nun huzurunda hesap için durdurulmayacağını sanırdı. 15. “Hayır, şüphe yok ki Rabbi onu çok iyi görüyordu.” Rabbinin onu başıboş bırakması, ona emir ve yasaklar buyurmaması, iyiliklerine mükâfat, kötülüklerine de ceza vermemesi hiçbir şekilde uygun düşmezdi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Ayetteki “kitap”tan maksat, kişinin dünya hayatında yapmış olduğu iyi veya kötü amellerle ilgili bilgileri içeren “amel defteri”dir. “Kitabı sağından verilenler” ise müminlerdir. Kur’an-ı Kerîm, insanların dünyada yapmış oldukları doğru-yanlış, hayır-şer, iyi-kötü her türlü inanç, söz ve davranışların görevli melekler tarafından anında kaydedildiğini bildirmektedir (yine bk. Kāf 50/17; İnfitâr 82/10-13). İşte amellerin kaydedildiği bu defterler âhirette ortaya konulacak (bk. Kehf 18/49), cennetliklere sağından, cehennemliklere de solundan veya arkasından verilerek, kişiye kitabını kendisinin okuması emredilecektir (bk. İsrâ 17/14; Vâkıa 56/1-10). Birçok kültürde olduğu gibi Kur’an’ın ilk muhatapları olan Araplar’ın kültüründe de “sağ” kavramı iyi, hayırlı, uğurlu şeyleri ifade ettiği için burada da iyilerin ödülleri olarak sembolik bir anlam taşımaktadır. Sonuçta kitabın sağdan verilmesi, kişinin mutlu olacağını ifade eder. Bunlar dünyada Allah’ın rızâsına uygun hareket ettikleri için hesapları kolay olur. Hz. Peygamber kolay hesabın, ince elenip sık dokunmadan yapılan bir yoklama olduğunu ifade etmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 84). Bu sebeple kitabı sağından verilen kimse sevinçli ve mutlu olarak yakınlarına döner. Yakınlarından maksadın ne olduğu hususunda, cennette olan komşuları, aynı nimet ve ikramlara nâil olan cennet arkadaşları, kendisinden önce cennete gitmiş olan dünyadaki eş ve çocukları vb. değişik açıklamalar yapılmıştır. Bütün bunların ortak noktası, Yüce Allah tarafından ödüle lâyık görülmüş saygın bir kişi olmanın mutluluğunu yaşayacak olmasıdır (meselâ bk. Şevkânî, V, 472).
Kitabın arkadan veya sol tarafından verilmesi de kişinin inkârcı ve bedbaht olduğunu ifade eder. 11. âyette belirtildiği üzere bu sonunculara amel defterleri verildiğinde “Eyvah! Keşke bana kitabım verilmeseydi de hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!” diyerek acı içinde kıvranacaklar (bk. Hâkka 69/25-26), ölüp yok olmayı temenni edeceklerdir. Ancak 12. âyette âhiretteki pişmanlığın fayda vermeyeceği ve cezalarını çekmek üzere cehenneme girecekleri ifade edilmiştir. Çünkü bunlar dünyada Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, O’nun rızâsına uygun hareket etmeyen ve rablerine hiç dönmeyeceklermiş gibi sorumsuzluk içinde yaşayan, kısacık hayatlarını sadece zevk ve eğlence içerisinde geçirerek israf eden kimselerdir. Oysa 15. âyette belirtildiği üzere yüce Allah insanı görüp gözetlemekte ve bütün yapıp ettiklerini izlemektedir, âhiretteki karşılığını da buna göre verecektir.