Önceki ayet· 70:39Sonraki ayet· 70:41

Meâric Suresi 40. Ayet· 70:40

↗ Meâric suresi
Mekki
فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter:
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter:
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
İş, onların sandığı gibi değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki, biz gerçeketen gücü yetenleriz;
Süleyman Ateş
Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter:
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.6%
İngilizce
So I swear by the Lord of [all] risings and settings that indeed We are able
Fransızca
Eh Non!... Je jure par le Seigneur des Levants et des Couchants que Nous sommes Capable
İspanyolca
¡Pues no! Juro por el Señor de los diferentes levantes y ponientes del Sol que tengo poder
Rusça
Клянусь Господом востоков и западов! Мы способны
Endonezce
Maka Aku bersumpah demi Tuhan yang mengatur tempat-tempat terbit dan terbenamnya (matahari, bulan dan bintang), sungguh, Kami pasti mampu
Bengalce
আমি শপথ করছি উদয়াচল ও অস্তাচলসমূহের পালনকর্তার, নিশ্চয়ই আমি সক্ষম
Çince
不然,我以一切东方和西方的主盟誓,我确是全能的,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Doğunun, batının, Güneş'in, Ay'ın ve bütün yıldızların Rabbi olan Yüce Allah, kendisi adına yemin ederek demiştir ki; “Şüphesiz bizim gücümüz yeter.''
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
40,41- Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki Biz, onların yerine onlardan hayırlı olanları getirmeye kesinlikle kadiriz ve Biz kesinlikle aciz değiliz. 42- O halde bırak onları tehdit edildikleri güne kavuşuncaya kadar (batıl işlerine) dalıp oyalansınlar 43- O gün onlar sanki dikili bir hedefe hızla gidiyorlarmış gibi kabirlerinden süratle çıkarlar. 44- Gözleri öne düşmüş, kendilerini de bir zillet kaplamış olacak. İşte bu, onların (dünyadayken) tehdit edildikleri gündür. 40-41. Bu buyrukla Yüce Allah güneşin, ayın ve yıldızların doğdukları ve battıkları yerlere yemin etmektedir. Çünkü bunlar, öldükten sonra dirilişe ve Allah’ın onların benzerlerini bizzat oldukları halleri ile getirmeye kadir olduğuna dair apaçık delil ve belgeler ihtiva etmektedirler. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“…sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmaktan (da aciz değiliz).”(el-Vâkıa, 56/61)“Ve Biz kesinlikle aciz değiliz.” Bizim tekrar yaratmayı dilediğimiz hiç kimse bizden kaçamaz ve Bizi âciz bırakamaz. 42. Öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılığının verileceğinin kesinliği açıkça ortaya çıktığına göre bunlar yalanlamayı sürdürecek ve Allah’ın âyetlerine boyun eğmemeye devam edecek olurlarsa “O halde bırak onları tehdit edildikleri güne kavuşuncaya kadar (batıl işlerine) dalıp oyalansınlar.” Batıl sözlere, bozuk inançlara dalıp gitsinler. Dinleri ile oyalansınlar. Yesinler, içsinler, davarlar gibi faydalansınlar. Şüphesiz Allah onlara o günde öyle ibretli cezalar ve intikamlar hazırlamıştır ki bunlar, onların batıla dalıp oyalanmalarının bir sonucudur. 43. Daha sonra Yüce Allah, yaratılmışların kendilerine haber verilen günle karşılaşacakları vakit hallerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O gün onlar sanki dikili bir hedefe hızla gidiyorlarmış gibi” davet edenin çağrısına uyarak “kabirlerinden süratle çıkarlar.” Onlar, bu koşuşlarıyla sanki belli bir işarete, alamete doğru gidiyorlar gibidirler. Bu halde davetçinin çağrısına karşı gelme veya başka bir tarafa sapma imkânını bulamayacaklardır. Aksine âlemlerin Rabbinin huzuruna zelil ve emre boyun eğmiş olarak geleceklerdir. 44. “Gözleri öne düşmüş, kendilerini de bir zillet kaplamış olacak.” Çünkü bu zillet ve endişe kalplerini büsbütün sarmış ve istila etmiş olacaktır. Bundan dolayı gözleri aşağı doğru bakacak, hareketsiz kalacaklar ve sesleri kesilmiş olacaktır. "İşte bu” hal ve âkıbet “onların (dünyadayken) tehdit edildikleri gündür.” Allah’ın vaadini de tehdidini de eksiksiz yerine getirmesi ise kaçınılmaz bir şeydir. Meâric Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamd-ü senâlar olsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Doğular ve batılar” ifadesi, güneş, ay ve yıldızların doğduğu ve battığı noktalar yanında, yıl boyunca güneşin doğduğu ve battığı ufuktaki farklı noktaları da kapsar. Yüce Allah’ın bu şekilde yıldızların doğduğu ve battığı yerlere yemin etmesi O’nun evrendeki bütün yörünge hareketlerine hâkimiyetini ve sonsuz kudretini gösterir. “Onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter” şeklinde çevirdiğimiz cümleyi müfessirler iki türlü yorumlamışlardır: a) Bu muazzam evreni yaratan ve onun yönetimine hakim olan sonsuz kudret, inkârcıları yok edip onların yerine, kendisine iman edip emir ve yasaklarına uyan kullar da getirir, hiçbir güç buna engel olamaz. b) Bundan maksat yüce Allah’ın, insanları öldükten sonra dirilttiğinde onları dünyadaki yaratılışlarından daha sağlam ve ebedî hayata elverişli olabilecek şekilde yaratmasıdır (İbn Âşûr, XXIX, 180).
Meâric Suresi 40. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Doğunun, batının, Güneş'in, Ay'ın ve bütün yıldızların Rabbi olan Yüce Allah, kendisi adına yemin ederek demiştir ki; “Şüphesiz bizim gücümüz yeter.''