Önceki ayet· 67:28Sonraki ayet· 67:30

Mülk Suresi 29. Ayet· 67:29

↗ Mülk suresi
Mekki
قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "O çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Rahman'dır O, O'na inandık biz ve yalnız O'na güvendik. Yakında bileceksiniz kimmiş apaçık sapıklığın içinde."
Süleyman Ateşen ayrışan
De ki: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.6%
İngilizce
Say, "He is the Most Merciful; we have believed in Him, and upon Him we have relied. And you will [come to] know who it is that is in clear error
Fransızca
Dis: «C'est Lui, le Tout Miséricordieux. Nous croyons en Lui et c'est en Lui que nous plaçons notre confiance. Vous saurez bientôt qui est dans un égarement évident»
İspanyolca
Diles: "Él es el Misericordioso, creemos en Él y en Él depositamos nuestra confianza. Ya verán [el Día del juicio] quién es el que está en un error evidente
Rusça
Скажи: «Он - Милостивый! Мы уверовали в Него и уповаем только на Него, и вы узнаете, кто пребывает в очевидном заблуждении»
Endonezce
Katakanlah, "Dialah Yang Maha Pengasih, kami beriman kepada-Nya dan kepada-Nya kami bertawakal. Maka kelak kamu akan tahu siapa yang berada dalam kesesatan yang nyata
Bengalce
বলুন, তিনি পরম করুণাময়, আমরা তাতে বিশ্বাস রাখি এবং তাঁরই উপর ভরসা করি। সত্ত্বরই তোমরা জানতে পারবে, কে প্রকাশ্য পথ-ভ্রষ্টতায় আছে।
Çince
你说:“他是至仁主,我们已信仰他,我们只托靠他。你们将知道谁在明显的迷误中。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- O müşriklere de ki: “O, sizi bir tek kendine ibadet etmeye davet eden Rahman’dır. Biz, bir tek ona iman ettik ve işlerimizde bir tek ona güvendik. Dosdoğru yolda olan kimselerden ayrılarak apaçık dalalete düşenin kimlerin olduğunu -kaçınılmaz olarak- öğreneceksiniz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
27- O (azabı) yakından gördüklerinde kâfirlerin üzüntüsü yüzlerinden belli olur ve (onlara): “İşte (acele gelmesini) istediğiniz şey budur!” denilir. 28- De ki:“Söyleyin bakalım, eğer Allah (sizin istediğiniz gibi) beni ve benimle beraber olanları helâk etse yahut da bize merhamet buyursa (ne değişecek?) Kâfirleri can yakıcı azaptan kim kurtaracak ki?” 29- De ki:“O, Rahmân’dır. Biz O’na iman ettik ve yalnız O’na tevekkül ettik. Siz de kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında anlayacaksınız.” 30- De ki:“Söyleyin bakalım, eğer suyunuz çekilip yerin dibine geçse size akar bir su kim getirebilir?” 27. Yani kâfirler, dünyada iken hakkı yalanladılar ve onun hakkında aldanışa düştüler. Amellerin karşılığının verileceği Kıyamet günü gelip de azabın kendilerine çok yakın olduğunu “gördüklerinde” bu, onları üzer. Onları dehşete düşürüp tedirgin eder. Bundan dolayı da çehreleri değişir. Yalanlamaları dolayısı ile de azarlanarak onlara şöyle denilir:“İşte (acele gelmesini) istediğiniz şey budur.” Bugün onu açıkça görmüş bulunuyorsunuz. Artık her şey sizin için açıklık kazanmıştır. Ama kurtuluş çareleri de tükenmiştir, geriye azaba uğramaktan başka bir şey kalmamıştır. 28. Peygamberin davetini reddedip onu yalanlayanlar, peygamberin ölüp gitmesini bekliyorlar, musibetlerin gelip onu bulmasını gözlüyorlardı. O bakımdan Yüce Allah, ona onlara şöyle demesini emretmektedir: Sizin bu temenniniz gerçekleşse de Allah beni ve benimle birlikte olanları helâk etse bile bunun size hiçbir faydası olmaz. Çünkü sizler Allah’ın âyetlerini inkâr ederek azabı hak etmiş bulunuyorsunuz. Peki başınıza gelmesi kesinlik kazanmış olan o can yakıcı azaptan sizleri kim koruyacak? O halde sizin benim helâk olup gitmem için gösterdiğiniz bu arzunun ve bu uğurda yorulup didinmenizin size hiçbir faydası yoktur. Bunun size en ufak bir katkısı olmaz. 29. Kafirler, kendilerinin hidâyet üzere, peygamberin de sapıklık üzere olduğunu söylemişler, tekrar tekrar bu hususu dile getirip bunu açıkça ifade ettiler, bu uğurda tartıştılar ve savaştılar. Yüce Allah da Peygamberine hem kendisinin hem de kendisine uyanların durumunu haber vermesini emretti. Böylelikle herkes, onların hidâyet ve takvâlarını da açıkça anlamış olacaktı. Bu şöyle dile getirilmektedir:“De ki: O, Rahmân’dır. Biz O’na iman ettik ve yalnız O’na tevekkül ettik.” İman hem kalbin tasdikini kapsar, hem gizli ve açık amelleri kapsar. Amellerin varlığı ve kemâli, Allah’a tevekküle bağlı olduğundan dolayı Yüce Allah, diğer ameller arasından özellikle tevekkülü söz konusu etmektedir. Yoksa tevekkül aslında imanın kapsamı içerisindedir ve onun gereklerindendir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer müminseniz yalnız Allah’a tevekkül edin.”(el-Mâide, 5/23) Peygamberin ve ona tabi olanların durumu işte budur. Bu ise kurtuluşa ermenin yegane yoludur. Bahtiyar olmak da bununla mümkündür. Düşmanlarının hali ise bunun zıddıdır. Onların imanları da yoktur tevekkülleri de yoktur. İşte bu yolla kimin hidâyet üzere kimin de apaçık bir sapıklık üzere olduğu açıkça anlaşılmaktadır. 30. Daha sonra nimetleri özellikle de Allah’ın canlı her bir şeyi kendisinden var ettiği su nimetini verenin yalnızca Allah olduğu haber verilmekte ve şöyle buyrulmaktadır: "De ki: Söyleyin bakalım, eğer suyunuz çekilip yerin dibine geçse size” kendisinden içeceğiniz, davarlarınızı, ağaçlarınızı ve ekinlerinizi sulayacağınız “akar bir su kim getirebilir?” Bu, olumsuzlama anlamında bir sorudur. Yani Yüce Allah’tan başka hiç kimsenin buna gücü yetmez. Mülk Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler Hz. Peygamber’in ölümünü istiyor ve bunu açık bir şekilde dile getirmekten de çekinmiyorlardı (bk. Tûr 52/30-31). Hatta onu öldürmek için tuzak kuruyor (bk. Enfâl 8/30), böylece ondan ve getirdiği dinden kurtulacaklarını sanıyorlardı. İşte bu âyetler onların niyet ve beklentilerine bir cevap olmak üzere inmiştir (bk. Râzî, XXX, 76). 28. âyette Hz. Peygamber’in varlığına son verilmesinin veya ölümünün ertelenmesinin müşrikler için herhangi bir fayda sağlamayacağı, kendilerine verilecek elem verici cezayı önleyecek bir gücün de asla bulunmadığı ifade edilmiştir. Âyette ayrıca hayatın ilâhî bir rahmet olduğuna, Hz. Peygamber’in de eceli geldiğinde öleceğine işaret edilmektedir (İbn Âşûr, XXIX, 51-52). 29. âyette ise müminlerin inandıkları ve güvendikleri Tanrı’nın esasen müşriklerce de bilinen ve Rahmân ismiyle anılan yüce Allah olduğu belirtilmiş, bu gerçeğin kendilerine tebliğ edilmesi Hz. Peygamber’e emredilmiştir.
Mülk Suresi 29. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- O müşriklere de ki: “O, sizi bir tek kendine ibadet etmeye davet eden Rahman’dır. Biz, bir tek ona iman ettik ve işlerimizde bir tek ona güvendik. Dosdoğru yolda olan kimselerden ayrılarak apaçık dalalete düşenin kimlerin olduğunu -kaçınılmaz olarak- öğreneceksiniz.