And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Yemin olsun ki, Mûsa'ya Kitap'ı verdik. Ve arkasından da resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini Ruhulkudüs'le güçlendirdik. Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Süleyman Ateş
Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, arkasından peygamberler gönderdik. Meryem oğlu Îsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh'ül-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman ki, bir peygamber, size canınızın istemediği bir şey getirdiyse büyüklük taslamadınız mı? Kimini yalanladınız, kimini de öldürüyordunuz?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
And We did certainly give Moses the Torah and followed up after him with messengers. And We gave Jesus, the son of Mary, clear proofs and supported him with the Pure Spirit. But is it [not] that every time a messenger came to you, [O Children of Israel], with what your souls did not desire, you were arrogant? And a party [of messengers] you denied and another party you killed
Fransızca
Certes, Nous avons donné le Livre à Moïse; Nous avons envoyé après lui des prophètes successifs. Et Nous avons donné des preuves à Jésus fils de Marie, et Nous l'avons renforcé du Saint-Esprit. Est-ce qu'à chaque fois, qu'un Messager vous apportait des vérités contraires à vos souhaits vous vous enfliez d'orgueil? Vous traitiez les uns d'imposteurs et vous tuiez les autres
İspanyolca
Y revelé a Moisés el Libro, y después de él envié Mensajeros; y concedí a Jesús, el hijo de María, milagros evidentes y lo fortalecí con el Espíritu Santo [el ángel Gabriel]. ¿No es cierto acaso que cada vez que se les presentaba un Mensajero que no satisfacía sus deseos se comportaban con soberbia, desmintiendo a unos y matando a otros
Rusça
Мы даровали Мусе (Моисею) Писание и отправили вслед за ним череду посланников. Мы даровали Исе (Иисусу), сыну Марьям (Марии), ясные знамения и укрепили его Святым Духом (Джибрилем). Неужели каждый раз, когда посланник приносил вам то, что было вам не по душе, вы проявляли высокомерие, нарекали лжецами одних и убивали других
Endonezce
Dan sungguh, Kami telah memberikan Kitab (Taurat) kepada Musa, dan Kami susulkan setelahnya dengan Rasul-rasul, dan kami telah berikan kepada Isa putra Maryam bukti-bukti kebenaran serta Kami perkuat dia dengan Ruhulkudus (Jibril). Mengapa setiap Rasul yang datang kepadamu (membawa) sesuatu (pelajaran) yang tidak kamu inginkan, kamu menyombongkan diri, lalu sebagian kamu dustakan dan sebagian kamu bunuh
Bengalce
অবশ্যই আমি মূসাকে কিতাব দিয়েছি। এবং তার পরে পর্যায়ক্রমে রসূল পাঠিয়েছি। আমি মরিয়ম তনয় ঈসাকে সুস্পষ্ট মোজেযা দান করেছি এবং পবিত্র রূহের মাধ্যমে তাকে শক্তিদান করেছি। অতঃপর যখনই কোন রসূল এমন নির্দেশ নিয়ে তোমাদের কাছে এসেছে, যা তোমাদের মনে ভাল লাগেনি, তখনই তোমরা অহংকার করেছ। শেষ পর্যন্ত তোমরা একদলকে মিথ্যাবাদী বলেছ এবং একদলকে হত্যা করেছ।
Andolsun, Mûsâ’ya Tevrat’ı verdik. O’ndan sonra birbiri ardınca onun izinden giden peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsâ’ya da ölüleri diriltmek, doğuştan kör çocukları, hastaları ve abraş/alacalıyı iyileştirmek gibi onun doğruluğunu açıklayan apaçık mucizeler verdik. O’nu Cebrâil -aleyhisselam- ile destekledik. -Ey İsrailoğulları!- Size ne zaman Allah tarafından bir peygamber hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, hakka karşı büyüklük tasladınız ve Allah'ın rasûllerine karşı kendinizi üstün görerek bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?
87- Andolsun ki biz Mûsâ’ya Kitab’ı verdik ve onun arkasından birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs ile destekledik. Demek, size ne zaman bir Peygamber nefislerinizin hevasına uymayan bir şey getirirse büyüklenecek, kimini yalanlayacak, kimini de öldüreceksiniz ha!
87. Yüce Allah, İsrailoğullarına kendisiyle konuştuğu Mûsâ’yı Peygamber olarak göndermesi, O’na Tevrat’ı vermesi, daha sonra da son peygamberleri Meryem oğlu İsa aleyhisselam’a gelinceye kadar Tevrat ile hüküm veren peygamberleri ardı ardınca göndermesi şeklindeki lütfunu hatırlatmaktadır. Yine İsa’ya, insanların, benzerlerini görmesi halinde iman etmelerini sağlayacak apaçık belgeler ve mucizeler verdiğini de hatırlatmakta ve ayrıca:“O’nu Rûhu’l-Kudüs ile destekledik” diye buyurmaktadır. Yani Allah O’nu Rûhu’l-Kudüs ile daha bir güçlendirmişti. Müfessirlerin çoğunun dediklerine göre Rûhu’l-Kudüs’ten kasıt Cebrail aleyhisselam’dır. Rûhu’l-Kudüs’ün, Allah’ın, kullarını kendisi ile desteklediği iman olduğu da söylenmiştir. Buna rağmen değeri ölçülemeyecek kadar olan onca nimetleri getiren Peygamberler size “nefislerinizin hevasına uymayan bir şey getirirse” onlara iman etmekten “büyüklenecek” onların “kimini yalanlayacak, kimini de öldüreceksiniz ha!” Böylelikle siz hevanıza uymayı hidâyete uymanın önüne geçirdiniz. Dünyayı âhirete tercih ettiniz. Bu buyruk açıkça görüldüğü gibi büyük bir azar içermekte ve yaptıklarının çok ağır olduğunu ifade etmektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mûsâ’ya verilen kitap Tevrat’tır. Allah, İsrâiloğulları’ndan, Mûsâ’dan sonra onun şeriatını yaşatan ve bir kısmı Kur’an’da da zikredilen birçok peygamber göndermiştir.
Sözlükte beyyine “gerçeği kanıtlayan kesin delil” demektir. Benî İsrâil arasından gönderilmiş son peygamber olan Hz. Îsâ’ya verilen beyyinât (deliller) ise, başta onun olağan üstü doğum olayı olmak üzere, peygamberliğini kanıtlayan mûcizelerdir. Muhammed Abduh, bunu, “Hz. Îsâ’nın ümmetini uymaya çağırdığı Tevrat hükümleri” şeklinde yorumlar (Reşîd Rızâ, I, 376). “Temiz ruh” veya “kutsal ruh” anlamına gelen Rûhulkudüs çoğunlukla Cebrâil olarak açıklanmıştır. Her ne kadar bunu Hz. Îsâ’nın ruhu, Allah’ın ism-i a‘zamı veya İncil diye açıklayanlar olmuşsa da, Nahl sûresinin 102. âyetinde Rûhulkudüs’ün vahiy meleği yani Cebrâil olduğu açıkça bildirilmektedir (ruh kelimesinin anlamı hakkında genişbilgi için bk. İsrâ 17/85). Âyette Hz. Îsâ’nın Rûhulkudüs’le desteklendiği belirtilmektedir. Esasen bütün peygamberler için böyle bir destek söz konusu olmakla birlikte, Meryem sûresinin 16-22. âyetlerinde ifade buyurulduğu üzere, Îsâ’nın doğumu, Hz. Meryem’e “tertemiz bir erkek çocuğu bağışlaması için” Allah tarafından beşer suretinde bir elçi olarak gönderilmiş Ruh (Cebrâil) vasıtasıyla vuku bulduğundan, Hz. Îsâ açısından Cebrâil’in, vahiy meleği olmanın da ötesinde bir anlamı vardır (Hz. Îsâ hakkında genişbilgi için bk. Âl-i İmrân 3/42-60).
İsrâiloğulları’nın, bütün bu ilâhî lutufları kendileri için birer meziyet olarak kabul edip peygamberleri tanımaları, onlara saygı göstermeleri ve Allah’a şükretmeleri gerekirken, tam bir küstahlıkla, işlerine gelmeyen, keyiflerine uymayan durumlarda peygamberlere karşı çıkmışlar; bir kısmını yalancılıkla itham etmişler, Zekeriyyâ ve Yahyâ gibi bazılarını da öldürmüşler; Romalılar’ı Hz. Îsâ’yı asmaya zorlamışlardır. Medine yahudileri de, daha önceki peygamberler gibi Cebrâil vasıtasıyla vahye mazhar olan ve kesin delillerle nübüvvetini kanıtlayan Hz. Muhammed karşısında aynı olumsuz tavrı sürdürmüşlerdir. Âyette onların bu tutumunun tarihî hastalıkları olduğu vurgulanmaktadır.
Andolsun, Mûsâ’ya Tevrat’ı verdik. O’ndan sonra birbiri ardınca onun izinden giden peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsâ’ya da ölüleri diriltmek, doğuştan kör çocukları, hastaları ve abraş/alacalıyı iyileştirmek gibi onun doğruluğunu açıklayan apaçık mucizeler verdik. O’nu Cebrâil -aleyhisselam- ile destekledik. -Ey İsrailoğulları!- Size ne zaman Allah tarafından bir peygamber hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, hakka karşı büyüklük tasladınız ve Allah'ın rasûllerine karşı kendinizi üstün görerek bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?