Diyanet İşlerien ayrışan
Gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir
Elmalılı Hamdi Yazır
Hak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberi yakında kendilerine gelecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece hakkı, kendilerine geldiği anda yalanladılar. Fakat yakında onlara, alay etmekte oldukları şeyin haberleri gelecektir.
Süleyman Ateş
İşte, kendilerine gelen hakkı da yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecek(uyarıldıkları azab onları kuşatacak)tır.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar kendilerine sunulan apaçık ve kesin delillerden yüz çevirdiler. Doğrusu onlar bunlardan daha açık olandan da yüz çevirdiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an'dan getirdiklerini yalanladılar. Kıyamet gününde azabı gördüklerinde kendilerine gelen hak ile alay etmenin ne olduğunu bilecekler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
4- Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet (ne zaman) geldiyse mutlaka ondan yüz çevirmişlerdir. 5- Onlar hak kendilerine geldiğinde onu yalanladılar. Fakat kendisi ile alay etmekte oldukları şeyin haberleri onlara gelecektir. 6- Görmediler mi ki Biz kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Üstelik onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkanları vermiş, gökten üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve altlarından da ırmaklar akıtmıştık. Böyle iken günahları yüzünden onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil yarattık.
4. Bu, Yüce Allah’tan müşriklerin yüz çevirişlerine, onların ileri derecedeki yalanlama ve düşmanlıklarına dâir bir haberdir. Gösterilen mucizelerin ve gelen âyetlerin, başlarına türlü musibetler gelmedikçe fayda vermeyeceğini bildirmektedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlara Rab’lerinin âyetlerinden bir âyet” yani hakka kat’i olarak delil olan, onları hakka uyup kabul etmeye davet eden belgelerden bir belge “(ne zaman) geldiyse mutlaka ondan yüz çevirmişlerdir.” O belgelere aldırış etmezler. Kulak asmazlar. Kalplerini başka taraflara yöneltir, onlara arkalarını dönerler.
5. “Onlar hak kendilerine geldiğinde onu yalanladılar.” Oysa hakka tâbî olmaları ve hakkı kendilerine kolaylaştırması ve gönderip bildirmesi dolayısı ile Allah’a şükretmeleri gerekirdi. Onlarsa buna karşı göstermeleri gereken tutumun tam zıddını gösterdiler. Böylece feci azabı hak ettiler. “Fakat kendisi ile alay etmekte oldukları şeyin haberleri onlara gelecektir.” Yani kendisi ile alay ettikleri şeyin, bizâtihi hak ve gerçek olduğunu görecekler. Yüce Allah yalanlayıcılara yalanlarının ve iftiralarının iç yüzünü gösterecektir. Zira onlar, öldükten sonra dirilişle, cennet ve cenennemle alay ediyorlardı. Kıyamet günü geldiğinde yalanlayanlara:“İşte bu, daha önce kendisini yalan saydığınız ateştir.”(et-Tur, 52/14) denilecektir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlar var güçleri ile: Ölen kimseyi Allah diriltmez, diye Allah’a yemin ettiler. Hayır, öyle değil! Bu, onun gerçekleştirmeyi üzerine aldığı hak bir vaattir. Fakat insanların çoğu bilmezler. Ta ki hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklasın, küfre sapanlar da kendilerinin gerçekten yalancı kimseler olduklarını bilsinler diye.”(en-Nahl, 16/38-39)
6. Daha sonra Allah Teala geçmiş ümmetlerin halinden ibret almalarını emrederek şöyle buyurmaktadır:“Görmediler mi ki Biz kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik?” Yani yalanlayan pek çok ümmeti arka arkaya helâk ettik, helâk etmeden önce de onlara mühlet vermiş, “Üstelik onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkanları vermiş” mal, evlat, refah ve bolluk vermiştik. “gökten üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve altlarından da ırmaklar akıtmıştık.” Bu ırmaklar, kendilerine Allah’ın dilediği türden ekinler ve mahsüller bitiriyor, onlar da bunlardan yararlanıyor ve arzuladıkları şekilde onları alıp kullanıyorlardı. Fakat Yüce Allah’a nimetleri dolayısı ile şükretmediler, aksine arzu ve isteklerine yöneldiler, zevk onları oyalayıp durdu. Peygamberleri kendilerine pek çok âyet ve belgelerle geldikleri halde bunları tasdik etmediler. Aksine hepsini reddettiler ve yalanladılar. “Böyle iken günahları yüzünden onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil yarattık.” İşte Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün ümmetlerdeki kanunu ve âdeti budur. Sizler de Allah’ın bu geçmiş ümmetlere dair anlatmış olduğu haberlerden gerektiği gibi ibret alın.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada geçen âyet, bilhassa Allah’ın tek tanrı olduğuna delâlet eden kanıtlar, Hz. Peygamber’in verdiği haberlerin, özellikle vahdâniyetle (Allah’ın birliği) ilgili bilgilerin doğruluğunu gösteren ve müşrikleri, fesahat ve belâgatta bir örneğini ortaya koymaktan âciz bırakan Kur’an âyetleri veya Resûlullah’ın Kur’an dışındaki mûcizeleri şeklinde tefsir edilmiş; “âyetlerden yüz çevirme” ise Mekke putperestlerinin göze hitap eden mûcizeleri reddetmeleri, Kur’an-ı Kerîm’i dinlemeye tahammül edemeyip ona kulak vermekten veya onu dinledikleri halde sırf inat ve kibirlerinden ötürü onun bir mûcize ve gerçek olduğunu itiraftan kaçınmaları şeklinde açıklanmıştır. “Alay ettikleri şeyin haberleri” ise, kıyametin vukuu ve âhiret azabı veya İslâm’ın doğması ve isminin yükselmesi sırasında şirkin ve küfrün çöküşü ya da inkârcıların müslümanlar karşısındaki hezimetleriyle ilgili olarak Kur’an’ın verdiği haberlerdir. Bu bilgiler ışığında bu âyetler şu şekilde açıklanmıştır:
O müşriklere ve inkârcılara, üzerinde düşünüp taşınmaları gereken bir âyet, bir delil veya mûcize geldiğinde muhakkak surette rablerinden gelen bu türlü âyetlerden yüz çevirirler; onların doğru olup olmadığı hususunda ciddi ve samimi olarak zihin yormadan, akıllarını kullanarak düşünüp taşınmadan hemen red ve inkâr ederler. İşte böylece onlar bütün âyetlerin, delil ve mûcizelerin en yücesi ve en şereflisi olan hak yani Kur’an kendilerine geldiği zaman onu da yalanlayıp inkâr etmişlerdir. Ancak böyle yalanladıkları, üstelik bir de alaya aldıkları Kur’an’ın bildirdiği haberler, yani kıyamet ve âhiret azabını ya da İslâm’ın doğuşu ve onun adının yükselişi sırasında inkârcıların başlarına gelecek azap ve yıkımı, müslümanlar karşısında uğrayacakları hezimeti görünce ne ile alay ettiklerinin farkına varacaklardır!