Önceki ayet· 54:23Sonraki ayet· 54:25

Kamer Suresi 24. Ayet· 54:24

↗ Kamer suresi
Mekki
فَقَالُوٓاْ أَبَشَرٗا مِّنَّا وَٰحِدٗا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذٗا لَّفِي ضَلَٰلٖ وَسُعُرٍ
Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Şöyle demişlerdi: "İçimizden bir tek insana mı uyacağız? Vallahi böyle bir durumda biz, sapıklık ve çılgınlık içine düşeriz."
Süleyman Ateş
Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.1%
İngilizce
And said, "Is it one human being among us that we should follow? Indeed, we would then be in error and madness
Fransızca
Ils dirent: «Allons-nous suivre un seul homme (Sâlih) d'entre nous-mêmes? Nous serions alors dans l'égarement et la folie
İspanyolca
Dijeron: "¿Acaso vamos a seguir a un ser humano igual a nosotros? Si lo hiciéramos, estaríamos extraviados y delirantes
Rusça
Они сказали: «Неужели мы последуем за одним из нас? В этом случае мы окажемся в заблуждении и будем страдать (или отдалимся от истины)
Endonezce
Maka mereka berkata, "Bagaimana kita akan mengikuti seorang manusia (biasa) di antara kita? Sungguh, kalau begitu kita benar-benar telah sesat dan gila
Bengalce
তারা বলেছিলঃ আমরা কি আমাদেরই একজনের অনুসরণ করব? তবে তো আমরা বিপথগামী ও বিকার গ্রস্থরূপে গণ্য হব।
Çince
故他们说:我们同族的一个凡人,我们能顺从他吗?如果那样,我们必定陷于迷误和疯狂之中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kınayarak şöyle dediler: "Bizim gibi bir beşere mi tabi olalım? Eğer biz bu durumda ona tabi olursak; doğrudan uzak, sapmış ve sıkıntıda oluruz."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
23- Semûd kavmi de uyarıları yalanladı. 24- Dediler ki:“İçimizden tek bir insana mı uyacağız?! O takdirde biz, şüphesiz bir sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz!” 25- “Vahiy aramızdan ona mı gönderilmiş?! Hayır; aksine o, çok yalancı ve şımarık biridir.” 26- Yarın kimin şımarık ve çok yalancı olduğunu bilecekler. 27- Biz onlara bir imtihan olmak üzere dişi deveyi göndereceğiz. Artık onları gözetle ve sabret! 28- Onlara suyun aralarında pay edilmiş olduğunu haber ver. Herkes kendi su içme sırasında hazır olacaktır. 29- Derken onlar arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıcını) aldı ve dişi deveyi kesip öldürdü. 30- Nasılmış Benim azabım ve uyarılarım? 31- Biz üzerlerine tek bir çığlık gönderdik de onlar ağıl sahibinin (ağıla koyduğu) saman gibi (çerçöp) oldular. 32- Andolsun ki Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Yok mu düşünüp öğüt alan? 23. “Semûd kavmi” Hicr topraklarında bilinen ünlü bir kabiledir. Peygamberleri Salih aleyhisselam kendilerini Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın tek olarak ibadet etmeye davet edip de başlarına gelecek azabı haber vererek uyardığında, onlar da ona karşı çıktılar. 24. Onu yalanladılar, ona karşı büyüklenip şaşkın bir şekilde:“Bizden olan (sıradan) bir insana mı uyacağız?” Yani biz nasıl olur da bizim gibi, insanların nazarında bizden üstün olmayan, meleklerden de olmayan bir insana uyarız? Üstelik o, tek bir şahıstır. “O takdirde” eğer bu durumda olmasına rağmen ona uyacak olursak “biz şüphesiz bir sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz!” Sapık ve bedbaht kimseler oluruz. Onların söyledikleri bu sözler, sapıklıklarından ve bedbahtlıklarından kaynaklanan sözlerdir. Onlar ağaca, taşa ve resimlere tapan kimseler olmayı gururlarına yedirdiler; ama insanlardan gönderilmiş bir peygambere uymayı gururlarına yediremediler. 25. “Vahiy aramızdan ona mı gönderilmiş?” Nasıl olur da Allah aramızdan vahyi özellikle ona verir ve onun üzerine bu öğütleri indirir. Aramızdan özellikle onun seçilmesini gerektiren meziyeti nedir? Bu, tüm inkarcıların Yüce Allah’a karşı yaptıkları bir itirazlarıdır. Onlar bu itirazı hep yapagelmişlerdir. Sürekli olarak bunu ileri sürerek peygamberlerin çağrısını reddetmişlerdir. Yüce Allah ise onların bu şüphelerini peygamberlerin ümmetlerine söylediklerini belirttiği şu buyruğu ile cevaplandırmaktadır:“Peygamberleri onlara şöyle demişti: Biz ancak sizin gibi bir insanız. Ancak Allah kulları arasından dilediği kimselere lütfeder.”(İbrahim, 14/15) Yüce Allah, peygamberlere öyle birtakım nitelik, ahlâk ve mükemmel özellikler bahşetmiştir ki, bununla Rablerinin risâletini alabilecek ve özellikle kendilerine vahyedilmesine sebep teşkil edecek bir konuma gelmişlerdir. Onların insanlardan olmaları, Yüce Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir tecellisidir. Şâyet onlar meleklerden olsalardı, insanların onlardan vahyi öğrenmelerine imkân bulunmazdı. Ayrıca eğer onlar melek olsalardı bu sefer onları yalanlayan kimselerin dünya hayatında derhal cezalandırılmaları gerekirdi. Semûd kavminin peygamberleri Salih aleyhisselam hakkında söyledikleri bu sözlerden maksat, onu yalanlamaktır. Bundan dolayı onlar onun aleyhinde şu zalimce hükmü verdiler:“Hayır; aksine o, çok yalancı ve şımarık biridir.” Yalanı da kötülüğü de çok olandır, dediler. Allah kahretsin onları! Ne kadar da akılsız, ne kadar da zalimdiler! Doğru sözlü, iyiliklerini samimi olarak isteyen kimselere ne kadar da çirkin sözlerle hitapta bulunarak karşılık verdiler! 27. Hiç şüphesiz onların azgınlıkları artınca Yüce Allah, onları cezalandırdı. Allah onlara üzerlerindeki en büyük nimetlerden birisi olan dişi deveyi, Allah’ın bir âyeti/mucizesi olarak gönderdi. Ondan hepsine yetecek kadar süt sağıyorlardı. “Biz onlara bir imtihan olmak üzere” onları denemek ve sınamak için “dişi deveyi göndereceğiz. Artık onları gözetle ve sabret!” Onları davetine sabırla devam et! Onların başına gelecekleri de gözetle! Yahut onlar iman mı edecekler yoksa inkâra mı sapacaklar, bekle! 28. “Onlara suyun aralarında pay edilmiş olduğunu haber ver.” Onların güzel ve tatlı olan sularının, kendileri ile dişi deve arasında pay edilmiş olduğunu bildir. Onun su içeceği belli bir günü olduğu gibi, kendilerinin de su içecekleri belli bir günleri vardır. "Herkes kendi su içme sırasında hazır olacaktır.” Su içme sırası gelen o günde hazır bulunacaktır. Çünkü o gün sudan payı olmayana su içmek yasaktır. 29. “Derken üzerine onlar” kabilenin en bedbaht kişisi olan ve bu işe girişen “arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıcını) aldı” kendisine verilen kesme emrine uyup “dişi deveyi kesip öldürdü.” 30-32. “Nasılmış Benim azabım ve uyarılarım?” Bu, çok şiddetli bir azap idi. Allah, üzerlerine hem bir çığlık, hem de bir sarsıntı göndermişti. Onlardan bir fert kalmamak üzere hepsini helâk etmişti. Allah, Salih aleyhisselam’ı ve onunla birlikte iman edenleri ise kurtarmıştı. “Andolsun ki Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Yok mu düşünüp öğüt alan?”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Semûd, Sâlih peygamberin gönderildiği kavmin adıdır; Allah Teâlâ onları sınamak üzere mûcizevî özellik taşıyan bir dişi deve göndermiş, mevcut sudan dönüşümlü yararlanmaları yönünde bir kural koymuş, böylece onlar bir sınamaya tâbi tutulmuş, peygamberin Allah’­tan getirdiği buyruk ve yasaklara saygılı olduklarını davranışlarıyla ortaya koymaları için kendilerine bir fırsat tanınmıştı. Fakat onlar inançsızlıklarını açığa vuran bir davranış sergilediler ve zarar vermemeleri emredilen deveyi hunharca öldürdüler (bilgi için bk. A‘râf 7/73-79, Hûd 11/61-68; Şuarâ 26/141-159). 23. âyette (aynı şekilde 33. âyette) “uyarılar” diye çevrilen kelimeyi “uyarıcı açıklama ve öğütler” veya “uyarıcı peygamberler” mânasında anlamak mümkündür. 31. âyetin “hayvan ağılındaki kuru çalılar gibi” diye çevrilen kısmı, bu tamlamayı oluşturan kelimelerin değişik anlamları bulunduğu için, “ağılı çeviren çubukların döküntüleri; yanmış kemikler; köhnemiş duvardan dökülen topraklar gibi” mânalarla da açıklanmıştır (Taberî, XXVII, 103-104).
Kamer Suresi 24. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kınayarak şöyle dediler: "Bizim gibi bir beşere mi tabi olalım? Eğer biz bu durumda ona tabi olursak; doğrudan uzak, sapmış ve sıkıntıda oluruz."