Önceki ayet· 30:25Sonraki ayet· 30:27

Rûm Suresi 26. Ayet· 30:26

↗ Rûm suresi
Mekki
وَلَهُۥ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ كُلّٞ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun eğmiştir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun eğmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. Hepsi de O'na itaat etmektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmektedir.
Süleyman Ateş
Göklerde ve yerde bulunan kimseler hep O'nundur, hepsi O'na ita'at etmektedirler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
And to Him belongs whoever is in the heavens and earth. All are to Him devoutly obedient
Fransızca
A Lui tous ceux qui sont dans les cieux et la terre: tous Lui sont entièrement soumis
İspanyolca
A Él pertenece cuanto hay en los cielos y en la Tierra, todo Le obedece
Rusça
Ему принадлежат те, кто на небесах и на земле. Все они покорны Ему
Endonezce
Dan milik-Nya apa yang di langit dan di bumi. Semuanya hanya kepada-Nya tunduk
Bengalce
নভোমন্ডলে ও ভুমন্ডলে যা কিছু আছে, সব তাঁরই। সবাই তাঁর আজ্ঞাবহ।
Çince
天地万物,只是他的;一切都服从他。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerde ve yerde ne varsa mülk, yaratma ve idare etme bakımından yalnızca O'nundur. Gökteki ve yerdeki her şey O'nun mahlukatıdır. O'na boyun eğmiş ve emrine teslim olmuşlardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
25- Göklerin ve yerin O’nun emri ile ayakta durması da O’nun delillerindendir. Sonra O, sizi (yattığınız) yerden tek bir kez çağırdı mı hemen (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz. 26- Göklerde ve yerde olanlar yalnız O’nundur. Hepsi de O’na boyun eğerler. 27- Varlıkları ilkin (yoktan) var eden, sonra da onları (ölümden sonra) diriltecek olan O’dur ve bu (diriltme), O’na göre daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfat yalnız O’nundur. O, Azizdir, Hakîmdir. 25. Yani O’nun büyük delillerinden birisi de göklerin ve yerin var olmaları, varlıklarını sürdürmeleri ve bunların O’nun emri ile sabit ve istikrarlı olmalarıdır. O nedenle bunların düzenleri bozulup sarsılmamakta ve gök yerin üzerine çökmemektedir. Gökleri ve yeri yok olmaktan koruyan büyük kudreti dolayısı iledir ki O, bütün yaratılmışlara yeryüzünden tek bir çağrıda bulunacak ve onlar da derhal bulundukları yerlerden (bu çağrıya uymak üzere) çıkıvereceklerdir: “Göklerle yerin yaratılması andolsun ki insanların yaratılışından daha büyüktür.”(el-Mümin, 40/57) 26. Bütün hepsi, O’nun yarattığı ve O’nun mülkü olan varlıklardır. Bütün bunlarda -karşı koyacak hiçbir güç olmaksızın, herhangi bir yardımcı ya da itiraz edenin varlığı söz konusu olmaksızın- tek başına dilediği gibi tasarrufta bulunan O’dur. Hepsi O’nun celâline itaat eder ve O’nun kemalinin önünde zilletle boyun eğer. 27. “Varlıkları ilkin (yoktan) var eden, sonra da onları (ölümden sonra) diriltecek olan O’dur ve bu” yani ölümden sonra varlıkları diriltmek “O’na göre” bunları ilkin yaratmaktan “daha kolaydır.” Bu, insanların zihin ve akıllarına göre böyledir (yoksa hepsi ona kolaydır). Yani sizlerin de itiraf ve kabul ettiğiniz üzere O, varlıkları ilkin yoktan var etmeye kadirdir ki varlıkları yeniden yaratmaya (diriltmeye) kadir olması öncelikle söz konusudur. Yüce Allah, ibret alanların ibret alabilecekleri, mü’minlerin öğüt alacakları, hidâyet bulanların basiretlerini açacak türden pek büyük delilleri söz konusu ettikten sonra en büyük hususu ve en muazzam maksadı dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“Göklerde ve yerde en yüce sıfat yalnız O’nundur.” Bütün kemal sıfatları ve bu sıfatların da kemal derecesi yalnız O’na aittir. Sevgi, ihlâs sahibi kullarının kalplerinde yer alan mükemmel ve eksiksiz şekli ile O’na yöneliş, üstün zikir ve onların ibadetleri yalnız O’nadır. “En yüce sıfat”, O’nun en üstün şekilde vasfedilmesi ve bunun gereği olan hususların O’na ait olması demektir. Bundan dolayı ilim ehli, her şeyi yoktan var eden Yüce Allah hakkında “evleviyet kıyası”nı kullanarak şöyle derler: Mahlukatta var olan bütün kemal sıfatlarına sahip olmak, bu sıfatları yaratan yüce Zat hakkında -bu hususta kendisine hiç kimsenin ortaklığı söz konusu olmaksızın- öncelikle söz konusudur. Yaratılmış varlıkların münezzeh bulundukları her bir eksiklikten de yaratanın münezzeh olması öncelikle/evleviyetle söz konusudur. “O, Azizdir.” Yani mükemmel ve eksiksiz güç ve kudret sahibidir “Hakîmdir.” Geniş hikmete sahiptir. O, izzeti ile bütün yaratıkları var etmiş ve emirlerini açıklamıştır. Hikmeti ile de yarattığını sapasağlam yaratmış ve kullarına en güzel şer’î hükümleri bildirmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tabiattaki ince sanat eserlerinin ve evrendeki düzenin işlerliğini sağlayan yasaların sahibi olan yüce Allah, şimşek ile yağmur arasındaki ilişkiye dikkat çekmekte; ardından da, öldükten sonra insanları diriltmeye kadir olduğunun kolayca anlaşılabilmesi için bir örnek gösterip onları bu konu üzerinde düşünmeye çağırmaktadır: Kupkuru olmuş toprağa gökten indirdiği su ile yeniden can veren yüce kudretin insanlara da öldükten sonra yeniden can verebileceğini farketmek akıl sahipleri için hiç de zor olmamalıdır (yer-gök dengesi konusunda bk. Ra‘d 13/2). Âyetin son cümlesindeki çağrı, İsrâfil’in sûru ikinci defa üflemesi şeklinde açıklanmaktadır (Şevkânî, IV, 253; sûrun üflenmesi hakkında bk. En‘âm 6/73; Kehf 18/99).
Rûm Suresi 26. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerde ve yerde ne varsa mülk, yaratma ve idare etme bakımından yalnızca O'nundur. Gökteki ve yerdeki her şey O'nun mahlukatıdır. O'na boyun eğmiş ve emrine teslim olmuşlardır.