Önceki ayet· 51:46Sonraki ayet· 51:48

Zâriyât Suresi 47. Ayet· 51:47

↗ Zâriyât suresi
Mekki
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَٰهَا بِأَيۡيْدٖ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
Yaşar Nuri Öztürk
Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz.
Süleyman Ateş
Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz).
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
And the heaven We constructed with strength, and indeed, We are [its] expander
Fransızca
Le ciel, Nous l'avons construit par Notre puissance: et Nous l'étendons [constamment] dans l'immensité
İspanyolca
Yo soy Quien construí el universo con [Mi] poder [creador]; y soy Yo quien lo expande continuamente
Rusça
Мы воздвигли небо благодаря могуществу, и Мы его расширяем (или даруем пропитание; или обладаем мощью)
Endonezce
Dan langit Kami bangun dengan kekuasaan (Kami), dan Kami benar-benar meluaskannya
Bengalce
আমি স্বীয় ক্ষমতাবলে আকাশ নির্মাণ করেছি এবং আমি অবশ্যই ব্যাপক ক্ষমতাশালী।
Çince
天,我曾以我的大能建造它,我确是大能的;
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Gökyüzünü biz bina ettik, kuvvetimizle onu kusursuz inşa ettik. Onun etrafını da genişletmekteyiz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
47- Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve şüphesiz biz genişlik vereniz. 48- Yeryüzünü de yayıp döşedik ki hem de ne güzel döşedik! 49- Her şeyden de çift çift yarattık. Belki düşünüp öğüt alırsınız. 50- “O halde Allah’a kaçın. Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” 51- “Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeyin. Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” 47. Yüce Allah, pek büyük kudretini beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Biz göğü” pek büyük bir “kudretle bina ettik.” Onu yarattık ve sapasağlam kıldık. Onu yeryüzüne ve üzerindekilere bir tavan yaptık. “Ve şüphesiz Biz” onun ucuna bucağına, etrafına “genişlik vereniz.” Aynı şekilde bizler rızık ile de kullarımıza genişlik verenleriz. Öyle ki Allah, ıpıssız ve kurak çöllerde, denizin dalgaları içinde, ulvi ve süfli âlemin bucaklarında, kendisine yeterli rızık ulaşmadık ve ihtiyacına yetecek kadar ihsanları ulaştırmadık hiçbir canlı bırakmamıştır. Cömertlik ve ihsanı bütün mahlukatı kuşatan Allah’ın şanı ne yücedir! Rahmeti bütün yaratıkları kapsayan Allah’ın şanı ne mübarektir! 48. “Yeryüzünü de yayıp döşedik.” Yani Biz orayı insanlara bir döşek kıldık. Böylece onlar orada meskenler yapmak, ağaç dikmek, ekin ekmek, oturmak, ekip-biçmek, istedikleri yerlere ulaştıran yolları izlemek gibi maslahatlarına olan her bir hususu gerçekleştirmek imkânına sahip oldular. Döşek, bazen her bakımdan kendisinden yararlanılmaya elverişli olabildiği gibi, bazen de bazı yönleri ile elverişli, bazı yönleri ile elverişsiz olabilir. Bundan ötürü Yüce Allah, yeryüzünü en mükemmel ve en güzel şekilde döşemiş olduğunu haber vermekte ve bundan dolayı kendi zatını överek:“hem de ne güzel döşedik!” buyurmaktadır ki O, hikmet ve rahmetinin gerektirdiği şekilde yeryüzünü kullarının menfaatine olmak üzere döşemiştir. 49. “Her şeyden de çift çift yarattık.” Bütün canlı türlerinden erkek ve dişi olmak üzere iki sınıf yarattık. “Belki düşünüp öğüt alırsınız.” Allah’ın size ihsan etmiş olduğu nimetlerini takdir eder ve bunlardaki hikmet üzerinde iyice düşünürsünüz. Çünkü O, bütün canlı türlerinin varlıklarını devam ettirebilmesi için gerekli sebepleri yaratmıştır. Bu varlıkları geliştirmek, onları hizmetlerinizde kullanmak için ve onları besleyesiniz diye böyle yapmıştır. Bunun neticesinde de sizler, pek çok menfaatler elde edersiniz. 50. Yüce Allah, kullarını kendisinden korkmayı, kendisine yönelmeyi gerektiren ibret ve delilleri üzerinde dikkatle düşünmeye davet ettikten sonra bundan kastedilen hususu emretmektedir ki o da Yüce Allah’a ibadettir. Yani gizli olsun, açık olsun Allah’ın sevmediği ve hoşlanmadığı şeylerden, gizli olsun, açık olsun O’nun sevdiği şeylere kaçın. Cehaletten ilme, küfürden imana, isyandan itaate, gafletten zikre (O’nu anıp hatırlamaya) kaçın. Bunları eksiksiz olarak yerine getiren bir kimse, dini tamamen yerine getirmiş, korktuğu şeylerden uzak kalmış, bütün istek ve maksatlarını elde etmiş olur. Yüce Allah’ın kendisine yönelişi “kaçış” diye adlandırması, O’ndan başkasına yönelişte her türlü tehlikenin, korkulacak ve hoşlanılmayacak şeylerin olması dolayısıyladır. Allah’a yönelişte ise her çeşit sevinç, güvenlik, neşe, mutluluk ve kurtuluş vardır. O nedenle kul, Allah’ın kaza ve kaderinden yine Allah’ın kaza ve kaderine kaçar. Korkulan her şeyden kaçılır, ancak Yüce Allah hariç. Çünkü O’ndan ne kadar korkulursa o kadar O’na kaçılır. “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” Allah’ın azabı ile sizi korkutup uyarıyorum ve benim korkutup uyarmam gâyet açıktır. 51. “Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeyin.” İşte bu da Allah’a kaçışa dahildir. Hatta Allah’a kaçışın temelidir. Kul, Allah’tan başka birtakım putları, kabirleri, türbeleri veya bunlara benzer Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her türlü varlığı ilâh edinmekten kaçar ve ibadetini yalnız Rabbi olan Allah’a yapar; yalnız O’ndan korkar, O’ndan ümid eder, O’na dua eder ve O’na yönelir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk üç âyette Cenâb-ı Allah’ın sonsuz kudretini gösteren ve her an yakın çevremizde gözlemleyebildiğimiz üç çeşit kanıta değinilmekte, 50-51. âyetlerde de bunlardan çıkarılması gereken sonuç peygamberinin dilinden bir uyarı tarzında ifade edilmektedir: Başka kaçacak, sığınılacak yer yoktur, yalnız Allah’a sığınmak, O’nun gösterdiği yolda yürümek gerekir; O’nun yanında başka tanrılar uydurmak akıl ve iz‘an sahibi varlıklara yaraşmaz. 47. âyette geçen eyd kelimesinin “kuvvet, kudret” veya “eller” mâna­larına göre değişik yorumlar yapılmıştır; bu yorumlar, göğün muhteşem yapısı ve düzeninin yüce Allah’ın kudretine bağlı olduğunu ifade etme noktasında birleşir (Râzî, XXVIII, 226). “Şüphesiz biz genişletmekteyiz” diye çevrilen cümle için yapılan başlıca yorumlar şunlardır: a) Biz vüs’at yani genişlik ve kudret sahibiyiz; semadaki bu ihtişamı sağlamakla kudretimizden bir şey eksildiği sanılmamalıdır, dilesek daha da genişletiriz. Bakara sûresinin 255 ve Kaf sûresinin 38. âyetlerindeki içerik ve üslûp bu mânayı çağrıştırmaktadır. b) Hiçbir şeye muhtaç olmadığımız gibi nimetleri bol bol ihsan eden de biziz; sıkıntıları giderir, darda kalanlara genişlik veririz (Şevkânî, V, 105; Elmalılı, VI, 4542-4543). c) Evreni genişletmekteyiz. Bu yorum daha çok, uzay cisimlerinin birbirinden uzaklaştığı ve aralarındaki mesafenin gitgide arttığı yönündeki bilimsel tesbitten hareketle ortaya konan “genişleme teorisi” ışığında yapılmıştır (bk. Celal Kırca, s. 62-63; eski dönemlerin âlimlerinden bu yorumu destekleyen bazı açıklamalar için bk. Celâl Yeniçeri, s. 110-115). Gök kelimesinin Kur’an’daki kullanımları dikkate alınarak genişletilen şey, bu ve benzeri bağlamlarda “evren” (Esed, III, 1070-1071), “dünyanın dışındaki bütün kâinat” (Celal Kırca, s. 62) anlamlarında yorumlanabilmektedir. Râzî göğün binaya ve yerin döşeğe benzetilmesini, göğün ana yapısında değişme olmamasına, yerin ise genişleme-daralma, denizlerinin karaya dönüşmesi gibi değişkenliklere açık olmasına bağlar (XXVIII, 225-226; göklerin ve yerin yaratılması hakkında bk. Bakara 2/22, 29). Müfessirler “her şeyden çift çift yaratma”nın anlamını açıklarken daha çok “gece-gündüz, erkek-dişi, yer-gök, insan-cin, iman-küfür, ay-güneş” gibi karşıtlık örnekleri üzerinde durmuşlardır. Taberî bunu “Cenâb-ı Allah’ın her yarattığının yanı sıra amaç ve işlevi itibariyle ondan farklı bir ikincisini yaratması” şeklinde anlamanın uygun olacağı kanaatindedir. Yine Taberî’nin izahına göre burada esas amaç Allah’ın yaratma sıfatına dikkat çekmektir. O’nun yaratmasını –meselâ ateşin yakma özelliği gibi– tek sonuçlu olarak algılamamak gerekir, O dilediği her şeyi dilediği biçimde yaratma gücüne sahiptir (XXVII, 8-9). Elmalılı, bu konudaki görüşleri özetledikten sonra, Beyzâvî’nin “her cinsten iki nevi bulunduğu” tarzındaki yorumunu öncekileri de içine alması itibariyle daha kapsamlı bulur. Bununla birlikte o, âyetteki “her şey” ifadesinin sadece cinsleri değil fertleri de kapsadığını dikkate alarak, burada dış âlemdekiler ile onların zihindeki formlarının uyumlu eşleşmesiyle tecelli eden idrak olayına da işaret bulunduğu yorumunu yapar; herhangi bir şey hakkında meydana gelen şuur hâdisesinde bu ikiliğin kaçınılmaz olduğunu, bu ikilik içinde birleştirilmeden hiçbir şeyin tasdik edilemeyeceğini, tefekkür ve tezekkürde bulunulamayacağını, âyetin sonunda yer alan “ki inceden inceye düşünesiniz” ifadesinin de bunu desteklediğini belirtir (bk. VI, 4543-4544; ayrıca bk. Yâsîn 36/36). 49. âyetin son cümlesi hem bu âyette hem de önceki iki âyette belirtilenler üzerinde düşünülmesini kapsadığından (Zemahşerî, IV, 31), sırf bulunduğu âyete bağlı olduğu izlenimi vermemek için meâlinde bu cümleyi “İnceden inceye düşünesiniz diye!” şeklinde sona aldık.
Zâriyât Suresi 47. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Gökyüzünü biz bina ettik, kuvvetimizle onu kusursuz inşa ettik. Onun etrafını da genişletmekteyiz.