Önceki ayet· 51:22Sonraki ayet· 51:24

Zâriyât Suresi 23. Ayet· 51:23

↗ Zâriyât suresi
Mekki
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقّٞ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.
Süleyman Ateş
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Then by the Lord of the heaven and earth, indeed, it is truth - just as [sure as] it is that you are speaking
Fransızca
Par le Seigneur du ciel et de la terre! Ceci est tout aussi vrai que le fait que vous parliez
İspanyolca
[Juro] por el Señor del cielo y de la Tierra que [lo que se les ha prometido] es tan cierto como que pueden hablar
Rusça
Клянусь Господом неба и земли, что это является истиной, подобно тому, что вы обладаете даром речи
Endonezce
Maka demi Tuhan langit dan bumi, sungguh, apa yang dijanjikan itu pasti terjadi seperti apa yang kamu ucapkan
Bengalce
নভোমন্ডল ও ভূমন্ডলের পালনকর্তার কসম, তোমাদের কথাবার্তার মতই এটা সত্য।
Çince
以天地的主盟誓,这确是真实的,犹如你们能说话一样。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göğün ve yerin Rabbine ant olsun ki, yeniden dirilme tıpkı sizin konuşmanız gibi içinde şüphe olmayan bir haktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
20- Yakîn ehli için yeryüzünde âyetler/deliller vardır. 21- Kendi nefislerinizde de. Hâlâ görmeyecek misiniz? 22- Rızkınız da size vaat edilenler de göktedir. 23- Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o, tıpkı sizin konuşmanız gibi haktır. 20. Yüce Allah, kullarını tefekküre ve ibretle bakıp düşünmeye çağırarak şöyle buyurmaktadır:“Yakîn ehli için yeryüzünde âyetler/deliller vardır.” Bu bizzat yeryüzünü, onun kapsamına giren dağları, denizleri, ırmakları, ağaçları ve bitkileri kapsar. Bunlar üzerinde tefekkür eden, bunların anlamları üzerinde dikkatle düşünen kimselere, bunları yaratanın azametini, egemenliğinin genişliğini, ihsanının kapsayıcılığını, ilminin gizli-açık herşeyi kuşattığını gösterir bu varlıklar. 21. Aynı şekilde kulun kendi nefsinde de birçok ibretler, hikmetler ve rahmetler vardır. Bunlar da Yüce Allah’ın bir tek ve samed olduğuna, bunca yaratıkları boş yere ve amaçsız yaratmadığına delildir. 22. “Rızkınız” yani rızkınızın kaynağını teşkil eden yağmurlar ve çeşitli kaderler demek olan dinî ve dünyevî rızıklar “da size vaat edilenler de” dünya ve âhiretteki mükâfaat ve cezalar “göktedir.” Bunlar da Yüce Allah katından, diğer kaderler gibi inerler. 23. Yüce Allah, birtakım âyetleri/delilleri beyan ederek bunlara aklı başında ve kavrayışlı kimsenin dikkatini çekecek şekilde işaret ettikten sonra vaadinin ve cezasının (amellere vereceği karşılıkların) hak olduğuna yemin etmektedir. Ayrıca bu vaadini bizim için en açık ve kesin bir gerçek olan konuşmaya benzetmekte ve şöyle buyurmaktadır: "Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o, tıpkı sizin konuşmanız gibi haktır.” Sizler konuşmanızın gerçekliği konusunda şüphe etmediğiniz gibi, aynı şekilde öldükten sonra dirilmek ve amellerinizin karşılığını görmek hususunda da en ufak bir şüpheye düşmemelisiniz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yüce Allah vahiy ile bildirilenlerin ne kadar gerçek olduğuna yemin ederken, insanların bunu iyice kavramaları için en yakınlarındaki bir hakikati, onların temel özelliklerinden olan konuşma yeteneğini örnek göstermiştir. Âyetin sonunda fiil halinde geçen “nutk” kavramı, “konuşma” yanında “düşünme” anlamını da içermekte olup doğru düşünmenin yöntemlerini gösteren mantık terimi de bu kökten gelmektedir. Şu halde buradaki yemin ifadesinin, konuşan varlık olmanın aynı zamanda muhakeme eden ve gözlemlediklerinden sonuçlar çıkaran varlık anlamına geldiği bilincini taşıyan ve bunun gereğini yerine getiren insanların onuruna onur kattığı söylenebilir. Nitekim Resûlullah’tan rivayet edilen bir hadiste, âyetteki yemine rağmen konumunun ve kendisine verilen değerin şuuruna varamayan ve O’nu inkârda direnen kimseler ağır bir dille eleştirilmiştir (bk. Taberî, XXVI, 206-207; İbn Atıyye, V, 176-177, bu söz Arap diline yapılmış bir atıf gibi de düşünülmüştür).
Zâriyât Suresi 23. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göğün ve yerin Rabbine ant olsun ki, yeniden dirilme tıpkı sizin konuşmanız gibi içinde şüphe olmayan bir haktır.