Önceki ayet· 48:17Sonraki ayet· 48:19

Fetih Suresi 18. Ayet· 48:18

↗ Fetih suresi
Medeni
۞لَّقَدۡ رَضِيَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَثَٰبَهُمۡ فَتۡحٗا قَرِيبٗا
Allah şu mü'minlerden razı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allah onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah şu mü'minlerden razı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allah onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Yemin olsun, Allah müminlerden, o ağacın altında sana bey'at ettikleri sırada hoşnut olmuştur. Onların gönüllerindekini bilmiş, üzerlerine huzur ve sükûn indirmiş ve kendilerine yakın bir fetih nasip etmiştir.
Süleyman Ateş
Allah şu mü'minlerden razı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allah onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
Certainly was Allah pleased with the believers when they pledged allegiance to you, [O Muhammad], under the tree, and He knew what was in their hearts, so He sent down tranquillity upon them and rewarded them with an imminent conquest
Fransızca
Allah a très certainement agréé les croyants quand ils t'ont prêté le serment d'allégeance sous l'arbre. Il a su ce qu'il y avait dans leurs cœurs, et a fait descendre sur eux la quiétude, et Il les a récompensés par une victoire proche
İspanyolca
Dios quedó complacido con los creyentes cuando te juraron fidelidad bajo el árbol. [Él] sabía [la fe] que había en sus corazones e hizo descender el sosiego sobre ellos y los recompensó con una victoria cercana
Rusça
Аллах остался доволен верующими, когда они присягали тебе под деревом в Худейбии. Он знал, что у них в сердцах, и ниспослал им покой и вознаградил их близкой победой
Endonezce
Sungguh, Allah telah meridai orang-orang mukmin ketika mereka berjanji setia kepadamu (Muhammad) di bawah pohon, Dia mengetahui apa yang ada dalam hati mereka, lalu Dia memberikan ketenangan atas mereka dan memberi balasan dengan kemenangan yang dekat
Bengalce
আল্লাহ মুমিনদের প্রতি সন্তুষ্ট হলেন, যখন তারা বৃক্ষের নীচে আপনার কাছে শপথ করল। আল্লাহ অবগত ছিলেন যা তাদের অন্তরে ছিল। অতঃপর তিনি তাদের প্রতি প্রশান্তি নাযিল করলেন এবং তাদেরকে আসন্ন বিজয় পুরস্কার দিলেন।
Çince
安拉确已喜悦信士们。当时,他们在那棵树下与你订约,他已知道他们的心事,故降镇静于他们,并以临近的胜利报酬他们,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah, Hudeybiye'de Rıdvan biatinde ağacın altında biat eden Müminlerden razı olmuştur. Onların kalplerindeki imanı, ihlası ve doğruluğu bilmiş ve onların kalplerine huzur indirmiştir. Buna karşılık olmak üzere ve Mekke'ye giremediklerinden dolayı elde edemediklerinin bir telafisi olarak kendilerini yakın bir fetih olan Hayber'in Fethi ile mükâfatlandırmıştır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
18- Andolsun ki Allah, ağacın altında sana biat ettikleri zaman mü’minlerden razı olmuş, kalplerinde olanı bildiği için de üzerlerine sekinet/huzur indirmiş ve onları yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır. 19- Bir de alacakları birçok ganimetlerle. Allah Azîzdir, Hakîmdir. 20- Allah size alacağınız pek çok ganimetler vaat etmiştir. Allah size bu (Hayber ganimetlerini) hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Bu ganimet) mü’minlere bir delil olsun ve Allah sizi dosdoğru bir yola iletsin diyedir. 21- Yine Allah, sizin henüz güç yetiremediğiniz ama kendisinin (ilmi ile) kuşattığı başka (ganimetler de vaat etmiştir.) Allah her şeye gücü yetendir. 18. Yüce Allah, Rasûlüne biatte bulunan mü’minlerden razı olduğunu ve onlara olan lütuf ve merhametini bize haber vermektedir. Söz konusu bu biat, onların yüzlerini ağartmış ve onun sayesinde dünya ve âhiret mutluluğunu elde etmişlerdir. Allah’ın mü’minlerden razı oluşundan dolayı “Rıdvan/rıza biati” diye anılan aynı şekilde ağacın altında gerçekleştiği için de “ağaç altındakilerin biat” diye de bilinen bu biatin sebebi şu idi: Hudeybiye günü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile müşrikler arasında gelişinin herhangi bir kimse ile savaşmak için değil de sadece Beytullahı ziyaret etmek kastıyla olduğu ile ilgili karşılıklı konuşmalar cereyan etmişti. Bu maksatla Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Osman b. Affan radıyallahu anh’ı bu hususta Mekke’ye elçi olarak göndermişti. Bir süre sonra onun müşrikler tarafından öldürüldüğüne dair gerçekle ilgisi olmayan bir haber gelmişti. Bunun üzerine Allah Rasûlü, beraberindeki mü’minleri bir araya topladı. Onlar, o vakit 1500 kişi dolaylarında idiler. Ağaç altında ölünceye kadar müşriklerle savaşacaklarına ve kaçmayacaklarına dair Peygambere biat edip söz verdiler. İşte Yüce Allah da en büyük itaat ve Allah’a yakınlaştırıcı en değerli amellerden birisi olan bu hale sahip mü’minlerden razı olduğunu haber vermektedir. O, “kalplerinde olanı” imanı “bildiği için de üzerlerine” kalplerinde bulunanlara karşı bir mükâfat olmak üzere “sekinet/huzur indirmiş” hidâyetlerini artırmıştır. Allah, müşriklerin Allah Rasûlüne koştukları malum şartlar dolayısı ile onlaırn kalplerindeki tahammülsüzlüğü bildiğinden üzerlerine huzur ve sükûn demek olan sekînetini indirerek onlara sebat ve metanet vermiş, bu sayede kalplerini huzura kavuşturmuştu. Ayrıca “onları yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.” Bu yakın fetihten kasıt, Hayber’in fethidir. Buna Hudeybiye’ye katılanlardan başkaları katılmamıştı. O bakımdan kendilerine bir mükâfat, Yüce Allah’a itaatleri ve O’nu razı edecek işleri yapmaları dolayısı ile de bir şükran belgesi olmak üzere Hayber ganimetleri sadece onlara ait oldu. 19. “Bir de alacakları birçok ganimetlerle. Allah Azîzdir.” Yani her şeye boyun eğdirici güç ve kuvvet sahibidir. O, dilerse mü’minler ile kâfirler arasındaki bütün olaylarda kâfirlerden intikam alır ve mü’minleri onlara karşı muzaffer kılar. Fakat O, aynı zamanda “Hakîmdir.” Hikmeti gereği onları biribirleri ile sınar, mü’mini kâfir ile imtihan eder. 20. “Allah size alacağınız pek çok ganimetler vaat etmiştir.” Bu, müslümanların aldıkları ve kıyamete kadar alacakları bütün ganimetleri kapsar. “Allah size bu” Hayber ganimetlerini “hemen vermiş” alacağınız tek ganimetin yalnız bu olduğunu sanmayın. Daha bunun arkasından gelecek pek çok ganimetler vardır. “Ve” sizinle savaşabilecek durumda olan ve bunu çokça isteyen “insanların ellerini sizden çekmiştir.” Bundan dolayı da Allah’a hamdetmelisiniz. Zira bu bir nimet ve kolaylaştırmadır. Bu ganimet “mü’minlere” Allah’ın haberinin doğruluğuna, vaadinin hak olduğuna, mü’minleri mükâfatlandıracağına, bunu takdir edenin başkasını da takdir ve kısmet edeceğine “bir delil olsun ve Allah sizi” sizin için hazırlayacağı sebepler vasıtası ile ilim, iman ve amel bakımından “dosdoğru yola iletsin diyedir.” 21. Size aynı şekilde bu hitabın gerçekleştiği zamanda “henüz güç yetiremediğiniz ama kendisinin (ilmi ile) kuşattığı başka” ganimetleri de vaat etmiştir. Allah onlara kadirdir ve onlar, O’nun idare ve mülkü altındadırlar. Size bu ganimetleri vaat etmiş bulunmaktadır. Yüce Allah’ın kudreti kemal derecesinde olduğundan dolayı size yaptığı bu vaadinin gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah, her şeye gücü yetendir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hudeybiye’de hayatları pahasına da olsa Hz. Peygamber’i destekleyeceklerine, savaşıldığı takdirde kaçmayacaklarına yemin eden sahâbîler Allah’ın rızasına (rıdvân) nâil olmuşlar, ayrıca bu hoşnutluğunu yüce Mevlâ kitabında zikrettiği için Kur’an var olduğu ve okunduğu sürece hayırla ve gıpta ile anılma şerefine ermişlerdir. Âyette zikredilen hoşnutluğun Arapçası “rıdvân” olduğu için bu yeminli söz vermenin (biatın) adına “bey‘atü’r-rıdvân” da denilmiştir. Altında biatın yapıldığı ağaç da bu olaydan sonra “şeceretü’r-rıdvân” adını almıştır. Müşriklerin kendilerini engelleme kararı aldıklarını öğrenince Hz. Ömer’in ikazı üzerine arkadan silâh da getirtilmişti. Müslümanlar, başlangıçta yanlarına silah bile almadan, hem hasret gidermek hem de umre ibadeti yapmak üzere yola çıkmışlar; üstelik Peygamberimizin 27. âyette zikredilen bir rüyasını umrenin hemen gerçekleşeceği şeklinde yorumlamışlardı. Bütün bunlardan sonra yolları kesilip umreleri engellenince nasıl bir moral bozukluğuna, kafa karışıklığına ve isyan duygusuna kapıldıklarını kestirmek zor değildir. Ama Allah “onların gönüllerinde olanı”, yani içine düştükleri huzursuzluk ve bunalımı bildiği için derhal rahmet kapılarını açmış, yüreklerine su serpmiş, heyecan ve öfkelerini huzur ve tatmin duygusuna çevirmiştir. Bu gelişmelerden en fazla etkilenen Hz. Ömer, Peygamber efendimizin ve Hz. Ebû Bekir’in açıklamaları üzerine sakinleşmiş, heyecanla söylenmiş sözlerinden dolayı da pişman olmuş, telâfi için ibadetler yapmış, sadakalar dağıtmıştır. “Gönüllerde olanı” iman, ihlâs ve bağlılık olarak yorumlayanlara göre de Allah, ashabın heyecan sebebiyle normal tepki sınırlarını zorlayan davranışlarını gönüllerindeki iman ve sevgi sayesinde bağışlamış, heyecanlarını teskin etmiştir. Sûrenin başında geçen fetih Hudeybiye sulhu idi, 18. âyette zikredilen yakın fetih, ileride gerçekleşecek, Medine yakınlarında yahudilerin yerleşim merkezlerinden biri olan Hayber’in fethidir, 19. âyette sözü edilen ganimet de Hayber’de elde edilecek savaş ganimetidir.
Fetih Suresi 18. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah, Hudeybiye'de Rıdvan biatinde ağacın altında biat eden Müminlerden razı olmuştur. Onların kalplerindeki imanı, ihlası ve doğruluğu bilmiş ve onların kalplerine huzur indirmiştir. Buna karşılık olmak üzere ve Mekke'ye giremediklerinden dolayı elde edemediklerinin bir telafisi olarak kendilerini yakın bir fetih olan Hayber'in Fethi ile mükâfatlandırmıştır.