Önceki ayet· 46:18Sonraki ayet· 46:20

Ahkâf Suresi 19. Ayet· 46:19

↗ Ahkâf suresi
Mekki
وَلِكُلّٖ دَرَجَٰتٞ مِّمَّا عَمِلُواْۖ وَلِيُوَفِّيَهُمۡ أَعۡمَٰلَهُمۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz
Elmalılı Hamdi Yazır
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Her birinin, yapıp ettiklerinden dereceleri vardır. Amellerinin karşılığı eksiksiz verilecektir, hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Her birinin (inananların ve inanmayanların) yaptıkları işlerden dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını tam verir; kendilerine hiç haksızlık edilmez.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
And for all there are degrees [of reward and punishment] for what they have done, and [it is] so that He may fully compensate them for their deeds, and they will not be wronged
Fransızca
Et il y a des rangs [de mérite] pour chacun, selon ce qu'ils ont fait afin qu'Allah leur attribue la pleine récompense de leurs œuvres; et ils ne seront point lésés
İspanyolca
Cada uno tendrá un grado diferente acorde a sus obras, y se lo retribuirá acorde a ellas. Pero nadie será oprimido
Rusça
Для всех будут ступени, соответствующие тому, что они совершили, дабы Аллах воздал им сполна за их деяния, и с ними не поступят несправедливо
Endonezce
Dan setiap orang memperoleh tingkatan sesuai dengan apa yang telah mereka kerjakan, dan agar Allah mencukupkan balasan perbuatan mereka, dan mereka tidak dirugikan
Bengalce
প্রত্যেকের জন্যে তাদের কৃতকর্ম অনুযায়ী বিভিন্ন স্তর রয়েছে, যাতে আল্লাহ তাদের কর্মের পূর্ণ প্রতিফল দেন। বস্তুতঃ তাদের প্রতি যুলুম করা হবে না।
Çince
他们将因自己的行为而各有若干等级,以便安拉对他们的行为给予完全的报酬,他们不受亏枉。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Her iki grup için de -bir grup cennette ve bir grup da cehennemde olmak üzere- amellerine göre dereceleri vardır. Cennet ehli kimselerin dereceleri yüksektir. cehennem ehlinin ise alt dereceleri vardır. Bu da Allah Teâlâ'nın yaptıklarının karşılığını kendilerine tam olarak vermesi içindir. Kıyamet günü onlar iyiliklerinin eksiltilmesi ile yahut da kötülüklerinin artırılmasıyla zulme uğratılmazlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
17- (Bazıları da var ki) ana-babasına:“Öf be (bıktım) sizden! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş (ve biri bile dirilmemiş) iken siz beni (dirilip kabirden) çıkarılmakla mı tehdit ediyorsunuz?” der. Ana-babası da (bir yandan hidayete ermesi için) Allah’a yalvararak ona: “Yazık sana! Gel iman et! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır”(derler). O ise:“Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” der. 18- İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçen cinlerden ve insanlardan oluşan (kafir) ümmetler arasına dahil olarak aleyhlerinde (azap) sözü hak olmuş kimselerdir. Şüphesiz onlar, hüsrana uğramış olanlardır. 19- Herkesin, işlediklerine göre dereceleri vardır. Böylece Allah, kendilerine amellerinin karşılığını tastamam verir ve onlar zulme uğratılmazlar. 17. Yüce Allah, salih, anne-babasına karşı iyi ve itaatkâr davranan kimseyi söz konusu ettikten sonra, onlara kötü davranan kişinin halini -ki bu en kötü haldir- söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Ana-babasına” kendisini Allah’a ve âhiret gününe imana davet edip inkârın cezasından korkuttukları vakit -ki anne-babanın çocuklarına yapabilecekleri en büyük iyilik, onu ebedi saadetine ve nihai kurtuluşuna vesile olacak şeylere davet etmeleridir- bu kimse, onlara en kötü şekliyle karşılık vererek:“Öf be (bıktım) sizden” Siz de sizin söyledikleriniz de kahrolsun!, der. Daha sonra da dirilişi çok uzak görüp inkâr ettiğini anlatmak üzere de şöyle der:“Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken” ki onlar yalanlayıp küfre sapmışlardı; hem onlar, inkârcı, cahil ve inatçı her bir kimsenin uyulan önderleri durumundadırlar; “siz beni” Kıyamet günü dolayısıyla kabrimden “çıkarılmakla mı tehdit ediyorsunuz?”“Ana-babası da” böyle dediği için evlâtları için “Allah’a yalvararak ona: Yazık sana! Gel iman et” derler ve onun hidâyet bulması için olanca gayretlerini ortaya koyarlar. Hatta çocuklarının iyiliğini o kadar çok isterler ki onun için, suda boğulmak üzere olanın yardım istediği gibi Allah’tan yardım isterler, onun için yalvarırlar, ona acırlar ve ona hakkı açıklayıp şöyle derler:“Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır.” Sonra buna dair delilleri mümkün olduğunca göstermeye çalışırlar. Çocuklarının ise ancak azgınlığı, nefreti, hakka karşı büyüklenmesi ve ona dil uzatması artar. “O ise: Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, der” Bu, ancak öncekilerin kitaplarından aktarılmıştır. Allah nezdinden gelmemiştir. Allah tarafından rasûlüne vahyedilmiş değildir. Herkes bilir ki, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ümmi idi. Okuma-yazma bilmezdi, kimseden ilim öğrenmiş de değildi. Peki, bu Kitabı nereden öğrendi? Bütün insanlar bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar dahi bu Kur’ân’ın benzerini getirebilirler mi?! 18. “İşte bunlar” bu çirkin hale sahip olanlar “kendilerinden önce gelip geçen cinlerden ve insanlardan oluşan (kafir) ümmetler arasına dahil olarak” bunlar, onların sellerine kapılacak, onların tufanlarında boğulacaklardır “aleyhlerinde” küfür ve yalanlamalarının cezası olarak azap edilmelerine dair “söz hak olmuş kimselerdir.”“Şüphesiz onlar, hüsrana uğramış olanlardır.” Hüsran, insanın sermayesini kaybetmesidir. Sermayenin kaybedilmesi halinde kârın kaybedilmesi öncelikle söz konusudur. İşte bunlar da iman etme fırsatını kaybettikleri gibi hiçbir nimete nail olamayacaklar, cehennem azabından da kurtulamayacaklardır. 19. İster hayır ehlinden, ister şer ehlinden olsun “Herkesin, işlediklerine göre dereceleri vardır.” Herkes, hayır ve şerden işlediklerine uygun bir mertebede olacaktır. Âhiretteki konumları, amellerine göre olacaktır. Bundan dolayı devamla şöyle buyurmaktadır:“Böylece Allah, kendilerine amellerinin karşılığını tastamam verir ve onlar zulme uğratılmazlar.” Yani kötülüklerine herhangi bir ekleme yapılmaksızın, iyilikleri de eksiltilmeksizin amellerinin karşılığını verir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İyiler de kötüler de tek dereceli değildir; iyiliğin ve kötülüğün hem nicelik hem de niteliğine göre sahipleri derecelendirilmiş, ceza ve ödülleri de bu derecelere göre verilmiştir ve verilecektir. Böylece hiçbir kimsenin zerre kadar hakkı zayi edilmemiş, her şey karşılığını bulmuştur.
Ahkâf Suresi 19. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Her iki grup için de -bir grup cennette ve bir grup da cehennemde olmak üzere- amellerine göre dereceleri vardır. Cennet ehli kimselerin dereceleri yüksektir. cehennem ehlinin ise alt dereceleri vardır. Bu da Allah Teâlâ'nın yaptıklarının karşılığını kendilerine tam olarak vermesi içindir. Kıyamet günü onlar iyiliklerinin eksiltilmesi ile yahut da kötülüklerinin artırılmasıyla zulme uğratılmazlar.