Diyanet İşleri
Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Dediler ki: "Şu dünya hayatımızdan başkası yok. Ölüyoruz, diriliyoruz. Bizi zamandan başkası helâk etmiyor." Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Sadece sanıda bulunuyorlar.
Süleyman Ateş
Dediler ki: "Ne varsa dünya hayatımızdır, başka bir şey yoktur. Ölürüz, yaşarız. Bizi zamandan başkası helak etmiyor." Fakat onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannediyorlar.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden kâfirler dediler ki: "Hayat sadece bu dünya hayatıdır ve bundan başka bir hayat yoktur. Nesiller ölür ve bir daha geri dönmezler ve ardından yeni nesiller yaşar. Bizi ancak gece ve gündüzün birbirini takip etmesi öldürür." Onların öldükten sonra tekrar dirilmeyle ilgili inkâr etmeleri hususunda hiçbir bilgileri yoktur. Onların bütün bildikleri sadece zandan ibarettir. Şüphesiz hiçbir zaman zan hakkın yerine geçmez.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
23- Hevâsını kendine ilâh edinen, Allah’ın (katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağına ve kalbine mühür vurduğu ve gözü üzerine de bir perde çektiği kimse hakkında ne dersin? Ona Allah’tan başka kim hidâyet verebilir? Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız? 24- “Hayat, ancak dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz ve (kimimiz de) yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” dediler. Halbuki onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Onlar, sadece zanda bulunuyorlar. 25- Onlara âyetlerimiz apaçık deliller halinde okunduğunda ileri sürdükleri tek delil:“Eğer doğru söylüyorsanız, haydi babalarımızı getirin (de görelim)” demekten ibarettir. 26- De ki:“Sizi Allah yaşatır, sonra da öldürür. Sonra da O, kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan Kıyamet gününde sizi bir araya toplayacaktır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.”
23. “Hevâsını kendine ilâh edinen” arzu ettiğini Allah ister razı olsun, ister gazaplansın yapan, “Allah’ın (katındaki) bir bilgiye göre” hidâyete layık olmadığını, bundan dolayı da arınıp temizlenmeyeceğini bildiği için “saptırdığı, kulağına” kendisine faydalı olacak şeyleri işitmeyecek şekilde “ve kalbine” hayrı anlayamayacak şekilde “mühür vurduğu ve gözü üzerine de” hakkı görmesini engelleyecek “bir perde çektiği” sapık “kimse hakkında ne dersin?”“Ona Allah’tan başka kim hidâyet verebilir?” Allah hidâyetin kapılarını onun yüzüne kapatmış ve azgınlığın kapılarını da onun önünde açmış iken kimse ona hidâyet veremez. Ancak bununla Allah ona zulmetmiş olmaz. Aksine kendisine zulmeden, Allah’ın kendisine gelecek olan rahmetinin engellenmesine sebep olan yine kendisidir. “Hala” size fayda verecek olan şeyleri düşünüp izlemek, size zarar verecek şeyleri bilip onlardan sakınmak suretiyle “düşünüp öğüt almayacak mısınız?”
24. Öldükten sonra dirilişi inkâr edenler:“Hayat, ancak dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz ve (kimimiz de) yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” dediler.” Bunlar sadece (doğa) kanunlarından ibarettir. Gece ve gündüzün değişip durmasının, geçip gitmesinin bir sonucudur. Bazı insanlar ölür, bazı insanlar yaşar. Ölen Allah’a dönüyor değildir, amelinin karşılığını da görmeyecektir. Onların söyledikleri bu sözler, bilgisizce söylenen sözlerdir. Çünkü “onlar sadece zanda bulunuyorlar.” Bu bakımdan öldükten sonra Allah’ın huzuruna dönmeyi inkâr etmişler, herhangi bir delil veya belge olmaksızın doğru sözlü peygamberlerin yalan söylediklerini ileri sürmüşlerdir. Ama onların bu söyledikleri, zandan ibarettir ve bazı şeyleri uzak bir ihtimal olarak görmektir. Hakikatle hiçbir ilgileri yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
25. Bu, onların Allah’a karşı bir küstahlıklarıdır. Çünkü onlar, böyle bir teklifte bulunmuş ve Yüce Allah’ın peygamberlerinin doğru söylemelerinin, ölmüş atalarını geri getirmelerine bağlı olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak peygamberler onlara her bir âyeti ve mucizeyi getirecek olsalar dahi, yine de -peygamberler onların dediklerine uymadıkça- onlara iman etmezler. Onlar, bu söylediklerinde de yalancıdırlar. Onların asıl maksatları hakkın açıklık kazanması değil, peygamberlerin çağrısını reddetmektir.
26. Çünkü âhiret gününe dair bilgi, kalplerinde yer etmiş olsaydı, o gün için birtakım amellerde bulunur ve gerekli hazırlıkları yaparlardı.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Ölürüz, yaşarız” cümlesinde önce ölüm sonra dirilme, hayata gelme zikredildiği için bazı tefsirciler bununla, Câhiliye Arapları’nın tenâsüh (ruh göçü, reenkarnasyon) inancına işaret edildiğini ileri sürmüşlerdir. İlk bakışta bu mâna ihtimal dışı görülmemekle beraber Araplar’ın böyle bir inanca sahip oldukları yönünde tarihî bir bilgi bulunmamaktadır. Şu halde bu âyette maksat, putperestlerin âhirete, öldükten sonra başka bir âlemde dirilmeye inanmadıklarını, onların bir kısım olumsuz davranışlarına bu inançsızlığın kaynaklık ettiğini açıklamaktır. Başka âyetlerde “ölür diriliriz” sözlerinden sonra, “öldükten sonra diriltilecek değiliz” demeleri, maksatlarının tenâsühe inandıklarını göstermek değil, öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmek olduğunu açıkça ortaya koymaktadır (En‘âm 6/29; Mü’minûn 23/37; reenkarnasyon için bk. Bakara 2/28).