Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şerîat/bir yol-yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!
Süleyman Ateş
Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Then We put you, [O Muhammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know
Fransızca
Puis Nous t'avons mis sur la voie de l'Ordre [une religion claire et parfaite]. Suis-la donc et ne suis pas les passions de ceux qui ne savent pas
İspanyolca
A ti [¡oh, Mujámmad!] te he revelado una legislación para que la apliques y no sigas las pasiones de quienes no saben
Rusça
Потом Мы наставили тебя на путь из повеления. Следуй им и не потакай желаниям тех, которые не обладают знанием
Endonezce
Kemudian Kami jadikan engkau (Muhammad) mengikuti syariat (peraturan) dari agama itu, maka ikutilah (syariat itu) dan janganlah engkau ikuti keinginan orang-orang yang tidak tahu
Bengalce
এরপর আমি আপনাকে রেখেছি ধর্মের এক বিশেষ শরীয়তের উপর। অতএব, আপনি এর অনুসরণ করুন এবং অজ্ঞানদের খেয়াল-খুশীর অনুসরণ করবেন না।
Sonra da seni kendi buyruğumuz ile senden önceki resullerimize emrettiğimiz yol, sünnet ve metot üzerine kıldık ki bununla imana ve salih amele davet ediyorsun. Sen bu şeriata tabi ol ve hakkı bilmeyenlerin heveslerine tabi olma. Zira onların hevesleri haktan saptırır.
18- Sonra Biz seni de dinde bir şeriat sahibi kıldık. O halde sen ona uy! Bilmeyenlerin hevâlarına uyma! 19- Çünkü onlar, Allah’a karşı sana hiçbir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise takvâ sahiplerinin dostudur.
18. Yani Biz, sana bütün hayırlara çağıran, her türlü kötülüklerden vazgeçirmeyi emreden ve şer’î emrimizin bir tecellisi olan kâmil bir şeriat göndermiş bulunuyoruz. “O halde sen ona uy!” Çünkü ebedi mutluluk ve kurtuluş ona uymaya bağlıdır. “Bilmeyenlerin hevâlarına uyma!” Hevâları ilme uymayan ve ilmin arkasından yürümeyen kimselerin arkasından gitme! Bunlar ise hevâ ve iradesi, Allah Rasûlünün şeriatine aykırı olan herkestir. İşte böylelerine uymak, bilmeyenlerin hevâlarına uymak demektir.
19. “Çünkü onlar, Allah’a karşı sana hiçbir fayda sağlayamazlar.” Allah nezdinde bunların sana faydaları olmayacaktır. O bakımdan sen, onların hevâlarına uyacak olursan bil ki onlar, senin için bir fayda sağlayamayacaklar ve sana gelen bir kötülüğü de engelleyemeyeceklerdir. Esasında senin onlara uyman ve onları dost edinmen de uygun değildir. Çünkü onlar ve sen, birbirinizden çok farklısınız:“Şüphesiz zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise takvâ sahiplerinin dostudur.” Takvâları sebebi ile O’na itaat ederek amelde bulundukları için O da kendilerini karanlıklardan aydınlığa çıkartır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Din ve şeriat ilk defa Hz. Muhammed’e gelmiş değildir, daha önce gelip geçmiş binlerce peygamber vasıtasıyla Allah özü aynı, detayları farklı dinler göndermiş, bir yoruma göre aynı olan öze din (hatta İslâm), farklı olan detaylara, amelî hükümlere, kulluk şekillerine sosyal ve hukukî düzenlemelere de şeriat denilmiştir. Son peygambere ve ondan sonra gelecek olan bütün insanlara gönderilen İslâm dini ve şeriatı, bütün diğer dinleri vahyeden Allah’tan gelmiştir. Ona yalnızca diğer insanlar değil peygamber de uymak zorundadır. Günlük dilde şeriat kelimesi, yalnızca vahyedilen dini değil, bundan ictihad yoluyla çıkarılmış hükümleri ve âlimler tarafından yapılan yorumları da ifade etmektedir. Peygamber gibi mâsum olmayan, ictihad ve yorumlarının isabetsiz olma ihtimali de bulunan âlimlerin ictihadları, hükmü kesin olan vahiy gibi bağlayıcı değildir; bunlar başka âlimler tarafından reddedilebilir, yerlerine yenileri konabilir.
Dinine uygun yaşayanların dostu ve koruyucusu Allah’tır. Hak dinden sapanlar da aralarında dostluk ve dayanışma birlikleri kurarlar; ancak hak dine uyulmaması halinde elde edilecek hiçbir menfaat, kazanç veya edinilecek dostlar kişiyi, Allah’ın cezasından kurtarmaya yetmez.
Sonra da seni kendi buyruğumuz ile senden önceki resullerimize emrettiğimiz yol, sünnet ve metot üzerine kıldık ki bununla imana ve salih amele davet ediyorsun. Sen bu şeriata tabi ol ve hakkı bilmeyenlerin heveslerine tabi olma. Zira onların hevesleri haktan saptırır.