Önceki ayet· 4:90Sonraki ayet· 4:92

Nisâ Suresi 91. Ayet· 4:91

↗ Nisâ suresi
Medeni
سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأۡمَنُوكُمۡ وَيَأۡمَنُواْ قَوۡمَهُمۡ كُلَّ مَا رُدُّوٓاْ إِلَى ٱلۡفِتۡنَةِ أُرۡكِسُواْ فِيهَاۚ فَإِن لَّمۡ يَعۡتَزِلُوكُمۡ وَيُلۡقُوٓاْ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓاْ أَيۡدِيَهُمۡ فَخُذُوهُمۡ وَٱقۡتُلُوهُمۡ حَيۡثُ ثَقِفۡتُمُوهُمۡۚ وَأُوْلَـٰٓئِكُمۡ جَعَلۡنَا لَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينٗا
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.
Süleyman Ateş
Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
You will find others who wish to obtain security from you and [to] obtain security from their people. Every time they are returned to [the influence of] disbelief, they fall back into it. So if they do not withdraw from you or offer you peace or restrain their hands, then seize them and kill them wherever you overtake them. And those - We have made for you against them a clear authorization
Fransızca
Vous en trouverez d'autres qui cherchent à avoir votre confiance, et en même temps la confiance de leur propre tribu. Toutes les fois qu'on les pousse vers l'Association, (l'idolâtrie) ils y retombent en masse. (Par conséquent,) s'ils ne restent pas neutres à votre égard, ne vous offrent pas la paix et ne retiennent pas leurs mains (de vous combattre), alors, saisissez-les et tuez les où que vous les trouviez. Contre ceux-ci, Nous vous avons donné une autorité manifeste
İspanyolca
Pero encontrarán a otro grupo que desea estar a salvo de ustedes [aparentando ser creyentes] y a salvo de su gente [manifestando la incredulidad que hay en sus corazones]. Cada vez que su pueblo los incita a combatir contra ustedes se precipitan a agredirlos. A estos, si no dan la palabra de que no combatirán contra ustedes, proponen la paz y contienen la agresión, aprésenlos y ajustícienlos [en el curso del combate] donde quiera que los encuentren. A ellos se les permite combatirlos
Rusça
Вы обнаружите, что другие хотят получить гарантии безопасности от вас и от своего народа. Всякий раз, когда их возвращают в смуту, они опрокидываются в ней. Если они не отступят от вас, не предложат вам мира и не уберут свои руки, то хватайте их и убивайте, где бы вы их ни обнаружили. Мы предоставили вам очевидный довод против них
Endonezce
Kelak akan kamu dapati (golongan-golongan) yang lain, yang menginginkan agar mereka hidup aman bersamamu dan aman (pula) bersama kaumnya. Setiap kali mereka diajak kembali kepada fitnah (syirik), mereka pun terjun ke dalamnya. Karena itu jika mereka tidak membiarkan kamu dan tidak mau menawarkan perdamaian kepadamu, serta tidak menahan tangan mereka (dari memerangimu), maka tawanlah mereka dan bunuhlah mereka dimana saja kamu temui, dan merekalah orang yang Kami berikan kepadamu alasan yang nyata (untuk memerangi, menawan dan membunuh) mereka
Bengalce
এখন তুমি আরও এক সম্প্রদায়কে পাবে। তারা তোমাদের কাছেও স্বজাতির কাছেও এবং নির্বিঘ্ন হয়ে থাকতে চায়। যখন তাদেরকে ফ্যাসাদের প্রতি মনোনিবেশ করানো হয়, তখন তারা তাতে নিপতিত হয়, অতএব তারা যদি তোমাদের থেকে নিবৃত্ত না হয়, তোমাদের সাথে সন্ধি না রাখে এবং স্বীয় হস্তসমূহকে বিরত না রাখে, তবে তোমরা তাদেরকে পাকড়াও কর এবং যেখানে পাও হত্যা কর। আমি তাদের বিরুদ্ধে তোমাদেরকে প্রকাশ্য যুক্তি-প্রমাণ দান করেছি।
Çince
你们将发现别的许多人,想从你们那里获得安全,也想从他们的宗族获得安全;他们每逢被召于迫害,他们都冒昧地参加。如果他们不退避你们,不投降你们,不停止作战,那么,你们在哪里发现他们,就当在哪里捕杀他们。这等人,对于制裁他们,我已经把一个明证授予你们了。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Müminler!- Münafıklardan başka bir grubu da kendilerini güvende kılmak için size imanlarını gösterirken, kâfir kavimlerine döndüklerinde onların kendilerine güvenmeleri için de küfrü izhar ediyor bulacaksınız. Allah’ı inkâr etmeye ve ona ortak koşmaya her çağrılmalarında şiddetli bir biçimde bu işe dalarlar. Onlar sizinle savaşmayı bırakmaz, barış yapmak üzere size gelmez ve sizin üzerinizden ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. Bu özelliklere sahip olan o kimseleri, ihanet ve tuzaklarından ötürü yakalamanız ve öldürmeniz için size apaçık kanıtlar verdik.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
88- Allah onları kazandıkları yüzünden baş aşağı yıkıvermişken münafıklar hakkında ne diye iki gruba ayrıldınız? Allah’ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Halbuki Allah’ın saptırdığına asla doğru bir yol bulamazsın. 89- Onlar sizin de kendileri gibi küfre girmenizi böylece onlarla eşit olmanızı arzu ederler. O halde onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden hiç kimseyi dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. Onlardan hiçbir dost ve hiçbir yardımcı da edinmeyin. 90- Sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlar yahut hem sizinle hem kendi kavimleri ile savaşmaktan içleri daralarak size gelenler müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize salardı da onlar da sizinle savaşırlardı. O halde onlar sizden uzak durur da sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde kalmak isterlerse artık Allah size onların aleyhine bir yol bırakmamıştır. 91- Hem sizden emin olmak hem kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başka insanlar olduğunu da göreceksiniz. Onlar her ne zaman fitneye çağırılırlarsa onun içine başaşağı atılırlar. Şâyet sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (savaştan) çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte böylelerine karşı size apaçık bir yetki verdik. 88-89. Bu âyet-i kerimelerde kastedilen münafıklar kâfir olmakla birlikte müslüman olduklarını açığa vuran ve hicret etmeyen münafıklardır. Onlar hakkında ashab-ı kiram şüphe ve tereddüde düşmüşlerdi. Sahabeden kimileri bunlar ile savaşmaktan ve onlarla dostluk bağını kesmekten yana şüphe içine düşmüşlerdi. Çünkü o kimseler, mü’min olduklarını açığa vurmuşladı. Saahbeden kimileri de onların yaptıklarından hareketle durumlarını bildiğinden dolayı onların kâfir oldukları hükmüne varmıştı. İşte Yüce Allah da şunu haber vermektedir: Bu gibi kimseler hakkında şüphe ve tereddüde düşmemelisiniz, aksine bunların durumu açıktır ve anlaşılmayacak bir tarafı yoktur. Bunlar münafık kimselerdir, defalarca küfre girmiş, bununla birlikte sizin de kâfir olmanızı ve kendileri ile aynı duruma gelmenizi şiddetle arzulamışlardır. Onların bu halde oldukları tarafınızdan kesinlikle anlaşıldığına göre atık “içlerinden hiç kimseyi dost edinmeyin.” Bu da onları sevmemeyi gerektirmektedir. Çünkü dost edinmek sevmenin bir sonucudur. Aynı şekilde bu onlara buğz etmeyi ve düşmanlık beslemeyi de gerektirmektedir. Çünkü bir şeyi yasaklamak onun zıddının emredilmesi demektir. Bu emrin süresi ise onların hicretlerine kadardır. Şayet hicret edecek olurlarsa o takdirde müslümanlar hakkında söz konusu olan uygulamalar onlar hakkında da söz konusu olur. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem beraberinde bulunan ve yanına hicret eden herkese İslâm ahkâmını uyguluyordu. Bu kimselerin gerçekten mü’min olmaları ile zahiren imanını açığa vuran kimseler olmaları arasında fark gözetmiyordu. Eğer bunlar hicret etmeyip hicretten yüz çevirecek olurlarsa “onları bulduğunuz yerde” yani ne zaman ve nerede bulursanız “yakalayıp öldürün.” Bu, ilim adamlarının çoğunluğunun (cumhurunun) kabul ettiği şekilde haram aylarda savaşmanın nesholduğunun delilleri arasındadır. Bu kanaate sahip olmayanlar ise şöyle derler: Buradaki naslar mutlaktır ve haram aylarda savaşmayı haram kılan mukayyed (kayıtlı) buyruklarla ele alınmalıdır. 90. Daha sonra Yüce Allah bu gibi münafıklarla savaşma hükmünden, üç kesimi istisna etmektedir. Bunlardan ikisiyle savaşı bırakmayı kesin olarak emretmektedir: Birincisi: Kendileri ile müslümanlar arasında savaşılmayacağına dair antlaşma bulunan bir topluluğa gidip onlara katılan kimselerdir. Böyleleri, mal ve canın korunması bakımından o gidip katıldığı toplumun hükmünü alır. İkincisi: Bu grup ise: “Hem sizinle hem kendi kavimleri ile savaşmaktan içleri daralan” kimselerdir. Yani bunlar ne sizinle savaşmak istemektedirler, ne de kendi kavimleri ile savaşmak. Her iki kesimle de savaşmamayı tercih ederler. İşte Allah, bunlarla da savaşı bırakmayı emretmekte ve bundaki hikmeti de şu buyruğu ile dile getirmektedir:“Allah dileseydi elbette onları üzerinize salardı da onlar da sizinle savaşırlardı.” Bu açıdan onlar hakkında üç şık mümkündür: Ya bunlar sizin yanınızda yer alır ve sizinle birlikte düşmanlarınıza karşı savaşırlar ki bunlar için böyle bir tutum mümkün değildir. O halde geriye iki şık kalmaktadır: Ya kavimlerinin yanında yer alıp size karşı savaşacaklar yahut da her iki kesimle de savaşmayacaklar ki bu sonuncusu sizin için diğerinden daha hafif ve uygundur. Bununla birlikte Allah onları size saldırtmaya kadirdir. O halde siz, size esenlik verişini kabul edin ve aksi mümkün olmakla birlikte onların ellerini size saldırmaktan geri tutan Rabbinize hamd edin. İşte bunlar “şâyet sizden uzak durup da sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde kalmak isterlerse artık Allah size onların aleyhine bir yol bırakmamıştır.” 91. Üçüncü kesime gelince bunlar, sizin saygınlığınızı göz önünde bulundurmaksızın kendi menfaatlerini isteyen bir kesimdir. İşte Yüce Allah bunlar hakkında şöyle buyurmaktadır:“Hem sizden” korktukları için “emin olmak, hem kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başka insanlar” bu münafıklar içinden bazıları “olduğunu da göreceksiniz. Ne zaman fitneye çağırılırlarsa onun işine baş aşağı atılırlar.” Yani bunlar küfür ve nifakları üzere kalmaya devam ederler. Fitne ile karşı karşıya kaldıkları her seferinde gözleri kör olur, tepetaklak yıkılırlar, küfür ve nifakları daha da artar. İşte bunlar görünüş itibari ile ikinci kesim gibi olmakla birlikte gerçekte onlardan farklıdırlar. Çünkü ikinci kesim, kendilerine gelecek bir zarardan korktukları için değil mü’minlere saygılarından dolayı onlarla savaşı terk etmişlerdir. Bu kesim ise savaşı mü’minlere karşı bir saygıdan dolayı değil, kendileri adına korktukları için terk etmişlerdir. Hatta bunlar mü’minlerle savaşmak için uygun bir fırsat bulacak olurlarsa bu fırsatı değerlendirmeye kalkışacaklardır. İşte böylelerinin mü’minlerden uzak kaldıkları, onlara ilişmeyip onlarla savaşı terk ettikleri açık seçik ortaya çıkmadığı sürece onlarla savaşılır. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Şâyet sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez” sizden barış ve ateşkes talebinde bulunmaz “ve ellerini (savaştan) çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte böylelerine karşı size apaçık bir yetki verdik.” Yani bunlar size karşı saldırgan, zalim ve barışı terk eden kimseler olduklarından dolayı, sizin lehinize onların alyehine olmak üzere size apaçık bir delil vermiş bulunuyoruz. O bakımdan onlar kendilerinden başkasını kınamasınlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tefsircilerin Medine çevresinden Gatafân ve Esedoğulları’nı, Mekke’den de Abdüddâroğulları’nı örnek olarak gösterdikleri bu grup, menfaatleri böyle gerektirdiği için Medine’ye gelince müslüman oluyorlar, Mekke’ye gidince de şirke dönüp müşriklerle beraber putlara tapıyor, gerekli gördüklerinde müslümanlar aleyhine Kureyş’le iş birliği yapıyorlardı. Hz. Peygamber açıkça kâfir olmayanları, gizli din taşıyanları, müslüman görünenleri, dıştan göründükleri gibi kabul ediyor, kişinin küfrüne açık ve objektif delil bulunmadıkça ona mümin muamelesi yapıyordu. Allah Teâlâ bunların münafık olduklarını, müslümanlıklarının samimi olmadığını bildirerek müslümanlara –insanların kalpleri bilinemeyeceği için başka türlü elde edilemeyecek olan– bir delil vermekte ve bu grubun da sulha yanaşmadıkları, müslümanlara zarar verdikleri sürece kendileriyle savaşanlar gibi mütalaa edilmesi gerektiğini bildirmektedir.
Nisâ Suresi 91. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Müminler!- Münafıklardan başka bir grubu da kendilerini güvende kılmak için size imanlarını gösterirken, kâfir kavimlerine döndüklerinde onların kendilerine güvenmeleri için de küfrü izhar ediyor bulacaksınız. Allah’ı inkâr etmeye ve ona ortak koşmaya her çağrılmalarında şiddetli bir biçimde bu işe dalarlar. Onlar sizinle savaşmayı bırakmaz, barış yapmak üzere size gelmez ve sizin üzerinizden ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. Bu özelliklere sahip olan o kimseleri, ihanet ve tuzaklarından ötürü yakalamanız ve öldürmeniz için size apaçık kanıtlar verdik.